ONİKİNCİ EVİN GÜCÜ

 

Frances Coman McEvoy

 

Astrolojide yapılan en vahim yanlışlardan birisi, özellikle Güneş ve içsel gezegenler onikinci evdeyken, bu evin yorumlanmasıyla ilgilidir. Michael Gauquelin’in son araştırması bu konuda aydınlatıcı olmuştur. Gauquelin, Yükselen’deki veya Tepe Noktasındaki gezegenlerin meslek seçimiyle ilişkisinin önemli olduğunu bulmuştur. “Yükselen”in doğu ufkunun hemen üstündeki, “Tepe Noktası”nın da gün ortasının (MC’nin) hemen ardındaki konum anlamına geldiği sonucuna varmıştır. Diğer bir deyişle, en önemli evler, birinci ve onuncu evler değil,  onikinci ve dokuzuncu evlerdir. Ölümünden bu zamana kadar bu konu gözardı edilmiş, sanki “köşe noktalarındaki” gezegenlerden söz ediyormuşcasına  aktarılagelmiştir. Gauquelin’e göre, köşe noktaları, onikinci, dokuzuncu, altıncı ve üçüncü ev kasplarıydı (başlangıç çizgileri), birinci, onuncu, yedinci ve dördüncü ev kaspları değil.

 

Dane Rudhyar, bir keresinde bana, onikinci evin sadece bilinçaltını temsil eden bir ev olmadığını, ilişkilerinden, ailesinden, kariyerinden ve arkadaşlarından yansıyan kimliğinden bağımsız olarak asıl kişiyi gösterdiğini açıklamıştı. Rudhyar, 12.evin olumsuz yorumlarının, belki de, Ortaçağ boyunca, kendinize ve inançlarınıza karşı dürüst olduğunuzda hayatınızın tehlikeye girebildiği, kiliseye ya da devlete ters düştüğünüz için hapsedilebildiğiniz gerçeğinden kaynaklandığı varsayımında bulunmuştu. 20. yüzyılda, derinlikler psikolojisinin araştırılması, bilinçaltının muhtevasına farklı bir tutumla yaklaşılmasını getirmiştir. Birinci ev, bireyin dış görünüşüyle, kişiliğiyle ilgilidir. Oysa 12.ev,  aile,  ilişkiler ve kariyer ile tanımlanmayan içteki gerçek kişidir. Birinci ev ile onikinci ev arasında çatışma varsa, sonuç gerçekten ıstıraplı olabilir. Güneş’i onikinci evde olan kişilerin önemli bir özelliği, diğer insanlar tarafından kolaylıkla etkilenmemeleri, kendi özel yollarıyla bağlantılı kalabilmeleridir. Eğer erken çocukluk dönemi, kişinin özgüvenini örselediyse, kişi, çoğunlukla kendi iç dünyasına çekilerek, içedönük veya utangaç olur.

 

Tarihe bakıldığında, ne kadar çok sayıda müstesna kişiliğin, 12.evlerinde Güneş ve gezegenlerle doğduğu görülebilir. Günümüzde, dünya sahnesindeki en önemli liderlerden dördünün Güneş’leri 12.evdedir: George W. Bush’un, Tony Blair’in, Vladimir Putin’in ve Ariel Sharon’un.  Sharon, Güneş’i Balık’tayken ve geri giden Merkür’ü de hemen onun yanındayken doğmuş. Şahinvari tarzından dolayı “Savaşçı” olarak tanınır. Koç’taki Uranüs ile Jüpiter 12. evinde kavuşum yapmaktadır. Bu konumlar, merhamet, empati, sempati ve insancıllık gibi, herkesin kabul ettiği Balık burcu özelliklerini neden göstermediğini açıklayabilir. Ancak Sharon, aynı zamanda, bir 12.ev Güneş’i örneğidir.

 

Vladimir Putin, barışçıl Terazi burcunda Güneş-Satürn kavuşumunda doğmuştur. Terazi burcunda, Merkür ve Neptün de dahil tümünü içeren bir yığılım, 12. evindedir. “Bir siyaset adamı olmadığını” fakat uysal ve alçakgönüllü bir adam da olmadığını itiraf ediyor.  Mars’la ilgili savaş sanatlarını, favori sporları arasında sayıyor, eski bir KGB ajanı. Hatta, 1999’da başbakan olarak atanmadan önce, Boris Yeltsin’in başkanlığı döneminde, Kremlin’deki  en güçlü adamlardan biriydi. Esasen bizzat Yeltsin tarafından halefi olarak seçilmiştir. İkizler’de (out-of-bounds) sınırı aşan Ay’ı ve birinci evinde Akrep burcunda Yükselen Venüs’ü vardır. Fakat  kesinlikle kendine özgü bir adamdır. Terazi’deki Güneş-Satürn kavuşumunun işaret ettiği gibi hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Fakat ardından KGB’nin dış istihbarat bölümünde 15 yıl sürecek bir kariyere başlamış, Leningrad ve Doğu Almanya’da görev yapmıştır.  1989 yılında  sonraki on yıl devam edecek olan hızlı tırmanışına başlamıştır. Sessiz, kendini görünmez kılan tarzı, 12.ev yaklaşımının tipik bir örneğidir. Fakat, aynı zamanda, Aslan’daki Plüton’u, Güney Ay Düğümü ile haritasının tam tepe noktasıda kavuşum yapmaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Çeçenistan’daki isyanın hızlı biçimde bastırılmasıyla halkın dikkatini çekmiştir. Halk onu benimsedi, çünkü elini taşın altına koymuştu ve bir kez daha bir dünya gücü olabilecek, daha modern ve zamana uyan bir Rusya öngörüyordu. Putin’in Yay’daki (out-of-bounds) sınırı aşan Mars’ı, tepe noktasının üzerinde, Aslan’daki Plüton-Güney Ay Düğümü kavuşumuna üçgen açı yapmaktadır. Hem Putin’in hem de Bush’un Natal 12. evlerinde Güneş ve Satürn kavuşumu vardır.

 

Son seçimlerden önce, bazı ünlü astrologların, Güneş’i ve Satürn’ü 12. evde olduğu için George Bush’un seçilemeyeceğini söylediklerini duydum. Benim tepkim “Tam da bunun için seçilecek!“ oldu. Tartışmalı bir seçimin ardından başkanlığa gelme tarzının ve perde arkası manipülasyonların bir çok Amerikalıya, Bush’un seçimin gerçek galibi olmadığını hissettirmesi, belirgin biçimde Güneş konumunun gücünü düşündürüyor. Abraham Lincoln, Ulysses S. Grant ve Jimmy Carter da dahil olmak üzere, Natal Güneş’i 12. evde olan pek çok başkanımız oldu.  Teyzesinin günlüğündeki kayda göre, Abraham Lincoln, Güneş yükselirken doğmuştur. Lincoln’ün balzamik Ay’ı da 12. evindeydi.  Derin düşünen bir adamdı, büyük ölçüde kendi kendinin öğretmeni olmuştu. Okülte olan ilgisi hayatı boyunca iyi biliniyordu. Cazibesi ve kişisel gücü de erken yaşlardı belirgindi.

 

Uluslararası siyasetin benzersiz çifti olarak nitelenen George Bush ile Britanya’nın Tony Blair’i, Güneş 12. evlerindeyken doğmuşlardır. Birbirinden bu denli farklı iki adam daha tahayyül etmek zordur: Kendini “orta yolu” bulmaya adamış, iyi konuşan bir entelektüel ile idealleri küçük gören sağ kanadın kulüp çocuğu, bir petrolcü. Blair, 11 Eylül’den sonra Amerika ile “omuz omuza” durarak, cesareti ve sadakati ile Bush’un arkadaşlığını kazandı. O, Bush’un tarzında bir köktenci olmasa da, iki adam da Hıristiyanlığa bağlı, Clinton’un Monica Lewinsky ile olan ilişkisinden rahatsızlık duyan, ailelerine bağlı insanlardır. Blair Oxford’da hem Hıristiyanlığı hem de sosyalizmi bağrına basmış son derece ahlaklı bir insan olarak nitelenmektedir. Kendisi Anglikan Kilisesinin uygulamalarına bağlı olan Blair, bir katolik olan eşi Cherie ile olan evliliğinde, dinde bir orta yol arayışında olmuştur.  İsa’yı kendi rol-modeli olarak kullanmış, Katolik ayinlerine eşi ve iki oğluyla birlikte katılmıştır.  Blair, Arap Dünyası ile uzlaşmak için başlıca umuttur. O, bir felsefeci ve din öğrencisi olarak, Müslüman ve Hıristiyan geleneklerinin aynı kaynaktan geldiğini bilmektedir. 12. evinde Boğa’daki Güneş-Pallas kavuşumuyla güvenilebilecek içsel bir güce ve adanmaya sahiptir.  Bir yandan da  İkizler yükselmektedir. Benim görüşüme göre, İngiliz Başbakanı, 12.evinde Güneş olan halihazırdaki dünya liderlerinin en etkileyicisidir.

 

Blair kendine has dehasını en belirgin olarak, Prenses Diana’nın ölümünde sergilemiştir. Prensesi tanır ve severdi. Aynı zamanda Prens Charles’ı da bir modernizm dostu olarak tanır ve severdi. Monarşiyle bağlantılı olarak, kendisinin “Disraeli Başbakanlar Ekolü”nden olduğunu belirtmiştir.  Majestelerine “ Siz bizim Kraliçemiz olarak Britanyalıların en üstünüsünüz ” demiştir. Diana’nın ölümünde, Britanyalılara duygularını toplum önünde ifade etmelerinde bir sakınca olmadığını göstermiştir.  Hatta, protokol kurallarına uygun olmasa da, Buckingham sarayındaki bayrağın yarıya indirilmesi için Kraliçeyi ikna etmiştir. Bu adam, bir yenilikçi olduğu kadar bir iyileştiricidir de. Aynı zamanda İngiltere Kilisesi’nin ülkenin resmi kilisesi fakat içsel bir kilise olarak kalması gerektiği konusunda Kraliçeyle uzlaşmıştır. Kendisini Hıristiyan sosyalist olarak nitelemektedir.  Bu 12.ev Boğa’sı, 12.ev kişisinin ihtiyacının kendisine dürüst olmak, başkalarından etkilenmemek olduğunu defalarca ispat etmiştir. Aynı zamanda, bütün kiliselerin temsilcisi ve liberal bir insan olarak, orta yolda yürümek üzere bir yol bulmalıydı.  Mars’ ı İkizler’de yükselirken, Kova’daki Ay’ı 9. evinde, kendi Kuzey Düğümünün üzerindedir. 6. evin başlangıcında Satürn, Neptün ile Terazi’de kavuşum yapmaktadır.

 

Irak’ın işgal nedenleri hakkında Britanyalıların yanlış yola saptırılıp saptırılmadığına ilişkin sorular, başbakanın hükümetini, altı yıl önce iktidara geldiğinden bu yana en kötü krize sokmuştur. Britanyalılar Başkan George W. Bush ve yönetiminin, bu savaşı bir oldu bittiye getirmesiyle ilgili yargı ve motiflerini her zaman sorgulamaktadırlar. Blair bu fırtınayı yatıştırmayı başarabilecek ve her zaman yaptığı gibi ortayolu takip edebilecek mi?  Eski Başkan Bill Clinton, Bush’un üzerindeki frenleyici etkisi nedeniyle Tony Blair’in mevcudiyetinden şükran duyduğunu söylemiştir. Önümüzdeki aylar, Başbakan için kritik öneme haizdir.

 

2003’ün ahenkli dizinini ikiye katlayan ve 8 Kasım’da Boğa burcunda gerçekleşecek olan önümüzdeki Ay Tutulması, Blair’in Natal Güneş’iyle bir derece içinde kavuşum yapmaktadır. Şüphesiz ki bu tutulma yalnızca dünya için değil, Tony Blair’in kariyeri için de büyük önem taşımaktadır. Yalnızca Güneş’ine değil, Aslan’daki Güney Düğümü’ne de paraleldir. 9. evde Kova’daki Natal Ay’ı ve Kuzey Düğümü, bu Ay Tutulmasına kontra-paralel konumdadırlar.  Önümüzdeki iki ayın neler getireceğini bekleyip görmekten başka yapacak bir şey yok.  Uranüs’ün aynı gün 28 derece Kova’da durağanlaşıp Blair’in Natal 10. evinin başlangıcından ileriye gitmeye başlaması kayda değerdir.

 

ABD medyası ve Demokrat Parti adayları, eylemlerini ve politikalarını sorgulamaya açarken,  bu Bush için de,  fırtınalı bir mevsimin başlangıcında olabilir. Mamafih ne Bush ne de Blair, görüşlerini ve davranışlarını değiştirmeye gönüllü olmayacaklardır.  Çünkü 12. ev eğilimlerinin yönlendirdiği rotada kalma eğilimleri vardır. Bunlar, her ne kadar tartışmaya açık, çoğunluğun benimsemediği veya yıkıcı türde olsalar da.

 

Çeviren: Serap Rumelili Öcalan

 

Frances McEvoy, C.A. NCGR, astroloji çalışmalarına 1949’da Grant Lewi ile başlamış, 50 yılı aşkın süreyle günlük bazda bu sanatı icra etmiştir. 1975’ten beri NCGR’in üyesiydi.  1979’dan 2007 sonundaki ölümüne kadar NCGR’ın Boston Bölümü’nün başkanı, 1981’den beri de NCGR Ulusal Yöneticiler Kurulu’ndaydı.

“The Power of Yods and Quincunxes” adlı kitabın yazarıdır. Bu kitap, UAC’98 ‘de bir sunum metni olarak dağıtılmıştı.  Ayrıca, Frances, belli başlı astroloji yayınları için çok sayıda yazı yazmıştır.

 

“Geocosmic News” ile “NCGR Geocosmic Magazine”in editörü olarak, 1997’de  Uluslararası Entelektüeller Listesinde, ayrıca Uluslararası Edebiyatçı ve Yazarlar Listesinin de 2001  baskısında yer almıştır. Boston Herald, Dell Horoscope, Today’s Astrologer(AFA), Astrologer’s Newsletter gibi yayınlara makaleleriyle katkıda bulunmuştur.  1994-95’te David Williams Ödülünü, 1999’da da Amerikan Biyografi Kurumu’ndan İlham Meşalesi Ödülünü almıştır.

 

 MAKALELERE DÖN