ASTROLOJİ DERGİSİ

 

İlkbahar Ekinoksu

 

İlkbaharda açan Filbahri

 

Güneş 21 Mart’ta (Güneş’in her yıl burca giriş tarihine bağlı olarak 20-21-22 Mart arasında değişir) Koç burcuna girer ve ekliptik düzlemin göksel ekvatorla kesişmesiyle kuzey yarım kürede ilkbahar ekinoksu oluşur. Her iki yarım kürede de gece ve gündüz eşit olur. Çok eski zamanlardan beri bu tarih kuzey yarımkürenin her yerinde bahar başlangıcı olarak kutlanır. İnsanlar uzun süren kış günlerinden sonra bahara hoş geldin diyerek şölenler düzenlerler. Eski insanlar toprağın bereketini çok önemserken, kendilerini de doğanın bir parçası olarak görürlermiş.

 

Orta Asya ve Anadolu’da ilkbahar ekinoksu başta Nevruz olmak üzere çeşitli adlarla kutlanır. Nevruz Farsça bir kelimedir ve Yeni Gün anlamındadır. Nevruz’u Perslere, ateş kültü Zerdüşt inancına dayandıran bazı söylemler varsa da bu bayramın kökenini, dünyanın bilinen en eski uygarlığı Sümerlerde bulabiliriz. (Sümerolog Muazzez Çığ’ın aktardığı son araştırmalara göre Sümerler kendilerine “Kenger” diyormuş ve bu da en eski Türk boylarından birinin adı imiş) 21 Mart’ta, aşk tanrıçası İnanna’nın yeraltından çıkan çoban tanrı Dumuzi ile birleşmelerinin şerefine A-Ki-Til adı verilen bir bayram kutlanırdı. Anadolu’da Ana Tanrıça kültünde,  Ana Tanrıça ve Tanrı arasında, mevsimsel döngülere, ekinoks ve soltist zamanlarına bağlı olarak kutlamalar düzenlenirdi. Akadlarda bu bayramın adı Akitu idi. Keltlerde Alban Eilir, Avrupalı paganlarda ise Ostara adı ile kutlanır. Bugün Avrupa’da bahar ekinoksundan sonraki ilk Pazar günü kutlanan Paskalya da kökenini 21 Mart’ta kutlanan Ostara’dan alır.

 

Eski toplumlarda yeni yıl 21 Mart günü başlardı. Doğanın canlanması, toprağın yeşermesi, ağaçların tomurcuklanması ve göçmen kuşların gelmeye başlamasıyla beraber bir uyanış ve bir yeniden doğum yaşanır. Bu nedenle eskiden insanlar bugünü yeni yıl olarak kabul etmişlerdir. Aslında yeni yılı soğuk ve karlı günlerde kutlamaktansa, baharın uyanışıyla birlikte içimize, ruhumuza sevinç ve umudun doğduğu bahar günü kutlamak daha anlamlı geliyor.

İnana ve Dumuzi

 

Perslerin ilk hükümdarı Cem’in tahta çıkış tarihi olan 21 Mart yılbaşı olarak kabul edilmiş ve dini, milli bir bayram olarak kutlanmaya başlanmış. İran’daki Nevruz kutlamalarında; bereket ve uğur getireceğine inanılan ve (Farsça) “S” harfiyle başlayan yedi şey; sebze, elma, sirke, demir para, sarımsak, semenu (buğday tatlısı) ve iğde iki hafta boyunca evin bir köşesinde bulunduruluyor. Ayrıca masada, boyanmış yumurta, kırmızı küçük balıklar, mum, ayna ve Kuran bulunuyor. İki hafta süren Nevruz kutlamaları, yılın on üçüncü günü evde oturmanın uğursuzluk getirdiğine inanılarak dışarda yapılan piknikle sona eriyor. Nevruz’dan önce alınan balıklar ve yetiştirilen yeşillikler suya atılarak kötülüklerden kurtulduklarına inanıyorlar.

 

Ergenekon destanında, Türklerin dört yüz yıl zorunlu olarak kaldığı Ergenekon’dan, demir kaplı bir dağı ateşle eriterek 21 Mart günü çıkmayı başardıkları ve o günü her yıl kutladıklarından söz edilir. Bu nedenle bu bayramın Türk toplumlarında ayrı bir önemi vardır. Birçok Türki Cumhuriyetlerinde 21 Mart resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Demiri döverek kurtulmayı sağlayan demirciye de Bozkurt adı verilmiştir, buna bağlı olarak bazı yerlerde Nevruz’a Bozkurt Bayramı da denir.

 

Nevruz Anadolu ve Orta Asya’da çeşitli isimlerle anılır. Noruz, Navrız, Newroz, Naurus, Ergenekon, Bozkurt, Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Mart Dokuzu, Mart Bozumu gibi. Kırım Türkleri Navrez, Gündönümü, Batı Trakya Türkleri Mevris, Makedonya ve Kosova Türkleri Sultanı Navrız ve Gagavuzlar İlkyaz Bayramı veya Baba Marta derler.

 

Kafkaslar’ın oldukça yalıtılmış bir bölgesinde yaşayan Karaçay-Malkarlar’da da 22 Mart’ta yeni yıl başlar ve Gollu adını verdikleri tarım, bereket ve Güneş Tanrıçası adına, Gollu Toy bayramı düzenlerlerdi. Ekinlerinin bereketli olması için dua eder, kutlamalar yaparlardı. Onlar bu bayrama Nevruz ya da benzeri bir ad vermemişlerdir. Bugün her evde toprağın bereketini simgeleyen yumurta pişirilir, kurban kesilir, etleri kutsal ağaç ve taşların yanına bırakılır, ateşler yakılarak üzerinden atlanırdı. Ağaçlara dilek bezleri bağlanır, halka şeklinde dizilerek dans edilirdi. Kırlık alanda düzenlenen törenlere herkes çok açık renkli yeşil, kırmızı sarı ve beyaz elbiseler giyerek gelirdi. Amin Gecesi denen bayram öncesi gecede dileklerin kabul edildiği ve ölülerin mezarlarından kalktığı kabul edilirdi.

 

Nevruz kutlamaları;  Anadolu’da, Orta Asya Türk topluluklarında çeşitli farklılıklar gösterse de ortak özellikleri bulunur ve geleneklerin büyük bir kısmı bugün de devam etmektedir. Nevruz, önceleri yeni yıl başlangıcı olarak bir bayram havasında kutlanırdı. Bu nedenle şimdiki dini bayramlarda yapılan tüm hazırlıklar Nevruz’da da yapılırdı. Evler baştan aşağı temizlenir, Nevruz sabahı herkes yeni ve temiz elbiseler giyerdi. Komşular, büyükler, hastalar, mezarlar, türbeler ziyaret edilir, dargınlar barışır, hediyeler verilir, ihtiyacı olanlara yardım edilirdi. Hep birlikte toplanarak kırlara çıkılır, su kenarlarında piknikler yapılır, ağaç dikilir, çiçek ekilirdi. O gün ekilen tarlanın bol ürün vereceğine inanılırdı.

 

 

Adak ağaçlarına dilekler dilenerek bez parçaları bağlanırdı. Oyunlar oynanır, maniler okunur, şarkılar söylenirdi. Ateşler yakılır ve dilekler dilenerek üzerinden atlanır, tüm hastalıklarının bu ateşe dökülüp yanacağına, yeni yıla hastalık ve kötülüklerden arınarak girileceğine inanılırdı. Ateşin külleri bereket getirsin diye bahçelere serpilirdi. Yumurtalar rengarenk boyanır ve haşlanmış yumurtalar tokuşturulurdu. Ziyafet sofrasında pilav, kavurga (kavrulmuş buğday), yarma, boyanmış yumurta, çeşitli kuruyemişler ve Nevruz’a özel yemekler bulunurdu. Buğday ve arpa gibi tohumlar çimlendirilir ve aralarına haşlanmış yumurta saklanarak masaya konurdu. Çimlendirme işlemi bereketi ve baharın yeşillenmesini simgeler. Yapılan yemekler hep birlikte yenir ve komşulara, ihtiyacı olanlara dağıtılırdı. Bazı yerlerde yedi çift, bir tek, baş harfi “S” ile başlayan yiyeceklerin yenmesi geleneği vardı.

 

Nevruz gecesinin de kutsal olduğuna inanılır ve bu gece tüm canlıların Tanrı’ya secde ettiğine ve tüm yaratılmışların bir yıllık gelecek ve kısmetlerinin belirlendiğine inanılır.

 

 

Eski takvimin Mart ayında başlaması nedeniyle, ilk on iki günün on iki ayı temsil ettiği var sayılarak, o yıl içinde neler olacağı tahmin edilirdi. Bir başka şekli de şöyledir: Yeni yılın ilk dört gününün dört mevsime karşılık geldiği düşüncesiyle o yılın nasıl geçeceği anlaşılır. Örneğin birinci gün güneşli geçerse İlkbahar güzel geçecek, ikinci gün yağmurlu geçerse yaz mevsimi yağmurlu olacak gibi.

 

Bugün, Orta Asya topluluklarında Nevruz, değişik yöresel gelenekler ve eski canlılığı ile kutlanmaktadır. Azerbaycan’da kutlamalar üç gün sürer. 21 Mart’tan sonraki en önemli gün olan Son Çarşamba’da; mezarlar ziyaret edilir, helva, pilav ve çeşitli yiyecekler fakirlere dağıtılır. Gençler niyet tutarak komşu kapılarını dinler ve ilk duyulan söze göre yeni yılın nasıl geçeceği anlaşılır. Güneş doğmadan su kenarına gidilerek el-yüz yıkanır.

 

Saha ya da bilinen adıyla Yakut Türklerinde 21 Mart’ta Isıah Bayramı kutlanır. Dr.Yakup Deliömeroğlu bu bayramla ilgili olarak şunları söyler:” Göktanrı inancına sahip Saha Türklerinde Isıah Bayramı, ilkbaharın gelmesi ve yılın bereketli geçmesi için Tanrı’ya bir şükür bayramıdır.” Akşaman’ın dualar ve kımızla temizlediği tören alanına yarım ay şeklinde genç akağaçlar dikilir. Ateş yakılır ve törenler bitene kadar söndürülmez. Akşaman’ın yere kımız serpmesi, duaları ve dualarla yakılan ateşle, geçmiş yılın kötülüklerinin kovulduğuna, yeni başlayan yılın korunduğuna inanılır. Akağaçlara herkes dilek tutarak bez parçası bağlar. Kımızlar içilir, oyunlar oynanır ve ateş etrafında dans edilir. Yenilenme, doğayla insanın birleşmesi, iyilik, temizlik, aydınlığın ve gelecek güzel günlerin başlangıcı olarak kabul edilir.

 

 

Nevruz’a Novruz adını veren Türkmenler, o gün ne kadar çok yemek hazırlanırsa, yeni yılın o kadar iyi geçeceğine inanır. Bir gün önceden pişirilmeye başlanan güne özel “Semini” için birkaç aile birleşir, büyük bir kazanda, buğday özüne, un, su ve şeker ekleyerek yapılan yemek 21 Mart sabahı hazır olur.

 

Tahtacı Türkmenlerinde, Nevruz’a Sultan Nevruz denir ve 22–23 Mart tarihlerinde kutlanır. Ölülerin yedirilip içirildiği gün olarak kabul edilir. 22 Mart Nevruz’dan bir önceki gündür. Ispanaklı börek, soğan kabuğu ile boyanmış yumurtalar, yufka, sarı burma, şeker, leblebi, lokum masada bulunur. 23 Mart günü “ölünün ruhuna değsin” dileği ile yiyecekler dağıtılır. Herkesin bayrama katılması zorunludur, katılmayanlar dışlanır. Toros Türkmenlerinde ise Mart İpliği adıyla kutlanır ve dilek tutularak ağaçlara bezden şeritler bağlanır, yaylalara çıkılır. Havaların ısınması nedeniyle ağaçları Güneş’ten korumak amacıyla ağaçlara bez bağlanmasına Mart İpliği denir. Belki de ağaçlara dilek dileyerek bez parçası bağlama geleneği buradan çıkmıştır.

 

Gaziantep ve çevresinde Sultan Navruz adıyla kutlanır. Sultan Navruz, 21 Mart gecesi batıdan doğuya giden güzel bir kız; diğer bir inanışa göre de kuş kılığında uçan bir derviştir. Sultan Navruz’un geçtiği saatte uyanık olanların bütün dileklerinin gerçekleştiğine inanılır.

 

Edirne’de Sultan Nevruz adı verilen Nevruz günü, eski hasırlar yakılıp “Mart içeri, pire dışarı” diyerek üzerinden atlanır. Kırklareli’nde Mart Dokuzu olarak kutlanır, haşlanmış yumurta, börek, lokma gibi yiyeceklerle kırlara gidilir. Tekirdağ‘da ise soğukların sonu, baharın başlangıcıdır ve Nevruz Şenlikleri adıyla kutlanır.

 

Osmanlı’da Nevruz günü sarayda özel bir tören yapılırdı. Müneccimbaşı padişaha yeni yılın takvimini sunar ve karşılığında da hediye alırdı. Hekimbaşı tarafından kaynatılan Nevruziye macunu da halka dağıtılırdı.

 

Nevruz gününe atfedilen bazı önemli olaylar da vardır:

  • Hz.Adem ve Havva’nın yasak meyveyi yiyip, ayrı ayrı yerlere sürülmelerinden sonra Arafat’ta buluştukları gün.

  • Yıldızların beraber iken ayrılıp kendi yörüngelerine dönmeye başladıkları gün.

  • Hz. Muhammed'e peygamberlik bugün gelmiştir.

  • Ölülerin dirilip eğlendikleri gün.

  • Hz.Adem’in çamuru bugün yoğrulmuştur.
    Hz. Nuh, tufandan sonra gemisinden bugün yere ayak basmıştır.

  • Tanrı Dünyayı, gece ile gündüzün eşit olduğu bugün yaratmıştır.

  • Kardeşleri tarafından kuyuya atılan Hz.Yusuf bugün kurtarılmıştır.

  • Asasıyla Kızıldeniz’i yaran Hz. Musa, taraftarlarını bugün kurtarmıştır.

  • Balıklar tarafından kurtarılan Hz. Yunus, bugün karaya çıkmıştır.

  • Bektaşilere göre, bugün doğan Hz. Ali, yine bugün Hz. Fatma ile evlenmiştir.

  • 2010'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir.

 (C) Günseli Gümüşçapa

Kaynaklar:

http://www.astrolojidergisi.com/astronomi-astrologlar.htm

ÇIĞ, Muazzez İlmiye., Kur’an İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni, İstanbul, 2002

http://www.belgeler.com/blg/30kl/karaay-malkar-kltrnde-gollu-toy-gelenei-ve-nevruz

http://www.bilinmeyenturktarihi.com/tag/sumer-kenger-demektir

http://www.gokgazete.com/yakut-turkleri-rekora-kosuyor.html

http://www.reweaving.org/inanna2.html

http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/bayram_durbilmez_yenigun_nevruz.pdf

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ergenekon_Destanı

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nevruz

http://www.youtube.com/watch?v=qbfFWbkJO5I