"İNSAN VE YILDIZLARI ARASINDA RÖVANŞ MAÇI YOKTUR."

                                                                                          Samuel Becket

 


Bir insana ait ilk horoskop M.Ö. 410 yılında çıkartılmıştır.

 

 

 

ASTROLOJİ MATEMATİK, GEOMETRİ, ASTRONOMİ, METEOROLOJİ

VE

NİCELERİNİ DOĞURAN, DÜNYANIN İLK BİLİMİDİR

ASTROLOJİ kelimesinin kökeni Yunanca iki sözcüktür: astron (yıldız) ve logos (bilmek, Kutsal Sözcük, yani Kelâm)

Zodyak ismi "yaşam çemberi" veya "canlı varlıkların çemberi" anlamına gelen Yunanca bir sözcükten gelmektedir. Zodyak "burçlar kuşağı"dır ve 30 ar derecelik 12 burçtan oluşmaktadır.

Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğünü biliyoruz, ancak biz evreni Dünya'dan izlediğimiz için kişisel evrenimizin merkezini Dünya olarak kabul ediyoruz.

Güneş ve Ay birer gezegen olmamalarına rağmen, astrolojide kolaylık sağlaması açısından gezegen olarak kabul edilirler.

 

Bir doğum haritasının en önemli üç unsuru  doğduğunuz güne göre  hesaplanan Güneş burcu; doğduğunuz yer ve zamana göre hesaplanan Yükselen burç; ve zodyakın her burcundan geçişi yaklaşık iki buçuk gün süren Ay'ın burcudur.

 

 

 

Eski çağlardan bu yana, insanlar gökyüzündeki düzen ile yeryüzündeki yaşam düzeni arasında bir bağlantı olduğunu saptamışlardır. Astrologlar, yıldızları bir rehber gibi kullanarak, doğum haritasındaki düzenleri bir insanın yaşamının yansıması olarak görürler.

 

 

Astrologlar gezegenlerin konumlarını hesaplamak için "ephemeris" (gökgünlüğü) adı verilen astronomik tabloları kullanırlar.

 

Ephemeris

 

Günümüzde doğum haritalarının hesaplanmasında genellikle bilgisayar kullanılmaktadır. Artık isteyen herkesin doğum haritasına sahip olması kolaylaşmıştır. Doğum haritası bir insanın, bir ülkenin, bir şeyin (kısaca doğan her şeyin) doğduğu anda dünyaya geldiği yerin enlem ve boylamına göre çizilen, üzerine Güneş, Ay ve gezegenlerin konumlarının işaretlendiği bir gökyüzü haritasıdır. 

 

 

 

Astrolojide bütün gezegenler glif adı verilen şekillerle gösterilirler. Glifler üç temel şekilden oluşurlar: hilal, haç ve daire. Bu şekiller ruh, madde (veya maddî dünya) ve tin (veya sonsuzluğu) temsil ederler. 

 

 

Güneş'in glifinde daire tini, veya sonsuzluğu, ortasındaki nokta ise kaostan doğan yaşamı simgelemektedir.

 

 

   Ay'ın glifi ruhu temsil eden hilaldir. Yeni Ay'a benzer.

 

 

Bu yöntemi kullanarak diğer glifleri siz kendiniz yorumlayabilirsiniz.

(Eğer glifleri bilmiyorsanız derginin Sembol Anahtarı bölümünde görebilirsiniz.)  

Örneğin:

 

Jüpiter'in glifinde ruhu temsil eden hilal maddeyi temsil eden haçın üstünde durmaktadır.

 

 

 

Satürn'ün glifi Jüpiter'inkinin tam tersidir. Madde ruhun üstünde durmaktadır.

 

Jüpiter ve Satürn, aynı Güneş ve Ay gibi, birbirlerine zıt, ancak birbirlerini tamamlayan sembollerdir. Benzer zıtlığı Venüs ile Mars'ta da görebiliriz.

 

 

 

Uranüs'ün glifinde tinin (veya sonsuzluğun) üstünde duran haç (madde) bir televizyon antenine benzemektedir. Bununla Uranüs'ün teknoloji ile bağlantısı gösterilmektedir.

 

Bu arada, TEKNOLOJİ sözcüğünün bizim alışageldiğimiz "bilim ve teknoloji" kavramından çok farklı bir anlama geldiğini biliyor muydunuz? TEKNOLOJİ sözcüğünün kökeni Yunanca sanat demek olan techne'ye dayanıyor. TEKNOLOJİ bir sanat, bilim, meslek, el sanatları, iş ve benzerleriyle ilgili bilgi anlamında. TEKNİK ise her hangi bir sanatta beceri ve hüner kullanma yöntemi oluyor.

 

ASTROLOJİ otuz dört kelimelik sembolik bir dildir. Bu dil 12 burç, 10 gezegen ve 12 evden oluşur. Astrolojinin kalbinde mevsimler yatar. 12 burçtan oluşan Zodyak, yani burçlar kuşağı, mevsimlere göre bölünür.

Yani zodyak İlkbahar Ekinoksunda Koç burcu ile başlar. Günümüzde, sanıldığının aksine, burçların takımyıldızlar ile bir ilgileri yoktur. Yaklaşık 2000 yıldır bu zodyak kullanılmaktadır. İleride de, bir değişiklik olmadığı takdirde, global ısınma nedeniyle mevsimlerde kayma olsa bile aynı zodyak kullanılacaktır. Çünkü zodyakın bu bölünüşü sembolik bir bölünüştür. Bu, gökyüzünü 12'ye bölmenin bir yoludur.

 

 Aşağıdaki listede burçlarla mevsimlerin ilişkilendirilmeleri özetlenmektedir.*

 

BURÇ 

Koç 

Boğa

İkizler

Yengeç

Aslan       

Başak 

Terazi

Akrep 

 

Yay 

Oğlak 

Kova  

Balık

  

MEVSİM

Filizlenme dönemi, açılan enerji

Güçlendirme, biçim yaratma dönemi

Canlanma, çiçek açma dönemi

Döllenme, gübreleme dönemi

Tohumun olgunlaşması

Hasat, yetiştirilmiş olanın kullanılması

Doğanın ekonomisinde denge & ayar

Doğanın yaşamı sonlandıran süreçleri,

  yaşamın tohumda devam etmesi

Doğanın kış uykusu

Kışın formların kristalize olması

Bahardan önce bekleme zamanı

Tohumun toprakta kabarması

Şimdi de bu ilişkilerin psikolojik bağlantılarına bir göz atalım:

 
BURÇ PSİKOLOJİK BAĞLANTISI
Koç

İstek, hareket etme dürtüsü, girişim ruhu,

    farkındalık, öncülük arzusu

Boğa  Azim, sağlamlaştırma, şekil verme
İkizler Canlılık, esneklik
Yengeç Duygu zenginliği, annelik-babalık duygusu
Aslan  Yaratma isteği, özgüven, bütün ürünler ve evlatlar
Başak

Çalışkanlık & bakım, düzen, evcilleştirilmiş 

     bir yapı, eleştiri yeteneği

Terazi Adalet duygusu, uyum arzusu, ortaklık duygusu
Akrep 

Dayanıklılık ve sebat, hayatta kalmanın

   acımasız mücadelesi

Yay

Yaşamın içsel veya ruhsal yönünün işlenmesi, 

     gelecek için umut dolu planlama

Oğlak 

Varlığını korumanın yorulmaz mücadelesi, sabır, 

    kristalize olmuş sosyal formlara bağlılık

Kova

Beklentili, sabırsız tavırlar, gözlem gücü,

    plan zenginliği

Balık 

Eski yaşamın kalıntıları arasında yeni

    yaşamın ilk işaretleri

 

*Stephen Arroyo, Astroloji, Psikoloji ve Dört Element, İlhan Yayınevi, 2000

 

İlkbahar Koç (ateş), yaz Yengeç (su), sonbahar Terazi (hava), kış Oğlak (toprak) burcu ile başlar. Başlangıçları temsil eden bu burçlar astrolojide Öncü burçlardır. Öncü demek inisiyatif sahibi, bir şeyleri başlatan, doğuran demektir. Öncü burçlar hareket prensibi ile ilişkilidirler ve enerjinin belirli bir yöne doğru harekete geçirilmesini sembolize ederler.

Boğa, Aslan, Akrep ve Kova Sabit burçlardır. Sabit burçlar başlatılan herhangi birşeyi sağlamlaştırır, her türlü koşula dayanacak hale getirirler. Bunlar konsantre bir enerjinin içeride belirli bir merkeze doğru veya bir merkezden dışarı doğru odaklanmasını temsil ederler.

İkizler, Başak, Yay ve Balık ise Değişken burçlardır. Değişken burçlar değişen koşullara ayak uydurma, uyum sağlama yeteneğine sahiptirler. Bunlar esneklik ve sürekli değişim ile ilişkilidirler ve enerjinin spiral biçiminde düşünülebilecek hareketini temsil ederler.