|
El-Tusi’den Kopernik’e
Nasreddin
el-Tusi Türkiye’de pek tanınmaz. Yeni yeni bazı kitapları Türkçe yayınlanmaya
başlandı. Ben el-Tusi ile Osmanlı İmparatorluğunda Astroloji konusunda araştırma yaparken
karşılaştım. Fatih döneminde açılan medreseyi kurduğu söylenen ünlü
astronom Ali Kuşçu’nun aynı zamanda bir astrolog olup olmadığını
anlamaya çalışırken İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen Ali Kuşçu
sempozyumuna katıldım ve orada Prof. F. Jamil Ragep’in Kopernik’in İslam
alimlerinden ne tür alıntılar yaptığını açıklayan bir konuşmasını
izledim. Aynı esnada Osmanlı medreselerinde astroloji okutulup okutulmadığını,
eğer okutuldu ise hangi kitapların kullanıldığını araştırırken
el-Tusi’nin takvim hazırlanması ve astroloji üzerine yazdığı bir kitaba
rastladım. O kitap beni el-Tusi’nin diğer astroloji eserlerine yönlendirdi.
Bu yazma eserleri İstanbul Üniversitesinden profesörler tercüme ettiler ve
ben Mayıs ayında Denver, Colorado’da 1500 kişinin katıldığı Uluslararası
Astroloji Konferansında tarihte ilk defa Batı dünyası astrologlarına
sundum. Bu sunum çok yankılandı. Bu
yankının, astroloji dışında, iki nedeni vardı. Batı dünyasında kulaktan
dolma bilgiyle genellikle Doğu’da bilim çalışmalarının 11.-12. yüzyıllarda
sona erdiği söylenir. Oysa benim anlattığım dönem 13.-14. yüzyıllardı.
Ötesi, 1900’lü yılların başından beri batıdaki bilim tarihçileri İslam
alimlerinin Kopernik’i nasıl etkilediklerini araştırıyorlardı ve artık
neredeyse bütünüyle Kopernik’in buluşuna bu alimlerin neden olduklarını
ispatlamışlardı. İşte Denver’de ben aynı zamanda bu tezi anlattım. Nasreddin
el-Tusi 1201’de Tus, Horasan’da doğmuş, 1274’te Bağdat’ta ölmüştür.
Tus’tan Nişabur’a giderek felsefe, tıp, astronomi/astroloji ve matematik
gibi bilimlerde eğitimini tamamlamış, İbni Sina’nın felsefe çalışmalarını
incelemiş, daha sonra bunlara bir şerh yazmış ve İslam’da matematik,
astronomi ve İbni Sina felsefesinin yeniden canlanmasını sağlamıştır.
Yirmili yaşlarının sonlarında –zorla veya gönüllü- İsmaililere katılmış
ve Alamut kalesinde yaşamaya başlamıştır. O yıllarda Alamut’un zengin kütüphanesini
kullanarak önemli eserler yazmış ve Alamut’un entelektüel yaşamında çok
etkin olmuştur. Kalenin 1256’da Moğollar tarafından kuşatılmasına kadar
orada kalmış, daha sonra Hülagû Han’ın danışmanı ve astroloğu olmuştur.
1259’da Meraga’da bir rasathane inşaasına başlamıştır. Ünlü bilim
tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı bu dönemi İslam rasathanelerinin
zirvesi kabul etmektedir. Sayılı’nın
aktardığına göre, rasathanenin kuruluş giderlerinin yüksekliğini duyan Hülagû
Han bu tesisin ne işe yaradığını sorduğunda, el-Tusi şöyle yanıtlamıştır:
“Diyelim ki birisine yüksek bir noktadan büyük bir kaya atmasını söylediniz.
Bu çok güçlü bir ses çıkartacak ve büyük bir şeyin yukarıdan düştüğünü
bilmeyen herkesi korkutacaktır. Sadece siz ve emir verdiğiniz adam, kayanın düşeceğini
bildiğiniz için, sakin duracaksınız.” Bu öykü, açıkça, rasathanenin
amacının astrolojik olduğunu göstermektedir. Ancak muhtemelen el-Tusi’nin
bir başka amacı daha vardır: Ptolemy’nin (Batlamyus) astronomisini eleştirip
düzeltmek. Astronomideki
eski Yunan geleneğin İslam bilim adamları tarafından eleştirisi ve yeniden
formüle edilme girişimi Meraga rasathanesinden çok önce başlamış, 14. yüzyılda
zirvesine ulaşmıştır. Rasathanedeki bazı astronomlar reform çalışmalarına
rasathanenin kurulmasından evvel başlamış, muhtemelen rasathaneye de bu
nedenle çağırılmışlardır. El-Tusi’nin yanı sıra rasathanenin önde
gelen bilim adamları el-Şirazi, el-Urdi, el-Mağribi’dir. El-Tusi
1261 yılında yazdığı astronomik baş yapıtında (al-Tadhkira fi'ilm
al-hay'a) gezegen hareketleriyle ilgili, Batlamyus’unkinden çok farklı yeni
bir model sunmuştur. Bu modelde döngüsel hareketin lineer harekete dönüşebileceğini
ispatlamıştır. Günümüzde Tusi’nin modeli Tusi Couple adıyla
bilinmektedir. Yirminci
yüzyılın ikinci yarısında, o zamana kadarki araştırmalara dayanarak, çok
sayıda bilim tarihçisi Kopernik astronomisinin matematiksel yapısının
klasik Yunan eserlerindeki bilgilerle kurulamayacağını ispatlamışlardır.
Bu yapıyı kurabilmek için Kopernik’in iki yeni matematik teoremine ihtiyacı
vardır ve Kopernik bunları kullanmıştır. Bu iki teorem de ilk defa Meraga
rasathanesinin bilim adamları tarafından ortaya atılmıştır.
Bunlardan birisi el-Tusi, diğeri de el-Urdi’dir. Teoremlerinin
isimleri ise Tusi Couple ve Urdi Lemma’dır. Tarihçilerin
savını destekleyen en büyük delillerden birisi noktaları işaretlerken Tusi
(13.yy.) ve Kopernik’in (15.yy.) aynı harfleri kullanmış olmalarıdır. İkinci
ilginç konu da Kopernik’in bu teoremleri kullanmış olmasına rağmen onların
ispatını göstermemiş olmasıdır. Bu da teoremleri bir başka yerden aldığını,
kendisinin geliştirmediğini göstermektedir. Öyle ki 17. yüzyılda Kepler
hocasına yazdığı bir mektupta Kopernik’in bu teoremi niçin ispatlamadığını
sormuştur. Tabii bilim dünyasını meşgul eden konulardan birisi de
Kopernik’in bu teoremleri kullanmış olmasına rağmen niçin el-Tusi ve
el-Urdi’den bahsetmemiş olduğudur. Bu konudaki görüşlerden birisi, o dönemde
Osmanlı Avrupa kapılarını zorladığı için genelde İslam’a karşı
olumsuz bir tavır olduğu, bu koşullar altında İslam alimlerinden söz
etmenin uygun olmayacağı düşüncesidir. El-Tusi
ve el-Urdi’nin Kopernik zamanında Latince’ye çevrilmemiş olan eserlerinin
Kopernik’in eline nasıl geçtiği ayrı bir araştırma konusudur. Bir
teoriye göre bu eserler önce Trabzon’a, sonra Konstantinapol’e, oradan da
İtalya’ya geçmiştir. Hatta el-Tusi’nin eserinin İtalya’da o dönemlerde
yazılmış Latince bir kopyası bulunmuştur. Neticede, Meraga rasathanesinin bilim
adamları sadece matematik ve astronomide orijinal çalışmalar yapmakla kalmamışlar,
aynı zamanda Kopernik sisteminin temellerini inşa etmişlerdir. Öyle ki eğer
bir de Dünya ile Güneş’in yerlerini değiştirselerdi Kopernik Devrimini
onlar yapacaklardı. Zaten bazı çevrelerde onların bu başarıları “Meraga
Okulu Devrimi” veya “Rönesanstan önceki Bilimsel Rönesans” olarak anılmaktadır. Barış İlhan 29.6.2008'de
Radikal2'de yayınlandı
·
The Tusi Couple |