|
Güneş ve Yükselen’in Farkı Nedir?
Donna Cunningham
Astrolojide karmaşık haritalar ve teknikler
hakkında pek çok makale, kitap ve konuşma bulunur. Fakat detaylara boğulmuş
öğrenciler genelde parçaları birleştirmektee zorlanırlar. Ben bir haritayı
sentezlerken önce Güneş, Ay ve Yükselen ilişkisini göz önünde tutarım.
Güneş’i Başak’ta, Ay’ı Terazi’de ve Yükselen’i
Yay’da olan birinin, aynı oranda üç burcun birleşimi olduğunu (ev pozisyonlarını
ve gezegensel durumları bir an olsun dışarıda bırakarak) düşünmenin bir cazibesi
var tabii. Bu cazibe Güneş’i, Ay’ı ve Yükselen’i herhangi bir burçta olan
kimselerin benzer davrandığı gerçeğiyle güçlenir. Ancak dış davranış aynı olsa
da iç motivasyon tamamen farklıdır. Dolayısıyla birisinin hayatına, sağlığına ve
ilişkilerine etkisi de farklıdır.
Örneğin, bir Güneş Başak, bir Ay Başak ve bir
Yükselen Başak, üçü de işte fazla mesai yapmaya veya psikosomatik hastalıklara
eğilimli olabilir. Fakat neden bu kadar fazladan çalışıp, neden bu kadar hasta
oldukları başka bir konudur. Bir Güneş Başak, gururunun verimli olmasına ve
işlerini diğerinden daha mükemmel yapmasına bağlı olduğu için fazladan
çalışabilir. Bir Ay Başak iyi yapılan işi, mükemmelliği bir güvence olarak
gördüğü için fazladan çalışabilir. Buna ek olarak, meşguliyet istenmeyen
duyguları limanda tutar. Bazı Yükselen Başaklar, aile onlara tembel kıymet
bilmez üvey kardeşler baloya gittiğinde evde hizmetkâr rolünü yüklediği için,
fazladan çalışıyor olabilirler. (Bu tanım fazlasıyla basitleştirilmiş, ancak
Başak’ın sevdiği tüm ayrıntılarla yapılan tasvir başlı başına bir makale
olabilir.)
“Rol” Yükselen’i anlamakta faydalı bir kavramdır.
Ailede her üyenin bir rolü vardır ve ailenin bu rol beklentisine göre
davranmamız için baskı ile eğitiriliriz. Bu durum, edebiyatta, işlevini yerine
getiremeyen ailelerde evlatlara yüklenen “kayıp ruh”, “ailenin kahramanı” ve
“palyaço” gibi rollerle işlenir. Aslında üç aşağı beş yukarı çoğu ailede bu
roller geçerlidir. Bir çocuk popüler, diğeri problemli ve genelde ortanca da
mirasyedi kız veya oğlan olabilir. Sizin rolünüz bunlardan hangisi?
Bu aile içi roller kolay üstlenilmeyebilir.
Aslında, genelde kişiye pahalıya mal olur. Istıraplı olsa da, ailede günah
keçisi rolü, kişiye belli bir konfor alanı yaratır. Aşina bir durumdur,
senaryosu hazırdır, sosyal benliğimizi tekrar yaratmaya gerek yoktur. Böyle
roller sosyallik tekerleklerimizi yağlar ve birbirimizden ne beklememiz
gerektiğini bilmemizde bize yardım eder, bu şekilde nitelikleri gereği olumsuz
olmazlar. Onlar geçinebilmek için söylediğimiz beyaz yalanlardır -ki aslında
bütün Yükselenler de aynı oranda nazik olmazlar- Kova Yükselenler düpedüz
kabadırlar!
Yükselen’e ihtiyacımız var. Bu maske, genelde
yargılayan ve hiç de nazik olmayan bir dünyanın saldırılarına karşı kolayca
zedelenebilen gururumuzu korur. Aksi halde, bir şekilde hepimiz çıplak olurduk.
Açıkçası, çoğumuz mahrem durumlar dışında kıyafetlerimize ihtiyaç duyarız. Biz,
olgunlaşmadan önce, tıpkı fasulyenin olgunlaşabilmesi için bir kaba ihtiyaç
duyması gibi, Yükselen’in koruyucu örtüsüne ihtiyaç duyarız.
Kendi ortamlarımızda büyürken, bize verilen
rolleri tecrübe ediyoruz, bunu o kadar iyi öğreniyoruz ki yola çıkarken yanımıza
alıp yetişkin hayatımızda da tekrarlıyoruz. Yükselen burç bir maskedir- dış
dünyada giydiğimiz bir üniforma- ve inşallah özel, kişisel alanımızda
üzerimizden çıkartacağımız bir maske… Ama özümüz değil, çünkü öz olan Güneş’tir.
Maskemiz, insanların bizden ne bekleyeceklerini yönlendirdiğimiz durumdur. İşin
zorluğu eğer kişi kendi Yükselen’inde sıkışıp kalırsa ve çekirdeğindeki öz,
özgün olmayan dış görüntüsünde sıkışırsa yaşanır.
Rolle gerçek kimlik arasındaki farkı, en iyi, bir
aktörün bir televizyon dizisindeki karaktere bürünmesinde anlarız. Başarılı
olanlar kendi rolleriyle o denli bütünleşirler ki, adeta ikinci bir doğaları
oluşur ve aynı tip karakter oyuncusu olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.
Bazen aktörler rollerini öyle iyi oynarlar ki, halk onların rolleriyle
kimliklerini karıştırır- Leonard Nimoy Uzay Yolunda’ki Spock rolüyle öyle
tanındı ki otobiyografisine “Ben Spock Değilim” adını verdi.
Daha az tanınan biz insanlar da, kendi zararımıza
olacak şekilde, kendi rollerimizle fazlasıyla bütünleşmiş olabiliriz. Biz
başkalarının bizden beklediği gibi aslında bizi, özümüzü, ihtiyaçlarımızı ve
duygularımızı tam da temsil etmeyen şekilde, birer karakter oyuncusu olabiliriz.
Güneş ve Yükselen burçlar çatıştığında özellikle bu doğru olur. Bunlar bazen
kare yapabilirler, tıpkı kanunsuz Kova ile tutucu Boğa veya alçakgönüllü
Başak’la hiç de öyle olmayan Yay arasında olursa… Daha da bir kötü birleşim,
quincunx’tır, yani aralarında 150 derece veya 5 burç vardır. Bu uyuşmazlık
durumu, “hepsini ortaya dökelim” diyen İkizler ile “Bu seni ilgilendirmez” diyen
Akrep’i veya “Her i ye nokta koy” diyen Başak ile “yap gitsin” diyen Koç’u
eşleştirir.
Böyle zor durumlarda, bize verilen rol (Yükselen),
içimize ya da özümüze (Güneş) uymaz. Güneş kalptir, özdür, çekirdektir ve bu
çekirdeğe atıfta bulunurken başkalarına “Ben içimde (özümde)...” deriz.
Özünde şair kalpli olan duygusal Balık erkeği,
Yükselen’i Koç olduğunda, ona ailesi ve iş arkadaşları tarafından yüklenen maço
imajının altında sıkışıp kalmış hissedebilir. Kabul edilmemekten veya
dışlanmaktan kurtulabilmek için, Balık özünü daha da kalıplaşmış, baskın ve kaba
tavırlarıyla maskeleyebilir -hatta belki de bir veya iki bağımlılık geliştirerek
kendine güvenini destekleyebilir. Öz ile yüz çelişkisi -- ve benliği role kurban
verme durumu—bir sonraki burç yükselirken doğan 12. ev Güneş’in tipik
ikilemidir. 12. ev Güneş bu sebeple zor olarak karakterize edilir.
Yükselen burç aynı zamanda Alçalan’ı da belirler.
Burası, Yükselen burç ve derecenin tam karşısıdır. Alçalan, çocuklukta bize
öğretilen rolü oynarken kimleri kendimize çektiğimizi gösterir. Kendimizi sunuş
şeklimizin sonucu olarak (Yükselen), bizi tamamlayacak kimseleri (Alçalan)
kendimize çekiyoruz. Böylece, Başak Yükselen biri -“Oluşturduğun bu karışıklığı
ben düzelteyim”- kendine “Arabamı acaba nereye park ettim?” diye soracak Balık
veya Neptün tipinde birini çekecektir. Yükselen’i mahremiyetimizi korumak için
de kullanabiliriz. Yükselen’in baskın davranışlarıyla meşgul olarak bizim kim
olduğumuzu görmesini istemediğimiz kişileri gönderebiliriz.
1.evdeki her gezegen, özellikle de Yükselen’e 10
derece orb içindekiler, yükselen burcun niteliğini değiştirirler. Bir Yükselen
Aslan, eğer haritasında Yükselen’e yakın bir Pluto varsa Aslan’dan ziyade bir
Akrep gibi gözükebilir. Yükselen’e yakın Satürn’ü olanlar, Yükselen’i Oğlak
olanlardan daha çok Satürn gibi görülürler. Yükselen-Venüs kavuşumu olanların
bir çoğu gölge yönleriyle görünüşe fazlasıyla önem verirler ve son derece
çekicidirler. Yükselen’e yakın bir gezegen çok güçlü şekilde görülür, böylece
insanların ilk gördüğü o gezegenin enerjisi olur. Harita yorumunda bunun dikkate
alınması gerekir.
Yükselen burç ve 1.evdeki gezegenler başkalarının
bizi nasıl gördükleriyle yakından ilişkilidirler. Öte yandan, Güneş bizim
kendimizi nasıl gördüğümüzdür. Eğer Yükselen’iniz ve Güneş’iniz aynı burçtaysa,
sizin kendinizi yansıtmanız aslınıza uugundur ve insanlar sizi olduğunuz gibi
görürler. Güneş ve Yükselen burç birbiriyle çelişiyorsa, dış dünyanın bizi
yanlış anladığından ya da anlamadığından yakınabiliriz.
Güneş Yükselen karşıtlığına bir örnek olarak
komedyen Roseanne’in haritasını verebiliriz. Doğum sertifikasında (Lois Rodden's
Data News #29), Kasım 3, 1952; 1:21 p.m. MST; Salt Lake City, UT; 111oW53',
40oN45' bilgisi var. Haritasında Güneş Akrep’te, Yükselen Kova ve Ay İkizler’de.
Yükselen’i ve Güneş’i sadece kare yapmakla kalmıyor, aralarındaki orb da 4
derece. Güneş’le Yükselen arasındaki kare genelde dikkat çekme ihtiyacındaki
birini gösterir, bu da dürtüsel olarak, kendisini gerçekte olduğundan farklı
yansıtan ve toplumun hassasiyetini çimdikleyen şok edici ya da cüretkar
davranışlarla yapılır. Gazetecileri şaşırtmasını veya ulusal marş sırasında
yaptığı taşkınlıkları düşünün. Bunlar Kova’sı için eğlenceli olabilir, ama
kendini korumacı Akrep’ine nasıl uyabilir? Bir basın konferansında sıradışı
ilişkilerinin son bombalarını anlatması, Akrep’in o özel, hatta ketum hayatını
nasıl da dehşete düşürür.
Karışık mesajlardan bahsedelim: Akrep’in kontrol
ihtiyacı ile Kova’nın en ufak kontrole başkaldırması ve özgürlük sevgisi.
Öyleki, bir hafta eşiyle kendisinin, yani her ikisinin de seksi asistanıyla
evlendiğini anons ederken, bir sonraki hafta eşiyle asistanı arasındaki ilişki
nedeniyle asistanını kovduğunu ve eşini de boşamaya karar verdiğini söylemesi
müthiş bir haber değerine sahip olabilir, ama ya kişisel mutluluğuna katkısı?
Sanmam.
Roseanne’in popülerliğinin devamlılığını sağlayan
şey nedir? Neden geleneklere karşı biri olmasına rağmen maskara olmamıştır?
Bundan kendini espri, kelimeleri kullanma yeteneği ve zekası sayesinde
kurtulmuştur. Kova Yükselen ile İkizler’deki Ay arasında bir üçgen açı ve
Yükselen’iyle Merkür’ü arasındaki 60’lık açı vardır. Güneş veya Ay’ın Yükselen’e
üçgeni sayesinde önemli taraflarımızı dünyaya fazlasıyla gösterebiliriz. Özümüzü
(Güneş) veya duygularımızı (Ay) göstermenin kabul edilebilir, hatta hoşa giden
bir şeklini bulabiliriz.
Güneş’le Yükselen arasındaki karşıtlığı anlamanın
bir yolu da dış gezegenlerden –Satürn, Kayron, Uranüs, Neptün veya Pluto-
transit aldıklarında ne olduğunu gözlemlemektir. Her iki pozisyona da
transitler önemli değişiklikleri gösterirler, fakat kişinin hangi yüzünün
değiştiği Güneş veya Yükselen’in dahil olmasına göre değişir.
Dış gezegenlerden biri Yükselen’e transit
yaptığında, rollerimizden sıkılmaya ve onlardan kurtulmaya eğilimli oluruz.
Yakın ilişkilerimizde önemli değişiklikleri özellikle bir gezegen 12. eve
transit yaptıktan sonra Yükselen’e geçtiğinde görürüz. Dış değişim, rolleri
devam ettirme konusunda isteksizlik ve hatta o rolde devam edememekle sonuçlanan
derin iç süreçlerin (12. Ev) neticesidir.
Yükselen’e transitlerin aksine, Güneş’e transitler
kim olduğumuzu tekrar düşündüğümüz kimlik krizlerine denk gelirler. Bazen, kendi
ideal ve standartlarımıza göre yaşamadığımız gerçeğiyle yüzleşerek yola geliriz.
Bazen de, düşündüğümüzden çok çok daha yetenekli ve yapabilir olduğumuzun veya
güçlerimizi hafife aldığımızı fark edip tatlı tatlı şaşırırız. Bazen, iki yıl
veya daha uzun süren dış gezegenlerin Güneş’e transitlerinde yukarıdakilerin her
ikisini de keşfedebiliriz.
Bu transitler sürerken ömrünü doldurmuş, modası
geçmiş kimlik kavramımız terk edilir ve yerine kişisel evrimimizde -ya da
yozlaşmamızda- kime dönüştüğümüzü daha iyi yansıtan bir kimlik yerleşir. Genelde
bu Satürn Güneş’e transit yaparken, bize meydan okuyan ve potansiyellerimizi
kullanmamız için zorlayan durum ve fırsatlarla karşılaşınca başımıza gelir.
Sıklıkla Pluto’nun Güneş’lerine transit yaptığı
insanları izlerim. Onların Güneş burçlarının pek istenmeyen veya az gelişmiş
niteliklerini bıraktıklarını ve yine burçlarının daha yüksek seviyesindeki
özelliklerini üstlendiklerini görürüm. Ego sadece sahte bir kimlik kavramı
olarak görülmek üzere saldırıya uğrar. Posa saplantılı bir iç gözlem sonucu
temizlenir ve sürecin sonunda gerçek ve çekirdek özümüz daha zengin bir öz
ifadeyle güçlenir.
Güneş ve Yükselen arasındaki tezatlar ve onların
uyumlu ya da uyumsuz birlikte çalışmaları hakkında daha çok şey söylenebilir.
Tek tek burç burç, daha çok örnek vermek isterdim, ama bundan bir kitap olur. En
azından prensipler konusunda net bir fotograf gösterebildiğimi umuyorum.
1996 Donna Cunningham, MSW – Bütün hakları
saklıdır
Çeviren: Pınar Demircan
Donna Cunningham 25 yıllı aşkın danışmanlık
hizmeti ve Sosyal Yardım Uzmanı masterıyla birçok kitaba imzasını atmıştır.
Astroloji ve metafizik konularında 11 kitabı vardır. “Healing
Pluto Problems”(Pluto Problemlerini İyileştirmek), “The
Moon in Your Life” (Hayatınızdaki Ay), “An
Astrological Guide to Self-Awareness” (Öz-Farkındalığa Astrolojik Kılavuz)
gibi.
Son
kitabı
How to Read Your Astrological Chart (Astrolojik Haritanızı Nasıl Okursunuz)
Samuel Weiser tarafından Ekim 1999 da yayınlanmıştır.
www.donnasfreeastrology.info
|