Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

 

Satürn (Ninurta) ve Terazi: Savaş ve Barış  

Soğuk ve kuru doğasıyla yaşamın karşısında olan Satürn tarih içinde onu sınırlayan, sona erdiren, kötülük getiren ve kaderin hoşgörüsüzlüğünün kaynağı olarak görülen rolünden kısıtlamalarıyla kendine yetmeyi öğreten, gerçeğe ayak uydurmayı, varolan potansiyeli somut biçimde gerçekleştirmeyi dayatan, olgunlaştıran, azimli bir öğretmen haline ulaşır. Çıplak gözle görülebilecek en son gezegen olduğundan insan doğasının sınırını gösterdiği gibi, diğer tüm klasik gezegenlerin sonunda güneş ışınlarından en uzakta bulunması sebebiyle karanlığın ve artık gözle görünmeyenin başladığı sınırı belirler. Bu bakımdan kişisel (bilinçli) sistemimizin kolektifin (bilinmeyenin) etkilerine açıldığı bir kapı ya da eşik görevi görür.

Terazi burcu zodyakta insan veya hayvan figürüyle değil de mekanik bir aletle temsil edilen tek burçtur. Sembolü bir ölçü aleti olan kantar-terazi aletidir. Eski zamanda Mısırlılar için Terazi’nin kantarının önemi büyüktü. Ölüm zamanı geldiğinde tanrıça Maat bir kefeye kişinin ruhunu diğer kefeye de bir tüy koyardı. İbre belli belirsiz de sapsa ruh taşıdığı bu ekstra yükü bırakmak amacıyla tekrar hayata dönmek zorundaydı. Terazi’nin hayattaki ilk hedefi kantarı dengede tutmak ya da ruhları ölümden sonraki alemlerine hazırlamaktı. Terazi burcuna astronomik açıdan yaklaştığımızda da yine bir denge unsuruyla karşılaşırız. Mevsim zodyakında (tropikal zodyak) sonbahar ekinoksu burcu olarak Terazi gece-gündüz eşitliğiyle başlar. Diğer bir ekinoks burcu olan Koç’tan farkı eşitliği ışığın (gündüzün) egemenliğine doğru bozan Koç’un karşıtı olarak karanlığın (gecenin) egemenliğini başlatmaktadır. Bu anlamda Koç kolektiften ayrılmak ve kişisel olanı başlatıp geliştirmekle ilgilenirken, Terazi kendini kolektife katmakla ilgilidir. Öncü niteliğiyle ilk adım olarak önce karşısındaki kişiden başlayarak ‘başkası bilinci’ni edinerek ileride grupla, toplumla ilişkilerin gelişeceği diğer bir hava burcu olan Kova’ya zemin hazırlar. Bu bakımdan kendisiyle karşıdakinin arasındaki ilişkiyi ayarlamak, aydınlığın yanına karanlığı koyarak eşitlik içinde bir arada bulunabilmek peşindedir. Bunu da hakları gözeterek, alma-verme dengesi kurarak, Başak’tan gelen hasat ürününü ölçüp biçerek, herkesin ihtiyacına göre paylaştırarak yapar.  

 

Satürn Terazi’de

 

Satürn Terazi’de güçlüdür. Güneş’in düşük olduğu, hem karanlığın egemenliğini başlatan hem de bir anlamda tıpkı kendi gibi bir sınırda bulunan Terazi’de keyfi yerindedir. Güneş etrafındaki dönüşünü yaklaşık 29-30 yılda tamamlayan Satürn on iki eşit burca bölünmüş tropik zodyakta her bir burçta 2,5 yıl kalır. Gerçekliğin, sınırların, yapılandırmanın ve ‘şimdi’ yapılması gerekeni göstermesi bakımından ‘zaman’ın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı zaman dilimine işaret eder. Yaşamın tüm yönlerini sembolize eden mevsim burçlarından geçerek her mevsimin doğasına uygun potansiyelleri dünyada gerçekleştirmek, görünür kılmak üzere döngüsünü tamamlar, aynı zamanda ölümle sınırlı insan yaşamında zamanın getirdiği derslerle birlikte yaşlanıp olgunlaşmayı sembolize eder.

 

Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, içinde hareket ettiği burcun temsil ettikleri konusunda engellenme, yetersizlik hissetme, bunlara çaba harcayarak ulaşma söz konusudur.

 

Satürn ileri, geri gidişlerinden sonra en son 21 Temmuz 2010’da bir daha Başak’a dönmemek üzere Terazi’ye girdi, 5 Ekim 2012’e kadar da Terazi’de kalacak. Bu süre zarfında hayattaki en küçük birimden en büyüğüne (bireysel, toplumsal, ulusal) kadar Terazi’nin koşullarını öğreniyor, onun adaletiyle ve tartısıyla olgunlaşıyor olacağız. Tabii öncelikle bunların yokluğunu, eksikliğini deneyimleyerek, sonra da onun doğasına uygun somut yapıları kurmak için çabalayarak. Bu dönemde Satürn’ün temsil ettiği kısıtlamaları, zorlukları, dersleri ve kurulacak yapıları Terazi’nin simgelediği her ne varsa milyonlarca dışavurumuyla görüp izleyebiliriz: Uyum, denge, ölçülülük, dostluk, ilişkiler, evlilikler, işbirlikçiler, ortaklar, hak hukuk konuları, davalar, duruşmalar, avukatlar, mahkemeler, sosyal ilişkiler, sosyal işlevsellik, davetliler, konuklar, güzel sanatlar, kamu ve halkla ilişkiler, arabulucuk, görüşmeler, mukavele ve sözleşmeler, pazarlıklar, uzlaşmalar, müzakereler, müzakereciler diplomasi, diplomatlar, siyaset, nezaket, barış, barış yanlıları, barışçıl politika, ateşkes, ateşkes anlaşmaları, mütareke, ittifak, federasyon, birleşmiş yapılar, mücadele, harp, savaş durumu.

 

Satürn ve Savaş

 

En eski zamanlardan edinilen bulgulara göre Satürn’e farklı bir açıdan bakabiliriz.  Asurlular ve Babilliler için Satürn sert ve soğuk bir reis değil, fetheden bir kahramandı. Tanrısal erkek kardeşler olan Satürn ve Mars birer savaş tanrısıydı. Bu göksel uygunluğun bir örneği, arkeologların, savaş tanrısının tapınma merkezi Kish şehrinde yaptıkları kazıda bulunan bir kabartmada gözükür. Her biri bir güneş diskiyle betimlenen Ninurta (Satürn) ve Nergal (Mars) simgeleriyle kuşatılan savaş tanrısının başını gösterir… Ninurta’nın ilk mitolojik rolü, tanrılar adına savaşı sürdüren, fetheden kahramandı. Ninib (veya Ninip) Fıratlıların mücadele tanrısı, özellikle Kronos ve Satürn'le bağlantılıydı.

 

Babil’in Ninurta’sı, Fıratlıların Ninib’i bu anlamda bize Satürn için üzerinde düşünebileceğimiz ve olaylarla inceleyebileceğimiz farklı bir bakış açısı sunar. Stephen Arroyo’nun Satürn için belirttiği ‘kendi yapısını ve bütünlüğünü savunma, somut başarı kanalıyla güvenlik dürtüsü’ ve ‘çabalarıyla kendini oluşturma ve muhafaza etme’ ifadelerini de düşünürsek hızlı hareket eden bu açıdan daha çok tetikçi (ilk kurşunu atan) rolüyle  savaşı  başlatan Mars’ın geri planında ağır ilerleyen ve neyin zamanın geldiğini gösteren, hayatta kalmayı zorlaştıran, sınırı koruyan ve yedi metal arasında ‘kurşun’u yöneten Satürn’ün savaşın (Mars’ın) büyük ağabeyi olması pek muhtemel. Global savaşların temsilcisi Pluto ile yaptığı her döngünün dünyanın en büyük savaşlarına tekabül ediyor olması bu bakımdan hiç de şaşırtıcı değil. 1939 II.Dünya Savaşı (Satürn-Pluto karesi), 1914 I.Dünya Savaşı (Satürn-Pluto kavuşumu), 1965 Vietnam Savaşı (Satürn-Pluto karşıtlığı), 1980 İran-Irak savaşı (Satürn–Pluto kavuşumu), 2001 Afganistan Savaşı (Satürn-Pluto karşıtlığı)

Geniş açıdan baktığımızda yüzyılımız açısından da bir Satürn döngüsü olduğu görülür.  Milattan bu yana gelen yüzyıllardan 21.yüz yıl içindeyiz, sembolik olarak milattan bu yana  ikinci Satürn karesini yaşıyoruz. İlk karesinde 7.yy İslam’ın ortaya çıkışı ile Hz.Muhammed’in savaşları, karşıtlığında 14.yy İngiltere Fransa arasındaki Yüzyıl Savaşları, Osmanlı İmpatorluğunun kuruluşu yaşanmış.

 

Satürn-Pluto döngüsünün dışında, sadece Satürn’ün Terazi’de olduğu dönemlerin önemli savaşlara denk gelmesi de çok ilgi çekiçi:

·         1804 – 1805 Fransa-Rusya Savaşı -Tolstoy’un ünlü Savaş ve Barış kitabı bu savaş zamanını anlatır.

·         1861 – 1865 Amerikan iç savaşı -Gettysburg Muharebesi 1863 Temmuz, dönüm noktası – galibi olmadan sonuçlanır…

·         1893-1895 Çin-Japon Savaşı

·         1922  - Türkiye Kurtuluş Savaşı –Büyük Taarruz, Başkomutanlık Meydan Muharebesi

·         1950- 1953 Kore Savaşı, galibi olmadan, barış antlaşmasıyla bitti. Nisan 1951’de başlayan görüşmeler sonucunda ancak Temmuz 1953’te ateşkes imzalanabildi.

·         1979-1989 Sovyet-Afgan savaşı, Afgan sorunu 1982’de Birleşmiş Milletlerce ele alındı, ancak 1988’e kadar çözüme ulaşılamadı (Satürn Terazideyken çözülemedi).

·         1980 – 1988 İran-Irak Savaşı, 22 Eylül 1980 günü Irak’ın sınırı geçmesiyle başlar (Satürn Terazi’ye girdikten bir gün sonra) iki tarafta birbirlerine üstünlük sağlayamamışlardır.

 

Terazi bir şeyin karşısına onun karşıtını çıkartmakla ilgilidir, bunu yaparken karşıtların bir bütünün parçaları olduğunu gösterir ve bir arada varolmasını, uzlaşılmasını talep eder. Bu talebin Satürn’ün kısıtlayan, disipline eden enerjisiyle zorlayıcı, katı ve kuralcı hale gelmesi ve ayırıcı, dondurucu enerjisinden dolayı da tek taraflı olunması, yalnızlaşma, araların soğuması mümkündür.

 

Satürn Terazi’deyken olumsuz açıdan tolerans eksikliği, karşıdakini görmekte ve kabul etmekte yetersizlik, adaletin engellemesi, hakların kısıtlanması, gecikmesi, diplomasinin çıkmaza girmesi, duruşmaların, davaların gecikmesi (Türkiye’nin natal haritasında Satürn Terazi’de olduğu için buna çok aşinayız), mahkemelerin ve hakların işleyişinde zorluklar,  sosyal ilişkilerde gerileme, uzlaşma ve pazarlıklarda zorluk ya da aradaki köprülerin atılması, müzakerelerde sertlik, çözümsüzlük, sen-ben arasında otorite savaşı, hak hukuk, sınır kavgaları, münakaşaları, barış görüşmelerinde ve ateşkeslerde gerileme, savaşın somutlaşması, meteorolojik felaketler söz konusudur.

 

Getireceği dersler ve talep ettikleri, ciddi olarak diğer insan bilincini geliştirmek, diğer insanlarla ilişkilerde olgunlaşmak, ortaklıklarda bağlılık ve sorumluluk taşımak, karşıdakinin de hakkını koruyacak şekilde kanunları yapılandırmak ve yürütmek, uyum, uzlaşı ve işbirliği için çaba göstermek, sınırları hakkaniyetli biçimde belirlemek, ölçüp biçmede dürüstlük, gerçekçilik, somut olarak barışı sağlamak şeklindedir. 

 

Evlilikle ve iş ortaklıklarıyla ilişkilendirilen bu burçtaki Satürn ile varolan ortaklıkların, ittifakların, özellikle doğrudan birebir ilişki konusu olan ‘evlilik’lerin sona erişini, daha önce evliliğin düşünülmediği beraberliklerin ciddileştiğini ve evlilikle sonuçlandığını görebiliriz.

 

Bunun dışında kişisel ve toplumsal anlamda daha bir çok Terazi konusunun Satürn enerjisiyle ortaya çıkışını deneyimleyebiliriz, bunlardan bazıları: Terazi’nin hava elementinden olması dolayısıyla hava şartlarının sert, dondurucu, kuru ve soğuk geçmesi (günümüze kadar 35 yıllık dönemde Ağustos ayında ölçülen en düşük sıcaklık 7 dereceyle 28.8.1981’de yaşanmış, ölçülen en soğuk Ağustos günü Satürn Terazi’deyken yaşanmış), modada kılık kıyafet ve tarzlarda, iç dekorasyon, iç mimaride sadeleşme, koyulaşan renkler, sert, düzgün hatlar, kısa kesik çizgiler, ciddi sanat faaliyetleri, sanatta gerçekçilik,  kadın eşyası üreticilerinin zorlanması, lüks eşya alımının azalması, hakemlerin, avukatların, diplomatların, müzakerecilerin zor durumda kalması, sendika, federasyon gibi birleşik yapıların anlaşmazlıkları, bel bölgesi omurgası ve yumurtalıklarda problemler, böbreklerde taş ve sorunlar, geciken evlilikler, zorlu boşanmalar, Terazi’nin yöneticisi Venüs dolayısıyla sanatçı, aktör ve aktristlerin hayatlarında zorluklar, ayrılıklar. Terazi burcunun yönettiği ülkelerde, şehirlerde (Avusturya, Burma, Japonya, Arjantin, Yukarı Mısır, Kanada, Tibet, Hindiçini, bazı Güney Pasifik adaları, Hazar denizi kıyıları, Kopenhag (Danimarka), Fribourg (İsviçre),  Johannesburg (G.Afrika), Viyana, Lisbon, Leeds, Frankfurt), haritalarında Güneş’i Terazi burcu olan veya Satürn’ü Terazi’de olan ülkelerde (Brezilya, Kosova, Fransa, Amerika, Türkiye, vb) sorunlar, dış ilişkilerde, finansal konularda kısıtlamalar, otorite, iktidar sorunları, zor şartlar ve yürütmenin yapılandırılması.

 

Tarihte dünyada ve Türkiye’de Satürn Terazi’deyken gerçekleşmiş bazı olaylar:

 

  • 1833 – Birleşik Krallıkta (İngiliz Uluslar Topluluğu) köleliğin kalkışı

  • 1834 - Sanatta gerçekçiliğin öncülerinden olan Edgar Degas’ın doğumu, Degas’ın izleyicisi Toulouse-Lautrec’in doğumu 1864 (İkisi de Satürn Terazi’de doğdular)

  • Ressam Monet’in 1892 Rouen Katedrali serisine başlaması. Ernest Hoschede'nin dul eşi Alice ile evlenmesi. (Güzel sanatlar, evlilik Terazi/Katedral Satürn)

  • 1863 - Amerika’da köleliğin kaldırılması

  • Dünyada ilk olarak Yeni Zelanda’da 19 Eylül 1893’te kadınlar parlamentoda seçme hakkını elde ettiler. İlk oylarını yine aynı yılın 28 Kasım’ında kullandılar.

  • 4 Temmuz 1776’da Amerikan Bağımsızlık savaşıyla beraber, Amerika’nın bağımsızlığını ilan etmesi.

  • 6 Aralık 1921, İngiltere-İrlanda Anlaşması – Anlaşma sonucunda İrlanda ‘İrlanda Bağımsız Devleti’ adıyla bağımsızlığını kazandı.

  • Londra Barış Konferansı - Bu konferansın ilk safhası (21 Şubat 1921) de tarafların anlaşamaması sonucu kopmuştur.

  • 11 Ekim 1922 - Mudanya Ateşkes Anlaşması, 1 Kasım 1922 Saltanatın kaldırılması, 1922-1923 Lozan Barış görüşmeleri ve antlaşması, 29 Ekim 1923 - Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu.

  • Terazi burcu bir sanatçı olan John Lennon’un öldürülmesi (8 Aralık 1980), Lennon yazdığı şarkılarla Vietnam Savaş’ını sorgulamış, her daim yaratıcı eylemleriyle, açıklamalarıyla barış çağrıları yapmış bir kişiydi.

  • 1981 Türkiye’de siyasi partilerin kapatılması, Avrupa konseyinin Türkiye ile ilişkisini dondurması…

 

Geri plandaki Hareketler

 

Satürn’ün Terazi’de oluşunu incelediğimizde, ancak geniş planda vakti gelen şeylerin belli bir kısmını anlatmış oluruz. Her yerleşim bir bütünün içinde anlam ve neden bulur, ona göre şekil alıp renklenir. Satürn Terazi’deyken aynı zamanda gökyüzünde Oğlak’taki Pluto ve Koç’taki Uranüs’le birlikte bir T-karenin parçasıdır. Bu oluşum içinde Terazi’deki Satürn’ün kuracağı yapılarda, dönüşümü gerçekleştirmek üzere yıkan zorlayıcı Pluto ve bunu ani ve hızlı olmasını sağlayan Uranüs’ü buluyoruz. Sınırlama, disiplin ve çabanın karşısında özgürlük, her şeyi koparıp gitme, isyan ihtiyacının durduğu ve statükonun güç kontrol ihtiyacı, manipülasyonu ve zorlayıcılığı bu enerjilerin ortayı bulmasına değil, daha gerilmesine neden olacak gibi görünüyor. Bu anlamda Satürn insan doğasının ve bilincinin sınırlarını aşan iki kolektif gezegenin enerjileri arasında ciddi biçimde Terazi’nin ölçülülüğünü, hakkaniyetini somut şekilde ortaya koymak durumunda. Ancak, bilinç seviyesinde olan her şeye yapısal bir tanım getiren Satürn’ün inşa ettiği yapı pek de fonksiyonel olmayan, işe yaramayan ve kristalleşmiş bir yapıya dönüşebilir. Böyle bir durumda Satürn’e özgü olaylar kendilerini ifade etmeye başlarlar; baskı, kanunların sert bir şekilde uygulanması, vb. Bu katılaşma karşısında Uranüs tüm bu modellerden sonsuza dek özgürleşmeye ve onların hapsedici zincirini kırmaya çalışır. Jeff Wolf Green Satürn’ün baskılamaya eğilimi dolayısıyla Uranüs’ün henüz bilinmeyen, farkındalık oluşturmak üzere gelen sinyalleri hiçbir tutarlılığı olmayan, alakasız düşünceler olarak tanımlanıp baskılanabileceği, doğal olarak yaşadığımız anın gerçekliğiyle uyuşmayacağından mantık dışı görüleceği konusunu dile getirir ve sonucun ciddi bir depresyona neden olacağını söyler.

© Ayşem Aksoy

31 Temmuz 2010

 

Kaynakça:

Arroyo, Stephen, Astroloji, Psikoloji ve Dört Element, Barış İlhan Yayınevi, 2000

Baigent, Michael, Babil Kehanetleri, Yakamoz Yayınevi, 2009

Baigent, Michael, Campion, Nicholas & Harvey, Mundane Astrology, Charles, Thorsons Pub., 1992

Bills, Rex E., The Ruleship Book, AFA, 2007

Green, Jeffrey Wolf, Uranüs: Bilinenden Özgürleşmek, www.astrolojidergisi.com

Gutmann, Ariel & Johnson, Kenneth, Mythic Astrology, Llewellyn Publications, 2004

İlhan, Barış, Ders notları

Banzhaff, Hajo & Haebler, Anna, Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, Barış İlhan Yayınevi,1999

Houlding, Deborah, Saturn:The Great Teacher, www.skyscript.co.uk

Satürn, Gezegenler,  www.astrolojidergisi.com

Parker, Julia & Derek, Parker’s Astrology, 1991

 

Verilerle ilgili linkler

http://members.tripod.com/tra_nations/a_brazil1988.htm          

http://members.tripod.com/more_tra/a_kosovo.html

http://members.tripod.com/tra_nations/a_france.htm - Fransa

http://www.guidingstar.com/SaturnInLibra.html                

http://archives.govt.nz/womens-suffrage-petition

http://www.meteor.gov.tr/veridegerlendirme/il-ve-ilceler-istatistik.aspx

 

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.