|

İş ilanında
astroloji kriteri!
Milliyet Gazetesi,
6.2.2009
Avusturya’da bir sigorta firması gazetelere verdiği iş ilanında, işe alacağı
elemanda aradığı nitelikler arasında belirli bir burçtan olmayı da gösterdi.
Satış ve yönetim bölümü için eleman arayan firma, işe başvuracakların kova,
oğlak, boğa, koç ve aslan burcundan olmasını istedi. Gazetelerin hafta sonu
nüshalarında yayımlanan ilanda “Satış ve yönetim bölümü için, 20 yaşın
üzerinde belirtilen burçlardan eleman aranıyor” denildi.
Merkezi Salzburg’ta bulunan firmanın ilanı, eşit haklar savunucusu
gruplarının tepkisine yol açtı. Bu gruplar, firmanın sıraladığı burçların
dışındaki burçlardan olanlara karşı ayırımcılık yaptığını belirttiler. Ancak
firmanın sözcüsü, adını verdikleri burçtan olanların çok iyi çalıştığının
istatiksel olarak saptandığını ileri sürdü.
***
Kraliyetlerde kız çocuk sorunu (Satürn
Aslan'da örneği)
Yüzyıllardan beri monarşiyle yönetilen Japonya, İspanya, Monako, Norveç gibi
ülkelerde tahta çıkacak erkek çocuk bulunamıyor. Kızların da tahta çıkmasına
izin veren yasalar hazırlanırken ilk kriz Japonya'da patladı. İmparator'un
kuzeni "Kadından İmparator mu olur?" diye isyan çıkardı
Dünyadaki tüm ülkelerin
tarihinde başrollerde hep Kral Arthur, Kanuni gibi güçlü krallar ya da
imparatorlar oldu. Savaşları onlar kazandı, uygarlıkları onlar kurdu. Erkek
egemen tarih sahnesinde kadınlara da ya bizans oyunlarıyla kendi oğullarını
başa geçirmek için elinden geleni yapan Hürrem Sultanlar, ya da saraylarında
beyaz atlı prenslerini bekleyen mutsuz prenses rolü biçildi. Ancak roller
kısa zamanda değişecek gibi görünüyor. Kraliyet ailelerinde son yıllarda
"kız çocuk" patlaması yaşanınca "tahta kim çıkacak" tartışması başladı.
Japonya ve İspanya anayasalarını değiştirerek kızlara taht hakkı vermeye
hazırlanırken ilk isyan Japonya'da patlak verdi.
2665 yıllık gelenek bozulmasın
İmparator Akihito'nun ardından tahta geçecek olan Prens Naruhito'nun tek
çocuğu 4 yaşındaki prenses Aiko... Yani 1965'ten beri kraliyette erkek çocuk
doğmadığı için Naruhito'nun ardından tahta geçecek veliaht yok. Hükümet, bir
yasa ile Aiko'nun imparatoriçe olmasının önünü açmak istiyor. Ancak buna
tepki yine kraliyet ailesinden geldi. İmparator'un kuzeni ve tahtın 5'inci
varisi Prens Tomohito, "Kadından imparator mu olur! 2 bin 665 yıllık gelenek
değişir mi?" diye isyan başlattı. Tomohito, ilginç bir çözüm önerisi de
getirdi. 59 yaşındaki Prens, ikinci Dünya Savaşı'nda çıkarılan bir yasayla
unvanları ellerinden alınan 11 asil aileye unvanlarının geri verilmesini,
Prens Naruhito'nun da bu ailelerden erkek çocuk evlat edinmesini istedi.
Tomohito, "Yüzlerce yıldır 'Güneşin Oğlu' olarak anılan imparatorların
unvanının da 'Güneşin Kızı' haline gelmesi engellensin" dedi.
Danimarka
Veliaht doğdu kriz son anda önlendi
Tahta "kadın varis" tartışmalarının alevlendiği dönemde Prens Frederick ile
Avustralyalı Prenses Mary'nin Christian adı verilen veliaht prense
kavuşmasıyla Danimarka krizi şimdilik atlattı. Ancak hükümet gelecekteki
olası karışıklıkları engellemek için anayasasını değiştirmeye hazırlanıyor.
Norveç
Minik prenses Ingrid tahta hazırlanıyor
1971'e kadar Norveç tahtına yalnızca erkekler oturabiliyordu. Bu tarihte
kadınlara da tahta geçme hakkı verildi. Ancak yine de öncelik kendilerinden
küçük bile olsa erkek kardeşlerindeydi. 1990'da bu yasa da değişti. Veliaht
Prens Haakon Prenses Matte-Marit'in kızları Prenses Ingrid babasından sonra
Norveç tacını devralacak.
İspanya
Anayasa değişecek
Veliaht Prens Felipe ile Prenses Letizia Ortiz'in geçtiğimiz günlerde
dünyaya gelen kızları Leonor ülkede yeni bir kriz yarattı. Kadın-erkek
eşitliğinin savunucularından Sosyalist Başbakan Zapatero, İspanya'ya "Tahtın
varisi kardeşinden küçük de olsa erkektir" ifadesini içeren anayasayı
değiştirerek Prenses Leonor'a taht hakkı sözünü verdi.
Monako
45'lik bekar prens
500 yıldır Monako'yu yöneten Grimaldi ailesi Albert'in (45) bir türlü
evlenmemesi nedeniyle varis krizini yaşadı. Prensliğin Fransa'ya geçmesini
önlemek için Albert'in ablası Caroline'a taht hakkı verildi.
6 11 2005, Habertürk
* * *
Deprem uzmanları uyarıyor: Mart 2006 ya dikkat,
Milliyet 18 Ekim 2005
Pakistan’da yaşanan depremin, Güneş tutulmasından 5
gün sonra meydana gelmesi, birçok kesimin ‘Güneş tutulması-deprem’ ilişkisini
tartışmasına neden oldu. TEMPO dergisinin bugün piyasaya çıkan sayısında yeralan
bir araştırmaya göre, özellikle ülkemiz bu konuda çok hassas, çünkü 1999
depreminden 9 gün önce de Güneş tutulması yaşanmıştı ve Türkiye’de 29 Mart
2006’da da Güneş tutulacak...
Bu tutulma Türkiye’nin; Akdeniz, İç Anadolu ve
Karadeniz bölgelerinde yer alan 13 ilde tam, dışında kalan bölgelerde ise
parçalı halde izlenebilecek.
Hatırlanacağı üzere, 8 Ekim Pazar günü Pakistan’da
meydana gelen ve binlerce insanın ölmesine neden olan 7.6 şiddetindeki depremi 3
Ekim Pazartesi günü meydana gelen Güneş tutulmasının akabinde meydana gelmişti.
Yani Güneş tutulmasından 5 gün sonra. Elbette yaşanan bu doğa olaylarından sonra
birçok kesim, “Güneş tutulmaları depremi tetikliyor mu” sorusunu tartışmaya
başladı. Çünkü bu, ilk örnek değildi. Tempo dergisi bu tartışmaya ayna
tutabilmek amacıyla bilim adamlarına sordu.
Prof.Dr.Ahmet Ercan, Güneş tutulmalarının depremler
üzerindeki etkisinin ciddi olarak tartışma konusu haline geldiğini belirterek:
“10 Temmuz 1894 İstanbul depreminden 11 gün önce, 1999 depreminden 9 gün önce ve
en son 8 Ekim 2005’te Pakistan’daki depremden 5 gün önce Güneş tutulmaları
meydana geldi. Bu tür örnekleri arttırmak mümkün. Azerbaycanlı bilim adamlarının
çalışmalarına göre, Güneş tutulmasının tam olarak izlenebildiği kuşak boyunca
depremlerin olduğunu belirlenmiş. Güneş tutulmalarını izleyen günlerde Dünya
üzerindeki deprem sayılarında da artış var. Sonuçta, uzay deprem yaratmıyor,
depremi oluşturan yerin içindeki olaylar ama uzayla etkileşim bunu
tetikleyebiliyor” dedi.
İTÜ Öğretim Üyesi Berk Üstündağ ise Türkiye’deki sığ
depremlerde, Güneş tutulmaları arasında ilişkiler olduğunu ama tüm depremlerde
bu ilişkinin kurulamadığını belirtti. Üstündağ, “Hiç ilişki yok da denemez.
Normal gelgit etkisiyle bile kıtalar hareket ediyor. Hal böyleyken, yerküreyi bu
kadar güçlü bir kuvvet altında bırakan olayı, gölge oyunu olarak yansıtmak
toplumu yanıltmak olur” dedi. Üstündağ, “Ancak bu, her Güneş tutulması sonrası
deprem olacağı anlamına gelmiyor” görüşünü savunuyor.
BÜ Kandilli Rasathanesi Sismoloji Laboratuar Şefi
Jeofizik Mühendisi Dr. Doğan Kalafat, 1999 depreminden sonra inceledikleri 20’ye
yakın büyük deprem ve Güneş tutulması arasında ciddi anlamda korelasyon
göremediklerini belirterek, “Bu, tamamen karşı çıkmak da değil. Güneş
tutulmaları, gelgitler aslında bardağı dolduran su kütlesini oluşturmuyor,
aksine bardak tamamen ağzına kadar doluyken son damla atılmış kadar etkisi
oluyor ve bardağı taşırıyor. Örneğin bardak doluysa, Güneş tutulması tetikleyici
olabiliyor. Ve bu tartışmaların dışında önemli bir nokta daha var. 2003’te
yaşanan Bingöl ve Pülümür depremi dışında, o yıldan bu yana Türkiye’de büyüklüğü
6’nın üzerinde bir deprem olmadı. Yani bu ne demek? Türkiye’de 6’nın üzerinde
deprem riski bu yılın sonuna kadar yüksek. Çünkü istatistiksel olarak bakınca,
‘Her 15 ayda bir bu ülkede 6’lık bir deprem olur’ diyoruz, demek ki bunu artık
bekliyoruz. Tesadüfen 6’lık bir deprem olmazsa, önümüzdeki yılın ilk ayında risk
iyice artmış olacak” diye görüş belirtti.
* * *
AYA
BURCA GÖRE HASAT
‘.....Vehbi
Ersöz Ay’ın konumuna göre tohumu ekip, ürünün türüne göre ait olduğu
burç geldiğinde sulayıp topluyor. Örneğin kornişon salatalığın asla
Ay’ın yenisinde ekilmemesi lazım. Salatalık meyvesi alınan bir bitki olduğundan
daha iyi verim alabilmek için Aslan, Yay burçlarında iken ekim ve sulama yapılır.
Böylece sebzelerin rengi canlı, kokusu keskin ve lezzetli olur. ...’
Yukarıdaki
alıntı 09/09/2004 tarihli Radikal Gazetesi’nin ‘Şehirden İndim Köye’
adlı haberinden alınmıştır. Haberde, ekolojik tarım yapan çiftliklerle
ilgili olarak Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nce oluşturulanTa-Tu-Ta
Projesi’nden bahsedilmektedir. Haberin
yazarı Bengi Tüzün, Afyon Başmakçı’daki
Sultan ve Vehbi Ersöz’e ait
olan çiftliğe gitmiş ve izlenimlerini bu yazıda aktarmıştır.
* * *
DOĞUM
AYINIZ HASTALIĞINIZI ELE VERİYOR
Burcunuz
artık sağlığınızı da etkiliyor. Bilim adamlarının iddiasına göre; doğduğunuz
ay ileride sağlığınızı bozabilecek hastalıklara işaret ediyor. Yapılan
araştırmalar bazı hastalıkların belirli aylarda doğanlarda daha sık görüldüğünü
ortaya koyuyor.
Bilim adamlarının yeni
iddiasına göre; bazı aylarda doğan kişilerde sıklıkla aynı hastalıklar
ve davranış bozuklukları görülüyor. Bu sağlık sorunlarının başında;
astım, epilepsi, şizofreni, MS, kan kanseri ve diyabet ( şeker ) gibi hastalıklar
geliyor. Örneğin, şizofreni daha çok Ocak, Şubat ve Mart ayında doğan kişilerde
görülüyor. Uzmanlar yine de, elde edilen bulgularla sadece genellemelere varılabileceğini,
bunların kesinlik taşımadığını vurguluyorlar. Peki doğduğunuz ayın ya
da mevsimin hastalıklarınızla ne gibi bir bağlantısı olabilir? Uzmanlar bu
sorunun yanıtında çevresel faktörlere dikkat çekiyorlar. Örneğin; grip
gibi mevsimler virüsler yılın belli dönemlerinde görülüyor ve bulaşıcı
özelikleriyle yayılıyorlar. Bu nedenle, bu aylarda doğan bebeklerde solunum
yollarını ilgilendiren belli başlı bazı hastalıklara daha sık
rastlanabiliyor.
ANNE ADAYI DİKKAT ETMELİ
Uzmanlar şizofreni gibi nörolojik
hastalıkların, hamileliğin ikinci üç aylık periyodunda embriyonun nörolojik
gelişimi başladığında kapılan bir virüsten kaynaklanabildiğini açıklıyor.
Ya da bebek kış mevsiminde doğarsa, güneş ışığını yeterli alamaması
sonucu D vitamini eksikliği görülebiliyor. Tüm bu etkenler yeni doğan bebeğin
gelecekte yaşayacağı hastalıklara adeta yön veriyor. Uzmanlara göre; anne
adayları düzenli beslenerek, egzersiz yaparak, yeteri kadar dinlenerek ve
hijyene özen göstererek, doğacak bebeklerini mevsimsel hastalıklardan
koruyabilirler.
ARAŞTIRMALAR SÜRÜYOR
Pek çok bilim adamı doğum
ayı ile ileri yıllarda karşılaşılan hastalıkların ilişkisini araştırıyor.
Southwest Missouri State Üniversitesi doktorlarından Steven C. Capps “
Kendinize gereken özeni gösterir ve yeterli önlem alırsanız, hastalıklara
karşı savunmasız kalmamış olursunuz “ diyor. Capps, doğum tarihine göre
hastalıklar hakkında bir şey söylemek için, bu konu üzerinde daha fazla
araştırma yapılması gerektiğini savunuyor.
KESİN DEĞİL
Capps’in ekibinin yaptığı
araştırmaya göre Nisan ve Temmuz ayları arasında doğanlarda öğrenme
bozuklukları yüzde 8 oranında daha fazla görülüyor. Diğer bilim adamları
gibi Capps da Ocak ve Mart ayları arasında doğanlarda şizofrenin daha sık görüldüğünü
savunuyor. Bethes’da bulunan Stanley Tıp Araştırmaları Merkezi
psikiyatristlerinden Doktor Fuler Torrey. “ Tüm hastalıklara oranla şizofreni
için elimizde olan kanıtlar çok daha güçlü. Yine de bu tüm Ocak ve Mart
ayları arasında doğanların şizofreni hastası olacağı ya da diğer
aylarda doğanlarda şizofrenin görülmeyeceği anlamına gelmiyor “ diyor.
HANGİ
AYDA HANGİ HASTALIK?
OCAK
Alzheimer,
Şizofreni
ŞUBAT Alzheimer, Şizofreni, Epilepsi
MART
Alzheimer, Şizofreni,
Epilepsi, Otizm, Hoçkin ( lenf kanseri ), MS
NİSAN
MS, Epilepsi, Parkinson, Öğrenme
güçlüğü, Kan kanseri
MAYIS
MS, Parkinson, Öğrenme güçlüğü
HAZİRAN
Anoreksia ( İştah kaybı,
yemek yiyememe ), Diyabet ( şeker hastalığı
), MS, Parkinson
TEMMUZ
Diyabet, Öğrenme güçlüğü
AĞUSTOS
Diyabet, otizm
EYLÜL
Hiperaktivite, Astım
EKİM Astım, egzema
KASIM
Astım, Egzema, Solunum yolları
hastalıkları
ARALIK
Solunum yolları hastalıkları
7
Şubat 2004 “SABAH’la GÜNAYDIN”
ekinden alıntıdır.
* * *
EN
TEHLİKELİ ŞOFÖRLER İKİZLER BURCU
HÜRRİYET, 11.02.2002
Avustralya'da yapılan bir
araştırmaya göre, trafikte kaza yapmaya en eğilimli şoförler İkizler
burcundan. Bu burcu,Boğa ve Balık izliyor.
Mali hizmetler
grubu Suncorp Metway Ltd. şirketinin yaptığı, trafik kazalarında yıldız
burcunun etkisiyle ilgili araştırmanın sonuçlarına göre, trafikte en
tehlikeli şoför İkizler burcu.
Suncorp şirketinin bireysel sigorta müdürü Warren Duke, ''Hareketliliği,
çabuk sıkılması ve işlerin yavaş gitmesine kızmasıyla bilinen İkizler burcu
şoförlerinin, diğer yıldız burçlarına göre trafikte en çok kaza yapanların
başında geldiğini'' söyledi.
Duke, Balık burcu insanlarının, riske girebildiklerine ve gözü
pekolduklarına, Boğa burcu insanlarının inatçılığına ve kararlılığına dikkat
çekerek, Oğlak burcu şoförlerinin, sabırlı ve dikkatliliği yüzünden
direksiyon başındaki en güvenilir kişiler olduğunu öne sürdü.
Araştırmanın, son 3 yılda meydana gelen 160 bin trafik kazasıyla ilgili
sigorta taleplerine dayanılarak yapıldığı bildirildi.
* * *
AVRUPALILARIN
ÇOĞU ASTROLOJİYİ BİR BİLİM OLARAK GÖRÜYOR
11
mart 2002 tarihinde Pluto- Key
to the Expansion of Consciousness'ın
yazarı profesyonel astrolog ve Helsinki’de köşe yazarı olan Ula
Palomaki’den alınan bir habere göre:
Avrupalıların
%52’si astrolojiyi bilim olarak kabul ediyormuş (karşı olanlar
%38).16.000’den fazla kişiyle görüşülmüş. Bunlardan astrolojiye 1-5
arasında puan vermeleri istenmiş. (5=çok bilimsel, 1=hiç bilimsel değil)
Astroloji
hakkında kuşkuculuğa en fazla Doğu Almanya’da, Italya’da (2.63/5), ve İngiltere’de
(2.70/5) rastlanmış.
Astrolojiyle
ilgili bir açıklamanın ardından, erkekler astrolojinin bilimsel temelini 5 üzerinden
2.91 ve kadınlar da 3.08 olarak puanlamışlar.
Kaynak:
http://www.astrology.co.uk/AstroStats.htm
http://europa.eu.int
- Report page 18.
http://europa.eu.int/comm/public_opinion/archives/eb/ebs_76_en.pdf
* * *
THE TELEGRAPH GAZETESİ
KALKÜTTA, HİNDİSTAN
10 AĞUSTOS 2004, SALI
Kalküta’daki komünist hükümet bugün, astrolojinin üniversitelerde
ders olarak okutulmasına karşı çıktı. Eğitim Bakanı
Kanti Bishaw ‘eğer astolojinin başlatılması için
girişimlerde bulunulacak olursa, şiddetle karşı çıkacağız’
dedi. Biswas Kurul’da Bengal’i
temsil ediyor.
Dersin ilk kez üniversitelere girişi
BJP hükümetinin iktidarda olduğu
dönemde başladı.
Yüce Divan, kanunda Üniversite Burs Komisyonu’nun astrolojiyi üniversitelerde
başlatmasını engelleyecek hiçbirşey kanun bulunmadığına karar verdi.
* * *
THE
DAILY TELEGRAPH GAZETESİ
HİNDİSTAN,
2
AĞUSTOS 2003
-
Daily Telegraph’ın 2
Ağustos 2003
tarihli haberine göre Yeni Delhi’de astrologlar ve sismologlar deprem ve doğal
afetleri önceden saptama konusunda işbirliği yapıyorlar. Ülkenin İnsan
Kaynakları ve Gelişme Bakanı Murli Manohar Joshi bu projeyi destekliyor. Tanınmış
bir fizikçi olan Bakan: “gelişmiş bilgisayarlara sahip olan bilim adamları
zaman zaman önemli depremleri atlayabiliyorlar, ama astrologlar bazen kabaca
bazen de kesinlikle bu depremleri öngörme yöntemlerine sahipler.”
Astrolojinin üniversite programına alınması için çalışan Bakanın bu
tavrı bazı rasyonalistlerce eleştiriliyor.
-
İkinci
haber Litvanya’dan ve Mart 2003 tarihli. Habere göre bu ülkenin yeni devlet
başkanı Rolandas Paksas kendisine bir astrolog atamıştı ve bu nedenle
Katolik Kilisesi tarafından suçlanmıştı. Bu olayın çalkantıları hala
devam ediyor.
*
* *
HİNTLİ BİLİM ADAMLARI DEPREMİ DÖRT GÜN ÖNCE BİLDİ
SABAH, 30.12.2004 -
07:02
Hintli bilim adamları 22
Aralık'ta hazırladığı raporla, depremin tarihini ve yerini yakın bir tahminle
bildi. Gezegenlere bakarak tahmin yapan Hintli ekip, sürede 28 dakika, deprem
merkezinde de 157 kilometre yanıldı.
Hindistan'daki Madras
Üniversitesi jeoloji bölümü öğretim görevlileri, son 44 yılın en büyük felaketi
olan depremi önceden bildi. Üniversiteye bağlı Venkatanathan Araştırma Okulu
"Depremi öngörme" doktora programı çerçevesinde 22 Aralık günü, afetten dört gün
önce bir raporla depremin tarihini ve yerini yakın bir tahminle haber verdi. 15
kişilik ekibin başkanı SK Tandam 26 Aralık saat 00.58'de 3.298 paralel, 95.779
boylamda gerçekleşen depremin 26 Aralık saat 00:30'da, 3.54 paralel, 97.17
boylamında tahmin ettiklerini söyledi.
GEZEGENLERİN YERİ BELİRLİYOR
Depremi önceden bilen Hintli uzmanlar zaman olarak sadece 28 dakika yanılırken,
deprem merkezini 157 kilometrefarklı tahmin etti. Ekip başkanı Tandam, en fazla
7 şiddetinde bekledikleri depremin yıkımının bu kadar kuvvetli olacağını
düşünmediklerini belirtti. Tahmini, ekibin geliştirdikleri yeni bir yönteme göre
yaptıklarını söyleyen Hintli uzman; Güneş, Ay, iki ya da daha fazla gezegenin
180 derecelik açıdaki tek hatta sıralanmaları
halinde dünyanın dönüşünün hızlandığını ve depremi tetiklediğini iddia etti.
* * *
ASTROLOJİ
ÜNİVERSİTEDE
Batı
dünyasında 400 yıl sonra ilk astroloji üniversitesi Amerika’da kuruldu.
Kepler Kolej isimli bu resmi üniversitede lisans ve lisansüstü düzeyinde eğitim
uygulanıyor. Bilmeyenler için söyleyelim ki Kepler de bir astrologdu ve
astrolojiye yeni bir takım katkılarda da bulunmuştu. Bu nedenle Batı’nın
ilk astroloji üniversine onun adı verildi. İki yıldır eğitimini sürdüren
üniversite sayesinde astroloji akademik dünyaya adım atmış oldu. Bunu 2002
güz döneminde İngilte’de Bath Spa Üniversitesindeki Kültürel Astronomi
ve Astroloji Lisansüstü programı izledi. Sophia Projesi adı altında
Southhampton Üniversitesinde bir astroloji araştırma grubu kuruldu.
Bunun ardından Leicester ve Kent at Canterbury Üniversiteleri geldi. Yani yavaş
yavaş astroloji Batı’daki üniversitelere yayılmaya başladı.
Türkiye’de
de özellikle Kepler Koleji ile bağlantıyı hedefleyen bir eğitim ve
sertifika programı başlıyor. Buna göre önce eğitim verilecek, sonra özellikle
dört seviyelik eğitim programıyla uzmanlaşmış olan NCGR’ın
(National Council for Geocosmic Research) sertifika sınavları verilerek
Kepler Kolejinin lisansüstü programına girmek mümkün olacak. Dolayısıyla
henüz Türkiye’de olmasa bile Amerika’da üniversite diploması almak mümkün
olabilecek.
Ağustos,
2003'te
Radikal
2'de yayınlandı.
* * *

* * *
DİYANETTEN
HUTBE: ASTROLOJİ VE FAL KARANLIK YÖNTEM
18
EYLÜL 2004, HÜRRİYET
İbrahim OKUMAMIŞ /ANTALYA (DHA)
Diyanet İşleri Başkanlığı, 26 Kasım’da
camilerde okutulması için ‘Sihir ve Büyünün Karanlık Dünyasından
Uzak Durmak’ başlıklı hutbe hazırlattı.
Hutbede büyücülük, falcılık, astroloji,
kahinlik ve medyumluğun İslama aykırı olduğu, hayali ve karanlık yöntemler
olduğu vurgulanarak şöyle denildi: ‘Toplumda büyücülük, falcılık,
astroloji, kahinlik ve medyumluk gibi İslamın onaylamadığı birtakım
hayali ve karanlık yöntemlere talep artmaktadır. Maalesef bu talep, önemli
bir pazar oluşturmakta ve bu pazar, bu tür karanlık işlerden çıkar
sağlayanların işini kolaylaştırmaktadır. Halbuki İslam Dini, falcılık,
kehanet, sihirbazlık, medyumluk ve benzeri faaliyetleri şiddetle
yasaklamıştır.’
Aşağıdaki hutbe diyanet işleri başkanlığının
web sitesinden alınmıştır.
|
..:
HUTBELER :.. |
|
19.11.2004 -
S İHİR VE BÜYÜNÜN KARANLIK
DÜNYASINDAN UZAK DURMAK |
Muhterem
Müslümanlar!
Peygamberlerin
ortaya koyduğu aydınlık yolun ilkelerini
özümseyemeyen ve bunu kendi çıkarları ve sahte konumları bakımından
tehlikeli gören bir takım insanların öteden beri başvura geldikleri
karanlık işlerden biri de sihir ve büyüdür.
Toplumda
İslâmî konulardaki temel bilgi ve kültür
azalmasına paralel olarak büyücülük, falcılık, astroloji, kahinlik ve
medyumluk gibi İslam’ın onaylamadığı bir takım hayali ve karanlık
yöntemlere talep artmaktadır. Maalesef bu talep, önemli bir pazar
oluşturmakta ve bu pazar, bu tür karanlık işlerden çıkar sağlayanların
işini kolaylaştırmaktadır. Halbuki İslam Dini; falcılık, kehanet,
sihirbazlık, medyumluk ve benzeri faaliyetleri şiddetle yasaklamıştır.
Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“…fal oklarıyla
kısmet aramanız size haram kılındı.”[1]
“Ey iman
edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri
şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer
pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”[2]
“…düğümlere
üfleyenlerin kötülüğünden, …sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”[3]
Değerli
Müminler!
Hz. Peygamber
sihri en büyük günahlardan saymıştır.[4]
Sihri ve sihirle meşgul olanları ve büyücülere başvuranları yeren pek çok
Hadis-i şerif bulunmaktadır. Bu hadislerde büyücülere ve medyumlara
başvuran kişilerin, Allah’ın yardımından
mahrum kalarak başvurdukları yöntemlerle baş başa bırakılacakları
anlatılmaktadır. Bu sebeple İslam bilginleri sihir, büyü, kehanet gibi
uğraşları şiddetle reddetmişlerdir.
Muhterem
Müslümanlar!
İslam’a göre
her işin meşru fiziki ve maddi sebeplerine sarılmak gerekmektedir.
Dolayısıyla sihir, kehanet, medyumluk ve benzeri uğraşlara itibar edilmez.
Müslümanların bunlardan uzak durması ve bunlarla meşgul olanlara ilgi
göstermemesi gerekir.
Sihirde: yalan,
aldatma, kandırma, göz boyama, saf zihinleri
bozma, Allah’tan başkasına bağlanma ve Allah’tan başkasının gaybı
bilebileceğini sanma gibi hepsi de İslam’ın temel ilkeleriyle bağdaşmayan
birçok olumsuzluk vardır. Bu itibarla sağlam inançlı bir Müslüman,
bunlardan uzak durur, inancına gölge düşürebilecek şeylere itibar etmez ve
bu karanlık işlerle uğraşanlara prim vermez. Çünkü bunlara itibar etmek ,
bir cahiliye adetidir.
Değerli
Müminler!
Dinimizi doğru
ve güzel bir şekilde öğrenmeye çalışmalı ve her işte üzerimize düşenleri
yaptıktan sonra yalnızca Allah’a güvenmeli, O’na tevekkül etmeli, İslam’ın
aydınlık yoluna ters düşen bütün karanlık faaliyetlerden uzak durmalıdır.
Dr. Ömer MENEKŞE
Din İşl. Yük. Krl. Uzmanı
_______________
[1] Maide (5):
3.
[2] Maide (5):
90
[3] Felak
(113): 1,4
[4] Ebu Dâvud,
Vesâya 10; Nesâi, Tahrim 3, (VII/ 89).
|
* * *
Dikkat!
Venüs'ün etkisindesiniz.. (11/06/2004-VATAN)
Selahattin Duman
Benimki hayal i şte..
Olur ya! Türk Ceza Kanunu'nun maddeleri üzerine yapılan değişiklikler yürürlüğe
girmeden önce kapıma bir heyet gelir..
"Bay Duman.. Yeni kanun yürürlüğe
girmeden önce bir defaya mahsus istediğinizi yapabilirsiniz.. Ceza da
görmezsiniz.." derler.. Takdiri bana bırakırlar..
İşte o zaman memlekette ne kadar
astrolog varsa bir meydana toplatırım.. Yanı başlanna da Devlet Senfoni
Orkestrası'nı ful kadro dikerim..
Onlara Gürer Aykal yönetiminde "Lingo
lingo şişeleri.." çaldırırım..
(Ama türküyü kendi haline bırakmam..
Dinleyene zulüm olsun diye "kafası müziği modernleştirmeye.." takılı bir
besteciye yeniden düzenletmek şartıyla..)
Astrologları da devamlı tekrarlanan
bu müzik eşliğinde 48 saat aralıksız oynatırım..
"Aman yoruldum.. Dayanamıyorum.."
deyip yere düşene "Uykum var.." diye kaytarmaya kalkana da mesleklerinden men
cezası..
Hem içim soğumuş olur hem de memleket
rahat nefes alır.. Niye gazaplandın, diye sormayın.. Evinize gazete giriyorsa şu
son bir ayda yaptıkları bile yeter..
Hangi gazeteyi çevirsem bir "astrolog
sallaması" karşıma çıkıyor..
Otur.. Salla!
Temsil.. Biri
oturmu ş "En zengin insanlar İkizlerden
çıkıyor.." diye sallamış.. Oturup iyi niyetle okuyorsun.. Burçlara göre zengin
diye bildiklerinin isimlerini saymışlar.. Tamamı artist taifesinden..
Balık burcunun en zenginleri Bruce
Willis, George Harrison ve Elizabeth Taylor'muş mesela.. Elizabeth Taylor'un
acından öleceğini bilmesem belki inanırdım.. Nerede sanayiciler, nerede Bill
Gates gibi dünya devleri? Yok..
Çünkü astronomi sallamaya dayanır..
Dünya'nın gayri safi milli hasılasını hesaplayıp, burçlara bölmek, onun içine
koyduğun insanların buna katkısını hesaplamak yok.. Sallaaaa!
Geçen yolda giderken arabanın
radyosunu dinliyordum.. DJ kız, bir astrolog bulup çıkarmış mikrofona.. Kadın
sallıyor.. "Astroloji artık bir bilimdir.. Bütün dünya bunu kabul etmiştir.."
diyor..
Bilim nedir, sözcük olarak dahi
karşılığı nedir, astroloji cadısının kafasında yok.. Cehaletin yıldızlara
vurmasıdır bu..
Bilim yüzde yüz kesinliktir.. Yüzde
yüz kesin olmayınca nazariye yani teori olarak kalır.. Doğruluğuna inansan bile
"teorik" olduğu gerçeğini aklından çıkarmadan izinde yürürsün..
Astrolojiyi "bilim dalı" olarak ilân
etmek, o kişinin bilime ne kadar uzak olduğunu göstermeye yeter..
O kadını alacaksın.. Benim meydanın
orta yerine koyup, bilim havaları eşliğinde yirmi dört saat fazladan
oynatacaksın..
Hiza meselesi..
Venüs gezegeni
Güne ş'in önünden geçti.. Bunların
kısm-ı azamisi astrologluk gayretine geldi.. İlla ki bir şey söylemeleri lazım..
Gazeteler de kendi okurunun yüksek zekâsına güvendiğinden bu işe teşne..
Başladılar sallamaya..
Birbirlerinden habersiz salladıkları
için senkron da tutturamıyorlar.. Birinin ak dediğine öbürü kara diyor..
Bir cenahın kehaneti "Güneş ile Venüs
122 yıl sonra aynı hizaya geldiklerinden.." diye başlıyor.. Bre sütlaç beyinli
zırpolar! Senin baktığın açıdan 122 seneden beri ilk kez aynı hizaya geliyor..
Bunları bir düzlem üzerinde düşün..
İkisinin arasına bir doğru yani çizgi çek.. Görürsün ki evrende var
olduklarından beri aynı hizadalar.. Haydi bundan da bir mânâ çıkar bakalım..
Devam ediyor:
"Dünya üzerinde
olumsuz bir etki yaratt ı.. Özellikle
aşk ve finans dünyasında.."
"Aşk.." üzerine kehanete diyeceğim
yok da "finans" lafının işin içine katılması tehlikeli.. Ekonomide panik çıkarma
eylemi.. Cezası kara kitapta var.. Ayrıca bizim uçan kuşun kanadından hile sezen
"finansfobik" bir borsamız var..
Dua edin de bu haber birinci sayfada
çıkmadı.. Yoksa o saat borsamız tepetaklak giderdi..
Demeye getiriyor ki bu saatten sonra
âşıkların düzeni bozulacak.. "Sensiz yaşayamam.." diyen âşıklardan en az biri
fikir değiştirip "Seni yaşatmam.." diye düşünmeye başlayacak..
Vahim!
Di ğer
taraftan Güneş-Venüs ilişkisinden tersine mânâ çıkaran astrologlar var.. Onlara
göre Venüs'ün Güneş'in önünden geçtiği saatten itibaren, takvim tutun.. Tam bir
ay süreyle cinsel arzularımız coşacak.. Zaptedilmez olacağız..
Aman dikkat edin..
On be ş,
yirmi yıl önceki bir polisiye olay aklıma geldi.. Ankara'da yetmişin üzerinde
yaşı olan bir kadın dolmuşa binmiş.. Etlik hattında çalışan minibüsü de muavin
kullanıyormuş..
Yaşı da olsa olsa on dokuz, yirmi..
Arabada başka kimse yok.. Hava da
kararmış.. Direksiyondaki oğlanı Venüs dürtmüş.. Aracı hattan çıkarıp tenhalara
sürmeye başlamış.. Yetmişlik müşteri "Oğlum nereye gidiyorsun?" diye sorunca da
oğlan azgınlığın etkisi ile "Seni tenhaya götürüyorum teyze.." demiş..
Kadın "Aman oğlum.. Ben yetmişimi
geçmiş bir kadınım.. Ne yapacaksın beni?" diye sızlanınca astrolojik azgınlığı
tutan dolmuş muavini cevap vermiş:
"N'apalım teyze.. Gönül bu.. Ferman
dinlemez.."
Kadıncağızın o gün başına gelenler
konumuz değil. Bizim konumuz "Cinsel olarak azıtacağımız.." kehâneti üzerine..
Astrologların kastettiği de direkt olarak budur..
Eğer doğruysa yakında bu dolmuş
muavininden beter olup, hayvanat bahçesini gezerken göz göze geldiğimiz maymuna
bile tuhaf tuhaf bakacağız demektir.. Allah ıslah etsin bizi..
Bu arada.. Hazır Venüs'ün
etkisindeyken elime bu astrologlardan birini düşürmesin.. O sebepten bunları
"meydanda zorla oynatma" fikrinde ısrar ediyorum..
* * *
HASSSTRROLOJİ
Ya da Kısaca HASTROLOJİ
Prof. Dr. Tolga YARMAN, Bilim, Teknik,
Cumhuriyet, 12 Mart 1994
Yazı başlığına bakıp:
- Yahu, gayrı ciddiyet, Tolga Hoca’ya
yakışmıyor, demeyin.
Gerçi, “bilimsel” içerikli olmakla
birlikte, bu tür yazılarıma “fantazi boyutunu” katmayı çok seviyorum,
biliyorsunuz. Ama hiç gayrı ciddi olmadım. Onu da teslim edeceğinize
güveniyorum.
Sahi, yazı başlığına bakıp, yaklaşımımın size,
“gayrı ciddi” olduğunu düşündürtecek birşey mi sezinliyorsunuz ki!
(Gülmeyin)
Sizin ilk bakışta, başlıktan ne anlayacağınızı
bilmiyorum. (Aslında galiba biliyorum!) Yine de ben, neden onu
seçtiğimi , biraz açıklayayım.
Bu yazıda esas olarak, son zamanlarda iyice
revaçta olan “Astroloji”, Türkçe bir deyişle “Yıldız Falı” ya da
bunun, yazılı basının ötesinde artık televizyon ekranlarında da sıkça
rastladığımız “öğütlerini”, konu etmek istiyorum.
“Astroloji”, Latince kökler itibariyle
“astr” ve “loji” sözcüklerinden oluşuyor. “Astr”,
“yıldız” demek. Örneğin “Astrofizik” işte, “Yıldız Fiziği”
oluyor.
devamı için tıklayın.
|