Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

15 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÜNEŞ ASLAN BURCUNDA

 

“İnsan evrende gövdesi kadar değil yüreği kadar yer kaplar”

 

Yaşar Kemal’in bu sözünü okuyunca yüreğini ortaya koyarak bir krallık kuran mitolojik karakter Arthur’u konu ederek Güneş'in Aslan burcu serüvenini anlatmak istiyorum.

Britanya mitolojisinde ki Camelot’un Kralı Arthur ve bir kayaya saplı olan efsanevi kılıç Excalibur’u çoğumuz biliriz. Ancak Camelot’a kral olacak nitelikteki kişi bu kılıcı kayadan çıkartıp ona ve krallığa sahip olacaktır. Ama Excalibur’a sahip olmak o kadar kolay bir iş değildir. Arthur için Excalibur’u kayadan çıkarmak, tereyağından kıl çekmek gibi kolay olmayacaktır. Özündeki liyakatin açığa çıkması gereklidir. Aslında biz bu mitolojik serüvende bir bakıma sadece kral olmanın değil, içten ve samimi olmanın da gereklerini öğreniyoruz. Arthur’un bu ünvana sahip olmak için neler yaşadığına bakarsak şunları görürüz; Öncelikle bu mücadeleye, içinde taşıdığı güvensizlikle, kim olduğunu açığa çıkartma riskini çocuk yaşta alarak başlamıştır. Sıcak kişiliği sayesinde halkı tarafından sevilmesi ve kabul edilmesi Arthur’un kendine olan güvenini artırmış ve kendini ortaya koyma riskini göğüslemesini sağlamıştır. Cesaretiyle halkının güvenini kazanmış, halkını yüreklendirdikten sonra onları yanına alarak saldırı altındaki krallığını korumuş, sarayın tüm stoklarında bulunan yiyecekleri aç halkıyla paylaşarak cömertliğini sergilemiştir. Etrafındaki kişileri organize ederek onların liderliğini üstlenmiştir.  Sarayın geleneklerine boyun eğmeyip hizmetçisi ile evlenerek içindeki aşk ateşini takip etmiştir. Çevresinde mistik güçleri olan ve kendisini destekleyen birçok büyücü varken (ki Merlin bunlardan biridir), onların güçlerini kullanmayı reddetmiş, kendi iradesiyle başarıya ulaşmayı istemiştir. Tabi bu güçlerin gizli gizli kendisine yardım ettiğini göz ardı edemeyiz. Bir bakıma Güneş Aslan’ın bir ikramı olarak, şansının yaver gittiğini görmekteyiz. Bu aşamalardan sonra sıra Excalibur’u yerinden çıkartmaya gelmiştir. Büyük sahne kurulmuş, tüm seyircilerin bakışları altında Arthur içinde başarısızlık ve rezil olma korkusu olmadan Excalibur’un yanına gitmiş ve adeta kılıç saplı olduğu yerden çıkıp kolaylıkla Arthur’un ellerine gelmiştir. Kılıcı havaya kaldırdığında seyircilerin (Halk) tümü “Kralım Çok Yaşa’” tezahüratları eşliğinde alkışlayarak liderliğini kabul ettiklerini göstermişlerdir. Arthur sahnenin merkezinde kendisinden onur duyarak durmuş ve tebrikleri kabul ederek krallığını ilan etmiştir. Elbette bu başarı gösterişli, büyük yemek masalarının kurulduğu şölenlerle kutlanmış, eğlenceler düzenlenmiştir.

 

Bu miti okuduktan sonra öncelikle kendi sahnemizin neresi olduğuna karar vermemiz ve yaratıcılığımızı kullanarak, kendimizi gösterişten uzak içtenlikle sergileyeceğimiz alanları bulmamız gerekiyor. Elbette bu sahneyi tiyatro, dans, oyunculuk, oyunları yaratanlar ve yönetenlerin yer aldığı alanlar gibi, sadece sanatsal faaliyetlerin sergilendiği alanlar olarak düşünüp kendimizi göstereceğimiz alanları kaçırmayalım. Bir manavın sergisinde, gündeki bir kadının masasında, bir mühendisin projesinde de bahsedilen bu yaratıcılıkları görmek mümkündür.

 

Kendimizi ifade ederken, dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de Güneş’in bizim yaşam enerjimiz olması ve sisteminin merkezinde bulunması nedeniyle üzerimizde oluşturacağı ego sorunlarıdır. Güneş yönettiği Aslan burcunda ego çatışmalarının gölge yanlarını kolaylıkla açığa çıkarır ve çok önemli problemler doğurabilir. Dikkat çekmeye ve ilgi odağı olmaya çalışırken göz önünde bulundurulması gereken gölgeleri şöyle sıralaya biliriz; Kendi performansı ile büyülenmek, diğer insanların gözünde onları büyülediğini aramak, isteğini söylemek üzere ortaya çıkamamak, dikkatleri üzerine çektiği bir durumda kaçmak, dikkat çekme arzusu, alkışa bağımlılık, gurur ve eleştiriye karşı hassasiyet, eleştiri karşısında incinip geriye çekilmek, başkalarıyla oyun oynamak, çocuksu bir tavırla sorumluluk duymamak, hayatla oyun oynamak, egoizm, zorba, kendi meseleleriyle çok meşgul olup, gözü çok kamaşıp başka bir şeyi göremez hale gelmek, başkalarının beğenilerini ön plana almak, kendi kalbinin ateşinden uzaklaşmak, sürü psikolojisine uyup yaratıcılığını gösterememek, kendinin çok özel olduğunu düşünerek gizli gizli gururlanmak.

 

Elbette Arthur ilk çabalarında Excalibur’u yerinden çıkaramamıştır. Ama bu başarısızlıklar onun cesaretini kırmamış, aksine kendine dönüp kendindeki gölgeleri aydınlatarak öz kişiliğini yaratma sürecine büyük kararlılıkla devam etmesini sağlamıştır.

 

Olmak istediğiniz kişi yolunda Güneş’iniz Aslan’da olsun. 

Astroloji Dergisi/Tolgay Yılmaz

 

DOLUNAY - 20 Temmuz 2016

 

Ay döngüsü Yeniay ile başlar, konunun olgunlaşması Dolunay’da görünür. Yani Yeniay’da yavaş yavaş belirmeye başlayan konular Dolunay’da bütün berraklığı ile görünür. 4 Temmuz’daki Yeniay için yazdıklarımın içinden bazı bölümleri aşağıda kopyalıyorum:

 

Pluto’nun tetiklendiği bu Yeniay’da transit Uranüs Türkiye’nin Merkür-Satürn kavuşumunun tam karşısında tehlikeli bir zemin hazırlamış durumda. Aslında daha da önemlisi Yeniay haritasında Merkür-Satürn kavuşumu yükseliyor ve Uranüs alçalıyor. Alçalan-Yükselen aksının bu şekilde tutulması oldukça gerilimli. Merkür sıkıntı-sorun, hapishane, hastane, binalar ve muhalefetin, Satürn ise ölümün, derin devletin, kayıpların, dinin, yargının, yurtdışının yöneticisi durumunda. Bunlar meydanları, gençleri, ... temsil eden evin başında duruyorlar. Uranüs de meclisi, hazineyi, sivil toplum kuruluşlarını temsil eden yerde geziniyor, ve ayrıca yargıyı, yurtdışını, üniversiteleri, turizmi simgeleyen evi yönetiyor. Bu alanlarda küçücük bir tetiklenme ile her an bir şey olabilir, bir şeyler patlayabilir. Güney Ay Düğümünün Türkiye’nin Uranüs’ünün üstüne gelerek bu tabloya dahil olması iyice can sıkıcı. Güney Ay Düğümü uğursuz kabul edilir. Azaltan, yok eden bir etkiye sahiptir. Bir süre sonra bu Ay Düğümü Neptün ile buluşacak. Neptün ülkenin iktidarını, dünya gözündeki ününü simgeliyor. Bu konuda bir şey demeye gerek yok....

 

Yeniay Sirius yıldızıyla kavuşum yapıyor. Sirius en parlak yıldızdır. ... . Sirius ün ve başarı vermesine rağmen, aşırı hırsa, askeri ölümlere, kazalara ve tehlikelere de işaret edebilir. 

Bu arada Satürn’ün Antares’in üzerinde olduğunu da unutmayalım. 16.Aralık.2015 tarihli bir yazıda şunları yazmıştım:

Antares bir köşe noktasına ilerlediğinde büyük bir problem veya hadise olabilir. (Darbe girişimi haritasında Antares MC ile kavuşum yapıyordu.)...

Etkisi kötücül ve savaşa özgüdür. Ebertin’e göre Mars ve Jüpiter doğasındadır. Eski astrologların kayıtlarında Antares (Algol dışında) dünyasal olaylarda en büyük felaketlere eşlik eden yıldızdır. Akrep'in ilk yöneticisi Mars'tır. Jüpiter de Yay'ın yöneticisidir. Bu durumda Akrep-Yay (Pluto-Jüpiter) yani fanatizm, köktencilik, ya hep ya hiç Antares’in sembolizminde de görülür. Dünyasal olaylarda şehirlerin ve ülkelerin kuruluşunu, savaşları, ... yangınları, sis ve dumanı, suiskastleri, insan haklarını, esareti, ırk ve sınıf konularını sembolize eder. Antares’in vurgulandığı bir savaş haritasında savaşa giren taraflardan güçlü olan kazanabilir, ama sonuçta büyük kayıplar ve ölümler söz konusudur.
Antares Satürn ile: dini riyakarlık, koşullar karşısında sahtekarca ve maddi davranma, bozguna uğrama, tartışma ve hukuk kanalıyla kayıplar, düşmanlar kanalıyla sorunlar, kayıplar, eve, ülkeye zarar gelmesi.
Bu arada Recep Tayyip Erdoğan'ın Mars'ı da bu noktada bulunuyor. Yani Satürn bu Mars'ın üzerine geldi, baskı yapıyor. İstediği gibi davranmasını kısıtlıyor. Astrolojinin Anahtar Sözcükleri kitabında Hajo Banzhaf bu ikisinin beraberliği için şunları der: Acı sona kadar savaş. Direnmeye karşı savaş. Diş bilemek. Soğuk savaşçı. Katılaşmış güçler. Sürekli direnç karşısında harekete geçen enerjinin vahşi ve yıkıcı bir biçimde ortaya çıkması. Başarısızlık korkusu. İntikam arzusu.”

 

Bugün Dolunay, ve biz beş gün önceki darbe girişimi ve onun sonuçları ile şaşkına dönmüş, perişan durumdayız. Yıllar önce Uranüs’ün Koç’a girişi ile ilgili yazıda Uranüs’ün elektrik enerjisinin bizi fırlatıp bambaşka bir yere atabileceğinden ya da çarpıp kül edeceğinden bahsetmiştim. (yazının linki) Son Yeniay haritasında Uranüs Alçalan’ın üzerindeydi. 7. ev eski çağlarda, Güneş’in oradan batması nedeniyle ölüm evi kabul edilirdi. Güneş Alçalan’dan sonra artık tamamen yeraltına giriyordu. 7. Ev aynı zamanda düşmanlık, iç savaş evi. Dolunay’a kadar ne oldu. Karşıtlık bizi iç savaşın eşiğine getirdi. Artık bambaşka bir ülkede yaşıyoruz. Bizi Uranüs çarptı...

 

Bugün Dolunay haritasına baktığımızda ne görüyoruz. Uranüs Güneş ve Ay’a T-kare yapıyor. Fokal gezegen konumunda. Enerji onun üzerinde toplanmış durumda. Uranüs sıkıntı-sorun, hastane-hapishane ve düşmanlık evi olan 12. evde konumlanmış. Dolunay Oğlak'ın 27 derecesinde Mars’ın yüceldiği yerde gerçekleşiyor. Mars kendi yönettiği, Ay’ın düştüğü Akrep burcunda, kendi refahı olan 6. Evde mutlu mesut. Ay’a ve Güneş’e güzel bakışlar atıyor, ancak Ay’a (halka ve kadınlara) zarar veriyor. Bunlar pek iyiye işaret etmiyor. Ancak bu uğursuzluk geçmişte cereyan eden bir uğursuzluk olabilir, çünkü Ay ve Güneş hem Uranüs’ten hem de Mars’tan ayrılıyorlar. Umarız bu açılar darbe girişiminin göstergeleridir. Çünkü daha fazla uğursuzluğu şimdilik kaldırabilecek halde değiliz. Buna rağmen, geçti deyip rahatlamayalım. Önümüzde Mars ile Satürn’ün Antares üzerinde kavuşmaları var...

 

O güne kadar sağ kalın, esen kalın...  - Barış İlhan

 

27 derece Oğlak'ta Dolunay

 

 

Temmuz 2016 Dolunay’ının mimarı kılıç kuşanan Mars’tır. 27 derece Oğlak Mars’ın yücelme derecesidir. 

Olgunlaşan ay Dolunay'a doğru ilerledikçe, Mars’tan altmışlık açı alıyor.

Bu hareket Ay için zararlı, çünkü Mars Ay’ın düşük olduğu Akrep’te. Aynı zamanda Ay Uranüs ile kare açı yapacak. Bu, şu anda deneyimlediğimiz delibozuk atmosferi daha da alevlendirebilir. 

Valens bu açıyı azametli ve zengin bir Hudud (term) olarak tanımlar. Ancak aynı zamanda bizi diktatör, despot bir doğaya ve bu sınırların dahilinde her şeye hakim olmak amacıyla harekete geçenlere karşı uyarır. Onlar kardeşlerine zararlı; “Son”una kadar (ölümüne) kavga edenlerdir. - Gregory Clare 

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

 

VENÜS VE MERKÜR ASLAN'da

 

Cesaret gösterin ve "Seni seviyorum’’ deyin.

 

 

Venüs Aslan burcunda ilerlemeye başladı ve Merkür de 14 Temmuz'un ilk saatlerinde Aslan burcundaki yerini almış olacak. Bu noktada sevilmek ve ilgi çekmek istediğimiz ilişkiler içerisinde kendimizi cesaretle ifade edeceğimiz yaratıcı kelimelere ihtiyacımız olacaktır. Kendimizi bu göksel hareketlere, Yengeç burcundaki Venüs ve Merkür sürecini yaşarken, kendimize sevgi göstererek, kendimizle ilgilenip yine kendimizi dinleyerek hazırlamaya başladık. Şimdi kendimizi aktif olarak ifade etmek isteyeceğimiz Aslan burcundaki Venüs ve Merkür sürecinde bulunuyoruz.

 

Bu süreçte takip edeceğimiz yol, Steven FORREST’ın tanımlamasıyla samimi, zarif bir iletişimdir. Aslan burcunun gereği olarak, hangi yaşta olursa olsun kendimizi ifade etiğimiz şeylerle dikkat çekmek ve önemsediğimiz insanlar tarafından onay görmek arzumuz olacaktır. İçimizdeki yaşam sevgisi ile yüreklenmek, kendimizi heveslendiren bir konuda rezil olmak korkusu olmadan benliğimizle uyumlu olarak sahneye çıkmak zamanıdır. Düşüncelerimizi cömertçe sergilemek için Yaratıcı yazarlık, Şiir, Öykü, Kitap, Sözel Performans, tiyatro, Grafik sanatları, Moda konuları ile ilgilenebiliriz. Bunları dışarıya aktarmak için ideal zaman. Düğünler daima yaza damgasını vurmuştur. Yazıya da Seni seviyorum diye başlamıştık. Bu söze uygun olarak bitirelim; düğün organizasyonları için belki de her zamankinden uygun bir zamandayız.

 

Venüs Aslan gölge: Sevgiyi dışardan beklemek. Kendine hayran olunmasını, sahneyi işgal etmeyi, herkesin ona bakmasını talep etmek. Pohpohlanma isteği, gurur, zevk ve keyif peşinde koşmak. Aşkta oyunculuk, yapmacık ve sahte sevgi gösterisi, insanlarla oyun oynamak, kumarbaz, lükse düşkünlük, gösteriş ve tantana.

 

Merkür Aslan gölge: Düşüncenin kendi istekleri etkisiyle körelmesi sonucu çevresinde başka hiçbir şeyi algılayamaz, duyamaz hale gelmek. Ego etkisiyle sübjektiflik ve tarafsızlığını kaybetmek. Kendi fikirlerini başkalarına dayatmak. Eleştiriye tahammülsüzlük, gürültücü konuşmak, anlayışsızlık, sahte entelektüellik, üstünlük taslamak, hata kabul etmemek, buyurgan ifade, alkış için çekici düşünce. 

Astroloji Dergisi/Tolgay Yılmaz

 

 

Bugün Yengeç burcunun 13 derecesinde bir Yeniay deneyimliyoruz. Güneş-Ay ikilisi Merkür ve Venüs’ün arasında duruyor ve bu iki gezegeni yakıyorlar. Su grubundaki bu toplaşma duygusal açıdan aşırı hassasiyete işaret ediyor. Bu kavuşum Yeniay haritasında 9. evde gerçekleşiyor. Bu, somut anlamıyla yargı, din, yüksek öğrenim, ibadet yerleri, turizm ve yurtdışıyla bağlantılı işlerde hareketlenmeyi gösteriyor. Ancak bir diğer anlamıyla bizden farklı inançları ve gelenekleri olanlarla teması, farklı ufuklara ve bakış açılarına doğru açılmayı da simgeliyor.

 

Güneş’le Ay’ın karşısında 3. evde (medya, komşular, ulaşım, nakliyat, pazar yeri) birkaç derece ileride Pluto duruyor. Medya manipüle ediliyor, komşuyla bağlantılı gizli strateji ve taktikler üzerinde çalışılıyor.  Yeniay ve Pluto karşıtlığı Türkiye’nin 1-7. ev aksına düşüyor. Halk ve düşmanları, ben ve öteki temaları tetikleniyor. Yeniay Türkiye’nin Pluto’su üzerinde gerçekleştiği için önümüzdeki aya Pluto’nun damgası vuruluyor. Pluto döngüsü hakkında uzun zamanadır yazıyor, bizim ülkemiz için ne kadar kritik bir döngü olduğunu anlatıyoruz. 1. evdeki Pluto ülkenin kaderinde büyük krizlerin olduğuna, bu krizler doğru yönetilmediğinde ülkenin bölünebileceğine, sınırlarını değişebileceğine işaret ediyor. Şimdiye kadar krizler ustalıkla yönetilemediğine göre, büyük bir sürpriz olmadıkça, yavaş yavaş daha da batacağımızı düşünebiliriz.

 

Pluto’nun tetiklendiği bu Yeniay’da transit Uranüs Türkiye’nin Merkür-Satürn kavuşumunun tam karşısında tehlikeli bir zemin hazırlamış durumda. Aslında daha da önemlisi Yeniay haritasında Merkür-Satürn kavuşumu yükseliyor ve Uranüs alçalıyor. Alçalan-Yükselen aksının bu şekilde tutulması oldukça gerilimli. Merkür sıkıntı-sorun, hapishane, hastane, binalar ve muhalefetin, Satürn ise ölümün, derin devletin, kayıpların, dinin, yargının, yurtdışının yöneticisi durumunda. Bunlar meydanları, gençleri, eğlence ve spor yerlerini temsil eden evin başında duruyorlar. Uranüs de meclisi, hazineyi, sivil toplum kuruluşlarını temsil eden yerde geziniyor, ve ayrıca yargıyı, yurtdışını, üniversiteleri, turizmi simgeleyen evi yönetiyor. Bu alanlarda küçücük bir tetiklenme ile her an bir şey olabilir, bir şeyler patlayabilir. Güney Ay Düğümünün Türkiye’nin Uranüs’ünün üstüne gelerek bu tabloya dahil olması iyice can sıkıcı. Güney Ay Düğümü uğursuz kabul edilir. Azaltan, yok eden bir etkiye sahiptir. Bir süre sonra bu Ay Düğümü Neptün ile buluşacak. Neptün ülkenin iktidarını, dünya gözündeki ününü simgeliyor. Bu konuda bir şey demeye gerek yok. Son bir haftalık gelişmelerle uluslararası camiada hem ülkenin lideri, hem de ülkenin prestiji yerlerde sürünür duruma geldi. Havaalanındaki patlama (9.ev, Uranüs, Yeniay) beklenmedik olaylardan biriydi. Çok sayıda insan öldü ve yaralandı. Bu insanlar için bir tören (9.ev) yapamadık, acımızı paylaşamadık. Bu kayıplarla, yaralarımızı saramadan, hiç bir şey yok gibi hayata devam etmek zorunda kaldık. Öte yandan bir tören yapıldı. Patlamanın ardından İzmit’te köprü şölenlerle açıldı. Patlamanın sorumlusu olan İŞİD’e karşı ciddi önlemlerin alınmaması herkeste korku ve kaygı (Yengeç) uyandırıyor. İŞİD’in Türkiye’ye savaş açtığı (Pluto-Pluto karşıtlığı, köktendincilik (9.ev), Suriye’den harekete geçme (3.ev) yazılıyor. Bir diğer görüşe göre İŞİD savaş açmadı, bunlar derin devletin (Satürn) oyunu. Ne olursa olsun olan ölenlere (Satürn) oluyor.

 

Bu kadar can sıkıcı ortamda bizi rahatlatacak bir gökyüzü hareketi yok mu? Evet var. Yeniay uzaklaşmaya başlamış olmasına rağmen Neptün’e üçgen açı yapıyor. Bu, şefkat, merhamet ve birlik duygusuna işaret ediyor. Güneş ve Ay biraz ilerleyince Jüpiter’le altmışlık açı yapacaklar, bu da biraz iyimser olmamızı, geleceğe umutla bakmamızı sağlayabilir. Ancak Yeniay sadece önümüzdeki bir ay için söz söyleyebilir ve bu kadar güçlü gerilimlerde gerçekten söz sahibi olabilmesi biraz şüpheli görünüyor. Yine de biz elimizden geleni yapmalıyız.

 

Yeniay’ın Sabian sembolünün cümlesi şöyle: “Bir el anlayışlı ve dostça uzatılıyor.” Bu bize diğerlerine el uzatmamız,  dostça el sıkışmamız gerektiğini söylüyor. Bizden farklı düşünenleri dışlamak, onlara kızmak yerine, erdemli bir karakterle herkesin kazanacağı durumları yaratmak üzere ötekine doğru uzanmamız, farklılıklara tahammül göstermemiz herkesin yararına görünüyor. Ancak gölge yönüyle o el diğerlerine diz çöktürmek üzere uzanabilir. İşte o zaman yandık. Pluto’nun olduğu yerde kimse savaşı kazanamaz, herkes ölür. Yani “mağlup sayılır bu yolda galip!”

 

Yeniay Sirius yıldızıyla kavuşum yapıyor. Sirius en parlak yıldızdır. Anahtar kelimeleri ün, servet, ev ve aileyle ilgili problemler, okültle ilgilenme, vesayet, gözetim ve koruma görevleri, orijinallik, içsel vizyon, takvim yıldızı, sıcak hava, köpek ısırığı, kuduz, hastalıktır. Çinliler’e göre Sirius sıradışı parlak olduğunda hırsız saldırıları olurdu. Şimdi Yeniay’da gece gökyüzü karanlık olacağına göre Sirius oldukça parlak görünecek, yani hırsızlara dikkat J. Sirius ün ve  başarı vermesine rağmen, aşırı hırsa, askeri ölümlere, kazalara ve tehlikelere de işaret edebilir. Ayrıca yukarıdaki anahtar sözcüklerden önümüzdeki ayın çok sıcak geçeceğini de anlıyoruz. Yeniay su burcunda olduğuna göre bu sıcaklığa tropikal yağmurlar eşlik edebilir.

 

Bu arada Satürn’ün Antares’in üzerinde olduğunu da unutmayalım. 16.Aralık.2015 tarihli bir yazıda şunları yazmıştım:

 

“ANTARES -Kraliyet yıldızlarından Batının gözcüsüdür. Sonbahar ekinoksunda gözükmesi nedeniyle Batının gözcüsü olarak bilinir. Anahtar kelimeleri: otorite, büyük güç, dikbaşlılık, ağır çalışma sonucu kazanç, savaş, yıkıcılık, etkili söz söyleme, nükleer olaylar, yangınlar, kalp problemleri, ırkçılık ve dini hoşgörü konuları ve insan hakları, şüphecilik, hırçınlık. Doğum haritasında vurgulandığında ün ve yüksek pozisyon anlamına gelebilir. Savaş ve aynı zamanda kayıp ve ölüm getirebilir. Bağımlılık, ırk, kölelik, insan hakları, tolerans veya toleranssızlık konularını sembolize eder. Antares bir köşe noktasına ilerlediğinde büyük bir problem veya hadise olabilir.

Sağlık konusunda kalp ameliyatlarını gösterir. Etkisi kötücül ve savaşa özgüdür. Ebertin’e göre Mars ve Jüpiter doğasındadır. Eski astrologların kayıtlarında Antares (Algol dışında) dünyasal olaylarda en büyük felaketlere eşlik eden yıldızdır. Akrep'in ilk yöneticisi Mars'tır. Jüpiter de Yay'ın yöneticisidir. Bu durumda Akrep-Yay (Pluto-Jüpiter) yani fanatizm, köktencilik, ya hep ya hiç Antares’in sembolizminde de görülür. Dünyasal olaylarda şehirlerin ve ülkelerin kuruluşunu, savaşları, nükleer felaketleri, deniz kazalarını, yangınları, sis ve dumanı, suiskastleri, insan haklarını, esareti, ırk ve sınıf konularını sembolize eder. Antares’in vurgulandığı bir savaş haritasında savaşa giren taraflardan güçlü olan kazanabilir, ama sonuçta büyük kayıplar ve ölümler söz konusudur.

Antares Satürn ile: dini riyakarlık, koşullar karşısında sahtekarca ve maddi davranma, bozguna uğrama, tartışma ve hukuk kanalıyla kayıplar, düşmanlar kanalıyla sorunlar, kayıplar, eve, ülkeye zarar gelmesi.

Bu arada Recep Tayyip Erdoğan'ın Mars'ı da bu noktada bulunuyor. Yani Satürn bu Mars'ın üzerine geldi, baskı yapıyor. İstediği gibi davranmasını kısıtlıyor. Astrolojinin Anahtar Sözcükleri kitabında Hajo Banzhaf bu ikisinin beraberliği için şunları der: Acı sona kadar savaş. Direnmeye karşı savaş. Diş bilemek. Soğuk savaşçı. Katılaşmış güçler. Sürekli direnç karşısında harekete geçen enerjinin vahşi ve yıkıcı bir biçimde ortaya çıkması. Başarısızlık korkusu. İntikam arzusu.” 

Barış İlhan

 

 

 

SATÜRN –NEPTÜN KARE AÇISI – 18 Haziran 2016

 

Astrolojide Satürn yapılandırma prensibini temsil eder. Sınırlandıran enerjisiyle bizden bir şeyleri yapılandırmamızı, bazen de yeniden inşa etmemizi talep eder. Ancak burada en başta Satürn’ün gölge özelliklerinden biri olan yetersizlik duygusuyla ya da korkuyla geriye çekilme söz konusu olabilir. Yani kendimizi bloke edebiliriz. Bu sınırlandırma çoğu zaman istediğimiz şeyin gerçekliğinin sınanmasıyla ilgidir. Gerçekten her neyi istiyorsak Satürn’e özgü disiplin, sabır ve konsantrasyonla hedefimize gitmemiz gerekmektedir. Satürn aynı zamanda kurallar, yönetmelikler, sorumluluk ve disiplinle ilgilidir. Neptün ise çözen eriten saflaştıran bir enerjiyi temsil eder. Neptün, tüm kalıpları ortadan kaldırıp tek bir bütün içerisinde başkalarıyla birlikte eriyerek ‘bir’ olmayı ister. Sınırların ve tanımlamaların kalktığı bir alanda Neptün yanılgılar ve belirsizlikler yaratır. Satürn ile temasında, Satürn’e özgü tüm prensipleri çözer eritir ve adeta sınırları ortadan kaldırır.

Satürn –Neptün kare açısı bizden gerçek dünyadaki yaşamın bize dayattığı kuralları ya da limitleri aşmamızı talep eder. Sınırlarımızın nerede başladığı, nerede bittiği konusunda kafamız karışabilir. Sorumluluklarımızdan kaçma eğilimi içerisinde olabilir ya da üzerimize vazife olmayan sorumlulukları alarak kendi hayatımızı yapılandıramayabiliriz. Ve bunun sonucunda kendi hayatımızın otoritesi olamadığımız için özsaygı duygumuz zedelenir, sürüklenir ve kendimizi kurban gibi hissedebiliriz. Tabi bununla birlikte Satürn’e özgü suçluluk duyguları ve karamsarlıkla depresyona girebiliriz.

Ayrıca Neptün idealizmle, Satürn somut dünya ile ilgilidir. Özlem ve hayallerimizden fedakârlık ederek bir ideali sabır ve disiplinle gerçek kılabileceğimize işaret eder.

Satürn-Neptün Anahtar Cümleler:

(-) Gerçekler ve hayallerin çatışması. Sınırların bulanıklaşması ve sınırlar koymakta zorlanmak. Sınırsız sorumluluk duygusuyla, hangisi kendi sorumluluğu hangisi başkasının sorumluluğu olduğunu ayırt edememek. Başkalarının sorumluluklarını alarak kendi hayatını yapılandıramamak ve bunun sonucunda kurban olmak ya da sorumluluk almaktan tamamen kaçmak. Gerçeklerin çarpıtılması veya gerçeklerden kaçış. Beklenti ve özlemlerinden dolayı hayatını yapılandıramamak. Otorite konumundaki kişileri idealize etmek ve bundan dolayı yaşanılan hayal kırıklıkları. Sınırsız otoriterlik. Akışına bırakmaktan korkmak ya da kontrolü kaybetmekten korkmak.

(+) Gerçekçi hayaller ve hayallerini somutlaştırmak. Kendini sınırlarının ötesinde hissetmek. Kendi hayal ve özlemlerin özveride bulunarak hayatını yapılandırmak. Somut merhamet. Bir ideali gerçekleştirmekte sınır tanımamak. Bir ideali gerçekleştirmek için sabır ve disiplinle çabalamak. Belirsiz bir ortamda dahi yapılandırma gücü. Kaosa düzen getirmek. 

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Eşsiz Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

TUTULMALARA DAİR
Barış İlhan, 5.3.2016

 

Türkiye’nin haritasındaki Pluto döngüsünü bütün şiddeti ile deneyimliyoruz. Aslında gökyüzündeki Pluto Türkiye’nin Pluto’suna 2014 yılında karşıt yaptı, ama etkisi 1-2 derece sonra daha güçlü görüldü, halen de görülüyor. Tabii sürece başka gezegenlerin açıları da etki ediyor, ama Türkiye için Pluto sahnedeyken daha güçlü hiçbir şey olamaz. Çünkü Pluto Türkiye’nin 1. evindedir ve Güneş dahil üç tane gezegeni ile Şans Noktasını yönetmektedir.

Söz konusu Pluto döngüsünde geçmişten kalma sorunları süpürüldükleri halının altından çıkartıp arıtmak imkanına kavuşmuştuk, ancak yapamadık. Hatta daha fazla sorun yaratıldı ve bunlar halının altına yollanmaya çalışıldı. Oysa halının altı doluymuş ve bundan sonra bu mümkün değilmiş. Kaldık pisliklerle başbaşa.

 

Pluto sahneye çıktığında herkesin kazandığı çözümler geliştirmek zorunluydu, aksi takdirde herkes kaybedecekti. Beceremedik, bölündük, hem de ikiye değil, beşe altıya. Ötekini yok etmeye çalıştık, indik yerin altına.....

 

Şimdi yeraltının efendisi, Steven Forrest’ın deyişiyle, bize buz gibi gözleriyle bakıyor. Adeta ölümlerden ölüm beğen diyor.

 

Tutulmalar Mevsimi
Böyle bir arka-planla, tutulmalar mevsimini yeni bir etabına başlıyoruz. Eylül 2015’te Başak’ın 20 derecesinde bir Güneş Tutulması oldu. Bu tutulma Türkiye’nin evlerini, ekolojiyi, madenleri ve muhalefeti temsil eden alanında gerçekleşti. O gün bugündür Güneydoğu’da taş üstünde taş kalmadı, Cerattepe’de maden yüzünden yaşanmayan kalmadı, ülkede muhalefet kalmadı. Doğrusu tutulmanın etkisi güçlü hissedildi.

 

Şimdi 9 Mart’ta, Balık’ın 19 derecesinde bir başka Güneş Tutulması, bu defa Türkiye’nin iktidarını, itibarını, idari yapısını temsil eden yerde gerçekleşecek. Muhtemelen önümüzdeki döneme başkanlık, seçim, referandum vb. konular damgasını vuracak. Ya da ülkenin başını, hükümeti ilgilendiren başka konular sahneye çıkacak. Tabii Türkiye’nin dünya nezdinde beş paralık hale gelmiş itibarı ayrı bir konu, bunu yabancı basını okuduğunuzda bütün çıplaklığı ile görüyorsunuz....

 

Bu Güneş Tutulması bir T-kare açı kalıbıyla dikkat çekiyor. Tutulmada Güneş-Ay ikilisinin karşısına, Balık’ın (yani tutulmanın) yöneticisi Jüpiter zararlı olduğu Başak burcunda duruyor, ve üçü de Satürn’e kare yapıyorlar. Bu durumda Satürn odak noktası haline geliyor. Jüpiter 4. evde muhalefete, konutlara, doğaya zarar vermekle meşgul. Satürn orduyu, işçileri, hastalıkları simgeleyen 6. evde hareket ediyor. (Satürn’ün buradaki hareketiyle ilgili eski yazıları okumanızı öneririm)

 

Satürn Türkiye’nin haritasında ortakları, düşmanları, rakipleri, savaşı, mahkeme salonlarını (7.ev); ölümü, kayıpları, derin devleti, borçları (8.ev); yasaları, yargıyı, yayıncılığı, üniversiteleri, dini, yabancı ülkeleri (9.ev) temsil eden evleri yönetiyor. Bu durumda tutulmanın anayasaya, düşmanlara, orduya, yurtdışına ve işçilere odaklandığını görüyoruz. Oldukça sorunlu bir durum, üstelik bu Satürn Türkiye’nin Tepe Noktasına bir kare açı yapıyor, iktidarı zorluyor. Bu arada gökyüzündeki Uranüs’ün Türkiye’nin Kayron’u üzerinde duruşu dikkat çekiyor. Yaralar kanıyor, iyileşme olmuyor. Kayron Koç’ta. Aklımıza “en iyi savaş savaşmadan kazanılandır” sözü geliyor. Oysa tutulma esnasında Mars orduyu, polisi simgeleyen 6. eve henüz girmiş bulunuyor. Yani asıl hareket bundan sonra görülebilir.

 

Uranüs Türkiye’nin haritasında oluşan bir Yod’un fokal gezegeni.oluyor. Gökyüzündeki Jüpiter, Türkiye’nin Venüs’üne 60’lık yapıyor, her ikisi Uranüs’e 150’lik yapıyorlar.Üç gezegen de 18 derecede, yani açı kesin (partil). Uranüs’ün patlayıcılığı, ani beklenmedik gelişmeleri tetikleniyor. Uranüs ayrıca Türkiye’nin haritasında yasaları, yargıyı yönetiyor. Acaba hangi sürprizlere gebe...

 

Güneş Tutulmasını 23 Mart’ta bir Ay Tutulması izleyecek. Güneş ve Ay iktidar-muhalefet aksında yerlerini alacaklar. Güneş ve Ay Tutulması haritalarında para ve kaynaklar konuları da dikkat çekiyor. Tek başına Güneş Tutulması haritasına baktığımızda Türkiye’nin 8. evinin (ölüm, kayıp, borç) yükseldiğini, tutulmanın 2. evde (para) gerçekleştiğini görüyoruz.

 

Ay Tutulması haritasında da 2.ev yükseliyor ve tutulma 2.-8,ev aksında gerçekleşiyor. Kayıp ve borçlar evi oldukça kalabalık. Önümüzdeki bir yıl boyunca borçlanmamakta yarar var.

Türkiye’nin Progres haritasına bir göz attığımızda bizi bir sürpriz bekliyor. Türkiye’nin progres Yükselen’i 21 derece Başak, yani Eylül’deki tutulma bu Yükselen’in üzerinde gerçekleşti. Halkı, ülkeyi perişan etti. 9 Mart’taki tutulma 7.evin başlangıcında gerçekleşecek. Bu da çatışmalara, savaşa, iç savaşa, düşmanlıklara işaret edebilir.

Bu noktada hiç hayırlı bir şey yok mu diye sorulabilir. Evet var, Türkiye’nin Venüs’ü tutulma esnasında Güneş, Ay ve Jüpiter’den uyumlu açılar alıyor. Jüpiter Güneş ve Ay’ın düzenleyicisi, yani söz hakkı onda, ancak Jüpiter Venüs’ün düştüğü Başak burcunda bulunuyor, yani aslında Venüs’e zarar veriyor. Her halde bu uyumlu açılarla zarar vermesi kolaylaşacaktır. Venüs Türkiye’nin haritasında gençleri, meydanları ve meclisi temsil ediyor. Jüpiter ordunun ve iktidarın temsilcisi.

 

Ve son olarak, Güneş Tutulmasının astro-karto-grafi haritasına baktığımızda Mars/Tepe Noktası çizgisinin Türkiye’nin Güney Doğusu’ndan, Irak’tan, Suudi Arabistan’dan ve Yemen’den geçtiğini görüyoruz. Evet Mars, o kırmızı çizgi.... Hani o barutun, çatışmanın, savaşın, kavganın, yağmanın efendisi... O Mars Türkiye’nin haritasında ülkenin kasasını, hazineyi temsil ediyor. Bu çatışma kasayı tam takır ediyor...

 

İyisi mi biz yazıyı güzel bir sözle bitirelim...
“Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir.” 

François Fenélon

 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

2016'nın Önemli Gökyüzü Hareketleri

KADERİMİZDE VAR MIYDI? -2016

2015 yılında en sık duyduğumuz cümlelerden birisi “90’lara geri mi dönüyoruz?” diğeri de “tüm bunlar kaderimizde var mıydı?” olabilir. Bu soruları her duyuşumda kendimce cevapladım: “Hayır geri dönmüyoruz” ve “Evet kaderimizde vardı”. Nasıl mı? Açıklayayım.

 

Hayır 90’lara dönmüyoruz, çünkü Türkiye tarihinde daha önce böyle bir dönemden geçmedik. Türkiye ilk defa Pluto-Pluto karşılığı yaşıyor. 1976-77’de buna benzer bir dönem vardı, ancak bu kadar şiddetli değildi. Şimdiki karşıtlık diğer gezegenlerin de eşlik etmesi ve dünyanın tamamında düzen değişikliğine işaret etmesi ile oldukça şiddetli geçiyor, yani bildiğimiz gibi değil...

 

Evet bu kaderimizde vardı, çünkü Türkiye’nin doğum haritasında Pluto 1. evde bulunuyor. Bu her şeyden önce halkı sürekli baskı altında, güç tarafından ezilen bir ülkeye işaret ediyor. Kuruluşundan beri halı altına süpürülen sorunların bir gün ortaya çıkarak bir krize neden olacağını gösteriyor. Bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. devam

  

 

Ay Düğümleri Balık-Başak Aksında

 

12 Kasım’da Ay düğümleri Balık-Başak burçlarının aksına geçtiler, 2017 Mayıs’ına kadar burada kalacaklar. Başak çıkış düğümünde, Balık ise iniş düğümünde bulunuyor. Yani artık Balık burcunun aşina özelliklerinin saplantısından kurtulup, Başak burcunun potansiyellerine doğru ilerleme zamanını yaşıyoruz. Bu göksel hareket hayalci, özlem dolu (Balık) bir duruştan, daha gerçekçi, soğukkanlı ve işlevsel (Başak) bir duruşa doğru ilerlemeyi simgeliyor.

 

Merhametli Hizmet

Balık burcundaki Güney Ay Düğümü gölge yönüyle hayatın gerçekleri, zorunlulukları ve zorlukları karşısında, bunlarla ilgilenecek, bunları çözecek bir kurtarıcı beklemeyi gösterir. Eğer böyle birisi yoksa kurban psikolojisine girilir. Kişi kendine acır, zorunluluklardan kaçar, uyuşur, iyi günlerin hayalini kurar, sorunları Tanrı’nın çözmesini bekler, karmaşa içinde yaşar. Korkular, endişeler içinde boğulur, Belirsizlikten korkar. Oysa Balık’ın sağlıklı özelliklerini geliştirdiğinde mevcut koşulları kabullenir, belirsizlikte ustaca yol alır. Kaosun düzenini sezer. İşte bu noktada Başak burcunun gerekliyle gereksizi, yararlıyla yararsızı ayrıştıran, detayları fark eden, tahlil eden, çözümleyen, aksaklıkları düzelten enerjisi devreye girer. Tüm bunları yapmak için sistemli, metodik çalışmak, yapılacakların listesini çıkartmak, rutin oluşturmak ve çalışmak gerekir. Verimlilik ve işlevsellik esastır. İdeallerin, vizyonların için günlük hayatta başkalarına yararlı olacak bir şeyler yapmaya girişilir.

 

Kuzey Ay Düğümü Başak’ta olduğunda Balık burcunun birlik duygusu, bütünü kucaklaması, merhametli olması, muhtaç durumdakilerle empati kurması, onlara yardım arzusu, kendini buna adayabilmesi gibi özellikleri Başak’ın maddi dünyada, günlük hayatta hizmet kapasitesi ile birleşerek işlevsellik kazanır. Kişi özlemleri, fantezileri ve uyuşukluğu bir kenara bırakarak vizyonu ve ideali için çalışır. Kabullenicilik ve akışla birlikte akmak, kişinin zihnini karmaşadan uzaklaştırır, netleşmesini sağlar. İçindeki bilgiye güvenir, hayata inanır, böylece Başak’ın endişe, telaşından kurtulur. Ruhunu doyuran, kimseyi ayırmadan kucaklayan bir duygu ile somut dünyada yararlı olur. Nasıl yararlı olabileceğini saptadıktan sonra, bu konuda ustalaşmak üzere çalışmaya başlar. Saptadığı aksaklıkları düzeltirken, kusur buluculuğu, eleştiriyi bir yana koyar, sorunların üzerine merhametle eğilir.

 

Türkiye ve Ay Düğümleri

Türkiye’nin doğum haritasında Ay Düğümleri Balık-Başak aksında olduğu için, 12 Kasım’dan itibaren yeni bir dönemin başladığını varsayabiliriz. Balık’taki Güney Ay Düğümü bundan bir yıl sonra Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile birleşerek bir sayfayı kapatacak. İlginç bir şekilde Balık’ın yöneticisi olan Neptün gezegeni son zamanlarda Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile kavuşum yapıyor, bu nokta üzerinde gidip geliyor. Bu hareketin ülkede birlik, beraberlik ve merhamet getirmesini umabilirdik, ancak görünen tablo daha ziyade karmaşa ve belirsizliğe işaret ediyor. Ve maalesef geçmişin kapısını kapanıp, geleceğin kapısı aralanırken, ilerideki manzara iyi görünmüyor. Bu geleceği düzeltmek için kolları sıvama (Başak) zamanı.... 

Barış İlhan

devamı http://www.barisilhan.com/#!hayaller-gercekler/c1mrs

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Jüpiter Başak’tayken kişi düzen yaratarak, 

bir ustalık geliştirip bununla yararlı olarak büyür.

Kişi Jüpiter’e özgü inanç, mutluluk ve hoşgörüyü aksaklıkları düzeltebildiğinde, yararlıyla yararsızı ayırt edebildiğinde, yapabileceğinin en iyisini yapabildiğinde hisseder. Jüpiter Başak burcunda işlevselliğe, emeğe ve sıhhate inanır. Ancak Başak burucunda zararda olan, inancı ve geniş perspektifi simgeleyen Jüpiter burada aşırı gerçekçilik, detaylarla aşırı uğraşı, sadece kusurları görme gibi nedenlerle inanç geliştirmekte zorlanabilir. Jüpiter’in organizmanın sağlıklı büyümesini gösteren doğası burada çarpık ve zararlı büyümeye dönüşebilir.

Jüpiter Başak’ta açıklanabilir ve pratik bir dünya görüşüne gerek duyar. Kişi gözlemci ve dikkatlidir ne var ki detaylara olan ilgisi tüm detaylara hakim olmaya çalışmakla sonuçlanabilir. Oysa sorumlulukları paylaşmayı öğrenmesi gerekir. En çok başkalarına hizmet ettiği zaman mutlu olabilir, yararlı bir amacı olan işlerden kendisine yarar sağlayabilir. Olumlu ifadelerinde, gündelik bilgelik, güvenilirlik, başkalarına içtenlikle hizmet, emeğe değer vermek, ortak yararlar için çalışmak, analitik ve ayrıştırıcı yeteneklerin zenginliği söz konusudur. 

Olumsuz ifadelerinde, tek düzen kurucunun kendi olduğuna inanmak, tüm detaylara hakîm olma isteği ancak bunlarla başa çıkamamak –çuvallamak–, başka insanların ne yapmaları gerektiğini söylemekten kendisi çalışamaz hale gelmek, aşırı yargılayıcılık ve kusur bulmak, ettiği hizmetlerle yücelik ve iyilik taslamak söz konusudur.

- Barış İlhan, Astroloji Dersleri, Barış İlhan Yayınevi, s.254

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

   

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

12. Evdeki Gezegenler:

 

GÜNEŞ olumlu yönüyle içsel sıcaklığın ve canlılığın, içsel kaynaklarından emin olmanın ve kendini yeniden canlandırabilmenin

işaretidir.

 

Olumsuz yönüyle, dıştan kendini geri planda tutuyor gibi görünebilir, ama içte hatırı sayılır egotizm, böbürlenme, narsisizm olabilir.

 

Sonuçta özsaygıyı ve haysiyeti tehdit eden dış güçlere karşı egoyu korumaya çalışmak söz konusudur.

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.