|
Uzun zaman önce
bir Uzak Doğu ülkesinde kudretli bir samuray yaşarmış. Tüm hayatını
savaşarak ve düşmanlarını öldürerek geçirmiş. Ama artık eski yaşam
biçimi için çok yaşlıymış, bu ilerlemiş yaşında ölüm, cennet ve
cehennemle ilgili sorularla ilgilenmeye başlamış. Ölmeden önce bu
cevapları bulmasının iyi olacağını düşünüp bunları ona anlatacak
birilerini aramaya başlamış.
Terkedilmiş bir
manastırda yalnız başına yaşayan çok bilge, yaşlı bir keşişten
bahsedildiğini duymuş. Savaşçı günlerce seyahat ederek bu manastıra
ulaşmış. İçeri girer girmez derinlere dalmış bir halde dua eden
yaşlı keşişi görmüş.
Samuray cesur,
uzun ve gürültücü adımlar atarak, kaba bir şekilde rahatsız edildiği
için sinirlendiği her halinden belli olan keşişe yaklaşmış. Keşiş
lafı dolaştırmadan Samuray’a sormuş, “Neden duamın ortasında beni
rahatsız ediyordun?”
Bu tür bir
saygısızlık ifadesiyle karşılaşmaya alışık olmayan savaşçı keşişe
hiddetlenmiş. Alışık olduğu üzere, hemen kılıcını kınından çekmiş ve
keşişi öldürmek üzere başının üzerine kaldırmış. Keşiş ona sakin bir
şekilde bakıp şöyle demiş, “İşte bu cehennemdir.”
Çok şaşıran
samuray duraksamış ve keşişin söylediği şeyi düşünmeye başlamış.
Sonra kılıcını aşağı indirmiş. Keşiş bir kez daha konuşmuş: “Bu da
cennettir.”
Susanna
McMahon, Ruhsal Rehberim Yanımda, İlhan Yayınevi
|