Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

 

Güneş ve Yükselen’in Farkı Nedir?

Donna Cunningham

 

Astrolojide karmaşık haritalar ve teknikler hakkında pek çok makale, kitap ve konuşma bulunur. Fakat detaylara boğulmuş öğrenciler genelde parçaları birleştirmektee zorlanırlar. Ben bir haritayı sentezlerken önce Güneş, Ay ve Yükselen ilişkisini göz önünde tutarım.

 

Güneş’i Başak’ta, Ay’ı Terazi’de ve Yükselen’i Yay’da olan birinin, aynı oranda üç burcun birleşimi olduğunu (ev pozisyonlarını ve gezegensel durumları bir an olsun dışarıda bırakarak) düşünmenin bir cazibesi var tabii. Bu cazibe Güneş’i, Ay’ı ve Yükselen’i herhangi bir burçta olan kimselerin benzer davrandığı gerçeğiyle güçlenir. Ancak dış davranış aynı olsa da iç motivasyon tamamen farklıdır. Dolayısıyla birisinin hayatına, sağlığına ve ilişkilerine etkisi de farklıdır.

 

Örneğin, bir Güneş Başak, bir Ay Başak ve bir Yükselen Başak, üçü de işte fazla mesai yapmaya veya psikosomatik hastalıklara eğilimli olabilir. Fakat neden bu kadar fazladan çalışıp, neden bu kadar hasta oldukları başka bir konudur. Bir Güneş Başak, gururunun verimli olmasına ve işlerini diğerinden daha mükemmel yapmasına bağlı olduğu için fazladan çalışabilir. Bir Ay Başak iyi yapılan işi, mükemmelliği bir güvence olarak gördüğü için fazladan çalışabilir. Buna ek olarak, meşguliyet istenmeyen duyguları limanda tutar. Bazı Yükselen Başaklar, aile onlara tembel kıymet bilmez üvey kardeşler baloya gittiğinde evde hizmetkâr rolünü yüklediği için, fazladan çalışıyor olabilirler. (Bu tanım fazlasıyla basitleştirilmiş, ancak Başak’ın sevdiği tüm ayrıntılarla yapılan tasvir başlı başına bir makale olabilir.)

 

“Rol” Yükselen’i anlamakta faydalı bir kavramdır. Ailede her üyenin bir rolü vardır ve ailenin bu rol beklentisine göre davranmamız için baskı ile eğitiriliriz. Bu durum, edebiyatta, işlevini yerine getiremeyen ailelerde evlatlara yüklenen “kayıp ruh”, “ailenin kahramanı” ve “palyaço” gibi rollerle işlenir. Aslında üç aşağı beş yukarı çoğu ailede bu roller geçerlidir. Bir çocuk popüler, diğeri problemli ve genelde ortanca da mirasyedi kız veya oğlan olabilir. Sizin rolünüz bunlardan hangisi?

 

Bu aile içi roller kolay üstlenilmeyebilir. Aslında, genelde kişiye pahalıya mal olur. Istıraplı olsa da, ailede günah keçisi rolü, kişiye belli bir konfor alanı yaratır. Aşina bir durumdur, senaryosu hazırdır, sosyal benliğimizi tekrar yaratmaya gerek yoktur. Böyle roller sosyallik tekerleklerimizi yağlar ve birbirimizden ne beklememiz gerektiğini bilmemizde bize yardım eder, bu şekilde nitelikleri gereği olumsuz olmazlar. Onlar geçinebilmek için söylediğimiz beyaz yalanlardır -ki aslında bütün Yükselenler de aynı oranda nazik olmazlar- Kova Yükselenler düpedüz kabadırlar!

 

Yükselen’e ihtiyacımız var. Bu maske, genelde yargılayan ve hiç de nazik olmayan bir dünyanın saldırılarına karşı kolayca zedelenebilen gururumuzu korur. Aksi halde, bir şekilde hepimiz çıplak olurduk. Açıkçası, çoğumuz mahrem durumlar dışında kıyafetlerimize ihtiyaç duyarız. Biz, olgunlaşmadan önce, tıpkı fasulyenin olgunlaşabilmesi için bir kaba ihtiyaç duyması gibi, Yükselen’in koruyucu örtüsüne ihtiyaç duyarız.

 

Kendi ortamlarımızda büyürken, bize verilen rolleri tecrübe ediyoruz, bunu o kadar iyi öğreniyoruz ki yola çıkarken yanımıza alıp yetişkin hayatımızda da tekrarlıyoruz.  Yükselen burç bir maskedir- dış dünyada giydiğimiz bir üniforma- ve inşallah özel, kişisel alanımızda üzerimizden çıkartacağımız bir maske… Ama özümüz değil, çünkü öz olan Güneş’tir. Maskemiz, insanların bizden ne bekleyeceklerini yönlendirdiğimiz durumdur. İşin zorluğu eğer kişi kendi Yükselen’inde sıkışıp kalırsa ve çekirdeğindeki öz, özgün olmayan dış görüntüsünde sıkışırsa yaşanır.

 

Rolle gerçek kimlik arasındaki farkı, en iyi, bir aktörün bir televizyon dizisindeki karaktere bürünmesinde anlarız. Başarılı olanlar kendi rolleriyle o denli bütünleşirler ki, adeta ikinci bir doğaları oluşur ve aynı tip karakter oyuncusu olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Bazen aktörler rollerini öyle iyi oynarlar ki, halk onların rolleriyle kimliklerini karıştırır- Leonard Nimoy Uzay Yolunda’ki Spock rolüyle öyle tanındı ki otobiyografisine “Ben Spock Değilim” adını verdi.

 

Daha az tanınan biz insanlar da, kendi zararımıza olacak şekilde, kendi rollerimizle fazlasıyla bütünleşmiş olabiliriz. Biz başkalarının bizden beklediği gibi aslında bizi, özümüzü, ihtiyaçlarımızı ve duygularımızı tam da temsil etmeyen şekilde, birer karakter oyuncusu olabiliriz. Güneş ve Yükselen burçlar çatıştığında özellikle bu doğru olur. Bunlar bazen kare yapabilirler, tıpkı kanunsuz Kova ile tutucu Boğa veya alçakgönüllü Başak’la hiç de öyle olmayan Yay arasında olursa… Daha da bir kötü birleşim, quincunx’tır, yani aralarında 150 derece veya 5 burç vardır. Bu uyuşmazlık durumu, “hepsini ortaya dökelim” diyen İkizler ile “Bu seni ilgilendirmez” diyen Akrep’i veya “Her i ye nokta koy” diyen Başak ile “yap gitsin” diyen Koç’u eşleştirir.

 

Böyle zor durumlarda, bize verilen rol (Yükselen), içimize ya da özümüze (Güneş) uymaz. Güneş kalptir, özdür, çekirdektir ve bu çekirdeğe atıfta bulunurken başkalarına “Ben içimde (özümde)...” deriz.

 

Özünde şair kalpli olan duygusal Balık erkeği, Yükselen’i Koç olduğunda, ona ailesi ve iş arkadaşları tarafından yüklenen maço imajının altında sıkışıp kalmış hissedebilir. Kabul edilmemekten veya dışlanmaktan kurtulabilmek için, Balık özünü daha da kalıplaşmış, baskın ve kaba tavırlarıyla maskeleyebilir -hatta belki de bir veya iki bağımlılık geliştirerek kendine güvenini destekleyebilir. Öz ile yüz çelişkisi -- ve benliği role kurban verme durumu—bir sonraki burç yükselirken doğan 12. ev Güneş’in tipik ikilemidir. 12. ev Güneş bu sebeple zor olarak karakterize edilir.

 

Yükselen burç aynı zamanda Alçalan’ı da belirler. Burası, Yükselen burç ve derecenin tam karşısıdır. Alçalan, çocuklukta bize öğretilen rolü oynarken kimleri kendimize çektiğimizi gösterir. Kendimizi sunuş şeklimizin sonucu olarak (Yükselen), bizi tamamlayacak kimseleri (Alçalan) kendimize çekiyoruz. Böylece, Başak Yükselen biri -“Oluşturduğun bu karışıklığı ben düzelteyim”- kendine “Arabamı acaba nereye park ettim?” diye soracak Balık veya Neptün tipinde birini çekecektir. Yükselen’i mahremiyetimizi korumak için de kullanabiliriz. Yükselen’in baskın davranışlarıyla meşgul olarak bizim kim olduğumuzu görmesini istemediğimiz kişileri gönderebiliriz.

 

1.evdeki her gezegen, özellikle de Yükselen’e 10 derece orb içindekiler, yükselen burcun niteliğini değiştirirler. Bir Yükselen Aslan, eğer haritasında Yükselen’e yakın bir Pluto varsa Aslan’dan ziyade bir Akrep gibi gözükebilir. Yükselen’e yakın Satürn’ü olanlar, Yükselen’i Oğlak olanlardan daha çok Satürn gibi görülürler. Yükselen-Venüs kavuşumu olanların bir çoğu gölge yönleriyle görünüşe fazlasıyla önem verirler ve son derece çekicidirler. Yükselen’e yakın bir gezegen çok güçlü şekilde görülür, böylece insanların ilk gördüğü o gezegenin enerjisi olur. Harita yorumunda bunun dikkate alınması gerekir.

 

Yükselen burç ve 1.evdeki gezegenler başkalarının bizi nasıl gördükleriyle yakından ilişkilidirler. Öte yandan, Güneş bizim kendimizi nasıl gördüğümüzdür. Eğer Yükselen’iniz ve Güneş’iniz aynı burçtaysa, sizin kendinizi yansıtmanız aslınıza uugundur ve insanlar sizi olduğunuz gibi görürler. Güneş ve Yükselen burç birbiriyle çelişiyorsa, dış dünyanın bizi yanlış anladığından ya da anlamadığından yakınabiliriz.

 

Güneş Yükselen karşıtlığına bir örnek olarak komedyen Roseanne’in haritasını verebiliriz. Doğum sertifikasında (Lois Rodden's Data News #29), Kasım 3, 1952; 1:21 p.m. MST; Salt Lake City, UT; 111oW53', 40oN45' bilgisi var. Haritasında Güneş Akrep’te, Yükselen Kova ve Ay İkizler’de. Yükselen’i ve Güneş’i sadece kare yapmakla kalmıyor, aralarındaki orb da 4 derece. Güneş’le Yükselen arasındaki kare genelde dikkat çekme ihtiyacındaki birini gösterir, bu da dürtüsel olarak, kendisini gerçekte olduğundan farklı yansıtan ve toplumun hassasiyetini çimdikleyen şok edici ya da cüretkar davranışlarla yapılır. Gazetecileri şaşırtmasını veya ulusal marş sırasında yaptığı taşkınlıkları düşünün. Bunlar Kova’sı için eğlenceli olabilir, ama kendini korumacı Akrep’ine nasıl uyabilir? Bir basın konferansında sıradışı ilişkilerinin son bombalarını anlatması, Akrep’in o özel, hatta ketum hayatını nasıl da dehşete düşürür.

 

Karışık mesajlardan bahsedelim: Akrep’in kontrol ihtiyacı ile Kova’nın en ufak kontrole başkaldırması ve özgürlük sevgisi. Öyleki, bir hafta eşiyle kendisinin, yani her ikisinin de seksi asistanıyla evlendiğini anons ederken, bir sonraki hafta eşiyle asistanı arasındaki ilişki nedeniyle asistanını kovduğunu ve eşini de boşamaya karar verdiğini söylemesi müthiş bir haber değerine sahip olabilir, ama ya kişisel mutluluğuna katkısı? Sanmam.

 

Roseanne’in popülerliğinin devamlılığını sağlayan şey nedir? Neden geleneklere karşı biri olmasına rağmen maskara olmamıştır? Bundan kendini espri, kelimeleri kullanma yeteneği ve zekası sayesinde kurtulmuştur. Kova Yükselen ile İkizler’deki Ay arasında bir üçgen açı ve Yükselen’iyle Merkür’ü arasındaki 60’lık açı vardır. Güneş veya Ay’ın Yükselen’e üçgeni sayesinde önemli taraflarımızı dünyaya fazlasıyla gösterebiliriz. Özümüzü (Güneş) veya duygularımızı (Ay) göstermenin kabul edilebilir, hatta hoşa giden bir şeklini bulabiliriz.

 

Güneş’le Yükselen arasındaki karşıtlığı anlamanın bir yolu da dış gezegenlerden –Satürn, Kayron, Uranüs, Neptün veya Pluto- transit aldıklarında ne olduğunu gözlemlemektir.  Her iki pozisyona da transitler önemli değişiklikleri gösterirler, fakat kişinin hangi yüzünün değiştiği Güneş veya Yükselen’in dahil olmasına göre değişir.

 

Dış gezegenlerden biri Yükselen’e transit yaptığında, rollerimizden sıkılmaya ve onlardan kurtulmaya eğilimli oluruz. Yakın ilişkilerimizde önemli değişiklikleri özellikle bir gezegen 12. eve transit yaptıktan sonra Yükselen’e geçtiğinde görürüz. Dış değişim, rolleri devam ettirme konusunda isteksizlik ve hatta o rolde devam edememekle sonuçlanan derin iç süreçlerin (12. Ev) neticesidir.

 

Yükselen’e transitlerin aksine, Güneş’e transitler kim olduğumuzu tekrar düşündüğümüz kimlik krizlerine denk gelirler. Bazen, kendi ideal ve standartlarımıza göre yaşamadığımız gerçeğiyle yüzleşerek yola geliriz. Bazen de, düşündüğümüzden çok çok daha yetenekli ve yapabilir olduğumuzun veya güçlerimizi hafife aldığımızı fark edip tatlı tatlı şaşırırız. Bazen, iki yıl veya daha uzun süren dış gezegenlerin Güneş’e transitlerinde yukarıdakilerin her ikisini de keşfedebiliriz.

 

Bu transitler sürerken ömrünü doldurmuş, modası geçmiş kimlik kavramımız terk edilir ve yerine kişisel evrimimizde -ya da yozlaşmamızda- kime dönüştüğümüzü daha iyi yansıtan bir kimlik yerleşir. Genelde bu Satürn Güneş’e transit yaparken, bize meydan okuyan ve potansiyellerimizi kullanmamız için zorlayan durum ve fırsatlarla karşılaşınca başımıza gelir.

 

Sıklıkla Pluto’nun Güneş’lerine transit yaptığı insanları izlerim. Onların Güneş burçlarının pek istenmeyen veya az gelişmiş niteliklerini bıraktıklarını ve yine burçlarının daha yüksek seviyesindeki özelliklerini üstlendiklerini görürüm. Ego sadece sahte bir kimlik kavramı olarak görülmek üzere saldırıya uğrar. Posa saplantılı bir iç gözlem sonucu temizlenir ve sürecin sonunda gerçek ve çekirdek özümüz daha zengin bir öz ifadeyle güçlenir.

Güneş ve Yükselen arasındaki tezatlar ve onların uyumlu ya da uyumsuz birlikte çalışmaları hakkında daha çok şey söylenebilir. Tek tek burç burç, daha çok örnek vermek isterdim, ama bundan bir kitap olur. En azından prensipler konusunda net bir fotograf gösterebildiğimi umuyorum.

1996 Donna Cunningham, MSW – Bütün hakları saklıdır

Çeviren: Pınar Demircan

 

Donna Cunningham astroloji,  çiçek özleri ve diğer metafizik konularda kitap ve makaleler yazmış olan uluslararası saygınlığa sahip bir yazardır. Günümüzde "ödül kazanmış blogu" http://skywriter.wordpress.com'da seminerler veriyor. Columbia Üniversitesinden Sosyal Yardım konusunda Master derecesini almıştır ve 40 yıllık deneyime sahiptir. E-kitaplarına Moon Maven Publications http://www.moonmavenpublications.com dan erişilebilir.

 

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.