Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

 

Amerİka ve İslam:

Göstergelerİn İLGİNÇ ÖYKÜSÜ

 

Wayne Moody

 

Düzelti ve Resimler: Achaessa S. James

 

Daha çok Basra körfezi olarak bilinen 50° Doğu meridyeninin çevresindeki ülkelerle olan Amerikan bağlantıları, seksen yıla yakın bir zamandır (1933-2010) giderek kalıcı bir öneme doğru gelişim göstermektedir. Basra Körfezi, kökeninde, Birinci Dünya ülkelerinin, Üçüncü Dünya ülkelerince kontrol edilen kaynaklara eşitsiz biçimde bağımlı olduğu bir petrol çağının ‘Sıfır Noktası’ olmuştur.  Dahili bir muhtırada; özellikle birinci Amerikan-Irak savaşına neden olan Irak’ın Kuveyt’i işgal ettiği 1991 yılından beri bölgeye akıtılmış olan Amerikan kanına, hazinesine ve ruhuna dramatik biçimde dikkat çekilmiştir. Amerikan kültürünün temel unsurları, Amerikan halklarının ataları, onların mirasları ve Eski Ahit dininin derin kökleri Mezopotamya/Irak bölgesindeki eski Ur, Babil, Harran kentleriyle, Dicle/Fırat Deltası’ndaki Ninova’dan doğmuştur. Her Amerikalı Körfez Bölgesi’nin tarihiyle şu veya bu şekilde bir bağlantıya sahiptir. Akla İlk gelenler, ‘Cennet (Eden) Bahçesi’, 60 dakika saat ve 360 derecelik dairedir.

 

Bugünün en önemli sorunu, bu kutsal toprakların geleceğinin ne olacağıdır. Amerika’nın 50° Doğu meridyeni bölgesine komşu olan modern toplumlarla (Bahreyn, İran, Irak, Kuveyt, Umman, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Batı Hazar Denizi ve Yemen ile) ilişkisi ne durumdadır? Önemli bir gelişme olan Birinci Körfez Savaşı, 15 Ocak 1991’deki Güneş Tutulması’nın hemen sonrasında ilk dördün hilalinin altında dramatik biçimde başlamıştı.

 

Kritik olayların Güneş veya Ay Tutulmaları civarında toplandığı yorumuna bugün çok az itibar ediliyor, bir mantık noksanlığı, eski  zamanlara ait bir batıl inanç olarak görülüyor. Zaman ve değerler değişti. MÖ. 331’de bir savaştan önce ortaya çıkan geleceğe ilişkin herhangi bir işaret, günümüzün komutan ve askerlerinin yorumlayacağından çok daha farklı yorumlanırdı. Tarihin akışını değiştiren, Büyük İskender’in Pers imparatoru Darius ile Erbil’de (Arbela-Gaugamela) yaptığı destansı savaş, MÖ. 20 Eylül 331 civarında meydana gelen Ay Tutulmasının ardından Enuma Anu Enlil’in Astronomi Günlüğü tabletlerine çivi yazısıyla kaydedilmişti.

 

Amerika’nın Körfezde yaptığı en uzun savaşı başlatan 15 Ocak 1991 tarihindeki Halkalı Güneş Tutulması, 15 Ocak 2010’da tekrar meydana gelmiştir.  Amerikan askerleri, kaderin bir cilvesi olarak, 21. Yüzyılda Kerkük ve Musul’da, eski Gaugamela muharebe alanının yakınında savaşıp ölmüşlerdir. İskender’in Darius’la savaşında olduğu gibi günümüzdeki Amerikan-Irak savaşı da tarihsel bir dönüm noktası olarak değerlendirilecektir (Çok önemli bir ‘Kritik An’ olarak).

 

Belgelenmiş bu astrolojik olayların ışığında, 15 Ocak 2010’da gündeme gelen tutulma simgesinin, eski liderlerin öncül ipuçlarını dikkate almasına benzer şekilde, günümüzün karar mercilerince neden dikkate alınması gerektiğine açıklık getiren aşağıdaki kısa astrolojik/astronomik öykü üzerinde düşünün.

 

Öykümüze ilk olarak Birleşik Devletlere, ‘Kritik Nokta’sına (Campion’un ‘Kritik An’ kavramına) ancak yakın geçmişte (4 Temmuz 1776, 4:47 p.m., Philadelphia) ulaşabilmiş; çoğu antik çağa ait bir kültürler, krallıklar, milletler mozaiğini bünyesinde birleştirerek bir cumhuriyetin güçlerini tezahür ettirmiş olan bir ülkeye odaklanarak girdik. ‘Yeni Dünya’yı temsil eden Amerika’nın, hem coğrafi olarak yalıtılmış olması, hem de bütün Amerikan mültecilerinin bir bakıma annesi olan ‘Eski Dünya’ anlayışının dışında bulunduğu görüşü, geçmişe ait bir egzotik yanılsamadır yalnızca. Eski ve yeni dünyaları ayıran şey, mesafe ve zamanın ufuklarıdır.  Uçsuz bucaksız Atlantik okyanusunun ufku ve onu aşmak için  gerekli olan süre (en iyi koşullarda haftalar, aylar), bu iki dünyayı birbirinden yalıtmakta etkili olmuştu. Elbette bugün iletişim, enerji ve taşımacılıktaki ilerlemeler hem mesafe hem de zaman engelini önemli olmaktan çıkarmıştır.  Dünya artık içinde Amerika’nın yolculuğunu seyredeceği bakış açısını gerçekleştirmiştir.

 

Birleşik Devletler, egemen bir ülke olarak daha en başından, zaman ve uzamın neden olduğu gestalt güçlüklerine karşın, 1784 yılında Barbary Coast korsanlarına haraç ödentisinin kongre tarafından tahsis edilmesiyle, uzak İslam ülkeleriyle bir ilişki geliştirmek zorunda kalmıştır. En nihayetinde Amerika’nın 1805 yılındaki ilk denizaşırı savaşının başlamasına kadar 15 yıl boyunca her yıl 1 milyon Amerikan Doları ödenmiştir.(1) 1830 yılında ise topraklarını ve Karadeniz’i Amerikan ticaretine ilk açtığında Osmanlı İmparatorluğu’na ödemede bulunulmuştur.  Yirmi birinci yüzyıl denizcileri “Montezuma’nın Odalarından … Trablus’un sahillerine” şarkısını söylerken bu ilk ilişkilere atıfta bulunmaktadırlar. Aslına bakılırsa, “Amerikan diplomasi tarihinin en uzun devam eden ilişkisi” Fas Kralı ile olmuştur. Sidi Muhammad bin Abdullah, “genç Cumhuriyet’le resmi bir antlaşma isteyen” ilk Müslüman liderdir (1784, “Hicrî Takvime göre 1200 yılı”). (2)

Bu örneklerle giriş yaptıktan sonra, şimdi İslam dünyası ile ilk Amerikan ilişkilerinin gelişimini takip etmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor. Bir sürecin hem öncesi hem de sonrası olduğuna göre, herhangi bir delilin geçmişe olduğu kadar geleceğe doğru da izini sürmek için bir yönteme ihtiyacımız var. İzlenebilecek milyonlarca yol var, fakat ben açık seçik bir yol seçerek hepimizin tanıdığı Kristof Kolomb’un hikayesiyle başlayacağım.

 

Hem Yeni Dünya’yla hem de Eski Dünya’daki tarihî değişimlerle belgelenmiş bağlantıları olması nedeniyle Kolomb’la başlıyoruz. 29 Mayıs 1453’te Konstantinopol’ün düşüşü, Kolomb’un bizzat kendi hayat yönünü, eski batı dünyasının jeopolitik dünya görüşünden ilham alan seçimlerini şekillendirip teşvik eden bir Hıristiyan/İslam olayıydı. Isabella ve Ferdinand’ın öncülüğünde ‘Hıristiyanlığın Tekrar Fethetme’ hedefi (1500. Jübile yılından önce İslam’ın İspanyol topraklarından sürülmesi) 2 Ocak 1492 tarihinde tamamlanmıştı.(3) Fakat Osmanlı tehdidi altında ‘Yeni bir Dünya’ isteği yoğunlaşıyordu.  Orta ve Uzak Doğu’ya açılan Akdeniz ticaret yolları bloke olan Avrupa krallıklarının alternatif deniz yolları aramasıyla, bir ‘Keşifler Çağı’ ruhu teşvik edildi.  Bu yönelimler, silah/teknoloji/keşifler yarışı yarattı. Böylece haritalar, denizcilik bilimi, pusula, kronometre ve benzeri diğer aletler hızla gelişti. Denizcilik bilimindeki bu ilerlemeler, astroloji alanına da katkı yaptı ve bazı modern uygulamalar geliştirildi.

 

Astrolojik bakış açısına göre (4) ‘Kritik An’lar, zamanın sürekliliği içerisinde, kendi içlerinde potansiyel olarak büyük önem taşıyan göstergeler ihtiva eden anlardır. Şimdi biz öykünün devamını anlatmak üzere bu göstergelere odaklanacağız. Burada astrolojinin kastettiği  ‘Kritik An’ Amerika için genellikle 4 Temmuz 1776 Philadelphia, Pennsylvania’dır.

 



Eğer 4:47 p.m. kadar bir zamanı ilave ederseniz (5) dünyadaki her yerin (haritalarda göründüğü haliyle) Amerikan perspektifine göre değerini saptama becerisi kazanırsınız. Bu araştırmanın ilerleyen bölümlerinde ilham verici bu haritaları birlikte çıkartacağız.

 

4 Temmuz 1776, 4:47p.m., Philadelphia, Pennsylvania anına daha dikkatli bir bakış, vurgulanmaya değer bazı güçlü kalıpları ortaya koymaktadır.

 

 

Bu Y-şeklindeki üst üste binen kalıplara YOD adı verilir ve onları oluşturan göstergesel bileşenler (planetler ve açılar), zamanın sürekliliği içinde Amerikan (Hıristiyan)-İslam ilişkilerine ilişkin içgörüler taşır. Balık burcunu yöneten Neptün, din ile ilişkili olup Balık burcuyla (Balık ile) bağlantısı Hıristiyanlığın en sevilen öykülerinden birine konu olmuştur.

 

Akdeniz’de Hıristiyan/İslam güç mücadelesinin neden olduğu baskıların izleri Birleşik Devletler’in kuruluşuna kadar geriye gitmektedir. Kolomb örneğimize tekrar dönelim. Kolomb, Amerika’nın yaratılmasıyla bağlantılı herhangi bir tartışmada başlıca malzeme olarak, 15.Yüzyıldaki Hıristiyan/Osmanlı mücadelelerinin bir emektarıydı. Batı Hint adalarına giden yeni güvenli deniz yolları arayışıyla ilgili ilk seferinin haritasında,  28°47’ Aslan burcundaki Mars (Yükselen'in Yöneticisi) ve 18°18’ Yengeç burcundaki Ay’a karşıt konumda olan 24°01’ Oğlak burcundaki Uranüs öne çıkmaktaydı. Neptün’ün Tepe Noktasının 9. ev tarafında konumlandığı Amerika’nın kuruluş anına göre çıkarılan haritada, bir astroloğun, Hıristiyanlığın spiritüel kökleriyle güçlü göstergesel bağlar bulması beklenir.  Ancak Campion gibi konuyla bağlantılı kaynaklarda ne Musevi ne de Hıristiyan dinleri için gerçek anlamda güvenilir belgelere dayanan ‘Tarihi An’ haritaları bulunmamaktadır Eğer “Hıristiyan Çağı”nın başlangıcı olarak önerilen zamanı esas alırsak MS. 1 Ocak 1, 00.00am (Hıristiyan takviminin başlangıcı) kuramsal zamanına göre hesaplanmış, Venüs’ün 25°04’ Kova burcunda bulunduğu bir haritamız olur.  Buna karşın daha erken İslam dönemine ait belgelere dayalı bir astrolojik haritaya sahibiz. İslamiyet, bugün Suudi Arabistan’da bulunan Medine’de, 16 Temmuz 622 tarihinde günbatımında kurulmuştur. İslam Çağı’nın başlangıç horoskopu (6) aşağıda yer almaktadır.

 

  

Astrolojik geleneği izlersek, bu İslam-Çağı haritasının kritik göstergeleri, Yükselen, Güneş ve Ay’ın konumlarıdır.  Bu üç nokta, o uzak anın diğer göstergelerinden yalıtılmış olarak ele alındığında, Amerika’nın sürüp gitmekte olan eski İslamiyetin çok daha uzun olan gelişimine ne şekilde uyumlanıp, nasıl ilişki ve bağlantı kurduğunu ve dahil edildiğini netleştirir. Daha da şaşırtıcı olan ise,  hem Amerika’nın hem de İslamiyet’in ne denli ortak bir kaderi paylaşıyor olduğudur.  Bu içgörüye, Kuzey Ay düğümlerinin her iki haritadaki konumlarına göre ulaşılmıştır: Birleşik Devletler’in 6°34’ Aslan burcundaki Kuzey Düğümü, İslam-Çağı’nın 6°22’ Aslan burcundaki Kuzey Düğümü ile kavuşum yapmaktadır.  Bugün Aralık 2010’da, birbirimizi (Birleşik Devletler ve İslam Alemi olarak), Köktendincilik olarak karakterize edilen ortak bir kaderin karşısında, tam anlamıyla kol kola durumda bulmaktayız.

 

 

Yukarıdaki harita, İslam-çağı haritasındaki Yükselen noktaların, Birleşik Devletler’in Pluto-odaklı Yod’unun Ayak ve Aktivasyon Noktasıyla  yakından bağlantılı olduğunu göstermektedir. İslamiyet haritasında 25°26’ Yengeç burcundaki Güneş, Pluto-odaklı Yod’un Aktivasyon Noktası’nın üzerinde (27° Yengeç burcu civarında) bulunmaktadır. İslam-Çağı haritasının 27°15’ Aslan burcundaki Ay’ı, Birleşik Devletler’in 27° Aslan burcu yakınındaki Ay-odaklı Yod’unun üzerindedir.

 

 

İki harita da birbirinin hayati noktalarıyla bağlantılı görünmektedir. C.E.O. Carter’in ‘İçine Alma’  kuralından yola çıkarak,  ergen olarak nitelenebilecek Amerika’nın (233 yaşında) kaygılarının, daha yaşlı (1,387 yaşında) olan ana dinin sorunları çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyleyebiliriz. Özet olarak, Amerika Musevi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinin tekamül yolculuğunda ve kaderinde büyük ölçüde etkili olmuştur. Genç olmasına karşın, dünyadaki çoğu kültürün, ulusun ve dinlerin kendilerini uyumlamalarını gerektiren bir varlık (süper güç) gösterecek şekilde evrimleşmiştir. Eski kültürler, nüfuslarının Amerikan topraklarına aktığını deneyimlemişlerdir. Bu insanlar, kendi değerlerini Amerikan ölçütlerine yükseltmişlerdir. Amerika, bugünün dünyasında, kendi gücünün zirvesine yaklaşmış olarak, yaşamın getirdiği olgunluk çağının ve formda olmanın rol sorumluluğu ile yüzyüze, kendisini, yaşlı hemşerileriyle (dünyanın diğer eski uluslarıyla) ilişki içinde tam yetkili bir yetişkini yansıtan bir konumda bulmaktadır.
 

Şimdi Suudi Arabistan’ın kuruluş haritasını inceleyelim.(7) Suudi Arabistan kendisini İnancın (İslam) Savunucusu olarak nitelemektedir.  Kutsal Mekke ve Medine şehirleri Suudi Arabistan’ın sınırları içinde yer almaktadır. Bu nedenle Müslüman dünyada müstesna bir güç konumuna sahiptir. Tahmin edilebileceği gibi hem İslam Alemiyle hem de Birleşik Devletler’le horoskop bağlantılarına sahiptir.

 

 

Önceki haritalarda (Amerika ve İslam) izlediğimiz adımları takip ederek, bu haritalarla olan olası en güçlü bağlantılara açıklık getiren öncelikli göstergeleri teşhis edebiliriz.

 

 

Burada yine Yengeç/Oğlak burçlarının son dereceleriyle (haritanın Yükselen/Alçalan ekseniyle) bağlantılar görüyoruz. Aynı zamanda 24°05’ Oğlak burcundaki Güneş, İslam-Çağı haritasının 25°41’ Oğlak burcundaki Yükselen'iyle ve Birleşik Devletler haritasının Pluto-odaklı Yod’unun 27°34’ Oğlak burcundaki Alt Noktasıyla (Ayağıyla) kavuşum yapmaktadır.

 

 

Artık anlıyoruz ki, aşağı yukarı 1,400 yıllık bir zaman dilimini kapsayan tüm bu haritalar (8) önemli şekillerde birbirinin (sayılarla temsil edilen) hayati noktalarıyla bağlantılıdır.  Bu sayısal ilişkileri fark edip doğrulamanın kayda değer bir başka yöntemi vardır. Astroloji haritaları, yerleri karakterize eden eşşsiz ve ilginç öyküleri anlatan haritalara dönüştürülebilirler. Söz verdiğimiz gibi, Amerika’nın Astro*Carto*Graphy (9) haritasının Orta Doğu ve Körfez ülkeleriyle olan bağlantısı aşağıda yer almaktadır.

 

 

Bu haritada çok şey açıklığa kavuşturulmaktadır: Güneş hattı Gazze/İsrail'den, Kuzey Ay Düğümü hattı doğu İran’dan geçmektedir. Amerika’nın Uranüs’ü ise Kabil ve İslamabad yakınında alçalmaktadır. Fakat bölgenin tamamında görülebilen en hakim gösterge Amerika’nın 27°34’ Oğlak burcundaki Pluto’sunun Amerikan başlangıç anları esnasında bölgeyi Tepe Noktasında doğrudan iki eşit parçaya bölmesidir.

 

Pluto, tamı tamına, 50° doğu boylamı meridyeni boyunca ilerler. Bu boylam, Amerika’nın Pluto’sunun “Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyledir!” özdeyişine tam anlamıyla uygun düştüğü yeri göstermektedir.  Pluto, yerin üstünde ve altında, mutlak gücün tüm ifade biçimlerinin simgesidir. Buradaki Pluto-Tepe Noktası birlikteliği, bir kralı, bir şahı, hatta Saddam Hüseyin’i temsil edebilir. Ninova, Persepolis, Babil ve benzeri yerlerdeki harabelerin veya Musul ve Kerkük çevresinde dünyanın kanıtlanmış en geniş petrol rezervlerinin meydana çıkarılmasında Pluto’nun etkisi görülür. Pluto, maalesef aynı zamanda yıkım ve imhanın da simgesidir.(10) Atom Çağı’nın şafağında keşfedilmesi nedeniyle nükleer olan her şeyle bağlantılıdır. Savaş zamanlarında görülen yıkımlar (muazzam petrol dökülmeleri, havadaki geniş siyah duman dalgaları, tahrip olmuş altyapı), bunların tümü, Pluto’nun sözü edilen bu yönünü pek güzel açıklar.

 

Amerikan ordusu, 1991’de bir ara, yarım milyon askeri silah altında ya da Suudi Arabistan toprakları yakınında tutuyordu. Ülkenin her yanı (petrol kuyuları) yanıyordu. Şimdi Körfez’deki harekatlara verilen adlara dikkatle bakın: “Büyük Şeytan”, “Çöl Fırtınası” ve “Bütün Savaşların Anası”. Son seksen yılı şekillendiren özel yerleri, Kuveyt gibi yerleri, işaret eden zaman, 4:47 p.m.dir (Sibly’nin (11) haritalarında kullandığı 4:50 ve 5:10 p.m. zamanlarından biraz önce). Irak’ın Kuveyt’i işgalinin (2 Ağustos 1990, 2:00 a.m.) savaşı başlatması nedeniyle, Kuveyt’in haritasını incelememiz  gerekiyor.  Bu harita, Campion tarafından, 19 Haziran 1961 12:00p.m. başkent Kuveyt verilerine göre oluşturulmuştur.(12)

 

 

Önemli sayılarımızı ayrıştırdıktan sonra bulduğumuz Kuveyt’in ‘Kritik An’ı bizi hayal kırıklığına uğratmıyor: 26° Aslan/Kova ve 27° Yengeç/Oğlak burçları civarı. Kuveyt’in Satürn’ünün kendi yönettiği burçta bulunuyor olması da kayda değer. Kuveyt bir demokrasi değidir. Bir kralı vardır. Satürn ise, krallıklar da dahil tüm liderlik türlerini temsil eder. Amerika’nın Pluto’su işte bu Satürn üzerinde durmaktadır.  Amerika’nın Kuveyt Krallığı’nı kurtarma olayı Pluto'ya özgü entrika ve gizli dolaplarla doludur -bir Kuveyt hastanesindeki bebeklerin Irak askerlerince kuvözlerinden alınıp ölüme terk edilmeleri iddiaları ve benzerleri.

 

 

Kutsal Suudi Arabistan topraklarında “kâfir” askerlerinin bulunuşu, Suudi doğumlu Usame Bin Ladin’in Amerika’ya cihat başlatmasının ve 11 Eylül saldırısının nedenlerinden biridir. Bu olay Amerika’nın ilerletilmiş Güneş’inin 26°56’ Kova burcundaki natal Ay'ına kavuşum yaptığı tarihte meydana gelmiştir (Kesin açı: 25 Ekim 2001). (13) Geçenlerde bir otorite Pluto’nun temsil ettiği şeyin ‘temizlik, arılık’ (14) olduğunu ileri sürdü. Körfez krizi bir Amerikan arınma süreciyle mi ilgili? Kuşkusuz buraya kadar sunulan harita verilerini ve harita-yer bağlantılarını hâl⠑yalnızca’ birer rastlantı olarak görenler vardır. Bir de aşağıdaki harita ve simgeledikleri üzerinde düşünün. Final haritaya dikkatle baktığınızdan emin olun.

 

 

Birinci Körfez Savaşındaki Çöl Fırtınası harekatının 17 Ocak 1991’de başladığı çoğunlukla bilinir. Daha az bilinen ise astrolojik öyküsüdür. Hemen yukarıdaki  haritadan görülebileceği gibi, Güneş, Satürn ve Kuzey Düğümü Oğlak burcunda planetlerin oluşturduğu çok daha kapsamlı bir  stelyumun (yığılımın) parçasıdırlar. Güneş, Satürn ve Kuzey Düğümü, Amerika’nın 27°34’ Oğlak burcundaki Pluto konumuyla kavuşum yaparak, Oğlak burcunun 26. ile 28. dereceleri arasında, birbirlerine oldukça yakın konumlanmışlardır. Bu yine, Saddam Hüseyin’in “Bütün Savaşların Anası” olarak ilan ettiği harekatın başladığı andı. O anda Güneş’in konumu (bir gün önce Ay'ın üzerinden geçtiği nokta -Ç.N.16 Ocak'taki güneş tutulması nedeniyle) ışığı kesilmiş gücü, Satürn hükümetleri, Kuzey Düğümü ise -Körfezde 19 yıldır sahnelenmekte olan (1991-2010) kaderi- Amerikan tarihinin en uzun savaşı simgelemekteydi. Saddam devrildi.

 

Bu öykü 1991’deki Halkalı Güneş Tutulmasıyla ilgili olmakla beraber, 2010'da tutulma yeniden 25°01’ Oğlak burcunda meydana geliyor. 1991’de öylesine dramatik biçimde olduğu gibi yeni bir başlangıçla senkronize olacak mı, yoksa Körfez Bölgesindeki olayın bitişine yönelik ‘Kritik An’a mı işaret ediyor? Bugün 27 Aralık 2009’da, İran daha büyük bir odak.  Irak’ta değil, fakat  Pluto Tepe Noktasını (50° D) çevreleyen bölgelerde hafif çarpışmalar salgın halinde hüküm sürmekte -Yemen’deki terör girişimleri ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki finansal depremler.

 

Amerika, nükleer yakıt üretimiyle ilgili bir pazarlıkta İran’ın nihai kabulünü veya reddini  bekliyor. Odaktaki yerler, Natanz ve kutsal Kum şehri yakınındaki diğer bir yer. Her iki şehir ve Tahran, Amerika’nın aktifleştiren Pluto Tepe Noktası’nın yüz mil içinde kalıyor. Şöyle ki, 4:47 p.m. haritasının ölçülmüş boylamından uzam olarak 1 ½ ˚ veya zaman olarak 6’ mesafede.  Medya vasıtasıyla İran şehirlerindeki kaosu görüyoruz. 15 Ocak 2010’daki tutulma anı süresince, bu kez Venüs, 25° Oğlak’taki   tutulmayla, kesin açıya dakikalarla yaklaşan bir kavuşum yapacak. Neptün’ün 25°02’ Kova’da ve Jüpiter’in 29°23’ Kova’da bulunduğunun da farkında olun. Tutulma anının Pluto’yu, Körfez’den başlayıp 50° Doğu meridyeni boyunca Tepe Noktası’na yerleştirdiğine özellikle dikkat edin. Göstergeler, 15 ocak 2010 gününü diğer bir tarihi tutulma kılma yönünde Tahran’la bağlantılı olaylara yoğun biçimde işaret edip bunları eşzamanlı hale getiriyor.

 

Son haritamıza geldik: 15 Ocak 2010, 10:42 a.m. IRT, Tahran-İran verilerine göre Güneş tutulması anının A*C*G haritasına. Astrolojik mercek Tahran’a yoğun, kesin bir vurgu yapıyor. İran’daki değişim dünyayı değiştirecek.

 

 

 

Tahran üzerinde asılı duran üç hat heybetli. 3°.49’ Oğlak’taki Pluto ve 5°34’ Oğlak’taki Merkür Tepe Noktası’na yerleşmiş. Aynı zamanda 4°39’ Terazi’de alçalmakta olan geri hareketindeki Satürn ile dar orblu kare açılar oluşturmaktalar. Bu göstergeler son zamanlarda ortaya çıkan ‘sosyal şebekeleşme (network)’ gücünün (Pluto/Merkür = cep telefonları) otoritelerle ve kanun yapıcılarla (Terazi’deki Satürn) karşı karşıya geldiğinin “Aşağıdaki” tesiri olarak alınabilir mi? (Ç.N.“Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyledir!” özdeyişine atfen).  23°32’ Balık’taki Uranüs hattının haritada Irak içinden Musul ve Kerkük’ü bölerek yükselmesi gibi, kayda değer başka hatlar da var.  Bu Uranüs,  Irak petrolü konusundaki  en son uluslararası teklif verme/yemlenme çılgınlığının bir göstergesi mi? Uranüs, bütün çöküşler ve cepheyi yarıp geçişlerle ilişkilidir. Bu aynı zamanda Amerikan askerlerinin Irak’tan çekilmesinin gökyüzü görünümüdür.  Aralık 2009’da  orada hiç bir Amerikan askeri öldürülmemişti. Yoksa bu görünüm kuzeyin petrol kentlerinin Kürtler tarafından kontrol edilmesiyle ilgili yeni yükselişin bir işareti mi ? Daha doğudan, Afganistan’dan geçen hatlara dikkat edin; 21°05’ Oğlak’taki Kuzey Ay Düğümü Kâbil’in 55 mil doğusunda Tepe Noktası üzerinde ilerliyor. Bu Halkalı Güneş Tutulması’nın Kuzey Düğümü, 70° Doğu meridyeni boyunca, tam olarak Veziristan üzerinde. 25°01’ Oğlak’taki Tutulma Güneş’inin Tepe Noktası’nda olduğu Pakistan’da (İslamabad’ın 60 mil doğusunda), bu alan boyunca çok tedbirli hareket edilmeli. Çünkü burası Hindistan/Pakistan sınırı (74° Doğu). Gelecek (Hıristiyan Amerika’nın İslam Terörüyle savaşı) gerçekten de Afganistan/Pakistan sınır çatışmasının sonuçları üzerinde mi şekillenecek?

 

Körfez’deki bu hikaye daha uzun yıllar sona ermeyecek. Farklı ülkelerin haritalarının Hıristiyan ve İslam Çağı’na ilişkin kritik anlar bağlamında kapsandığını düşünürsek; Körfez olayının, bir çok kritik anın birbiriyle bağlantılı gelişiminde yalnızca bir bölüm olduğunu algılarız. Transit Pluto, bu iki büyük dinin çehresini yavaş yavaş dönüştüren anlamlı değişimler olarak düşünülebilir. Doğru sayılarla işaretlenen Suudi Arabistan, Amerika ve diğerleri sınırlı roller oynuyorlar.  Hepsinin karşı karşıya kaldığı eşzamanlı bağlantılar (26-27 sayıları) 2020-2023 yıllarını özellikle öne çıkarıyor. Bu yıllara doğru ilerlerken Ay fazları (Yeniay, Dolunay, Ay ve Güneş tutulmaları) ve küçük olaylar büyüyen bir dönüşüm için gerekli olan  oksijeni sağlayacak.

Türkçesi: Serap Rumelili Öcalan

 

Dipnotlar:
(1) Birinci Barbary Savaşı, Wikipedia:
en.wikipedia.org/wiki/First_Barbary_War

(2) Oren, Michael B.. Power, Faith, and Fantasy. W.W. Norton & Company, 2007

(3) Reston Jr., James. Dogs of God. Doubleday, 2005

(4) Campion, Nicholas. The Book of World Horoscopes. The Wessex Astrologer Ltd, 2004

(5) Campion, Nicholas. The Book of World Horoscopes. The Wessex Astrologer Ltd, 2004, sayfa: 362-363

(6) Campion, Nicholas. The Book of World Horoscopes. 2004. The Wessex Astrologer Ltd, sayfa: 485, harita: 465

(7) Campion, Nicholas. The Book of World Horoscopes. The Wessex Astrologer Ltd, 2004. Sayfa: 280, harita: 288

(8) Campion, Nicholas. The Book of World Horoscopes. Haritalar ve  tartışmalar,  280, 485 ve 364 no.lu sayfalarda yer almaktadır.

(9) Astro*Carto*Graphy®, yirminci yüzyılın sonlarına doğru astrolog Jim Lewis tarafından geliştirilip sevdirilen bir haritacılık tekniğidir (Doğum anında  aralarında açısal ilişkiler oluşturan planetler bir haritada gösterilir).

(10) “Iran Shielding Its Nuclear Efforts in Maze of Tunnels”, The New York Times, January 5, 2010,

www.nytimes.com/2010/01/06/world/middleeast/06sanctions.html?hp=&pagewanted=all#secondParagraph

(11) The ‘contemporary’ Sibly Chart, Birleşik Devletler’in yayınlanmış ilk  haritasıdır (1787).

(12) Campion, Nicholas. The Book of World Horoscopes. 2004. The Wessex Astrologer Ltd, sayfa: 183, harita: 183

(13) Yazar, 1999’un Mart ayından itibaren New York şehir merkezinden geçen 40° Kuzey Enlemi Bölgesiyle ilgili Ulusal Güvenlik kaygılarını, gönderdiği e-postalar vasıtasıyla, dile getirmeye başladı (Amerika’nın Ay’ı Tepe Noktası’ndaydı ve Mars yükseliyordu).  40˚ Kuzey PARAN Bölgesini ilk olarak teşhis eden “America’s Unified Field Relationship to the Earth” konulu makale, 6 Kasım 1994’te yazılmıştı.

(14) Mark Lerner’le 24 Aralık 2009 tarihinde (PST 11:12a.m. Sacramento, CA.) yapılan telefon konuşması. Mark, Oregon’dan (Eugene) aramıştı. Pluto’nun  gölgeleri ve yazarın Amerikan haritasının Hickam, Hawaii’ye uzanan relocated açılarından tedirgin oluşu üzerinde düşünüp fikir yürütüyordu. Başkan o sırada orada tatil yapıyordu. Transit Pluto relocated Yükselen üzerinde 3° Oğlak’taydı.

(15) Bu tekrarlayan Halkalı Güneş Tutulması bir Ay döngüsü olup; içerdiği 19 Juliyen yılı ya da 235 lunasyonda, Ay, Güneş’in Yeniay ve Dolunayları aynı günlerde oluşturmasıyla, görünüşte aynı konuma döner.

 

© 2009 – 2010 by Wayne Moody. All rights reserved.

 

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.