Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Meira Epstein ile Şans ve Ruh Noktaları ve İlerletmeler

 

2 Aralık'ta saat 11:00-17:00 arasında bir seminer düzenliyoruz.

 

İlk defa 2004 yılında gelip, bize benzer konuları İngilizce anlatan ve zamanının çok ilerisinde bir seminer olduğu için fazla insan tarafından yararlanılamayan semineri 14 yıl sonra, konuları esaslı öğrenmek üzere yineliyoruz. Üstelik bu defa yeniden canlanan bir ilerletme tekniğini de öğreneceğiz: Zodiac Releasing. devamı

 

12 Ekim  2018 - Güneş Pluto Karesi

 

 

Güneş Terazi burcunun 18.derecesinde ilerlerken Oğlak burcunun 18. derecesinde bulunan Pluto’ya kare açı yapıyor. Güneş irade, yaşam enerjisi, egoyu, varoluşu ve yaratıcılığımızı ifade eder. Bu hayattaki yaşama amacımızı, ne istediğimizi gösterir. Odaklanmak ve organizasyon yeteneğimizdir. Pluto ise dönüşüm, arıtma, güç acizlik deneyimini, ıslah etme ve yeniden doğumu ifade eder. Fonksiyonu dönüşümdür.

Güneş Terazi’de arabulucu, diplomat, sanatçı ruhlu ve naziktir. Barışçı, uyumu idealize eden bir tarzı vardır. Karşıtlıklar arasında dengeyi uyumu sağlamak ve insanlar, renkler, sesler arasında ahenk sağlamak amacındadır. Gölge yönüyle kararsız, estetiğe, moda ve trendlere düşkünlük, hoşa gitmek için kendi isteklerini göz ardı etmek, seçimi karşısındakine bırakmak görülebilir. Oğlak burcunda bulunan Pluto ise; sorumluluk, öz disiplin, görev duygusu ve kader anlayışında dönüşümü ve bu alanlarda yaşanan güç savaşlarını ifade eder. Mevki elde etmek için başkalarını manipüle etmeyi, kazanılan konumu kaybetmemek için girişilen güç savaşlarını ve sonucunda yaşanacak acizlik sonrası yeni yapıların doğması, kuralların yeniden düzenlenmesini içeren bir süreçtir.

Terazi Oğlak burçları arasındaki bu kare otorite olmak ve saygınlık kazanmak ile kurulan ortaklıklar ve eşitlik sağlamak arasındaki çatışmayı gösterir. İlişkilerdeki güç savaşı bu açının bir görünümüdür.

 

Olumlu olarak kullanıldığında; benliğin aydınlık ve karanlık tarafını bütünleştirebilme, insan üstü irade, kendi derinliklerine dalarak kim olduğunu bulabilme, başkalarına kriz dönemlerinde destek olabilme ve cesaret verebilme, toplumun tabularının üzerine ışık tutabilmek ve kolektifin bunlara yönelik tutumunu dönüştürmek görülebilir.

 

Olumsuz anlamda; Gücü aşırı önemsemek, ya hep ya hiç şeklinde ortaya çıkan gurur söz konusudur. Kendini ortaya koymaktan çekinme ve gizleme görülür. Güç ve acizlik deneyimlerinden egonun yara alması, kendini yok etme, kişisel patlamalar, hayatta kalma sınavları, otoriteyle yaşanan zorluklar bu açının diğer tezahürleridir.

Astroloji Dergisi/Asuman Adıbelli

Kaynaklar

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

Astrolojide Açılar, Sue Tompkins

 

11 Ekim 2018 - Merkür Uranüs Karşıt Açısı

 

Bugün kesinleşen Venüs Mars karesinden hemen önce Akrep burcuna henüz girmiş Merkür ile Boğa'nın 1 derecesinde bulunan Uranüs arasında karşıt açı oluştu.

 

Merkür akıl, iletişim, konuşma yazma, algılama, öğrenme, zeka ve analitik ve mantıklı düşünme fonksiyonudur. Uranüs ise ani değişikliklerin gezegenidir. Elektrik enerjisi ile ifade edilir. Aniden şimşek gibi gelen düşünceler, birden bire içe doğan bilgileri, normların dışına çıkmayı, sürprizleri, şokları ve felci simgeler. Bireyselleşme ve bilinenden özgürleşme prensibidir. Bu iki gezegen arasında oluşan karşıt açı, her iki fonksiyon arasında rekabeti ve birbirlerinin gücünü sınamayı ifade eder. Karşıtlık; iki enerji arasında gidip gelmeyi, tahterevalli gibi denge kurmayı yani bu iki fonksiyonun birlikte ve bütünleyici şekilde kullanılmasını gerektirir.

 

Uranüs Boğa’da kişinin kendine özgü maddesel ve değer anlayışını oluşturması ile ilgilidir. Kendi yeteneklerine uygun para kazanma ve özgün kaynaklar yaratabilme güdüsü veya zorunluluğu ortaya çıkabilir. Hayatın tadını çıkarma, şükran duygusu geliştirmek için farklı arayışları ifade eder. Yerleşik değerlere karşı çıkarken yerine yenisini koyamamak bu nedenle değer karmaşası görülebilir. Sırf isyan etmek için değerleri reddetme, dolayısıyla değerlerin hayattaki önemini kavrayamamak bir başka sonucu olabilir. Merkür Akrep’te görünenin gerisindeki bilgiye ulaşmak ve onu açığa çıkarmak peşindedir. Sezgisel ve bilinenin ötesine giderek mevzunun derinliklerine nüfuz edebilen, araştırmaya ve sondaja yönelik bir akıldır. Olumlu yönüyle; akıl kişinin kötü diye niteleyerek bastırdığı yönlerini algılayıp dönüştürmesi için kullanılabilir. Bu deneyim ile başkalarının dönüşümüne eşlik edilebilir. Gölge yönüyle başkalarını manipüle etmeye, düşüncelerini değiştirmeye çalışmak görülebilir. Kafasını bir konuya takma, onu saplantı haline getirme özelliği; kin, nefret, intikam düşünceleri üretmesine neden olabilir.

 

Bu sürecin sabit burçlar Boğa-Akrep aksında yaşanması bağlılık ve arzuların; yapıcı veya yıkıcı, sakinlik veya duygu fırtınaları, statüko veya krizler ile seks veya tabular karşıtlığı arasında yaşanmasını ifade eder. Boğa ve Akrep burçlarının yöneticileri olan Venüs ve Mars arasındaki kare açı bu karşıtlığın etkisini artırabilir. Ayrıca her iki gezegenin dispozitor konumda bulunan Oğlak burcundaki Satürn tarafından yönlendirilmesi sınırlar ve engeller ile ilgili deneyimin bu süreçte baskın bir şekilde hissedileceğini gösterir. Satürn ciddi, disiplinli ve gerçekçi olarak akıl ve bireyselliğin arasındaki etkileşimin yaşanmasını talep edecektir.

 

Bu açının olumsuz kullanımında, düşünce tarzı ve bireyselleşme arasında çatışmayı gösterir. Düşüncelerin dikkate alınmadığı hissi yaratabilir ve bu durum öfkeye veya saldırganlığa sebep olabilir. Kendi fikirlerinden emin ve başkasının onaylamasına ihtiyaç duymayan ben farklı ve özelim duygusu görülebilir. Tartışmacı bir üslup ve yüzleşilmesi gereken gerçeğin ortaya saçılması ihtiyacı duyulur. Sözler aklın hızına yetişemiyor gibidir. Konuşurken tekleme veya kopuk, gerilimli, küstah bir tarz görülebilir. Kazalar, bir türlü gevşeyememe hali oluşabilir. Uygulanamayacak teorilerin savunulması veya düşüncede karmaşa yaşanabilir.

 

Olumlu kullanıldığında ise; fikirlere, düşüncelere farklı yepyeni bir bakış açısı geliştirebilirsiniz. Ani birdenbire gelen bilgiler ile düşüncelerin değişmesi veya ufkun genişlemesi görülebilir. Düşünceler, sözler sezgisel olarak ortaya çıkıyor gibidir. Özgün fikirler, ani kavrayışlar, benzersiz bir iletişim veya gerçeği söyleme dürtüsü baskındır. Hiç akla gelmeyen daha önce yapılmamış bir şeyleri başlatabilme ve insanlara iletebilme, bencillikten uzak daha insancıl ve farklı bir tarzda kişiselliğini ifade edebilmek de bu açının sonucudur.

 

Venüs Mars Karesi

Bugün Venüs 10° Akrep burcunda, Mars ise 10° Kova burcunda. Bu iki gezegen arasında sabit burçlarda kare açı oluşuyor.

 

Mars itme enerjisini ifade eder. Mücadele etme, hareket etme ve yararsız olanı def etme fonksiyonunu gösterir. Venüs ise kendine çekme arzusunu ve gücünü yani cazibeyi simgeler. Kare açı; itme ve çekme enerjileri arasındaki gerilimin arttığını ve direnç, engellenme hissinin oluştuğunu göstermektedir.

 

Mars’ın geri gidişi 9 derece Kova ile başlamıştı. Şu an Mars geri gidişinin gölgesinden çıkarak tam anlamıyla fonksiyonunu dış dünyada gösterebileceği konuma geçmektedir. Bu güç Akrep’te bulunan Venüs’ü de fazlasıyla etkileyecektir. Akrep burcunun yöneticisi olan Mars, Venüs’ü yönlendirmekte ancak bulunduğu Kova burcunun yöneticisi Satürn ise yönettiği Oğlak burcunda tüm gücünü bu iki fonksiyon üzerinde hissettiriyor. Satürn Oğlak’ta iken hedefe odaklı çalışmayı, disiplinli ve sorumluluk sahibi olmayı talep eder. Engeller ve sınırlamalar koyarak disiplin sağlar ve engelleri ortadan kaldırmak için istek yaratır. Bu nedenle Venüs ve Mars enerjisi arasındaki gerilim Satürn’ün etkisi ile kısıtlayıcı bir hale bürünebilir.

 

Mars Kova ‘da iken insanın enerjisi, kısıtlayıcı olana karşı çıkmaya, geçerliliğini yitirmiş yapılarda reforma yönelir. Kendi bireyliğini farklılığını ortaya koyma savaşı verilir. İnatçı, bağımsız ve geleneklere aykırı şekilde hareket eder. Venüs Akrep’te iken ilişki kurma biçimi yoğun, tutkulu ve sahiplenicidir. Ancak Venüs hem Akrep burcunda zararlı konumda olduğu için Venüs ile simgelenen güzellik, rahatlık, ahenk ve ılımlılık gibi konuların ifadesi zorlaşır, kişi kendine zarar verecek şeylere yönelebilir. Hayata ilişkilerine güvenemeyebilir. Venüs’ün fonksiyonlarının doğru bir şekilde ifade edilebilmesi, sevginin ve doyumun hissedilebilmesi için Akrep burcunun kendi derinliklerine bakabilme cesareti gerekir. Venüs geri giderken; çekingenlik, sosyal gerilemeye, karşı cinsin yanında kendini kötü hissetmeye, kendi değeri hakkında kuşku duymaya, güvensizliklere neden olabilir.

Kare açının sabit burçlar olan Akrep ve Kova burçlarında oluşması mahremiyet, gizlilik ve tek başınalık ile topluluk halinde yaşama, dost canlısı olma ve dürüst olmak ile ilgili çatışmayı gösterir. Bu kombinasyon çoğu zaman en güçlü düşünce ve duyguları ve derin kanaatleri üretir. Gölge yönüyle ise; Akrep –Kova etkileşimi, insanları motive eden şeyler konusunda küçümseyici, alaycı olma eğilimine sahiptir. Bu iki gezegen arasında oluşan kare açı gerilimli bir etki yaratmaktadır.

 

Bu gerilim olumlu anlamda tutkuyu ifade eder. Mars Venüs'e kuvvet verirken, Venüs de Mars prensibini yumuşatır. Sanatsal bir rekabet sağlayabilir. Sevdiği şey için savaşma gücü verir. Erkek ve kadın arasında tensel-erotik bir çekim hissedilebilir, karşı cins ile rahat ve doğal bir ilişki kurulabilir. Eş seçerken içgüdüler ile davranılabilir. Cinsellik doyumludur. Tutkular deneyime dönüşebilir. Gelişmiş bir ritim duygusu ve ince bir beğeni zevkine işaret eder. Ahenk ve uyum sağlama yeteneği gelişir. Aynı zamanda para için savaşılan, mücadele edilen bir dönemi de gösterir.

 

Olumsuz anlamda ise gezegenlerin fonksiyonlarının gerilimli, talepkar ve karşıdakini zorlayacak şekilde ortaya konulmasına neden olabilir. Ebedi doyumsuz olarak simgelenen bu açının diğer tezahürleri ise saldırgan güçlü cinsel istekler, taciz, kabalık, hiçbir şekilde tatmin olamama, arzuladığını alamayacak şekilde davranma, hareket ediş tarzının barışı ve güzelliği bozması. Fırtınalı ilişkiler, cinsel rekabet, sadık olmamak, zararlı zevklere sahip olmak, eğlenceye düşkünlük, duyusal zevklere düşkünlük. Karşı cinsle çatışma. Zarif bir erotizm ile kaba bir cinsellik arasında git gel durumu. Şiddet dolu, hayvansı, saldırgandır ve kendisine zarar verir. Cinsel güvensizlik duyar ve karşı cinse güvenmez. Bir insana bağlanmak konusunda isteksizlik görülebilir. 

Astroloji Dergisi/Asuman Adıbelli

 

 

MERKÜR AKREP’TE – 10 EKİM 2018

 

“Eğer biraz daha sessizlik olsaydı,  tamamen sessiz kalabilseydik, işte o zaman bir şeyi gerçekten anlamayı başarabilirdik.”-  Federico  Fellini

 

Düşünme, algılama ve iletişim kurma fonksiyonumuzu gösteren Merkür Akrep’e giriş yaptı ve buradaki yolculuğu 31 Ekim 2018’e kadar sürecek. Merkür bu konumda yüzeysel bilgiyi kabul etmez, hangi konuyla ilgilenirse ilgilensin, o konuya derinlemesine nüfuz etme ve onun gizli doğasını algılama becerisi söz konusudur. Görünenin/bilinenin arkasındaki bilgiye, en derinde kalmış gerçeğe ulaşır ve onu açığa çıkarır. Sırları açığa çıkarmaya, kimselerin uğraşmak istemediği, toplum dışı görülen tabu ve yasak konuları araştırmaya ve bunların özüne inmeye meraklıdır. Sabit bir burçta olması bakımından, keskin düşünceli ve kararlıdır; dikkatini ve merakını bir konuya yoğunlaştırma ve o konuya kafasına takarak araştırma özelliği birçok gizli kalmış bilginin açığa çıkartılmasını sağlayabilir. Merkür’ün bu konumu dedektiflik, araştırmacılık, arıtma,  tabu/yasak görülen ya da toplum dışına atılmış konuları ıslah etme, krizlere eşlik etme, onları yönetme ve ölüm gibi konularda beceriklilik verebilir. Merkür Akrep’te birisinin konuşmalarındaki zayıf noktaları, gizlediklerini veya bastırdıklarını sezme konusunda beceriklidir. Gerekli durumlarda iyi taktik ve strateji yapan bir zihin söz konusudur. 

 

Gölge yönleriyle Merkür Akrep’te, çoğu zaman sessiz kalıp düşüncelerini kendisine saklayabilir ve bir konuya uzun süre kafayı takıp gizliden gizliye onunla ilgili nefret, kin, intikam ve entrika dolu düşünceler üretebilir. Düşünceler sabit, değişmez, saplantılı ve takıntılı olabilir. Sessizce pusuya yatarak durmadan nasıl kazanacağı, bir durumu/insanı nasıl kontrol edeceği, birisinin düşüncelerini nasıl değiştireceği veya nasıl intikam alacağı üzerine taktikler ve stratejiler yapan bir zihin söz konusu olabilir.  Başkalarının düşüncelerine nüfuz edebilme becerisi, olumsuz anlamda, insanların fikirlerini değiştirmek ya da onları kontrol etmek üzere sözel ve zihinsel olarak onları manipüle etme şeklinde görülebilir. Zamanını kollayıp uygun fırsatı bulduğunda düşüncelerini acımasızca, zehirli ve iğneleyici bir şekilde ifade edebilir yani diliyle karşısındakini öldürebilir. Bu konumda her türlü fikir çatışması kişi için bir ölüm kalım meselesi haline gelebilir.  Zihinsel ve sözel anlamda güç savaşlarına girebilir ve asla teslim olmak istemeyebilir.

 

Akrep’teki Merkür’ün geleneksel yöneticisi Mars Kova’da, modern yönetici Pluto ise Oğlak’ta.  Hayatımızda geçerliliğini yitirmiş ve işlevini tamamlamış unsurları ya da iyileştirilip tekrar hayata katılması gereken unsurları tespit etmek için iyi bir dönem olabilir. Araştırma yapmak ya da derinlemesine öğrenmek istediğimiz konulara daha fazla yoğunlaşabilir ve bilgiye ulaşmaya çalışırken bilinen yöntemlerin dışında daha orijinal ve yaratıcı yöntemler kullanabiliriz. Aykırı, toplum dışı ve tabu kabul edilen konular, ifşa edilen sırlar ve bizi olaylara farklı ve daha objektif bir bakış açısından bakmaya zorlayacak bir takım deneyimler söz konusu olabilir. Bir gruba ait olmak adına “sessiz” kalabileceğimiz gibi, bizimle aynı düşünceleri paylaşmayan insanlara karşı “ya benim yanımdasın ya da düşmanımsın” tavrıyla da yaklaşabiliriz. Bilgimizin gücünü ve aklımızın üstünlüğünü savunmak oldukça önem kazanabilir. Tek kazanan olmak üzere stratejiler yapmak bizi daha fazla zarara uğratabilir, bu yüzden insancıl ve eşitlikçi bir yaklaşımla “herkesin” kazandığı bir durum yaratmaya çalışmak akıllıca olacaktır…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

Astroloji Dersleri, Barış ilhan

“SEN” BİLİNCİ

 

Bugün Terazi burcunda bir Yeniay gerçekleşiyor ve biz yılın "sen" bilincini geliştirme aşamasındayız. Michael Lutin ay düğümlerini anlatırken Kuzey Ay Düğümü Terazi'de olan bir erkeğin evlilikte eşinin soyadını seçme durumunda olabileceğini anlatır. Steven Forrest da kendi özünden taviz vermeden kişisel özelliklerinden taviz vermesi gerektiğini söyler. Kısaca, Terazi olmak kendinden bir şeyler vermeyi gerektirir. Özgürlüğüne, otonomisine düşkün olanlar için, bu, kavraması zor bir fikir olabilir, ancak damarlarında Terazi kanı dolaşanlar için o kadar zor olmasa gerek. Yine de vermek öğrenilmesi gereken bir sanattır. "Sen" bilincini geliştirmeden vermek bir kabusa dönebilir. Ben bir sade ekmek isterken, sen bana daha iyi olduğunu düşündüğün için, beni hiç dinlemeden, çikolatalı pasta vermeye kalkarsan, hem beni mutlu edemezsin hem de çikolatalı pastayı almak için kaynaklarını tükettiğin için beni nankörlükle suçlayarak, bana kızabilirsin. Oysa benim tek istediğim sade bir dilim ekmekti, ve bu senin kaynaklarını fazla zorlamayacaktı. Çoğumuz karşımızdaki insanın istek ve ihtiyaçlarını ondan daha iyi bildiğimizi düşünerek, ona ne vereceğimizi saptarız. Oysa, eğer onu dinlersek, onun isteklerinin çok farklı olduğunu görebiliriz. İşte bu noktada o istekleri bizim sağlayıp sağlayamayacağımızı düşünme süreci başlar. Eğer bizde olmayan ya da vermek istemediğimiz bir şeyi vermeye kalkarsak, kendi sınırlarımızı zorlamaya başlarız. Bu da bizi önce iç çatışmaya, sonra da dış çatışmaya götürür ve Terazi'nin barışçı doğası zarar görür. -Barış İlhan, 2009

 

 

TERAZİ’DE YENİAY

 

“Çatışma, drama demektir ve insanların bu çatışmayla baş etme tarzları ise, bize onların gerçekte nasıl insanlar olduklarını gösterir.”  Stephen Moyer

 

9 Ekim 2018’de saat 06:47’de 15 derece Terazi’de bir Yeniay gerçekleşiyor. Yeni bir şeylere başlama ve yeni tohumlar ekme zamanı olan bu Yeniay’da, kendi isteklerimiz ve öteki insanların isteklerini dengelemek, onları gerçek anlamda anlamaya çalışmak ve ilişkilerimizdeki eşitliği ve adaleti sağlamak üzere bazı adımlar atabiliriz. Özellikle çatışma yaşadığımız insanları anlamaya çalışmak ve yaşadığımız krizleri çözmek adına, onlara gerçekten ne istediklerini sormak ve kendimizi de doğru ifade etmek oldukça önemli olabilir. Eğer insanları memnun etmek ya da onaylanmak için gereğinden fazla taviz veriyorsak, bu Yeniay’da bazılarına “hayır” demeyi ve gerekirse çatışmayı, sürtüşmeyi ve kaybetmeyi de göze almamız gerekebilir.

 

Yeniay’ın yöneticisi Akrep’teki Venüs 5 Ekim 2018 itibariyle geri hareketine başladı. Özellikle yakın ilişkilerimizde değer sistemimizi tekrar sorgulamamız ve gözden geçirmemiz gereken bir dönemden geçebiliriz.  Kaybetme korkusuyla kontrol etmeye, manipüle etmeye çalıştığımız ve güç savaşlarına girdiğimiz her alanda krizler yaşayabiliriz; bu krizler uzun süredir üzerini örtüp bastırdığımız kin, nefret, intikam gibi duygularla, ilişkilerimizdeki alttan alta kaynayan, kötü-pis diye göz ardı ettiğimiz, ilgilenmek istemediğimiz temalarla yüzleşmemize neden olabilir. Dönüşümün burcu olan Akrep’te geri hareketini sürdüren Venüs, çürümüş ve miadını doldurmuş insanları ve ilişkileri hayatımızdan çıkarmak, kötü yanlarını ıslah ederek iyileştirmemiz gerekenleri de iyileştirmek konusunda bizi yeniden bir değerlendirme yapmaya zorlayabilir. Bu süreçte, hangilerini “iyileştirebileceğimiz” ve hangilerini ise “bırakmamız” gerektiğine işaret eden olaylar yaşayabiliriz. Akrep’teki Venüs’e kare açı yapan Kova’daki Mars, arzuladığımızı almak ya da gücümüzü dayatmak üzere yaptığımız her hamlede, çatışma ve kriz ile karşılaşabileceğimize ve yıkıcı davranabileceğimize ya da başkalarının yıkıcı davranışlarına maruz kalabileceğimize işaret ediyor. Yeniay ve Oğlak’taki Pluto arasındaki kare ise, bu Yeniay’daki Akrepsi temayı iyice vurguluyor. Bu kare, kişisel ve duygusal anlamda güç kaybetme ya da aciz kalma korkusuyla kontrol etmeye çalıştığımız, değişmesin diye direndiğimiz alanlarda, bizi bırakmaya ve değişmeye zorlayacak deneyimleri beraberinde getirebilir. Bu noktada hayatın doğal akışını, doğal döngülerini kabullenmek ve bizden daha büyük bir “Gücün”  iş başında olduğu bilinciyle teslim olmak, hem ruhsal anlamda bizi daha çok güçlendirecek hem de enerjimizi şu anda bizim için daha önemli olan şeylere vermemizi sağlayacaktır.

 

Ayrıca Terazi’deki bu Yeniay asteroid Ceres ile de kavuşum halinde. Besleyen, büyüten ve iyileştiren bir prensibi gösteren Ceres, çocuğu kişisel manada besleyen ve büyüten geleneksel anneliği simgeleyen Ay’ın tersine,  kuvvetten düşmüş, bakıma ihtiyacı olan insanlarla ilgilenen daha evrensel boyutta bir anne sevgisini temsil ediyor. Bu kavuşum genel anlamda “dişil” bir figüre vurgu yaptığından, hayatımızda annelik, anne veya bazı kadın figürleri, aile, çocuk yetiştirme, bakım, büyütme, yeme alışkanlıkları, kendi fiziksel bedenimizle ilgilenme ve iyileştirme gibi temaları ön plana çıkabilir. Hem kendimizle ilgilenmek hem de ailemiz, çocuklarımız olsun başkalarıyla ilgilenmek arasında iyi bir denge tutturmamız gerektiğine işaret ediyor olabilir. Başkalarıyla ilgilenirken, kendimize de zaman ayırıp sağlığımızı ilgilendiren konularda bedenimizin sesine kulaklarımızı tıkamadığımızdan emin olmak oldukça önemli.

 

Bu Yeniay’ın Sabian Sembolü cümlesi ise, “Fırtınadan sonra karaya yanaşan bir gemi yeniden inşa edilmek üzere bekliyor.” şeklinde. Bu sembol, hayatımızdaki “fırtınaların”  ya da zorlu koşulların yıktığı parçaları tekrar yapılandırmak gerektiğine işaret eden bir sembol. Yıkılmaz zannettiğimiz en sağlam yapılar bile hayatın gelgitleri ya da duygusal çalkantılar sonucu yıkılabilir ve kendimizi hayatımızı tekrar güvenli bir hale getirmek üzere çalışırken bulabiliriz. Fakat sembol bu yıkımla beraber, gelecekte daha sağlam bir şeyi inşa etmek üzere bir bilgeliğin de bize geleceğine işaret ediyor. Yeniden yapılanmaya gittiğimiz her alanda kendimize yeni ve daha yaratıcı yöntemler bulabiliriz. Ayrıca bu fırtınaları kendimiz yaşamasak bile, kendimizi başkalarının krizlerine eşlik ederken ve onlara rehberlik ederken bulabiliriz. Bu sembol parçaları yeniden birleştirme ve duygusal olarak yenilenme gücünü bize verse de, diğer yandan duyguların içinde boğulmak, çaresizlik, olayların veya insanların bizi yıkmasına izin verecek kadar güçsüz davranmak ve sorumluluk almak yerine bahaneler bulmak gibi riskleri de beraberinde getiriyor.  Bazı şeyler yıkılmasın ya da istediğimiz şekilde değişsin diye kendi gücümüzü hayata ve insanlara dayatmak ya da kayıplarımız için başkalarını suçlamak, hayatımızda çıkması muhtemel fırtınaların ya da krizlerin şiddetini daha da arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Gücün kaynağının öncelikle kendimizi ve bakış açımızı değiştirmek olduğunu hatırlamamız gerekir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

* Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com/

*http://www.astrolojidergisi.com/mitoloji15.htm

 

VENÜS GERİ GİDİYOR

 

 

Güneş bugünlerde Terazi burcunda ilerliyor, onun yöneticisi Venüs ise zarar gördüğü, simgelediklerini iyi sergileyemediği Akrep burcunda durarak hayatımızda huzuru hissetmemizi, ölçüyü tutturmamızı zorlaştırıyor. Bu esnada Venüs’ün Mars’la yaptığı kare açı dirençlere, geçmişi bırakma zorluklarına işaret ediyor. Hepimiz kendimizi biraz Akrep gibi hissediyoruz. Özellikle bugün Akrep’te geri gitmeye başlayacak olan sevginin, barışın, güzelliğin, paranın, kendi değerimizin, değer verdiklerimizin ve ilişikilerin gezegeni Venüs’ün durması bu duyguyu iyice arttırıyor.

 

Hazır söz Akrep’te hareket eden Venüs’ten açılmışken önümüzdeki kırk gün boyunca ilişkiler arenasında neler yaşayabileceğimize bir bakalım. Akrep kaynaşmanın, bütünleşmenin burcu olduğu için Akrep özelliği taşıyan insanlar bir ilişkiye girdiler mi kendilerini ya tamamen kaptırırlar ya da fazla tehlikeye atılmadan sanki ilişki içindeymiş gibi davranırlar. Ya hep ya hiç, ya sevgi ya nefret gibi iki uçta gezinirler. Akrep kendisini evrenin, olayların doğal akışına bırakmakta zorluk çeker, sanki bırakırsa her şey ters gidecekmiş gibi sürekli yaşamı kontrol altında tutmak üzere strateji taktik geliştirir. Evrende kendi ruhunun serüvenini ararken, biraz uzakta kendi yolunda gitmeye çalışan birisini görür. Bu kişinin uygun olduğuna karar verirse hemen bir çengel atar ve o insanı kendine doğru çeker. Sonra elindeki ipi çevrelerine dolar. Böylece ayrılmalarını önlemiş olur. Ancak buna rağmen o insanı kendi yoluna bıraktığında uzaklaşıp uzaklaşmayacağından emin olamadığı için ipin sağlamlığını gece gündüz kontrol etmesi gerekir. Sürekli o insanın ne düşündüğünü, ne istediğini, neye ihtiyacı olduğunu göz önünde bulundurup bunları sağlamaya çalışır. Böylece birleşmeden doğan sepeti tek başına doldurmaya başlar. Ancak kendi ihtiyaçları doyurulmamış olur. Bir noktada ipi gevşetmesi ve yanındaki insan ile kendi yolunun hayatın doğal akışı içinde birleşip birleşmediğini görmesi gerekir. İşte şimdi tam bu noktadayız.

 

Şimdi Venüs geri gittiği için kendimizi sevmemiz, kendi değerimizin farkına varmamız, bizim için değerli olanları gözden geçirmemiz gerekiyor. Geri gitme aynı zamanda yeniden yaşama, yeniden yapma demektir. Dolayısıyla bugüne kadar çözülmeyen, dile dökülmeyen sorunlar su yüzüne çıkabilirler. Artık ömrünü doldurmuş, bizim için yararını bitirmiş ilişkilerden özgürleşmemiz gerekiyor. Hâlâ geçerli olan ilişkileri ise yenilememiz gerekiyor. Bu döngü 8 yılda bir yaşandığı için, belki bundan 8 yıl önce yaşadıklarınıza bakıp değerlendirebilirsiniz.

 

Akrep karanlıkların burcu olduğu için biraz karanlıkta yaşayacağız. Eski bir deyiş “Parlayan her şey altın değildir” der. Işık çekilince altın olup olmadığı anlaşılır. Dolayısıyla şimdi bize değeli görünenlerin gerçekten değerli olup olmadıklarını anlayacağız. Şu soruları sormakta yarar var: “Ben bir ilişkide gerçekten ne istiyorum?”, “Bu ilişkide ne alıyorum, ne veriyorum?”, “Şimdi nelerden kurtulmalıyım, nelere sarılmalıyım?”, “Neden korkuyorum, bu korkudan nasıl kurtulurum?” - Barış İlhan

 

 

Merkür-Plüton Karesi - 3 Ekim 2018

“Sözün görevi şimdi bu çirkinleşmeyi göstermek. Savaşın sadece cephede ölenlerden ibaret olmayan bir çirkinleşme, insanlıktan uzaklaşma olduğunu kerelerce tekrar etmek. Ve sonra ikinci seçeneği sunmak sözün görevi. Yapılacak şeyleri söylemek. Ama bunun için kendini ortaya atıp tek başına kahraman olacak ve sonra muhtemelen feda edilecek bir yazar, bir çizer, bir siyasetçi beklemek büyük korkaklık. Ayıp bir korkaklık. Hepimiz biliyoruz ne söylenmesi gerektiğini. Mucizevi yeni bir söz yok. Tek bir söz var, hepimizin bildiği. Sadece bunu hep birlikte söylemek gerekiyor ki ilk söyleyeni vurmasınlar. Vuramayacakları, kıramayacakları kadar çok olmamız gerekiyor ki işe yarasın. Bu söz atla deve değildir. Bu söz yepyeni bir icat değildir. BARIŞ hepimizin bildiği beş harfli bir sözcüktür ve telaffuzu savaş kadar kolaydır.” - Ece Temelkuran

Barış, karşıtlıkları uzlaştırma ve diplomasi ustası Terazi’deki Merkür ile 18 derece Oğlak burcunda yer alan Plüton arasında bir kare açı meydana geliyor. Etkisi daha çok haritalarında öncü burçlarda bu derece civarında gezegenleri olanlar tarafından yaklaşık 2-3 gün hissedilecek bu transit, yoğun bir biçimde bir proje veya düşünceye odaklanma zamanıdır. Zihinsel güç oldukça yüksektir.

Merkür-Plüton açıları her şey göründüğünden daha fazladır prensibiyle çalışır. Bu açı sağlıklı kullanımıyla bir konunun yüzeyinde kalmayarak çekirdeğine inebilen bir anlayış derinliğine ve çürümüş fikirleri arıtıp dönüştürebilen bir zihne işaret eder. Kimsenin cesaret edemediği, toplumun mahrem ya da karanlık olarak kabul ettiği konuları araştırmaktan ve ifade etmekten çekinmez. Bilgiye körü körüne bir inançla sarılmak yerine, sağlıklı kuşkuyla yaklaşmak ve fikirleri tüm tarafların bakış açısını dinleyerek analiz etmek kişinin öğrenme sürecine katkıda bulunur. Fakat açının gölge yönüyle takıntılı bir şekilde anlamsız kuşkuların peşinden gidilebilir. Kişi kendisinden bir şeylerin saklandığını düşünür. Kendi güvensizlikleri konuyu net algılamasını engeller. Bu durumda bilgiyi kontrol altına almaya ve kabul edemeyeceği bilgiyi değiştirmeye çalışır. Asıl amacı bilgiyi, iletişimi dönüştürmek, faydalı hale getirmek iken, gerçekleri çarpıtarak başkalarını manipüle eder.

Otorite figürlerinin korkusuyla daha önce bastırılan veya söze dökmeye cesaret edilemeyen esas düşünceler ve çıplak gerçeklik dile getirilebilir. Terazi tereddüt etme eğilimindedir. Diğerlerinin düşüncelerini dikkate alır. Oğlak otoriterdir. Hedeflerin gerçekleştirilmesine odaklıdır. Aynı konuda hem otoriter hem demokratik olmak mümkün olamayacağı için bu burçlar arasındaki çatışma da açıktır. Dolayısıyla bu süreçte, konuşurken kelimelerinize, düşünürken kendinize söylediklerinize ekstra özen ve dikkat göstermekte fayda vardır. Karşınızdakini yenmek, onu hakimiyetiniz altına almak veya haklı çıkmak için değil, anlaşmak için konuşulduğunda ortak hedefler belirlenip bir uzlaşıya varılması mümkün olacaktır. 

(-) Takıntılı düşünceler. Takıntıların net algılamayı engellemesi. İğneleyici sözler. Kendinden gizlenen sırların olduğunu düşünerek bunu paranoyaklık noktasına vardırmak. Zorlayıcı iletişim. Bilgiyi diğerlerini bastırmak için kullanmak. Diğerlerinin düşüncelerine nüfuz etmeye ve bunları kontrol etmeye çalışmak. Zihinsel güç savaşlarına girmek veya ticarette güç savaşlarına girmek. Aklıyla her şeyi kontrol altına almaya çalışmak. Büyü ve okült konulara merak. Saplantılı bir şekilde iletişim kurmak ya da düşüncelerini kendine saklamak. Öldüren dil. Karanlık düşünceler. Bilgiyi kötüye kullanmak. Sırları aleyhte kullanmak. Geçmişten kalma çürümüş düşünceleri adeta kusmak. Sabit fikir. Komplo teorileri.


(+) Bilginin derinine inmek. Gerçekleri tüm çıplaklığıyla görmek. Konuşulmaya cesaret edilemeyen tabuları dile getirmek. Görünenin arkasındakini merak etmek ve araştırmak. Sözcüklerin arkasındaki anlamı kavramak. Karanlık yönlerini yüzeye çıkartıp arındırmak ve dönüştürmek veya bilineni kökten değiştirmek. İletişim tarzında dönüşüm. Tabulaşmış düşünceleri yıkmak ya da değiştirmek. Büyüleyici fikirler. Kelimelerin gücü. İkna. Düşüncelerini kabul ettirmekte yetenek. Stratejik tacir. 

Astroloji Dergisi/Pınar Uyar

 

EKİM -2018

Düşünme Zamanı

Ekim 2018 ayının önemli astrolojik enerjileri:

  • 5 Ekim 2018'de Akrep burcundaki Venüs durağandan geri harekete başlayacak. 16 Kasım 2018'e kadar da geri gitmeye devam edecek.

  • 8 Ekim 2018’de Güneş ve Ay Terazi burcundayken Yeniay meydana gelecek.

  • 24 Ekim 2018’de Aktep’teki Güneş ile Boğa’daki Ay Dolunayı meydana getirecekler.

  • 31 Ekim 2018’de geri giden Venüs tekrar Terazi burcuna girecek. devamı...

 

KOǒTA DOLUNAY

 

“ Eğer bir şey size meydan okumuyor ve sizi zorlamıyorsa, o şey sizi değiştirmeyecek demektir. ” - Fred DeVito

 

25 Eylül 2018’de Türkiye saatiyle 05:51’de Koç’ta bir Dolunay gerçekleşiyor. Sonbahar ekinoksuna denk gelen bu Dolunay, “Hasat Dolunayı” olarak da biliniyor ve 9 Eylül 2018’de gerçekleşen Başak’taki Yeniay’da başladığımız işlerin sonuçlarına, nasıl bir hal aldığına ve bu konularda ne gibi inisiyatifler almamız ve nasıl bir hareket planı izlememiz gerektiğine ışık tutuyor. Koç-Terazi aksındaki bu Dolunay, ben-sen, benim isteklerim-senin isteklerin, rekabet-işbirliği, savaş-barış, bağımsızlık-ilişki ve karar-tereddüt gibi temaları gündeme getiriyor. İnisiyatif alıp bağımsız bir şekilde isteklerimizin peşinden gitme ve  onlar için mücadele etme konuları aklımıza gelse de, Koç-Terazi aksının vurgulandığı bu Dolunay, saldırganlaşmadan, öfkelenmeden hakkımızı nasıl koruyabiliriz, kendi isteklerimizden ödün vermeden nasıl işbirliği içine girebiliriz, hem kendi duruşumuzu ve bağımsızlığımızı koruyarak hem de ilişkilerimize zarar vermeden onları nasıl sürdürmeye devam edebiliriz, kendi isteklerimizi belli noktalarda uzlaşarak nasıl elde edebiliriz gibi soruları da sormamız gerektiğine işaret ediyor. 

 

Bu Dolunay’da Terazi’deki Güneş-Merkür kavuşumunun tam karşısında Koç’taki Ay-Kayron kavuşumu var. Oğlak’taki Satürn ise bu karşıtlığa kare yaparak öncü bir T-kare oluşturuyor ve bu T-kare’nin fokal gezegeni olarak Dolunay’a damgasını vuruyor. Aşırı enerji ve dinamizm anlamına gelen öncü T-kare, aynı anda birden fazla şey başarmak istemek ve çok fazla işle meşgul olma sonucu zayıf planlama gibi sorunlara işaret ediyor; Oğlak’taki Satürn fokal gezegen olarak, bu enerjiye kısıtlama ve engelleme getiriyor ve “odaklanmamız” ve “gereğini yerine getirmemiz” konusunda bizi uyarıyor. Bu Dolunay’da, kendi kişisel sınırlarımızı kabullenmemiz ya da belirlememiz, artık “zamanı gelmiş ve bizim için öncelik arz eden” şeyler konusunda sorumluluk almamız, disipline olmamız,  gerekirse fazladan aldığımız yükleri başkalarına delege etmemiz ve ilerlememizi engelleyen korkularımızla yüzleşmemiz gerekebilir. Endişe, korku, yalnızlık, suçluluk ve yetersizlik duyguları, güvensizlik, kendini herşeyden sorumlu hissetmek, reddedilme korkusu, kendini sansürlemek, kötümserlik ve depresyon gibi temalar özellikle ailevi ve özel ilişkilerimizde baş gösterebilir. Anne–baba olmak üzere,  aile üyeleriyle ve genel anlamda hayatımızdaki diğer otorite figürleriyle bir takım sorunlar yaşayabiliriz. Terazi’deki Güneş-Merkür kavuşumunun Koç’taki Ay-Kayron kavuşumuna yaptığı karşıtlık, birşeyleri tarafsız ve objektif olarak algılamamızı zorlaştırabilir. Aşırı subjektif bir algıyla, çok kolay alınabilir, sinirlenebilir ve mantıksız kararlar alabiliriz. Yanlış anlaşılmalar ve iletişim sorunları yaşayabiliriz. Oğlak’taki Satürn’ün yaptığı kare ise, daha da olumsuz düşünmemize yol açarak, endişe ve vesveselerimizi artırabilir. Bu durumda kendimize neyin bizim için “öncelikli ve önemli” olduğu sorusunu sormak, karşımızdakini anlamaya çalışmak ve kendimizi öfkelenmeden karşımızdakine doğru bir şekilde ifade etmek oldukça önemli olabilir.

 

Koç’taki Ay-Kayron kavuşumu, özellikle ailemizden, çocukluğumuzdan gelen duygusal bir yaraya işaret edebilir. Aile içi yaşanabilecek problemlerin yanısıra, geçmişten getirilen bu duygusal yaraların gün yüzüne çıkması bizi duygusal açıdan savunmasız hissetirse de, bize bir iyileşme fırsatı da yaratabilir. Bu Dolunay, bize ızdırap veren ve kendimizi yetersiz hissettiren duygular, durmadan kendimizi sabote etmemize neden olan ve ilerlememizi engelleyen öz-yıkıcı davranış kalıplarıyla ilgili olarak daha gerçekçi çözümler üretmemiz ve gerekirse yardım almamız gerektiğine dikkat çekiyor olabilir. İyileşmenin ön-koşulunun “kabullenmek” olduğunu unutmamamız gerekir. İnsan olduğumuzu, bir insan olarak yaralanabileceğimiz gerçeğini ve duygusal, psikolojik ve fiziksel sınırlarımızı kabullenmek bu sürecin akışını kolaylaştırabilir.

 

Koç’taki Dolunay Cetus Takımyıldızındaki Deneb Kaitos sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Ptolemy’e göre bu sabit yıldız Satürn doğasına sahip ve kaba kuvvetle kendine zarar verme, hastalık, gözden düşme, kötü talih ve zorunlu yapılan bir değişiklik ile ilişkilendiriliyor.  Özellikle Ay ile olan kavuşumlarda, dikkatsizliğe, dikbaşlı vahşi bir mizaca ve tartışmalara işaret ediyor.  Ebertin’e göre, bu sabit yıldız hem fiziksel hem de psikolojik yönden kısıtlanmaları ve engellenmeleri gösteriyor.

 

Bu Dolunay’ın Sabian Sembolü cümlesi ise, “Bir komedyen bir grup arkadaşını eğlendiriyor.” şeklinde. Bu sembol, kendini ve başkalarını objektif bir şekilde algılamanın, hem seni hem de etrafındakileri rahatlatacağına işaret eder. Temelde insan olduğumuzu ve hepimizin bir takım kusurları, yetersizlikleri ve zaafları olduğunu nedense hep birilerinin bize hatırlatması gerekir.  Bazen yaşadığımız durumlardaki komik yanı görmek ve olaylara daha mizahi bir bakış açısıyla yaklaşmak bize keyif verebilir. Bazen komik taraflara odaklanarak vereceğimiz pozitif reaksiyonlar zorlukların üstesinden gelmemizi kolaylaştırabilir. Bu sembolün getirdiği riskler ise, ıvır zıvır önemsiz şeylerle uğraşarak gerçekleri gözardı etmek, sınırlarını ve ne zaman duracağını bilememek ve yaşamın zorunluluklarından kaçmaktır. Oğlak’taki Satürn’ün etkisindeki bu Dolunay’da, yaşamın sorumlulukları, görevleri ve ciddiyeti içerisinde işleri oluruna koymaya çalışırken, kendimize aşırı yüklenmek ve hayatı aşırı ciddiye almak yerine, olaylara biraz mizah duygusu ile yaklaşmak hem zihnimizi özgürleştirip daha objektif ve net düşünmemize hem de daha iyi sonuçlar elde etmemize yardımcı olabilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*http://www.astrolojidergisi.com/mitoloji12.htm

*Astrolojide Açılar, Sue Tompkins

*Fixed Stars&Their Interpretation, Elsbeth Ebertin

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com

 

BUGÜN GÜNEŞ TERAZİ’YE GİRİYOR

 

 

Halk arasında Terazi burcu için genellikle “Dengenin burcu diyorlar, ama benim tanıdığım Terazi’ler hep dengesiz” denir. Hepimiz pazarda, manavda alışveriş yaparken terazinin kefesinin zor dengelendiğini biliriz. “1 kiloyu biraz geçti, yok geçmedi, sen ona bir domates daha koy, şunu 2 kilo yapalım da sen bana yuvarlak hesap 10 lira ver” tartışmaları, “Acaba kazıklandım mı”, “Yaşasın biraz fazla tarttı” hesapları sürer gider. Eh biz daha bir pazar alışverişinde bu dengeyi zor tuttururken siz artık ömür boyu bunu yapmak zorunda olan Terazi burcunu düşünün. devamı...

 

 

MERKÜR TERAZİ’DE – 22 Eylül 2018

 

“Diplomasi, karşınızdakini incitmeden yalın gerçekleri söyleme sanatıdır -Winston Churchill

 

 

Düşünme, algılama ve iletişim kurma tarzımızı gösteren Merkür öncü bir hava burcu olan Terazi’ye giriş yaptı ve 10 Ekim 2018’e kadar Terazi’deki yolculuğunu sürdürecek. Merkür’ün burada  düşüncelerini ifade ediş şekli ince, zarif ve diplomatiktir. Karşıt düşünceleri uzlaştıran, tarafsız, iletişimde uyumu, ahengi ve eşitliği yaratmayı amaçlayan bir konumdadır. Karşısındakini ya da farklı görüşleri dinlemek ve arabuluculuk yapmak söz konusudur. Merkür’ün bu konumu “öteki insan bilincinin” geliştirilmesi gerektiğine işaret eder, dolayısıyla bu konumda karşısındakini tam anlamıyla anlamak adına sorular sormak, onu her yönüyle anlamaya çalışmak, insan ilişkilerini ve dinamiğini  kavramak oldukça önemlidir. Karar vermeden önce herkesin görüşünü alıp farklı düşünceleri mukayese edebilir ve tarafsız, adil bir şekilde karar verilebilir. Bu bakımdan psikoloji, danışmanlık, halkla ilişkiler, hukuk, estetik duyarlılık gerektiren konularda ve sanat alanlarında beceriye işaret edebilir.

 

Gölge yönleriyle çatışmaktan korktuğu için, sürekli kendi gerçek düşüncelerini geri çekerek başkalarının düşüncelerine uyum sağlayabilir. Suları hiç bulandırmayan, aşırı nazik ve yüzeysel bir iletişim tarzı görülebilir.Bir meseleyi her yönüyle ve başkalarının görüşlerini de sorarak ele alma özelliği, olumsuz yönüyle kararsızlık şeklinde kendini gösterebilir. Düşünceler, hep başkalarının hoşuna giden sosyal trendlerden ve popüler düşüncelerden etkilenebilir. Karşıtlıkları uzlaştırmaya çalışması, uç noktada her şeye bir karşıt düşünce yaratmasına neden olabilir.

 

Terazi’deki Merkür’ün yöneticisi Venüs zararda olduğu Akrep’teki yolculuğunu sürdürüyor. Bu dönemde, karşımızdakini kendimizden ayrı bir birey olarak anlamaya ve tanımaya çalışmak oldukça önemli. Hayatımızdaki insanların, bizim istediğimizden farklı şeyler istemesi ve farklı beklentilerinin olması söz konusu olduğunda, daha tarafsız, adil ve hayatın doğal döngülerine, akışına güvenen bir yaklaşımda olmak kendimiz için de “yeniye”  daha kolay yer açmamıza olanak sağlayabilir. Kendi isteklerimizi yaptırmak ya da birşeyleri olduğu gibi tutmak adına manipülatif davranmak, çatışma ya da kriz yaşamamak için düşüncelerimizi gizlemek ya da  yüzeysel bir “Bay/Bayan Nazik” tavrı, ilişkilerimizde görmezden geldiğimiz “gerçekleri” geçici olarak başımızdan savmamızı sağlasa da, kalıcı ve doyurucu bir çözüm getirmeyecektir. Merkür Terazi’nin yöneticisi Akrep’teki Venüs, bizi görünenin ardındaki gerçeği görmek adına zorlayacağından, özellikle birebir ilişkilerimizde karşımızdakinin söylediklerine iyice kulak vermek, onu gerçekten anlamaya çalışmak ve gerekirse düşüncelerimizi de çekinmeden ifade etmek, problemleri çözmemizde, ilişkilerimizi iyileştirmemizde ya da miadını tamamlamış olanları bitirmemizde yardımcı olacaktır...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

VENÜS AKREP’TE – 9 Eylül 2018

“Aşkın bir ateş olduğunu kim söyledi?

Aşkın kül olduğunu biliyorum.

O, ateş tümüyle söndüğünde ardında kalandır.

Deneyimin kutsal cevheridir...”

- Patience Worth

Çekim gücümüzü, ilişki kurma tarzımızı ve iştahımızı simgeleyen Venüs zararlı pozisyonda olduğu Akrep’e giriş yaptı.  Venüs Akrep’te kendi kaynaklarından çok uzakta, dermansız ve sürgünde gibidir, bu nedenle simgelediği sevgi, barış, uyum ve ahenk gibi konuların ifadeleri zorlaşır. Kendisine zarar verecek ve kendisini doyurmayacak şeyleri ve insanları sevebilir. Bu konumda Venüs’ün İlişki kurma tarzı tutkulu, yoğun, derin ve sahiplenicidir. Sevgi bir ölüm kalım meselesi gibi yaşanır çünkü yakınlaşmak ve kaynaşmak korku yaratır. Derinden bir yakınlaşmayı ve kaynaşmayı arzulasa da, aciz kalma, kontrolü kaybetme ve acı çekme korkusuyla ilişkilerinde durmadan güç savaşları verebilir. İlişkide gücü ve kontrolü elinde tutmak için, manipülatif yollara ve taktiklere başvurabilir ve karşısındakinin zaaflarını belirleyip ihtiyaçlarını gidererek onu kendisine bağımlı kılabilir. Kendi dönüşümünden ziyade, durmadan karşısındakini ve koşulları değişmeye zorlayabilir. Sevgiyi ve cinselliği bir tehdit ya da bir güç gibi kullanma, cinsel cazibeyle baştan çıkarma, haset, kin ve intikam duyguları, çarpık bir sevgi anlayışı, sadistlik ve sekse takıntı söz konusu olabilir. Bu güç oyunları, taktikler, stratejiler, manipülasyonlar ve aşırılıklar, kişinin sonuçta sevgiyi hiç hissedememesine, kendisini değersiz hissetmesine ve hayata güvenmemesine yol açar. Venüs bu konumda yaşamın doğal döngülerini, kayıpları kabullenmesi gereken bir konumdadır dolayısıyla bırakmamak için verdiği güç savaşları artık işe yaramayıp bir ilişki bittiğinde bu durum da bir ölüm kalım meselesi haline gelebilir. Kaynaşık, kendisini diğerinden ayırt edemeyen bir bilinç söz konusu olduğundan, bir insanı ya da bir durumu uzun bir süre saplantı haline getirerek ondan ayrılamayabilir.


Psikolojik açıdan Akrep’in dönüşümün burcu olduğunu göz önüne alırsak, bu konumdaki Venüs’ün sevgiyi ve doyumu hissedebilmesi için, öncelikle kendi içinde kötü-pis diye bastırdığı şeylere, kendi karanlıklarına bakmak ve onları dönüştürme cesareti göstermesi gerekir. Hayatın ve insanın iyinin ve kötünün birleşiminden oluştuğu bilinciyle, içindeki kötü diye yüzleşmek istemediği her türlü pisliği arıtması, içindeki asıl cevheri çıkartıp sağlıklı bir şekilde kendisine ve hayatına katması gereklidir. Venüs Akrep’te bu bahsedilen dönüşüm temasını tek başına değil, özellikle tutkuyla bağlanılan ve kaynaşılan bir insan kanalıyla yapacaktır. Böylelikle içindeki kin, intikam, kıskançlık gibi duygularıyla yüzleşip bunları arıtabilir. İlişkilerde yaşanılan krizler, kayıplar ve kayıpları kabullenme (teslimiyet) süreci sonucunda kişi sevgi anlayışında ve öz-değer duygusunda da dönüşüm yaşayabilir. Venüs bu konumda krizli ilişkilerle dönüşür, başkalarına da bu anlamda katalizör olur. Herkese kriz zamanlarında eşlik edebilir. Başkalarının dışladığı, toplum dışına itilmiş insanlarla ilgilenebilir ve onların da krizlerine eşlik edip dönüşüm süreçlerine ortak olabilir. Diğerlerinin kötü diye bir kenara attığı, kimsenin uğraşmak istemediği konularla uğraşabilir ve bu atılanları arıtıp tekrar hayata katabilir. Gizliliği sevmesinin yanı sıra, üstü örtülü, gizli kapaklı, gizemli konuları derinlemesine araştırmayı ve bunlarla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmayı da sevebilir.


Akrep’teki Venüs’ün geleneksel yöneticisi Mars Kova’da; modern yöneticisi olan Pluto ise Oğlak’ta. Bu dönem istesek de istemesek de uzun süredir bastırılan kin, intikam, haset gibi duygularla yüzleşmek,  bunları arıtmak, ilişkilerimize ve kendimize  “asıl gerçekleri” görecek  şekilde derinlemesine bakmak durumunda kalabiliriz. Yaşayacağımız krizler artık  göz ardı etmeyi bırakıp çözmemiz gereken durumlara, iyileştirmemiz gereken yanlarımıza veya artık hayatımızda görevini sonlandırıp gidecek unsurlara işaret edebilir. Kontrolü kaybetme korkusuyla güç savaşlarına girmekten ziyade, daha objektif  ve insancıl bir yaklaşımda olmak, kendimizi zihinsel ve ruhsal anlamda özgürleştirmemizde yardımcı olabilir. Bazı şeylerin değiştiğini, dönüştüğünü ya da bittiğini kabullenmek, güçlenmemize ve  yenilenmemize olanak sağlayacaktır.  Böylelikle dikkatimizi  ve enerjimizi gerçek anlamda ilgilenmemiz gereken konulara yoğunlaştırabiliriz. Özelllikle sevgi, öz-değer duygumuz ya da hayatımızda değer verdiğimiz şeyler konusunda bir dönüşüm ve yenilenme süreci söz konusu olabilir. Neyi/kimi sevdiğimiz, neye/kime değer verdiğimiz, bu sevdiğimiz veya değer verdiklerimizin bize zarar verip vermediği ve nelerin arıtılması ya da hayatımızdan atılması gerektiği gibi konulara oldukça yoğunlaşacağımız bir dönemde olabiliriz...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

  

BİR ASTROLOG NE YAPAR?

 

ASLAN’DA PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI 

 

 

“Kalbindeki Güneş tüm ateşiyle içini tutuşturmadıkça, hiçbir şey yapma...” 

Charles Bukowski

 

11 Ağustos 2018’de Türkiye saatiyle 12:57’de 18 derece Aslan’da Parçalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma Kuzey ve Doğu Avrupa’dan, Kuzey Amerika’nın kuzey bölgelerinden, Asya’nın bazı kuzey ve batı bölgelerinden görülebilecek. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürebilir ve hayatımızda zamanı gelen bazı temalara işaret eder. Bu yılın son tutulması olan bu Güneş tutulması, özellikle 27 Temmuz 2018’de gerçekleşen Kova’daki Tam Ay tutulmasında karşımıza çıkan konulara bağlı olarak edindiğimiz perspektifi ve deneyimi önümüzdeki dönem içerisinde nasıl kullanmamız ve hayatımızı nasıl yönlendirmemiz gerektiği konusunda bizi düşünmeye zorlayabilir. Aslan’daki bu tutulma, kendinden emin bir şekilde ve gururla savunduğumuz ya da ısrarla doğruluğuna inandığımız şeyler her neyse bunları sınayabilir ve bazı noktalarda doğru bildiklerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğine işaret edebilir. İnat, gurur, kendinden ve düşüncelerinden aşırı emin bir tavır, içimizi kemiren soruların daha da çoğalmasına neden olmakla kalmaz, kendi öğrenme ve deneyimleme sürecimizi de baltalayabilir.

 

Aslan’da geri hareketteki Merkür’ün tutulmayla yaptığı kavuşum, önümüzdeki bu süreçte akıl, düşünme, öğrenme, merak, sorgulama, bazı şeyleri yeniden değerlendirme, analiz etme, iletişim, fikir alışverişleri, tartışma ve münakaşa gibi temaların oldukça önemli olacağını gösteriyor. Merkür’ün hala geri harekette olduğunu düşünürsek, ulaşımda ve yazılı-sözlü iletişimde sorunlar, gecikmeler,  anlaşmazlıklar, yanlış anlamalar söz konusu olabileceği gibi, uyanıklık, hile ve yalancılık da söz konusu olabilir. Gerçek mi sahte mi diye ayırt etmek için, sorgulamadan ve doğru bilgilenmeden karar vermemek ve iletişim kurarken gerçekten anlamaya yönelik olarak karşımızdakini dinlemek oldukça önemli. 

 

Akrep’teki Jüpiter’in Aslan’daki tutulma ve geri hareketteki Merkür kavuşumuna yaptığı kare, eylemlerimizde ve düşüncelerimizde aşırıya kaçma ve abartma eğilimimiz olabileceğine işaret ediyor. Aşırı bir iyimserlikle, burnumuzun önündeki gerçekleri, küçük ve önemli ayrıntıları ıskalayarak ve kendi bildiğimizin doğruğundan emin bir şekilde abartılı laflar etmek ve boyunda büyük sözler vermek söz konusu olabilir. Belki kendimizi  konuşmanın hiç bir yere gitmediği laf kalabalıkları ve tartışmalar içinde bulmak söz konusu olabilir. Gerçeklere ve ayrıntılara konsantre olamamaktan dolayı yanlış yargılara varabilir ve yanlış kararlar verebiliriz. Gerçekten karşımızdakini dikkatlice dinledikten ve gerçekten anladığımızdan emin olduktan sonra yaklaşımızı belirlemek ve düşüncelerimizi söylemek akıllıca olabilir. Bu açı aynı zamanda dini, ahlaki, yasal anlaşmazlıklara ve fikir uyuşmazlıklarına işaret edebilir; bu açıdan ılımlı, objektif ve karşımızdakine saygı duyan bir yaklaşım yanlış yargılara varmaktan ve sonradan pişman olunabilecek tartışmalardan bizi koruyabilir.

 

Bu tutulmada bir diğer önemli kavuşum ise asteroid Pallas (Yunanlılar tarafından akıl ve bilgelik tanrıçası olarak bilinen Athena) ile kavuşum yapıyor. Asteroid Pallas, yukarıda bahsedilen temalarla uyumlu olarak zihinsel aktivitelere, akla, zekaya ve sağduyuya vurgu yapıyor. Pallas, aynı zamanda hukuku, adaleti, barış ve özgürlük için mücadeleyi, kadınların kariyerlerini, buluşları, hünerleri ve mitolojik hikayesine göre, babası Zeus’un kafasından doğması bakımından baba-kız ilişkilerini temsil ediyor. Pallas (Athena) bir savaşçıdır yalnız Pallas’ın zekası daha çok yaratıcı, stratejik, politik ve savunmacı bir zeka prensibine işaret eder. Bir yargıya varmadan, eyleme geçmeden ya da doğrudan savaşmadan önce strateji ve diplomasi becerilerini kullanarak ilk önce vahşetten kaçar; bunların hiç biri sonuç vermezse savaşa girer. Gösteriyor ki bu tutulma bizi öncelikle eylemlerimizi ya da savaşmalarımızı doğru seçmeye ve olumsuz sonuçlardan kaçınmak adına mantıklı ve objektif değerlendirmeler yapmaya, stratejik ve dikkatli davranmaya davet ediyor. Hayatımızı düzenlemek çin daha yaratıcı çözümler bulabilir ve hünerlerimizi geliştirmek adına yeni bir öğrenme sürecine de girebiliriz.

 

Bu tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi: “Yüzen bir evde kalabalık bir grup eğleniyor; eğlencenin ışıkları ise suya yansıyor.” şeklinde. Bu sembol bizimle aynı düşünceleri paylaşan insanlarla biraraya gelip yemek, içmek ve iyi vakit geçirmek ile alakalı. Buradakiler ne kadar eğleniyor görünürlerse görünsünler, bu durum kısa süreli, istikrarsız ve gerçek dışı bir şeye işaret edebilir. İsteklerimizin ve zevklerimizin peşinden giderken akıntıyla sürüklenebilir ve hayatımızdaki asıl önemli konuları kaçırabiliriz. Her şeyi oluruna bırakmak en sonunda demirleyecek bir yer ya da duracak bir liman bulamamamıza yol açabilir. Bu sembol aynı zamanda sosyalleşmek ya da beraber olmak istediğimiz insanları iyi seçmemiz gerektiğine de işaret ediyor çünkü bize önceden eğlenceli ya da parıltılı gelen insanların, daha sonra gerçekte hiç de bize hitap etmeyen insanlar olduğunu fark edebiliriz. Hiç istemediğimiz insanlarla veya durumlarla kapana kısılmış hissetmek söz konusu olabilir. Sembol bize zevk veren şeylerin tadını çıkarırken, hayatın gerçeklerinden kopmadan ve sağlam bir zemine basarak ilerlememiz gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Yukarıda bahsedilen Akrep’teki Jüpiter’in büyüten enerjisini de hesaba katarsak, bu tutulma kendi zararımıza da olsa inatla devam ettirdiğimiz davranışlarımız, saplantılı düşüncelerimiz ve belki bağımlılıklarımız konusunda abartıya kaçabileceğimiz ve bu anlamda dikkatli olmamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

* Asteroid Goddesses, Demetra George&Douglas Bloch

* Goddesses of Astrology, Eric Francis

* The Sabian Oracle, Lynda Hill

Hikâyenin Sonu: 11 Ağustos 2018 Güneş Tutulması

 

 

11 Ağustos 2018’de 18° Aslan’da parçalı bir güneş tutulması meydana gelecek. Bu tutulma 18° Aslan’da 114 yıldır meydana gelen 7. ve sonuncu tutulma olacak. Bundan sonra bu derecede başka bir güneş tutulması bu yüzyılda meydana gelmeyecek. 

1904 tarihinde meydana gelen tutulma Türkiye kurulmadan önce olduğundan yazıda yer almamaktadır. 12 Ağustos 1923 tutulması ise Türkiye kurulmadan hemen önce meydana gelen 2 güneş tutulmasından biridir.  

1923’den sonra meydana gelen güneş tutulmalarının tarihleri ve hemen sonrasında Türkiye’de meydana gelen olaylar aşağıda verilmiştir: 

12 Ağustos 1942 Güneş Tutulması – 11 Kasım 1942 “Varlık Vergisi Kanunu” 

11 Ağustos 1961 Güneş Tutulması – 16/17 Eylül 1961 Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilmesi

10 Ağustos 1980 Güneş Tutulması  – 12 Eylül 1980 İhtilali

11 Ağustos 1999 Güneş Tutulması – 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi

 

Neden 18° Aslan’da ki Güneş Tutulmaları bu kadar önemli olayların göstergeleri olmuş?

Bu derece Türkiye’nin doğum haritasında, Barış İlhan’ın çalışmalarına göre, her büyük olayda yer alan, natal Venüs’e tam açı ile kare yapıyor ve natal Neptün ile 2° orb ile kavuşuyor. Venüs Akrep burcunda zarardadır, yani bir bakıma sürgündedir. Dolayısıyla Venüs’ün ile simgelenen barış, değerler, uyum gibi konularda en iyi halini gösteremeyecektir. Venüs’ün yöneticisi Mars’ta Terazi burcunda zarardadır.

 

Venüs ile Mars arasında karşılıklı ağırlama var. Yani bu iki gezegen diğer gezegenin yönettiği burçlarda yer alıyorlar. (Terazi burcunun yönetici gezegeni Venüs iken Akrep burcunun klasik yönetici gezegeni Mars’tır.) Bir bakıma birbirlerinin evlerinde yaşayan misafir gibiler, evet orada yabancılar ama eğer ev sahiplerinin kurallarına uyarlarsa orada rahat etme şansları var.

 

Bu durumda uyum ve barış için Türkiye’nin yapması gereken sadece tek tarafın isteklerini yerine getirmek için güç savaşlarına girip manipüle etmekten kaçınmaktır. Söz konusu ne ise bütün tarafların eşit derecede söz sahibi olabileceği çözümler yaratmalıdır.

 

19 Ağustos depremi hariç diğer olayların her birinin tarafların birbirini anlamak istememesinden veya gücü elinde bu şekilde elinde tutabileceğini düşünmesinden dolayı herkesin zarar gördüğü olaylara neden olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de barış, eşitlikçi bir zemin istiyor. Sevgili hocam Barış İlhan’ın söylediği gibi “Barış hiç kimsenin tam olarak memnun olmadığı durumdur.” Çünkü anlaşmak için isteklerinden fedakarlık etmek gerekir. En güçlü olmaya değil, eşit olmaya çalışmak gerekir. Sadece kendi açından değil, diğerinin açısından da görmeni ister. Diğerinin fikirlerini kabul etmesen de anlamanı ve dinlemeni gerektirir.       

 

11 Ağustos 2018’de olacak güneş tutulmasının ait olduğu Saros ailesinin adı SS2 New North olarak Brady Bernardette tarafından adlandırılmıştır. Bu aileye ait ilk tutulmasının derecesi 26° İkizler (Türkiye’nin para evini yöneten Ay’ı 29° İkizler) olup bu Saros ailesinin karakteristiği de oldukça ilgi çekicidir:

 

“Bu tutulma ailesi bir doğum haritasını etkiliyorsa, kişi planlarında veya yaşam biçiminde ani bir çöküş deneyimleyecektir. Karmaşa hüküm sürer, ancak uzun vadede etkileri yeniden yapılanma ve dönüşüm olacaktır. Tozlar çöktüğünde, yeniden yapılandırma başlar ve bu yeniden şekillenmenin sonuçları geniş kapsamlı etkilere sahip olacaktır. Bu tutulma ailesi, mevcut yapının ani çöküşü ile kişinin yönünü değiştirir.” (Brady Bernadette)

 

Bu hikayenin sonununa yaklaştığımız bu dönemde, idam tekrar gündeme getiriliyorsa, Venüs’ün yıllardır bize anlatmaya çalıştığı dengeyi kuramadığımızı sanırım hepimiz görebiliyoruz.

Barış içinde kalın,

Aylin Tezcan Beyazoğlu

Kaynaklar

https://cafeastrology.com/lunationstables.html

https://www.barisilhan.com/yine-guvercin--yine-venus

Predictive Astrology, the Eagle and the Lark, Bernadette Brady

Pınar Uyar'ın çevirisiyle Gezegensel Modeller - Orta Noktalar...

 

"Gezegensel modelleri anlamak için, ilk önce orta noktaların ne olduğunu anlamalıyız ve bu oldukça kolaydır. İki gezegeniniz arasında bunlara eşit mesafede duran bir diğer gezegeniniz olduğunda, dolu (meskun) bir orta noktanız vardır. Aşağıda Şekil 1'de, Güneş, Mars ve Jüpiter'in orta noktasındadır...

 

Bu orta nokta “modelini” yorumlamak basit ve kolay başlar. Örnekte, Güneş Mars’la Jüpiter'in enerjilerinin birleşimini temsil eden bir noktayı doldurur. Mars'ın bir anlamının “enerji” ve Jüpiter'in bir anlamının “başarı” olduğunu düşünürsek, Mars ve Jüpiter birleşiminin yorumlarından biri “başarılı enerji” olabilir. Güneş’in onların tam orta noktasında bulunması, bu “başarılı enerjiyi” Güneş’in temel yorumlarından birine odaklar. Örneğin, Güneş’i “irade” olarak yorumladığımızda, bu resim, hayatta başarılı olmak için motivasyon, enerji ve iradeye sahip birine işaret edebilir. Güneş aynı zamanda “fiziksel bedeni” de ifade edebilir ve bir atlet söz konusu olduğunda, bu model, yarışmalar kazanmak için tasarlanmış başarılı, enerjik bir vücuda sahip bir kişiyi tarif edebilir. Orta nokta ekseninin daha sonra tetiklenmesi de kazanma olayının kendisini gösterebilir. "

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

 

Efe Erten UAC konferansında satın aldığı "Decanates and Dwads" kitabından sizin için Dekanlarla ilgili güzel bir derleme yapmış:

"Bir burç, üç eşit parçaya bölündüğünde elde kalan üçte birlik kısma dekan denir. Böylece her burç, ilk 10 derecesi, ikinci 10 derecesi ve son 10 derecesi olmak üzere üç dekana ayrılır. Bir örnekle bunu anlamaya çalışalım. Bir dekan sistemine göre Koç burcunun ilk 10 derecesi Koç, ikinci 10 derecesi Aslan ve son 10 derecesi Yay karakterindedir. Bu sebeple ilk 10 derece Mars, ikinci 10 dere Güneş ve son 10 derece Jüpiter sıfatıyla renklenir. ..

Günümüzde kullanılan üç farklı dekan sistemi vardır. Bunlar:
1) Kalde Düzeni
2) Manilius Sistemi
3) Oryantal Sistem

Kalde düzeni, temel asaletlerden vech ya da face olarak bildiğimiz sıradır. Koç burcunun ilk dekanı Mars ile başlar. Devamında eski evren modelinde kabul edilen gezegen sırası izlenir. Yani Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Manilius Sistemi, burç sırasını izler. Koç burcunun ilk dekanı Koç ile başlar. Devamında zodyaktaki burç sırası izlenir. Yani, Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Oryantal Sistemde, her burç element üçlüsündeki burçlara bölünür. Her burcun ilk dekanı kendisinindir, devamındaki dekanlar aynı elementteki diğer burçlara zodyak sırasıyla verilir. Yani Koç burcu ateş elementinden olduğu için, dekanları sırasıyla ateş burçları Koç, Aslan ve Yay'a dağıtılır. Bu şekilde her burç, kendi elementindeki diğer iki burçla, ve sırayla doldurulur."

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

   

 

Dün gece Türkiye’den harika izlenen bir Ay Tutulması yaşadık. Bu yüzyılın en uzun Ay Tutulmasıydı. Kanlı Ay olarak isimlendiriliyor. Hemen kanla ilişkilendirildiği için olumsuz algılanabilir, ancak bu isim tutulan Ay’ın renginden geliyor, gerçek kanla ilgisi yok. Buna rağmen bu seferki tutulma gerçekten kanlı olabilir, çünkü Ay’ın yanında kanın, yangının, kazanın, kavganın, savaşın, yağmanın  gezegeni kırmızı Mars bulunuyor. Bu ikisi uğursuz kabul edilen Güney Ay Düğümünün yanında bulunuyorlar. Üstelik Mars geri gidiyor ve deklinasyonda haddini aşmış, yasak bölgeye (out-of-bounds) girmiş durumda. Yani simgelediği konularda aşırılıklar olabilir.

 

Ay ve Güneş Kova ve Aslan burçlarının 5 derecesinde bulunuyorlar ve Boğa burcundaki transit Uranüs’ün fokal olduğu bir T-kare oluşturuyorlar. Böylece olaya ani beklenmedik şaşırtıcı gelişmeler ve patlamalar ekleniyor. Üç tane sabit burç işin içinde olunca gözler ister istemez dördüncü sabit burç olan Akrep’i arıyor. Şimdi Akrep’te Jüpiter var. 13 derecede biraz uzak duruyor, ama Akrep’in 5 derecesinde daha da önemli bir gezegen bulunuyor. Evet, Türkiye’nin Güneş’i bu derecede durarak, T-kareyi bir Büyük Kareye dönüştürüyor. Ve Türkiye’nin Güneş’i bu Tutulma ile oldukça tetikleniyor.

 

Bir ülkenin haritasında Güneş kralı gösterir. Ayrıca Türkiye haritasında Güneş komşular, medya, haberleşme, ilk öğretim, taşıma, nakliye konularını simgeleyen evin yöneticisi ve çocukları, meydanları, parkları, eğlenceyi, cinselliği gösteren evde bulunuyor.

 

Genel kabul gören bir düşünceye göre Güneş Tutulmasının etkisi bir yıl, Ay Tutulmasını etkisi ise altı ay boyunca sürer. Ancak şimdiki tutulma uzun sürdüğü için etkisinin de bir buçuk yıla yayılabileceğini düşünebiliriz. Daha önce İstanbul’da Tutulmalar konusunda bir eğitim veren Bill Meridian’ın aktardığına göre bir Ay Tutulmasının etkileri tutulmadan 6 hafta önce başlıyor.

 

Bunun doğru olup olmadığını hemen sınayabiliriz. Örneğin 8 Temmuz’da, tutulmadan 3 hafta önce, Tekirdağ’da bir tren kazasında (3.ev, Mars) yaklaşık 30 kişi öldü, aynı gün Recep Tayyip Erdoğan başkanlık (Güneş) yemini etti. Küçük Leyla 14 Haziran’da, Eylül 22 Haziran’da kaçırıldı. Günler sonra cesetleri bulundu. Uzun süre haberleri onların kurtulma umuduyla okuduk. Aslında son zamanlarda çok sayıda kaçırılan, tecavüz edilen ya da öldürülen (tutulma 8.evde) çocuk (5.ev) haberi (3.ev) alıyoruz. Son olarak dün Şanlıurfa'da, Suriyeli 2 yaşında bir kız çocuğunun hafriyat alanında bulunan toprağa gömülü cesedi bulundu. Bu olaylar yukarıda sıraladığımız konularla ne kadar denk düşüyor değil mi?

 

Ankara’ya göre çıkartılan haritada Ay Tutulması bir ülkenin hazinesini ve meclisini temsil eden yere düşüyor. Türkiye’nin haritasının üstüne oturttuğumuzda tutulmanın borçları temsil eden yerde olduğunu görüyoruz. Güneş de halkın kaynaklarını gösteren evde duruyor. Uranüs’ün bu tutulmaya T-kare yaptığını söylemiştik. O da hazineyi simgeleyen yerde. Bu kadar göstergeyle artık yazmaya bile gerek yok, bu tutulmanın borçlar, hazine ve para ile de çok ilgili olduğu aşikar değil mi? Nitekim seçimlerin hemen ardından 25 Haziran’da Türk lirası büyük bir düşüş yaşadı. Ülkenin ekonomik durumuyla ilgili bir şey yazmaya gerek yok, her taraf felaket haberleri ile dolu. Dolar son olarak 24 Temmuz’da yeniden yükselişe geçti. Keza meclis konusu da seçimlerin ardından büyük değişime uğradı. Artık Başbakanı olmayan, meclisinin fazla bir işlevi bulunmayan bir ülkeyiz.

 

Ay Tutulması esnasında dikkati çeken bir diğer konu da dünya üzerindeki doğal felaketler ve yangınlardı. Yunanistan’daki yangınlarda 80 kişi öldü. Alevler rüzgar sayesinde (Mars hava grubu Kova burcunda) birden her yeri sardı (Mars out-of-bounds). Temmuz ayının başında Türkiye genelinde son 3 günde tam 147 noktada yangın çıktı. Son olarak bugün Fatih’te bir işhanında çıkan yangın büyük korku yarattı. Ayrıca bugün California’daki yangınlar da rüzgar nedeniyle kontrolden çıkıp büyük tehlike yaratıyor. Aslında bugün hangi ülkeye baksak yangın haberi okuyoruz.

 

Son olarak Ay Tutulması haritasının astro-carto-graphy’sine baktığımızda Uranüs ve Pluto çizgilerinin Türkiye’y boydan boya geçerek Suriye sınırında Mardin civarlarında kesiştiğini görüyoruz. Yukarıda da yazdığı gibi Güneş komşular evinin yöneticisi. Yani önümüzdeki dönem Suriye açısında oldukça kritik ve Türkiye’ye zarar verici nitelikte. Astro-carto-graphy’de dikkat çeken bir diğer konu da Tutulmanın İran’ın Tepenoktasında (MC) bütün gücüyle gerçekleşiyor olması. Son dönemlerde Amerika ile İran ciddi biçimde restleşiyor. Suudi Arabistan İran’ı alt etmek için hazır bekliyor. Mars’ın tutulmayla birlikte Tepenoktasında olması pek hayra alamet değil. Venüs’le Pluto arasındaki üçgen açının biraz ortamı yumuşatması umalım. Yine de şimdi geri giden Mars’ın Eylül sonunda tutulma derecesine geri döndüğü günlere dikkat edelim.

 

Ve sabit burçlardaki tutulmaların, özellikle Uranüs Boğa'dayken, depreme işaret edebileceğini unutmayalım. 

Barış İlhan, 28.7.2018

 

KOVA’DA TAM AY TUTULMASI

 

 

“Bir insanın elinden her şeyi alabilirsiniz ama tek bir şey vardır ki asla alınamaz. O da insanın son özgürlüğü olan, herhangi bir durumda sergileyeceği davranışı seçme ve kendi yolunu belirleme özgürlüğüdür.” -  Viktor Frankl

 

27 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 23:20’de 4 derece Kova’da bir Tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu Ay tutulması 1 saat 43 dakika süreceği için bu yüzyılın en uzun Ay tutulması. Tutulma sırasında atmosferin ışığı kırması sonucu Ay’ın parlaklığını kaybedip soluk kırmızımsı bir renk almasından dolayı “Kanlı Ay” olarak isimlendiiliyor. Tutulma Güney Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’dan gözlemlenebilecek. Dolunay’ın bir oktav büyüğü olan bu Ay tutulması, ektiğimiz tohumların ürün verdiği ve apaçık göründüğü bir döneme işaret ettiği gibi, iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma gibi temalara da işaret ediyor; etkisi 6 aydan fazla sürebiliyor. Bu tutulma özellikle 13 Temmuz 2018’de Oğlak’taki Pluto’nun damgasını vurduğu Yengeç’teki Parçalı Güneş tutulmasında tetiklenen ve bizi kişisel ve psikolojik anlamda etkisi altına almaya başlayan temalarla ilgili olarak nasıl düzenlemeler yapacağımız ve nasıl hareket edeceğimiz konusunda bize ayna tutuyor. Kova’daki bu tutulma özgürlük, alışık olduğumuz modellerden özgürleşmek, isyan, başkaldırı, ani ve öngörülemez değişimler, soyutlanma ve dışlanma gibi konuları gündeme getirebilir ve ayrıca hayatımızdaki problemlere ilişkin daha orijinal ve farklı bakış açıları getirmek, yeni metotlar denemek, objektiflik ve tarafsızlık gibi fırsatları da bize sunabilir.

 

Bu tutulmada, 27 Haziran 2018’den beri Kova’da geri hareketini sürdüren Mars, Ay ile kavuşum, Aslan’daki Güneş ile karşıtlık yaparak bize duygusal ve kişisel anlamda bir hayli meydan okuyacak gibi görünüyor. Mars’ın bu geri hareketi, bir süredir hareketlerin kısıtlanması ve engellenmesi sonucu kendini ortaya koymakta zorlanan fakat patlamaya hazır bir enerjiye ve bastırılmış bir öfkeye işaret ediyordu. Dolayısıyla bir süredir içimizde tuttuğumuz öfke ve kırgınlıkları saldırgan ve vahşi bir şekilde ifade etme riskiyle karşılaşabiliriz. Düşüncesiz ve fevri hareketler kendi yıkımımıza sebep olabileceği gibi yakın ilişkilerimize de oldukça zarar verebilirler. Belki de gerçekten yüzleşmekten korktuklarımızdan ziyade, bizden daha zayıf olanlara öfkemizi yönelten pasif-agresif bir saldırganlık da söz konusu olabilir. Ne olursa olsun, harekete geçmeden önce bir kez daha düşünmek ve geri çekilmek, bizi dönüşü olmayan hatalar yapmaktan, tehlikelerden ve belki de kazalardan koruyabilir.

 

Bu tutulmanın modern yöneticisi olan Boğa’daki Uranüs ise, Kova’daki Ay-Mars kavuşumuna ve Aslan’daki Güneş’e kare açı yapıyor ve Sabit bir T-karenin fokal gezegeni konumunda oldukça önemli bir pozisyonda duruyor. Dolayısıyla yukarıda bahsedilen öfkenin ve gerilimin patlaması için gerekli zemini hazırlıyor. Patlamaya hazır ve kontrolsüz bir enerjiye işaret eden bu oluşum, ilişkilerimizdeki ya da hayatımızdaki gerilimin arttığı noktada kendimizi tutmakta da zorlanacağımızı gösterebilir. Ani ve öfkeli tepkiler, saldırganlık, sabırsızlık, düşüncesiz hareketler, öfkeyle isyan edip bazı ilişkilerden ya da yapılardan kopmak ve köprüleri yıkmak, belalara ve kazalara açıklık söz konusu olabilir.  Değişimin gezegeni Uranüs, bilinen yani alışkın olduğumuz modellerden özgürleşme temasını, değişimi önümüze ani ve beklenmedik bir olay şeklinde getirerek ve ani kopuşlar yaşatarak da getirebilir. Tutulmanın geleneksel yöneticisi Oğlak’ta geri hareketini sürdüren Satürn ise, Boğa’daki Uranüs’e üçgen bir açı yaparak,  bu iklimde daha sağlam, sabırlı ve sakin kalmamıza yardım edebilir. Bu durumda alternatif yollar geliştirmeden ve planlama yapmadan ani kararlar vermekten ve riskler almaktan kaçınmakta fayda var. İstediğimiz değişimi sistematik ve gerçekçi bir şekilde yapmak veya gerekirse eski olana yeni bir bakış açısı getirmek, yeni yöntemler geliştirmek daha akıllıca olabilir. Zamanla kazanılmış bir bilgeliğe de işaret eden Satürn, deneyimine, yetkinliğine ve bilgeliğine güvendiğimiz birisinden akıl almanın faydalı olabileceğine de işaret edebilir.

 

Tutulma, Capricornus(Oğlak) takımyıldızındaki sabit yıldızlar Giedi Prima ve Dabih ile kavuşum yapıyor. Oğlak takımyıldızının özellikle insan ilişkileri üzerinde büyük bir etkisi var ve ayrıca  iklimlerde ve politik geleneklerde olabilecek büyük değişikliklere işaret ediyor. Bu takımyıldız “Kralların Köşkü” olarak da adlandırılıyor.  Özellikle tutulmalarda etkili olması halinde ise deniz fırtınalarına işaret ediyor. Sabit yıldız Giedi Prima’nın Ay ile yaptığı kavuşumlarda, tuhaf ve beklenmedik olaylar, eksantriklik, eleştiri, yeni ve etkili arkadaşlar, değerli hediyeler ve saygıdeğer kadınların sevgisini kazanmak gibi temalar söz konusu. Dabih sabit yıldızının Ay ile yaptığı kavuşumlar ise, işte kazanılacak başarıya fakat problemli bir emekliliğe işaret ediyor. Ayrıca zenginlik, etkili pozisyonlar, karşı cinsle olan problemler, eleştiri ve suçlanma ile ilişkilendiriliyor.

 

Bu tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise, “Bir adama rehberlik yapmak üzere Atalar Meclisi toplandı.” şeklinde. Bu sembol bizden önce gelenlerin yani eskilerin getirdiği bilgeliğin koruyuculuğuna inanmak ve güvenmek ile ilgili bir sembol. Burada kastedilen sizin gerçek atanız ya da  ruhsal olarak sizden daha olgun ve bilge birisi olabilir.  Atalar Meclisi deneyimi ve bilgeliğiyle size yol gösterecek birisine işaret eder. Geçmişten gelen bir konu tekrar gündeminize oturabilir ve bu durumda rehberliğine güvendiğiniz ve muhtemelen sizden büyük bir insanın size yol göstermesine ve onun korumasına ihtiyaç duyabilirsiniz. Aile bağları,  geçmiş ilişkiler, kan bağı, meclisler ve komiteler ile bağlantılı olan bu sembolün getirdiği riskler ise, katı prensipler, aşırı muhafazarlık, devamlı başkalarından onay bekleme , gelişimi engelleyen eski moda fikirler ve aileye ya da geçmiş ilişkilere aşırı bağımlılık şeklinde. Görülüyor ki bu tutulmada, geçmişi de göz önünde tutarak değişiklikler yapmak, belki eski olana “yeni” bir bakış açısıyla bakmak yani eski-yeni dengesinin iyi kurulması oldukça önemli...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

 

 

YENGEǒTE PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Unutmayalım ki içimizdeki küçük duygular bile hayatlarımızdaki büyük kaptanlardır ve 

biz hiç farkına bile varmadan onlara itaat ederiz.” - Vincent Van Gogh

 

 

13 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 05:48’de Yengeç burcunda bir Parçalı Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıldır ve bir zaman göstergesi gibi hayatımızda artık zamanı gelmiş konulara işaret eder. Yengeç’teki bu tutulma özellikle aile, aile bireyleri, ebeveynler, ev, geçmişimiz, farkında olmadan yakın ilişkilerimize getirdiğimiz geçmiş koşullanmalarımız, davranış kalıplarımız ve bastırıp bilinçdışında bıraktığımız duygular ve temalar ile ilgili bir çok şeyi gündeme getirecek gibi görünüyor. Bilinçdışı korkuların, duygusal bağımlılıkların, saplantıların, hem öz-yıkıcı hem de başkalarına zarar veren davranışların sebep olacağı bazı durumlar hassasiyetlerimiz ve gerçek duygusal ihtiyaçlarımızın neler olduğu konusunda bizi iç dünyamıza daha dikkatli bir şekilde bakmaya zorlayabilir. Bu tutulmanın bizim için zorlayıcı yanları olsa da, diğer yandan artık işimize yaramayan ve bizi geriye çekip gelişimimizi engelleyen kişisel ve duygusal kısır döngüleri, ilişkileri, bize zarar veren duygusal koşullanmaları ve alışkanlıkları tespit edip bunlardan kurtulma fırsatını da beraberinde getirebilir.

 

Oğlak’ta geri hareketteki Pluto’nun Yengeç’teki tutulmaya yaptığı karşıtlık oldukça dikkat çekici. Bu durumda hayatımızdaki işlevini tamamladığı halde, kaybetmekten, aciz kalmaktan korktuğumuz için hala güç ve kontrol sahibi olmak adına şavaştığımız, manipülatif ve zorlayıcı davrandığımız ve dolayısıyla duygusal ve psikolojik anlamda dönüşüme direndiğimiz her alanda Pluto bizi yaratacağı krizler ve belki duygusal patlamalar kanalıyla teslim olmaya zorlayacak gibi görünüyor. Özellikle yakın ilişkilerimizde, yüzleşmekten korkulan ve  kötü-pis diye bastırılan kıskançlık, intikam, kin ve haset duygularını, duygusal saplantıları açığa çıkaran bazı deneyimler yaşayabiliriz. Karşıtlık açısı bir “yansıtma” açısı olduğundan, bu duyguların neden olduğu yıkıcı davranışları kendimiz değil karşımızdakiler sergilese dahi, Pluto’nun burada kendimizde görmezden gelip bastırdığımız bir takım duygusal temalara, artık yüzleşilip ıslah edilmesi gereken gölge yanlarımıza ya da bir kısır döngü şeklinde tekrar eden, bize zarar veren ve artık miadını doldurmuş ilişkilere ve yapılara dikkatimizi çekmeye çalıştığını hatırlamak gerekir. Kontrol etmeye çalıştığımız veya güç savaşına girdiğimiz noktada olaylar kontrolden çıkıp daha da kötü hale gelebilir. Hayatın doğal döngülerini kabullenip, gücümüzü bizden daha büyük bir “Güce” teslim ederek, bize artık hizmet etmeyen unsurları ve insanları bırakmaya gönüllü olursak yenilenme ve iyileşme sürecimizi de hızlandırmış oluruz.

 

Yengeç’teki tutulma,  Balık’ta geri hareketteki Neptün ve Akrep’teki Jüpiter üçgen ile açı yaparak Büyük bir Su üçgeni oluşturuyor. Önümüzdeki bu dönemde hem kendimize hem de etrafımızdakilere karşı daha kabullenici ve anlayışlı bir yaklaşımda olmak, hayatın bize söylemek istediğini anlamak adına iç dünyamızla daha fazla temasta kalarak “içsel rehberimizin” sesini dinlemek ne yöne gitmemiz ve nereden başlamamız gerektiği konusunda bize yol gösterebilir. Ayrıca haritadaki Boğa’daki Uranüs’ün, Oğlak’ta geri hareketteki Satürn’ün ve Başak’taki  Venüs’ün oluşturduğu Büyük toprak üçgeni, olaylar ne yönde gelişirse gelişsin, ayakları yere sağlam basan, gerçekçi, sakin ve kararlı bir tavırda kalmamızı sağlayabilir. Gerekirse duygusal güvenliğimizi sağlamak adına kişisel sınırlarımızı net bir şekilde çizmek ve gerçek hedeflerimizin ne olduğunu belirleyip enerjimizi bunlara kanalize etmek bize krizleri yönetmemizde ya da savmamızda yardımcı olabilir.

 

Yengeç’teki bu tutulma İkizler takımyıldızındaki Castor sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Bu sabit yıldız Dr. Eric Morse’a göre, sinir krizlerine ve nevrotik rahatsızlıklara işaret ediyor. Ayrıca insanda bilinçdışı olarak  bir çeşit “felaketi” çağrıştıran ve derinde kalmış bir korkuyu uyandırıyor. Öyle ki geçmişte yaşanan travmaya ya da krize az da olsa benzeyen her hangi bir olay gerçekleştiğinde, kişi buna ilk seferinde olduğu gibi korku içerisinde tüm yanlış hamleleri yaparak yanıt verebiliyor. Bu yıldız Güneş ve Ay ile olan kavuşumlarında, korkaklık, güven kaybı, duyarlılık, güçlü sezgiler, gözden düşme, ciddi kazalar, yüzden yaralanmalar, silahlı saldırılar,  bıçaklanmalar, körlük, ameliyatlar, şiddetli ateşlenmeler, hapsedilme, sürgün, kötü niyet, tecavüz, cinayet  ve gemi kazalarına işaret edebiliyor.

 

Tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi ise, “ Bir primadonna şarkı söylüyor” şeklinde. Bu sembol kendi sanatını ve yeteneğini icra etmekte bir numara olan ve başkalarını sesiyle büyüleyen birisinden bahseder. Siz de aynı şekilde bir konuda etrafınızdakilerin ilgisini ya da dikkatini çekmek adına sesinizi yükseltmek ya da bazı yeteneklerinizi ortaya koymak durumunda kalabilirsiniz ya da yetenekleriniz ve becerilerinizin sonuna kadar sınandığı bazı testlerden geçebilirsiniz. Burada önemli olan kendinize koyduğunuz engelleri yıkıp kendi kalbinizi açabilme ve kendi doğrunuzu söyleyebilme cesareti göstermektir. Bu sembol her kafadan bir ses çıksa da, sizin sesinizin gücüne işaret eder. Uzun süredir konuşmak istediğiniz her ne varsa ya da vermek istediğiniz mesaj  her neyse, konuşmaya başladığınız insanlar büyük bir dikkatle sizi dinleyebilir.  Buradaki riskler ise, sırf dikkat çekmek için sergilenen duygusal dramalar, tutkuları abartılı bir şekilde dışa vurmak,  sürekli sahneyi işgal etmek, tantanacı tavırlar ve insanların dikkatlerini dağıtmak şeklinde. Yengeç’teki bu tutulma uzun süredir bizi bir “kabuk” gibi koruduğuna inandığımız, bir çocuk gibi belki içine saklandığımız bir takım bilindik yapıları, alışkanlıklarımızı ya da bağımlı ilişkileri sarsacak ve bizi kabuğumuzdan çıkarıp  “büyümeye” ve sorumlu olduğumuz adımları atmaya zorlayacak gibi görünüyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com

*The Living Stars, Dr. Eric Morse

   

Dayanma Gücünü Keşfetme Zamanı

 

Gezegenlerin (Güneş ve Ay dışında) Dünya’dan baktığımızda geri gidiyormuş gibi görünmesine Retrograde denir. Mars, 2018 yılında ki geri hareketine 26 Haziran’da 9⁰ Kova burcunda başlayıp 27 Ağustos’ta 28⁰ Oğlak burcunda bitirecek. Mars geri değilken bir burcu geçişini 40 günde tamamlar. Ancak her 26 ayda bir geri hareket eder ve bu hareketi 58 gün ile 81 gün arası sürer.

 

Mars, isteklerimiz için harekete geçme irademiz ile ilgilidir. Kova (Hava) burcundaki Mars da bu irade kendi bireyliğini oluşturmaya, kısıtlayıcı olana karşı çıkmaya, kendisi gibi düşünen insanlarla hareket etmeye ve artık geçerliliğini yitirmiş yapıları/fikirleri kendine özgü bir şekilde değiştirmeye odaklanır. Ancak geri harekette bu irade kişinin kendisine yönelir. Dolayısıyla kısıtlama dış dünyadan gelmez, kişi kendini kısıtlayıp inisiyatif almaktan çekinebilir. Bu da kişinin öfkesinin kendisine yöneltmesine neden olabilir. Bu dönemde kişi geçerliliğini yitirmiş yapıları değiştirecek iradeyi kendinde bulamaz ama kesinlikle bu yeni istekleri gözden geçirmek için zamanı bulur.

 

Mars bu sefer geri harekette çok uzun bir süre (62 gün) kalmayacak. Ancak Mars 7 Temmuz’dan sonra geri hareketinine sınırı aşmış (out of bounds) olarak devam edecek. Steven Forrest bir gezegenin sınırı aşmasını “kendini yeniden bulmak için vahşi doğasına dönmesi” olarak yorumlamaktadır.

 

Sınırı aşmış olan geri giden Mars vahşi doğasını bu sefer dışarıya dönük olarak sergileyemeyeceğinden rekabetçi, atılgan, mücadeleci, öfkeli ve inisiyatifli tavrını içe yöneltecektir.  Üstelik Mars’ın geri hareketi boyunca yöneticisi Satürn’de kendi yönettiği Oğlak burcunda geri harekette olacak. Bu da en uç görünümünde sizi yetersizlik hissi içinde kendinizle kavga eder, hareket bile edemez bir duruma getirebilir. Hâlbuki zaman, tam da kendi dayanma gücümüzü keşfetme zamanıdır.

 

Mars geri hareketine başlamadan önce 8 Haziran 2018’de Güney Ay Düğümü ile kavuştu. Geri giderken Güney Ay Düğümü ile 20 Temmuz 2018’de tekrar kavuşacak. Ve son olarak geri hareketini bitirdikten sonra 26 Eylül 2018 tarihinde Güney Ay Düğümü ile kavuşacaktır. Mars Güney Ay Düğümü kavuşumları geçmişte yaşanmış ve çözümlenmemiş olayların gelecekteki hedeflerimizi etkilememesi için ele alınmasını talep eder. Haziran ayında hallettiğinizi düşündüğünüz meseleler yeniden değerlendirmek üzere karşınıza çıkabilir. Ancak bu olayları ne olduğunu çözmek, kırgınlığımızı veya öfkemizi ifade etmek geri hareket boyunca o kadar kolay olmayacaktır. Mars direkt harekete geçip Güney Ay Düğümü ile Eylül ayında tekrar kavuştuğunda, işte ancak o zaman meselelerin özünü görmek kolaylaşacaktır.

  

Mars’ın geri hareketi boyunca 2 Güneş tutulması (13 Temmuz 2018 – 11 Ağustos 2018) ve 1 Ay tutulması (27 Temmuz 2018) gerçekleşecek. Mars hem 27 Temmuz Ay tutulmasının (yükselen Koç) hem de 11 Ağustos Güneş tutulmasının (yükselen Akrep)  yükselen yöneticisi konumunda olacak.

 

13 Temmuz 2018’de Güneş tutulması 20⁰ Yengeç burcunda Castor sabit yıldız ile kavuşum halindeyken gerçekleşecek. Işıklar (Güneş ve Ay) ve Castor 12.evde Plüton’a kesinleşmiş karşıt açı yapıyor olacaklar. Tutulma haritasının düşük orb ile kesinleşmiş diğer açı kalıbı da Toprak burçlarında olan Venüs, Uranüs ve Satürn arasında ki üçgen açı olacak. Retro Mars ise 7.evde yer alıyor. Bu tutulmanın etkisi 1 ay sonra gerçekleşecek güneş tutulmasına kadar sürecektir. Kişi bu dönemde ilişkiler bazında bireyselliği önemsediğini ve eşitlikçi bir yaklaşımla zor koşullar altında da olsa ilişkilerini yapılandırabileceğini düşünebilir. Ancak dış dünya da bunun neredeyse tam tersi görülecektir. Kişi ilişkilerinde tarafsız olamayan hatta manipüle etmeye çalışan bir konumda kendini bulabilir. Bilinçdışında erken çocukluk deneyimleri onu yönlendirirken, duygusal olarak dönüşüme direnç gösterip kin duygusu ile hareket edebilir. Yapması gereken kendi duygularının kaynağını bulup ifade ederek ilişkilerinde herkesin kendi bireyliğini ifade edebileceği bir duruma gelmektir.

 

21. yüzyılın en uzun (3 saat 55 dakika) Ay tutulması 27 Temmuz 2018’de 4⁰ Kova burcunda gerçekleşecek. Ayrıca Mars’ta 2003’den bu yana dünyaya en yakın konumunda olacak. Ay – Mars kavuşum, Güneş ve Uranüs arasında bir T-Kare açı kalıbı meydana gelecek. Üstelik Ay tutulması sırasında Merkür’de geri konumda olacak. Dolayısıyla bu dönem, ailemizle ya da arkadaşlarımız ile önemli konular hakkında konuşmak için hiçte uygun değil. Konu aniden sarpa sarabilir, kendinizi önemli noktalar yerine yan sebeplerden şikayet ederken bulabilirsiniz ve sonuç, kendiniz suçladığınız bir tablo olabilir.

 

Son olarak, 11 Ağustos 2018’de meydana gelecek güneş tutulması SS2 New North saros serisine ait 5 tutulma olacak ve 19 Ağustos depreminden önce meydana gelen güneş tutulması ile aynı derecede meydana gelecek. Bu tutulmanın Türkiye haritasında ki konumu ile ilgili daha ayrıntılı yazacağım. Bu tutulma sırasında tam 6 gezegen geri gidecek. Mars tutulma haritasında 0⁰ Kova burcunda 3. evde yer alıyor. Güneş, Ay, MC ve Merkür kavuşum halinde 10. evde, 1.evde ki Jüpiter’e kare açı yapıyor. Bu dönemde kendi kaynaklarınız ve başkalarının kaynakları konusunda ne yapılması gerektiğini düşünüyorsanız, yanılıyor olmanız büyük bir olasılık olabilir. Tutulmadan 1 hafta sonra Merkür ileri gitmeye başladığında bu yanılgınızın farkına varabilirsiniz.  

Astroloji Dergisi/Aylin Tezcan Beyazoğlu

Kaynaklar:

https://www.forrestastrology.com/blogs/astrology/mars-out-of-bounds-march-2018

http://mistykuceris.com/?page_id=2094

https://mobile.facebook.com/astrolog.smiljana.gavrancic/

Planets in Transit, Robert Hand

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

Predictive Astrology, Bernadette Brady

http://earthsky.org/?p=282841

http://earthsky.org/astronomy-essentials/why-is-mars-sometimes-bright-and-sometimes-faint

  

NEPTÜN GERİ GİDİYOR

 

Neptün yılda bir kere yaklaşık 158 gün geri gider. Aslında gezegenler geri gitmezler, ama biz dünyadan onları geri gidiyor gibi görürüz. Güneş ve Ay dışında bütün gezegenler bu anlamda geri giderler ve geri gidişleri simgeledikleri enerjilerin bir süreliğine yeryüzünden geri çekildiği ve daha içsel olarak deneyimlediği şeklinde yorumlanır.

 

Neptün zaten yeryüzünde kendisini açıkça göstermeyen, bilinçle algılanması zor olan şeyleri temsil ettiği için geri çekildiğinde neye işaret ettiğini kavrayabilmek için çok dikkatli olmak gerekir. Neptün’ün enerjisi çözen, eriten bir enerjidir. Şimdi geçmişten kalma henüz çözümlenmemiş koşullar, derinden akan duygular uyanabilir. Bunları nasıl çözeceğimnize dair içimizin rehberliğine güvenebiliriz.

 

Neptün sahte veya gerçekçi olmayan yapıların, koşulların çözülmesini, erimesini işaret eder. Bunları içsel olarak algılamak, kabullenmek ve daha sağlıklı bir yapı için ne yapmak gerektiğini düşünmek gerekir.

 

Şimdi insan daha fazla hassaslaşabilir, kaçış arzusu artabilir, aldanma-aldatma, kurban-kurtarıcı temaları öne çıkabilir. Özellikle kendine acıma eğilimine dikkat etmek gerekir. 

 

     

 URANÜS BOĞA’da

 Barış İlhan, 15.5.2018

 

Amerika İsrail elçiliğini Kudüs’e taşımaya karar verdi ve açılışı yaptığı gün bunu protesto eden onbinlerce Filistinlinin üzerine ateş açıldı. Maalesef 52 kişi öldü, binlerce insan yaralandı. Olayların fotoğraflarına baktığınızda adeta havai fişek görüntüsü vardı. Akşamına Türkiye’de dolar 4.40’a dayandı. Benzine, motorine zam yapıldı. Yani, Uranüs’ün Boğa burcuna girişi görkemli, ama pek fena oldu. Kuşkusuz Uranüs tek başına değil. Ona Oğlak’tan Kova’ya geçmekte olan Mars da iştirak ediyor. Bu ikiliyi Hawai’deki volkan patlamasında da izledik. Şimdi ikisi aynı gün birbirlerine kare yaparak büyük bir gerilimle burç değiştiriyorlar. Uranüs-Mars gerilimli açıları patlayıcı, isyankar, kazaya,belaya eğilimli, anarşik bir ortama işaret ediyorlar. Adeta artık tahammülün kalmadığı, insanın kendini zor tuttuğu bir ruh hali içindeyiz. Aniden patlayabiliriz. Bizden hiç beklenmeyecek şeyler yapabiliriz. Dünyada da hiç beklenmedik şeyler olabilir, bunlar bütün düzeni alt üst edebilir. Uranüs’le Mars’ın bu dansı, Mars’ın geri hareketi nedeniyle, aralıklarla, Eylül ayının sonuna kadar sürecek. Beklenmeyeni bekleyin.

 

Uranüs’ün Boğa’ya girişi bugüne kadar güvenli bilinen tüm alanlarda altüst oluşun işareti olarak görülüyor. Para piyasaları, doğal kaynaklar, yıllardır sağlam olduğu düşünülen her şey, hatta dünyamız dahi bu sarsıntıdan payını alacak. Huzur, güvenlik, konfor diye bir şey kalmayacak. Toprak ortasından çatlayıp yarılacak. Bunu sembolik anlamıyla hayattaki her konuya uyarlayabiliriz. Tabii bunun sonunda yeni güvenlik sistemleri, yeni değerler gelişecek. Sahip olduklarımıza, doğaya, yeryüzüne ve kaynaklarına değer vermeyi, şürkan duymayı öğreneceğiz Hiç bir şey statik değil. Bir şeyler altüst olmadan yerine yenisi konamıyor. Dolayısıyla, yeninin gelebilmesi için, bir elektrik enerjisi bizi sağlam olduğunu sandığımız yerden bir başka yere fırlatıp atacak. Bu, ömrünü doldurmuş yapılarda değişiklik yapmak isteyenler için iyi bir fırsat olabilir, ancak ömrünü doldurmuş olmasına rağmen, güvenlik nedeniyle mevcut duruma sıkı sıkıya sarılmış olanlar için çok sarsıcı olacağı aşikar. En iyisi, sarsıntıyla brlikte hareket etmeye çalışmak. Sağlam durmaya çalışanların beli kırılabilir... devamı https://www.barisilhan.com/uranus-bogada 

 

Gaia (Yeryüzü Tanrısı) Boğa’da ki Uranüs ile Altüst Oluyor

 

 

Önümüzdeki yedi yılın tonunu belirleyecek en büyük göksel olay Uranüs’ün Boğa burcuna girişidir. 15 Mayıs günü Boğa burcunda ki Yeniay’dan sadece birkaç saat sonra Uranüs Merkür gezegenin eşliğinde toprak burcuna adım atacak. Ve Oğlak burcunda ki stelyuma üçgen açı yapacak. Antik mitler, astrologların en büyük değişimi getiren gezegenin değişime en dirençli burçta olması olarak tanımladıklarını anlamamıza yardım edebilirler.

Ouranos (Uranüs) birçok yaratılış mitinin başlangıcında yer alır. M.Ö. 8. yüzyılda şair Hesiod tarafından yazılan Theogony'ye göre Ouranos yıldızlarla süslenmiş sağlam bir pirinç kubbe olarak düşünülen Gök Tanrı'sıdır. Her gece Yeryüzü Tanrıçası Gaia’nın üzerine Boğa şeklinde uzanırdı. Böylece Gaia dağları, denizleri ve tanrıların ilk ırkı olan Titanları doğurdu. Gaia daha sonra, Ouranos'un nefret ettiği Cyclops, Devler ve Yüz elli Canavarları doğurdu. Çocuklarının gün ışığını görmelerine izin vermeyi reddeden Ouranos, onları Gaia'nın bedenine geri itti.


Yeryüzü acı ile inledi ve kuvvetli babasını aşağılayan cin fikirli en küçük oğlu Satürn’e intikam almasını teklif etti. Ona demir bir orak verdi. Ouranos gece sevgiye özlem duyarak Gaia’nın üzerine yayıldığında, Satürn onu hadım etti. Yeryüzünün üzerine düşen kan damlalarından Erinyes ortaya çıktı. Bu yılan saçlı üç tanrıça, Alekto, Megaira ve Tisiphone, yanlış yapanları deliliğe sürüklüyordu. Onları özellikle bir araya toplayan suçlar ise ebeveynlere, yaşlılara, savunmasızlara ve misafirperverlik yasasını ihlal edenlere karşı yapılanlardı.


Uranüs yakında Boğa’ya girecek; yeryüzü çatlayarak açılacak ve intikam peşinde olan yılan saçlı tanrıçaları uyandıracak. Çevre (Yeryüzü) Uranüs enerjisinin bir sonraki odak noktası olacak. Biyosfer de ani yıkıcı şoklardan oluşan bir çağa gireceğiz, iklim değişikleri artık göz ardı edilemeyecek. Çevreye zarar veren ve hassas ekosistemleri ihlal eden fırsatçılar saldırılarını hızlandıracaklar. Tanrıçalar çevreci aktivistler tarafından yönetilen büyük protestolar şekline girip yeryüzüne karşı suç işleyenlerin peşine düşecekler. Yaşayan her şeyin annesini (yeryüzünü) ve ona bağımlı olanları korumak için yapılan çağrıya kulak verin.


Uranüs'ün Boğa'ya girdiği gün, asteroit Gaia Mars'ın kızkardeşi ve savaş tanrıçası Eris ile 23⁰ Koç burcunda kavuşacak. İki hafta içinde, asteroit Gaia ve Uranüs 1⁰ Boğa’da birleşecekler ve olayların tohumlarını atacaklar. Aynı dönemde yılan saçlı asteroitler Alekto (22⁰ Koç), Tisiphone (16⁰ Yengeç), Megaira (19⁰ Yengeç), Erynia (17⁰ Terazi) ve Plüton (21⁰ Oğlak) büyük kareyi oluşturacaklar. Böylece hesaplaşma zamanı başlayacak.


Kişisel psikolojik düzeyde, Boğa burcunun haritanızda hangi evde olduğuna bakın. Bu ev, şu anda en çok sıkışmış, engellenmiş, alışkanlık haline gelmiş ve değişime dirençli olabileceğiniz alanı simgelemektedir. Hayatınızın bu alanında her zamanki gibi düzeninizi kesintiye uğratacak olaylar bekleyin. Kendinizi değişim ve kurtuluş güçlerine açın.

 

https://www.demetra-george.com/resources/news/206-uranus-in-taurus 


Demetra George

Türkçesi: Aylin Tezcan Beyazoğlu

MARS KOVA’DA – 16 Mayıs 2018

 

“Özgür olacağız fakat sadece bunu talep ettiğimiz zaman değil; 

hayatımızın her gününe özgür eylemlerimizi  soktuğumuz zaman...” 

                                                              William Faulkner

 

Hayatla nasıl mücadele ettiğimizi, savaşma tarzımızı, nasıl hareket edip kendimizi nasıl ortaya koyduğumuzu gösteren Mars Kova’daki yolculuğuna başlıyor.  Bu konumda Mars, bireyliğini ve farklılığını ortaya koymak üzere hareket eder. Hareket etme, savaşma tarzı bilinen modellerden farklı, sıradışıdır ve enerjisini kısıtlayan herşeye karşı çıkma ve baş kaldırma eğilimi gösterir.  Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, insanlıkla ilgili davalar için mücadele eden, devrimci ve geçerliliğini yitirmiş yapılara reform getiren bir enerji söz konusudur. Bir hedefin peşinden giderken ya da bir şeyleri yaparken orijinal ve yaratıcıdır. Kova’daki Mars için, geleneklerden, rutinden ve popüler fikirlerden bağımsız bir şekilde hareket etmek, kendine olduğu kadar başkalarına da özgürlük tanımak, kendisi gibi düşünen insanlarla birlikte, bir ekibin içerisinde bireyliğini ve özgürlüğünü ifade eder bir şekilde yer almak oldukça önemlidir.

 

Gölge yönleriyle Mars Kova’da sırf herkesten farklı olmak adına uçuk kaçık, tuhaf ve ekzantrik davranışlar sergileyebilir. Ne yapacağı belli olmayan, beklenmedik anlarda başkaldıran, güvenilmez ve ihanet eden bir tarzda hareket edebilir. Sadece kendisi için özgürlük isteyip amaçsızca isyan edebilir. Kendisini herkesten farklı görmesi uç boyutta “Ben hepinizden farklıyım” şeklinde, aşırı mesafeli ve asosyal bir hal alabilir. Yaşamın kıyısında, onu uzaktan seyredip ona katılamayan ve uygulamadan yoksun bir tavırda bir “sürgün” gibi yaşayabilir. Bu uzak ve kopuk tavrı bir çok insani isteklere, duygulara ve zaaflara yabancılaşmasına ve sonunda bunları sıradan bulmasına yol açabilir. Bir ekip içinde olsa dahi bireyliğini ifade etmesi gerekirken, sırf ait olmak arzusuyla  bir gruba boyun eğebilir ve kendisini hiç ait hissetmediği grupların içerisinde mesafeli ve hissiz bir şekilde yaşayabilir.

 

Kova’daki Mars’ın geleneksel yöneticisi Satürn Oğlak’ta geri hareketini sürdürüyor; modern yöneticisi Uranüs ise 15 Mayıs 2018 itibariyle Boğa burcuna giriş yaptı. Burada özellikle maddesel dünyadaki geleneksel, aşina olduğumuz güvenlik anlayışımızdan ve maddi/manevi değer sistemlerimizinden özgürleşmek, kendimize özgü, daha önce hiç denemediğimiz yöntemlerle para kazanmak, içinde bulunduğumuz güvenli yapılardan özgürleşme arzusu ve başkaldırı gibi temalar önem kazanıyor. Paraya ve sahip olduklarımıza daha farklı bir gözle bakmak durumunda kalacağımız bu dönemde, alternatif değerler getirmeden, daha farklı, en önemlisi pratik ve uygulanabilir yöntemler geliştirmeden eski değerleri reddetmek veya yıkmak söz konusu olabilir. Oğlak’taki Satürn ise, kendi yolumuzu izlemek ve “özümünde her ne isek o olmamız” için kendimize, kendi doğamıza uygun hedefler koymanın ve planlama yapmanın önemini hatırlatıyor. Sırf saygınlık ve statü için çabalamak yerine, kendimize özgü özelliklere ve yeteneklere uygun olarak ilerlememiz, belki sonuçları ne olursa olsun bazı seçimler yapmamız ve en önemlisi ilerlememizi engelleyen yapılardan özgürleşirken bazen yalnız kalmayı göze almamız gerekebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

  

 

Ağır hareket eden gezegenlerin burç değiştirmesi, dünyada o gezegen ve burç sembollerinin birleşimine ilişkin yeni temaları gündeme getirir. Biz bu yeni temaları, gezegenler burç değiştirmeden hemen önce de gözlemleyebiliriz. Örneğin, Mayıs 2018’de Boğa Burcu’na geçecek Uranüs’ün sembolleri yavaş yavaş sahne almaya başladı. Uranüs Koç’tayken kendimizin, “ben”imizin farkına vardık. Selfie’ler çektik. Kimilerimiz sosyal medyada boy boy ideal benliklerini sergileyip sonrasında gerçek kimlikleri ile ideal benlikleri arasındaki farkı kapatmaya çalıştı, kimilerimiz ise bencillikle ben-merkezciliğin aynı şey olmadığına uyanıp zarar verici diğerkâmlığı bıraktı.

 

Şimdi Uranüs tarım, hayvancılık ve gıda üretimini temsil eden toprak grubu Boğa’ya geçmek üzereyken, birçok yerde Türk tarımının nasıl bittiği, eskiden tahıl ambarı olarak anılan Türkiye’nin Meksika’dan mercimek ithal ettiğini okur hale geldik. Birçok yazar seferber oldu, ana teması “Gıda Yalanları” olan yazılarıyla bizleri yediklerimizin bizi nasıl zehirlediğine uyandırmaya (Uranüs) çalışıyorlar. Boğa’nın para, kaynaklar, değerler sembolizmine paralel olarak, Blockchain teknolojisi, bizlere bir merkeze bağlı olmaksızın ve bankalara ihtiyaç duymaksızın güvenli bir şekilde işlem yapabilme imkânı sağlıyor. Cüzdanlarımız, paramız ve kaynaklarımız dijitalleşip tamamen farklı bir teknolojik platforma kayıyor.

 

Barış İlhan Yayınevi’nden çıkan “Astrolojide Açılar” kitabının yazarı Sue Tompkins, the Mountain Astrologer dergisinin Nisan/Mayıs 2018 sayısına yazdığı yazısında, finansal bir devrimin birçokları için geçerli olacağını, borca hapsolduğunu hisseden bireyler arttıkça, bu transitin paylaşıma dayalı ekonomileri de doğurabileceğini öne sürüyor. Bu böyle olursa, gereksinim duyulan bir gereç veya hizmet, ihtiyacı olan başka kullanıcılarla birlikte kullanılabilecek. Bu da verimliliği arttırırken kaynakların verimli kullanımını sağlayabilecek. Tompkins, bu dönemde, paramızı daha teknolojik şeylere harcayabileceğimizi, pratikliğin ön plana çıkıp pratik yeteneklerimizi geliştirebileceğimizi söylüyor.

 

Sokrates bir gün Atina’da pazara çıkmış, alışveriş yapan telaşlı kalabalığa, satılan mallara bakmış ve şaşkınlıkla arkadaşına şöyle demiş: “İhtiyacım olmayan ne kadar çok şey var.” Umarız bizler de bu tip bir uyanışla bizleri gerçekten doyurmayan tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulabilir, sadeleşebilir ve gerçekten bizim için neyin değerli olduğunu idrak edip, hayatımızı kendimize uygun seçeceğimiz değerlerimiz üzerine inşa edebiliriz.

 

Hepimiz için yeteneklerimizi, kaynaklarımızı verimli şekilde kullanmayı öğrendiğimiz, kendimize yeterli hale gelerek özgürleşebildiğimiz, “benim kaynaklarım” - “senin kaynakların” dengesini adil bir şekilde kurup, kendi kaynaklarımızı eşimiz, kardeşimiz, ailemiz dahi olsa diğerlerinden sağlıklı bir şekilde ayrıştırmayı öğrendiğimiz bir dönem olsun.  

Astroloji Dergisi/Pınar Uyar

Kitapçılarda...

Çeviri: Oya Vulaş

 

Astroloji Dersleri'nin 4. baskısı kitapçılarda. 

Kitapçınıza ısmarlayabilirsiniz....

        

 

 

2018: Satürn’ün ayak izleriyle...

 

Karanlıkların efendisi Satürn 20 Aralık’ta yönettiği burç olan Oğlak’a girdi. Hemen ertesi gün de Güneş Oğlak’a girerek Satürn’le kavuştu. O gün Kış Gündönümü. Karanlığın egemen olduğu en uzun gecenin günü. O günden sonra günler uzamaya başlayacak. Ama henüz ışığın egemenliğine çok var. Bu ancak İlkbahar Ekinoksunda gerçekleşecek. O güne kadar katedeceğimiz yollar, aşacağımız engeller var. Dar ve buzlu tünellerden geçeceğiz.

 

Satürn çıplak gözle görülebilen son gezegen olduğu için sınırları temsil eder. Ptolemik evren modeline göre her şeyi çevreleyerek sınırlarken organizmayı kuşatır, bir düzen ve güvenlik sağlar. Güneş’in çevresini yavaş yavaş 29-30 yılda dolanırken çok şey görüp geçirdiği, olgunlaştığı düşünülerek Yaşlı Bilge Adam olarak da tanımlanır. Bu yönüyle bir yandan da ‘zaman’ın yöneticisidir. Kişisel yaşantımızda onu ömrün gezegeni olarak da düşünebiliriz. Bir ömür içinde kendi özümüzü gereğinde kendimizi kısıtlayarak, sorumluluk üstlenerek yapılandırmak, onu dış tehditlere karşı korumak da Satürn’le ilişkilendirilir. Ve bu Satürn, zamanı geldiğinde ömrü sonlandırır. Bu nedenle ölümün, kayıpların gezegenidir... devamı

Barış İlhan

 

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...  

 

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Oğlak'ta olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

   

"Dünya öyle yapılandırılmıştır ki

eğer onun sefasını sürmek istiyorsanız

cefasına da katlanmak zorundasınız."

Swami Brahmananda

 

 

 

Satürn ve Oğlak Burcu

 

Satürn 29,5 yıllık döngüsü ve en uzakta bulunan yörüngesiyle yalnız, yavaş, soğuk, melankolik ve zamanı yöneten olarak düşünülmüştür. Eskiler ısısı ve ışığıyla hayat kaynağı olan Güneş’e en uzak pozisyonundan ötürü Satürn'ü hayatın karşısında, ona düşman  "büyük uğursuz" kabul ederlerdi. Satürn'ün ağır hareketi zamanın geçişi, dolayısıyla yaşlılıkla bağdaştırılırdı.

 

Antik zamanın büyük klasik tanrıları gezegenlerle özdeşleştirildiğinde Kronos (Roma'da Satürn) en yüksek ve en yavaş gezegenle ilişkilendirildi. Yunancada ‘zaman’ anlamındaki Chronos ile Kronos sözcükleri arasındaki tesadüfi benzerlik, bazı ortak özellikleri olan iki kavramın gerçek özdeşliğinin kanıtı olarak öne sürüldü. (Tarımın piri olarak elinde orak taşır) Bu özdeşliği yazıya döken en eski yazar olan Plutarch'a göre Koronos zaman demekti.

 

Yeni-Platoncular, tanrıların ve insanların babası olan Kronos'u, Kozmik Akıl diye yorumladılar bu kavramı 'bilge ihtiyar inşacı' diye adlandırılan Chronos kavramıyla kolayca birleştirdiler.

Rönesans’ta hümanist bilincin yükseldiği zamanlarda Satürn’ün kısa zamanda evrensel düzeyde tanınır hale gelen başka önemli özelliği belirdi. Satürn tefekkürün göstergesi olarak seçilmişti. Hayatın ıstırap ve tehditlerinin bilincinde olmak, derin düşünmenin yoldaşları olan keder ve bezginlik Satürn’e atfedilen hüzün ve melankolinin de nedeni olarak görülmüştü. Bu aynı zamanda ‘deha’nın temel niteliği idi. Kozmik Aklı temsil eden Satürn insan ruhunun dünyaya inişiyle birlikte onu ‘ayırt etme ve düşünme gücüyle donatıyordu. Satürn feleği –küresi- Aristoteles’in evren modeline göre Tanrısal alemin hemen altında, tüm gezegen kürelerininse en üstünde bulunduğundan Tanrı’ya ve bilinmeze en yakın olarak düşünülürdü. Bu nedenle semavi alemden maddi dünyaya düşen ruhun bir bedende hayat bulması, dünyadaki görevini yerine getirip tekrar tanrı katına çıkması yolculuğunda büyük öneme sahipti.

 

Ficino’nun düşüncesine göre bedenleri dışsal uyarılara kapalı, kendilerini ilahi şeylerin araçlarına dönüştürecek şekilde tamamen aşkın olana kaptırmış düşünürlere işaret ediyordu. Buna göre disiplin, odaklanma, çaba bu gezegenle uyumlanmanın yollarıydı. Ancak bunun yanında Satürn yalnızlığa, sessizliğe, içe dönüklüklüğe, karanlığa eğilime ve cimriliğe işaret ediyordu.

 

Şimdi Satürn yönettiği, eğrisiyle doğrusuyla kendini tam olarak ifade edebileceği iki burcun eşiğine gelmiş durumda. Bunlardan ilki toprak elementinden Oğlak.

 

Oğlak burcu güneş ışıklarının en zayıf, ısı ve ışığının en kuvvetsiz, karanlığın (gecenin) en uzun olduğu kış gündönümüyle başlar. Kış mevsimini başlatır. Toprak elementine ait olduğundan soğuk ve kurudur. Maddesel dünya ve uygulamalarla ilgilidir. Satürn yönetici olduğu Oğlak’ta güçlenir. Soğuk ve kuru doğasını rahatlıkla ifade edebilir. Kimse ona karışmadığı ve kendini rahat hissettiği için kendi ikametgahında doğasının özelliklerinde aşıraya kaçma tehlikesi de vardır. Dolayısıyla Saturn’ün Oğlak’ta oluşu maddi dünya ile çok haşır neşir olmayı, dünyevi hırsları, iktidar kavgalarını, kontrolü kaybetme korkusunu, yetersizlik hissini, mevcut durumu koruma isteğini, kurallara sıkı sıkıya bağlılığı, geleneksele yapışmayı, gaddarlığı, kayıtsızlığı, acımasızlığı, soğukluğu, uzaklığı, verimsizliği, yıkımı gösterebilir.

 

Yeni Platoncuların kozmik akılla bağlantılandırdıkları, tanrısal aleme en yakın kürede ikamet eden Satürn tefekkürden, olgunluktan, derinlikten, ruhun talep ettiği esas sorumluluklardan uzaklaştığında, gelip geçici, hastalığın, bozuluşun, bitişin, ölümün geçerli olduğu maddi dünyanın çamurunda güç, saygınlık, iktidar için mücadele eden bir kişiyi, toplumu ya da bir medeniyeti Tartaros’un derinliklerine hapsedebilir. Satürn yaklaşık iki yıl sonra yönettiği diğer burca -yüksek akılla ilişkili, hava elementinden Kova burcuna- geçtiğinde, muhtemelen, soğuk ve kuru doğasının yumuşadığı, yüksek hakikati, aklı ön plana alan, adaletle bireyleri gözeten, statükoyu yıkan, daha insancıl yapılara doğru giden bir süreci başlatabilir. O zamana kadar maddi dünyanın iktidar, saygınlık, güç ve başarı klişelerinden, bireysel ya da toplumsal olarak katı sınırlar çizmekten, baskı kurmaktan, suçlamaktan, intikam ve kinden, kaygıdan, cehalete (karanlığa) kapılmaktan, zalimlikten, katılaşmaktan, duyarsızlaşmaktan, karamsarlıktan kaçınmak gerekir. Geri çekilip düşünmek, ruhun esas amacını anlamaya çalışmak, disipline olmayı, çalışmayı, zamanı kullanmayı öğrenmek, yalnız kalmaktan korkmamak, metanetli olmak, doğayla başbaşbaşa kalmak, yavaşlamak, derinleşmek, araştırmak, hakikati anlamaya çalışmak, azla yetinmeyi öğrenmek, ifrattan kaçınmak bu dönem için olumlu yaklaşımlar olur.

Aysem Aksoy, Aralık 2017

Kaynakça:

Barış İlhan, Gezegenler: Satürn, Astroloji Dergisi

Satürn ve Melankoli, Cogito, sayı 51, 2007 – YKY

İkonoloji Araştırmaları, Erwin Panofsky, Pinhan Yayınları, 2014 http://www.astrolojidergisi.com/makale_saturn-yayda.htm 

   

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

10 Ekim 2017’te Jüpiter Akrep’te

Jüpiter, yaklaşık bir yıl sürecek Akrep’teki yolculuğuna başladı.

 

Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Jüpiter burada ölüm, bitiş, güç ve acizlik deneyimlerinden bir anlam çıkartmak, çıplak gerçeği aramak, sahte ve yüzeyde görünen her şeye şüpheyle yaklaşmak, ruhsal olarak güçlenmek, korkunun üstesinden gelmek, kendinden daha büyük bir güce inanç geliştirmek, hayatı dönüştürecek bir kavrayış yakalamak peşindedir.

Akrep burcu kaynaşmak, güçleri, kaynakları birleştirmekle ilgilidir. Dolayısıyla Jüpiter’e özgü inanç ve güven hissi insanların enerjilerini daha büyük bir amaç için birleştirebilmeleriyle, toplumdan dışlananların islahı için birlikte çalışabilmeleriyle, çürüyen bozulan şeyler arıtılabildiğinde, krizler sağduyu ve bilgelikle yönetilip aşılabildiğinde kazanılabilinir. Kendi gücünün yetmediği bir şeyleri yapabilmek için başkalarıyla güçlerini birleştirmek bu dönemde yeni gelişim fırsatları, kazanç ve zenginlik verebilir.

Jüpiter Akrep’teyken ahlaki değerlerin ve vicdanın güç kazanması, akıl ve sağduyuyula insani değerlerin yükseltilmesi söz konusudur.  Derin bağlamda yaşamın anlamını ve bağlantılarını anlama yeteneği verebilir. Akrep burcu Jüpiter’e (anlayışa, sezgiye, keşif ve yolculuğa) derinlik, kararlılık ve irade sağlar. Güçlü bir azimle büyüme kararlılığı görülür. Söylenenlerin arkasındakini duymak, görünenin arkasındakini görmek, gerçeğe, derin bir kavrayışa, evrensel ve tüm insanlığı bağlayan prensiplere ve değerlere ulaşmak mümkündür. Tüm ümitlerin bittiği bir yerde yıkıntıdan bir inanç, iyimserlik, umut yaratabilme yeteneği verir.

Kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka biriyle bir potada erimenin burcu Akrep, gölge yönüyle  ‘Ya hep, ya hiç’ prensibiyle birlikte ‘Benden yana değilsen, benim düşmanımsın’ diyebilir, Jüpiter’in iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran gücü ‘benden yanaysan iyisin, doğrusun, haklısın, benden yana değilsen kötüsün, yanlışsın, haksızsın’ fikrine evrilebilir ve hayat iyi ile kötünün savaşına dönüşebilir.

Olumsuz açıdan Akrep’teki Jüpiter sabit fikirleri ve keskin biçimde tanımlanmış inançları ifade edebilir. İnançları, ırk, kültür, din, mezhep farklılıklarını manipüle ederek (birinin diğerine nazaran üstün olduğu vb) haset, kin, nefret ve intikamı büyüterek güç kazanmayı, sınıf ayrımcılığını, farklı inançta, ırkta, kültürde olanlara karşı nefreti, düşmanlığı ve saldırıyı, kendi tarafındaki kayırarak, zenginleştirerek kendinden farklı olanı ezmeyi, gücü sadece dışsal zenginlikle elde etmeyi, adaletsiz, orantısız gücü, vicdansızlığı, aşırı güç kullanmayı, yasa yapıcıların hoşgörüsüzlüğünü, fikrini, yargısını asla değiştirmemeyi, körükörüne inancı, toplumsal, sosyal anlamda çürümeyi, ahlaki, vicdani değerlerin bozuluşunu, kanunları çiğnemeyi, abartılı bir ölüm korkusunu, saçmalık ve gelip geçicilik duygusu yüzünden hiç bir inanca tutunamamayı, borçların artışını, ekonomik krizleri, dev şirketlerin arasındaki güç savaşlarını, marazi büyümeyi, metastazı, çöplerin, kanalizasyonların, pisliğin yayılıp çoğalmasını, yeraltından, sualtından gelen patlamaları, yeraltında, suda yayılmayı, suyun kabarmasını gösterebilir.

Akrep aşırı uçları, Jüpiter ise aşırılığı, abartıyı gösterdiğine göre bu yerleşim aşırı uçta geniş çaplı katliamlara, seks suçlarına, yeraltı örgütlerinin, mafyanın adalet adına saldırılarına, aşırı yıkıcılığa, zalimliğe, kötülüğün ve karanlığın kazanmasına işaret edebilir. Din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür farklarından doğan fanatizmin zulüm ve ölüm getirmesi söz konusu olabilir.

Kuşkusuz kibir Jüpiter’in en büyük günahıdır. Bu dönemde kibir, böbürlenme, gücün tek sahibi olduğuna, tek haklı olduğuna inanmak, kendini yasaların üstünde görmek, tanrı yerine koymak, kendi ihtiraslarını tanrı buyruğu zannetmek, kendi gücüyle sarhoş olmak, her şeyi bildiğini, en doğrunun kendi bildiği olduğunu zannetmek, boyunu aşmak mahva, acizliğe, güç ve kontrolü kaybetmeye, yıkıma neden olabilir... devamı 

Astroloji Dergisi/ Ayşem Aksoy

      

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

   

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

      

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

    

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

  

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

EKİM 2018

 

 BİLGİ KÖŞESİ

Tek Düzenleyici 

(Sole Dispositor)

Kendi burcunda bulunan ve doğum haritasındaki diğer gezegenlere doğrudan ya da dolaylı olarak ev sahipliği yapan gezegendir. Eğer kendi burcunda iki gezegen varsa ya da iki gezegen karşılıklı olarak birbirlerine ev sahipliği yapıyorlarsa tek düzenleyiciden söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, birbirlerini karşılıklı ağırlayan iki gezegen, eğer aynı zamanda diğer sekiz gezegenin tamamına doğrudan ya da dolaylı ev sahipliği yapıyorsa, bu durumda ‘ortak düzenleyici’den bahsedilebilinir. Bir gezegen hem kendi burcunda hem de tek düzenleyici konumundaysa gücü daha da artar. Doğum haritasında tek düzenleyicinin olup olmadığını tespit etmek için, herhangi bir gezegenden başlayarak o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Sonra sırasıyla o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Bu işlem daha ileri gidilemeyecek noktaya kadar sürdürülür. Diğer gezegenler için de aynı işlem yapılır.

 

Astrological Essays, 1979 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.