|
ASTROLOJİK İKİLEMLER
Zipporah
Pottenger Dobyns, Ph.D.
Bize astroloji vasıtasıyla
anlatılmaya çalışılan hayatın kavramsal bakış açısı insan doğasını ve yaşamını
onikiye bölmektedir. Bu bölümlerden bazıları doğal bir şekilde uyumlu ve
tamamlayıcı olurken bazıları da kendi yapılarına ters düşecek şekilde zorlayıcı
olmaktadırlar. En güçlü doğal uyumsuzluklar birbirine kare açı ya da 150
derecelik açı yapan burçlar arasında olmaktadır. Karşıt burçlar ise doğal
ortaklardır. Kutupsal ilkeyi temsil etmelerine rağmen ortada yine de onları
ayıran ya da bir sarkaç gibi aralarında gidip gelen eğilimler söz konusudur. Ben
astrolojinin bu üç büyük 'karesini' ikilem olarak adlandırıyorum; Öncü ikilem,
Sabit ikilem ve Değişken ikilem. Bu kelime, yaşamın bu farklı yönlerinin
birbiriyle çatışma içinde oldukları fikrini vurgulamak için seçilmiştir. Çelişen
iki yönü tümüyle aynı yerde ve zamanda kullanamayız. Tabii her ikisi de yaşamın
bütünü için çok önemlidir. Öyle ki bu ikilemler yaşamın oniki temel yolunda
doğru zamanı ve yeri bulmayı içerir. Gerçekten bu zamanlama bir kez yapıldı mı
bütün problem ortadan kalkar. Kişi esner ve yaşamın bütünüyle rahat başa
çıkabilir.
Genelde yaşamın çelişen yönlerini bütünleştirmek
neredeyse tamamen kayıp olan bir yönünü ortaya çıkarmaya çalışmaktan
daha kolaydır. Bu yüzden kare açılar ciddi bir denge bozukluğu bulunan
haritalara tercih edilir.
Öncü
İkilem
Öncü ikilem kare, karşıt, kavuşum, 150’lik , yarım kare gibi gerilimli açılarla
sembolize edilebilir. Bu açılar öncü planetler, öncü burçlar ve öncü (köşesel)
evler arasında da oluşabilir. Bir öncü planetin bir öncü burçta ya da evde yer
alması da öncü ikilemin oluşmasını sağlar (Mars Oğlak'ta, Koç'ta ya da Terazi'de
gibi) bu kural sabit ve değişken planetlere de uygulanabilir. Bu
kombinasyonlardan herhangi biri temel dürtülere yaşamda bir alan yaratarak
başarıyla bütünleştirilebilir. Bu bütünleştirme ikilemin doğal özelliklerini
farklı zamanlarda ve farklı yerlerde ifade etmeyi içerebilir. Ya da her
ikisinden de biraz fedakarlık yapılıp o özellikler sonuna kadar
kullanılmayabilir .
Öncü
ikilemin aslı Koç özgürlüğü (başkalarını önemsemeden acele hareket
etmeye yönelen saf benmerkezci istek), Yengeç yakınlığı (bebek-anne ilişkisi),
Terazi ortaklığı (birlikte hareket ederken ahenk yaratmak amacıyla eşit ilişkilerde
uzlaşmacı davranmak) ve Oğlak kontrolü (güvenlik ya da sorumluluk
duygusundan kaynaklanan kontrol amacıyla güç kullanmak) arasındaki çatışma
olarak tanımlanabilir. Bu kavramlardan herhangi birini bütünüyle ifade etmek
için diğerlerini geçici olarak bırakmak gerekmektedir. Bu durumda en fazla
kaybeden bağımlılıktır. Bağımlı kişiler, zayıflıklarını bir kontrol
aracı olarak kullanmadıkları sürece, özgürlük, eşitlik ve kontrolden
yoksun kalırlar. Kişisel istekler, istediğimizi yapma özgürlüğü kişisel
yaşamımız üzerindeki kontrolü ele geçirmemizi sağlar, ama bunu ancak yalnız
olduğumuz zaman yapabiliriz. Bağlanmak ne kadar gevşek bağlanırsa bağlansın,
yine de ip demektir. Gerçek kontrol kendi kendini kontrol etmeyi içerir, yani
dürtü kişisel disiplinle kontrol altına alınır.
Satürn
Savunmasında
Astroloji
kitaplarında Satürn hakkındaki olumsuz ifadeler karşısında astrolojinin
onuncu harfini doğru anlamak zorunludur. Satürn, Oğlak ve 10. ev genellikle
kişinin kontrolü dışında kalan dünyanın yapısını sembolize ederler. Bu
yapı zamanı ve kanunları içerir. Buna yerçekimi gibi bütün doğa kanunları
dahildir. Toplumun bürokratik sistemi, geçmişin değiştirilemeyen sonuçları,
otorite figürleri vb de bu yapı içindedir. Okült geleneği Satürn’ü
evrenin doğasında bulunan kısıtlar olarak tanımlamıştır. Bizim seçimimiz
ise ya arzularımızı gerçekleştirmek için kısıtlara meydan okuyarak kendi
isteğimizi kanun haline getirmek ya da gönüllü olarak sınırların içinde
(kendini kısıtlayarak) yaşamakla ilgilidir. İkinci seçenek fazla aşırıya
kaçan bir kendini kısıtlamaya dönüşebilir ve bir hastalığın oluşmasına
yol açabilir. Fiziksel boyutuyla Satürn vücutta kemikler ve dişler gibi
kristalize olmuş yapıları temsil ederken, zihinsel boyutuyla görev,
sorumluluk, kusursuzluk, uygulamacılık, organizasyon ve tasarruf gibi katı
kurallı kişisel disiplin temalarını temsil eder. Bu, toplumda yönetici güce
denk gelir -ya diğer otorite figürleriyle uğraşırsın ya da sen güç
kullanırsın. Ancak unutmamak gerekir ki demokraside yönetici kanunları,
onları uygular. Kanunları meclis (Kova) yapar. Özgürlük biz sadece doğanın
ve toplumun kurallarına gönüllü olarak uyduğumuzda mümkün olabilir.
Kanunlar bizden büyüktür ve bu yarışmada Satürn’ün temsil ettiği güç
kazanacaktır.
Astrolojinin
onuncu harfi yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı ya da yapmak zorunda
olduklarımızı temsil eder. Payımıza düşeni gerçekçive gönüllü bir şekilde
yaptığımız sürece Satürn’le ilgili bir problemimiz olmayacaktır.
Neden-sonuç kanunu bize sadece hak ettiğimizi getirebilir. Satürn probleminin
bir göstergesi kişinin hak etmediği bir şeyi almaya çalışması ve hak
ettiği bir şeyden kaçmaya çalışmasıdır .
Problemi
Çözme
Öncü
ikilemi, haritada ister planetler, ister burçlar, ister evler kanalıyla görülsün,
kişi yaşamında özgürce kendini ifade ve inisiyatif için, bağlı-besleyici
ilişkiler için, işbirliğine dayalı kalıcı eşit ilişkiler için ve
toplumda sorumlu bir rol için yer ayırdığında çözülür ve sağlıklı
bir hale döndürülür. Eğer bunlar düzenlenmezse kişi kendisini aslında
istemediği ilişkilere, işlere, evlere ve güç savaşlarına girip çıkarken
bulabilir. Bu durum bir hastalık olarak da ifade edilebilir. Hastalıklar bizim
yapmak istemediğimiz şeylerden kaçış yolumuz veya (bağlılık ihtiyacımızı
ciddi biçimde bastırdığımızda) başkalarının bizimle ilgilenmesine izin
verdiğimiz yegane yol olabilir. Öncü ikilemin çözümünde başvurulan en
yaygın çözüm anne–baba rolünü oynamaktır. Bu rol kişiye hem kontrol
duygusunu hem de yakınlık duygusunu verir. İstediği zaman özgür
olabilirken, istediğinde eşit olabilir. Reddedilmesi gereken tek öncü dürtü
bağımlılık olmalıdır. Bağımlılık ihtiyacı vardır, ama bununla mücadele
edilmelidir. Bazı alanlarla (makinalar, aletler, haritalar, matematik gibi)
yetersizlikler bağımlılık ihtiyacının kılık değiştirmiş hali
olabilirler. Dünyanın size yardım
etmesine izin verin. Bu çağ uzmanlaşma çağı. Ama 'ben bunları yapamıyorum'
demeyin. Hizmetler arasında değiş tokuş yapmayı tercih ettiğinizi söyleyin.
Sabit
İkilem
Sabit
ikilem yaşamda aksaklıklara daha az yol açar, fakat insan yıllarca mat olmuş
bir durumda kalabilir. 90 derece yapan iki sabit burç, planet veya ev karşı
konulamaz bir güç ya da yerinden oynatılamaz bir nesne gibidir. Güç yeterli
yoğunluğa ulaştığında periyodik aralıklarla patlamalar oluşur, ama toz
duman yatıştığında çıkmaz durumun hala aynı yerde olduğu görülür .
Astroloji alfabesinin bu sabit harfleri "kendi kendine" olanlar olarak
da adlandırılabilirler. Boğa kendini rahata kolay kaptırmayı, kendine ait
olanlarla aşırı meşguliyeti gösterir; Aslan kendini açma, yayma dürtüsünü
işaret eder; Akrep kendini bilme ve kendine hakim olma potansiyelini taşır;
Kova kendini orantılamayı ileri sürer.
Boğa ile kendimiz ve başkaları için güzellik,
zevk ve rahatı yaratma kabiliyetini içeren fiziksel dünyadan zevk alma
kapasitesini geliştiririz. Bu, zodyaktaki en sakin ve halinden memnun burçtur.
Aslan yukarıda da belirtildiği gibi
egomuzu ve kendi dünyamızı genişletme ihtiyacını gösterir. Kendi gücümüzü
hissetmemizi ve başkalarından duygusal yanıt alma eğilimimizi temsil eder. Güneş,
Aslan ve 5. ev bize kendimizle gurur duyma ihtiyacını hissedeceğimiz yeri gösterir
. Bir tarlada oturmak ve keyif sürmek yeterli değildir. Aslan dünyada bir
etki yaratmak ve bununla dikkatleri üzerine çekmek ihtiyacı hisseder. Fakat
normalde bu sabit ikilemle yaşayan birisi rahatından bir şey kaybetmeden
gurur ihtiyacını karşılaşmaya çalışır. Ya da eğer Güneş'in-Aslan'ın-5.evin
yaratıcı gücü bir çocuk doğurma olarak ifade edilirse, Boğa'nın rahatının
ve maddi kaynaklarının kişinin kendisi yerine çocuğa yönlendirilmesi
gerekir.
Paylaşma
Kanalıyla Kişisel Hakimiyet
Akrep-Pluto-8.
evde başkalarının zevkleri , tutkuları ve kaynaklarıyla ilgileniriz. Boğa'nın
vurguladığı bu kişisel değerlerin bir kısmını başkalarıyla paylaşmak
adına bırakmak zorunda kalırız. Sekizinci harfin potansiyeli başkalarının
tuttuğu ayna kanalıyla kendini tanımak ve başkalarının haklarına saygı göstermek
adına kendine hakim olmayı öğrenmektir. Boğa-Akrep karşıtlığı Koç-Terazi
karşıtlığının devamı niteliğindedir. Burada biz eşimizin arzularına ve
ihtiyaçlarına karşılık kendi arzu ve ihtiyaçlarımızı nasıl dengeleyeceğimizi
öğreniriz. Koç-Terazi karşıtlığında açık bir yüzleşme ile karşılaşırız.
Boğa–Akrep karşıtlığında ise sahne kaynakların, zevklerin, arzunun,
tenselliğin paylaşıldığı fiziksel dünyaya taşınır.
Hangi biçimde olursa olsun, Boğa-Akrep
gerilimli açıları, birinin kendi parasını kazanması ve bunun nasıl
harcanacağına karar vermesinin veya bu konuda eşine bağımlı olmasının
gerilimi şeklinde deneyimlenebilir. Bu gerilim birleşik zevklerin ve kaynakların
nasıl ele alınacağı konusundaki kararları içerebilir. "Kim kazanır?
Kim harcar? Ne için? İkimiz aynı anda neden hoşlanırız?" gibi sorular
bu gerilimden doğar. Zaman zaman bu çatışma bütünüyle içeriye yönelebilir.
Kendi arzularına düşkünlük ile bu arzulara hakim olma isteği arasında bir
çatışma yaşanabilir. "Fiziksel dünyadan keyif alma hakkına sahibim,
fakat kendime hakim olmak zorundayım!" Bu insanlar diyet yapmakla aşırı
yemek, sigara içmekle sigarayı bırakmaya çalışmak, içki içmekle içkiyi
bırakmaya çalışmak, sevişmekle seksten uzak durmak, para harcamakla para
biriktirmek arasında gidip gelirler.
Evrensele
Açılan Kapı
Pluto,
Akrep ve 8.ev hayatın büyük meydan okumalarından birine işaret ederler. İnsanlıkla
bir bütün olarak yaşamaya hazır olmadan önce yakın ilişkilerde karşımızdakinin
haklarına saygı göstermeyi öğrenmemiz gerekir. (Son dört burçta bu
zorunlulukla karşılaşırız.) Akrep bizim özümsenmemiş ve kısmen bilinçaltına
gömülmüş çöplüğümüz biçimindeki gölgemizle (Jung’çu psikoloji
terimiyle) karşılaştığımız yerde evrene açılan kapıdır. Akrep Başak,
Terazi ve Akrep burçları boyunca deneyimlenen, eşit ilişkilerle başa çıkmayı
öğrenme deneyiminin sonundaki özümseme ve neyin muhafaza edilip neyin bırakılacağını
ayrıştırma sürecini yönetir.
Akrep–Pluto–8.
ev ile neyin bize ait olduğunu, neyin başkalarına ait olduğunu, ne zaman
durmamız gerektiğini, açık kalplilikle nasıl sevebileceğimizi ve başkaları
yerine kendimizi kontrol etmemiz gerektiğini öğrenmemiz gerekir . Eğer bu
dersleri öğrenemezsek insanları bizden uzaklaştıran olaylar yaşamak
zorunda kalırız. Bu uzaklaştırıcı olaylar bazen ölüm yoluyla olur.
Ölüm bizi bırakmaya veya, eğer problem aşırı bağımlılıksa, yalnız
kalmayı öğrenmeye zorlar. Akrep tam bir kıskaçta kalmıştır. Su
elementinden olduğu için güçlü bağımlılık ihtiyacıyla bir başkasıyla
kaynaşma arzusu oldukça fazladır. "Benim içsel keşiflerime odaklanmam
gerekiyor, dolayısıyla dünya benimle ilgilenmek zorunda." diye düşünür.
Ancak aynı zamanda kendine hakim olma ihtiyacı da çok güçlüdür. Bir
yandan kendinin hakimi olma ihtiyacı, diğer yandan bağımlılık (ki bu çaresizliği
de vurgular) birbiriyle bütünleştirilmesi zor konulardır.
Beşinci ve sekizinci harfler arasındaki mücadele
en yoğun olanıdır. Tüm sabit harflarde (burç, planet veya ev olarak) güç
dürtüsü vardır, ama Boğa'dan Kova'ya ilerlemenin her aşamasında güç
biraz daha kısıtlanır. Boğa kendi sahip olduklarımızı gösterir; onları
kendimiz kazandık ve bunu kendi doyumumuz için kullanma hakkına sahibiz.
Aslan, bir anlamda, artan gücü temsil eder. Neticede o, diğer insanları yönetme
gücüne sahip olan Kral'dır. Buna rağmen, Aslan aynı zamanda kendi kendini kısıtlamaktadır,
zira başkalarının sevgisini ve hayranlığını talep etmektedir ve bunu başkalarının
duygularını hesaba katmayan kaba ve acımasız tavırlarla elde etmek mümkün
değildir. Akrep gücü kısıtlamayı öğrenme işlemine gönüllü olarak
devam eder. Bu çaba evlilik, iş ortaklığı ya da terapi gibi tedavi edici
bir etkileşim içerisindeyken, veya fiziksel kaynakları ve tenselliği içeren
ortak hareketler sayesinde gerçekleşebilir.
Kardeşlik
Son
sabit harf (Uranüs, Kova ve 11. ev) başkaları üzerinde güç
uygulamalarını bırakmanın son aşamasıdır. Güç sadece bilgi üzerinde
kullanılmaktadır. Kova başkalarının özgür olma haklarına saygı duyar,
tabii başkaları da diğerlerinin haklarına saygı duyduğu sürece. Kova hiçbir
zorlama olmaksızın, herkesle gönüllü olarak yapılan işbirliğini temsil
eder. Ancak bu, ilgili herkesin Oğlak'ın kişisel disiplinini kabul
etmesiyle mümkün olabilir. Akrep bize eşitlik ilişkisinde kendine hakim
olmayı öğrenme olanağını sunar, ama eğer bu orada gönüllü olarak öğrenilmezse,
Oğlak dışsal güçle kontrolü ele alır. Bu en zorlu veya tehlikeli sayılabilecek
altmışlık açı -8.ev ile 10.ev- kombinasyonlarından bir tanesidir. Örneğin
Başkan Nixon’un Pluto'su 10. evde, Patricia
Hearst’ın ise Satürn'ü Akrep'tedir. Bu tür herhangi bir kombinasyon güç
kullanımında çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır, yani kişisel
isteklerle kanunları birbirine asla karıştırmamamız gerekir. Onuncu harf
bizi daima kanunlara uymamız, aksi halde sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağımız
konusunda uyarmaktadır.
Özgürlük
- Yakınlık
Aslan–Kova
zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda yakın,
kişisel ve yoğun sevgi ilişkileri ihtiyacına karşılık iplerle bağlanmadan
kalma çabasıyla insanlara mesafeli durma eğilimi arasındaki çekişmeyi de
vurgular. Bu, kişinin kendisiyle gurur duyması ile insanların birbiriyle eşit
olduğuna inanması arasında zıtlık yaratır. Akrep–Kova çekişmesi ise
duygusal ilişkilerde yakınlaşma isteğiyle özgür olma , bağımsızlaşma
isteği arasındadır. Özgürlük ve yakınlık çelişkisi insanoğlunun sahip
olduğu en büyük ikilemlerinden birisidir. Bu durum haritalarda Koç’un
Yengeç’e kare açısı, Kova'nın Yengeç’e 150’lik açısı , Kova’nın
Akrep’e kare açısı, Kova’nın Aslan’a karşıt açısı, Koç’un
Terazi’ye karşıt açısı ve Koç’un Akrep’e 150’lik açısı ile
vurgulanır. Tabii burada sadece burçlardan bahsedildi, buna ilave olarak
planetler ve evler de bu şekilde değerlendirilmelidir.
Değişken
İkilem – Düşünce Dünyası
Değişken
ikilem düşünce dünyasıyla ilgilidir. İlk iki değişken harf Merkür’ün
bilinçli ve mantıksal aklını temsil eder. İkizler bilgi adına her şeyi öğrenmek
isteyen küçük meraklı çocuktur. Başak bilgiyi verimli sonuçlar
elde etmek için kullanır. Bu yüzden en küçük noktalara kadar eğilmek zorundadır.
Bu ikisinin arasındaki fazla önemsenmeyecek bir zıtlıktır. Kendisini
biraz aşan bir insanı gösterir. Kişinin bilgisini bir ihtisaslaşma alanda
yararlı bir şekilde kullanırken her şey hakkında biraz bir şeyler bilmek
istemesini içerir.
Mutlak
Bütünü Arama
Son
iki değişken harf Jüpiter tarafından yönetilir ve bu ikisi şimdinin ve
buradanın ötesindeki mutlak gerçeği aramaktadırlar. Yay kitaplarda ,
dinlerde ve felsefede araştırmalar yapabilir ya da dünyanın sonuna kadar
sorarak ve arayarak dolaşabilir. İnanç sistemi burada oldukça hayati bir önem
taşır. Bireyin doğruları, gerçekleri ve arzuları üzerinde hiyerarşik,
bilinçdışı kontrolde rol oynar. Jüpiter’in, Yay’ın ve dokuzuncu evin güçsüz
olduğu yerlerde gerçek güveni ve değeri başka kişilerde, parada, şöhrette
veya güçte arıyor olabiliriz. Yani tanrıyı dünyasal formlarda bulmaya çalışıyoruzdur.
Dokuzuncu harfin mutlak doğrusu
hala dille ifade edilebilir, oysa 12. harfte duygusal mutlakiyet, nihai sevgi ve
güzellik her türlü biçimde aranıyordur. Eğer kişi aktif şekilde daha sevgi dolu
ve güzel yapmaya çalışyorsa bir sorun yoktur. 12. harf iyileştiricileri,
yardımseverleri, kurtarıcıları ve mistikleri sembolize eder. Güçlü
Neptün-Balık-12. ev etkisi altında olan birisi güzellik vizyonunu geliştirmek
için bir şey yapmıyorsa, kurtarıcısını arayan bir kurban durumuna girer. Burada
herhangi bir biçimde kaçış söz konusu olur. Yani kişi alkolün, uyuşturucunun,
hastalığın ya da bir psikozun etkisinde kalabilir. Böylelikle hayallerini hiç
çaba harcamadan onun yerine birilerinin gelip gerçekleştirmesini bekler durur.
Balık Başak'ın sabrına ve pratik çabasına ihtiyaç duyar. Başak da buna karşılık
ayrıntılara saplanıp kalmamak için Balık'ın vizyonuna ihtiyaç duyar. 9. ve 12.
harf arasındaki çekişme aklın hedefleriyle kalbin hedefleri arasındaki
farklılıkları veya ateşin bireysel inisiyatif ve hareketi ile suyun bağımlılık
arzusu arasındaki çelişkiyi içerebilir. Bu, özgürlük arzusunu barındıran bir
başka mücadele olabilir. Genelleştirdiğimizde, değişken ikilem kişinin çok
çeşitli ilgi alanları arasında karar vermekte zorlanmasını içerir. Genelde de
girişilen işin bitirilememesiyle sonuçlanır. Değişken ikilemde bir konuya
odaklanabilmek için kişisel inancın, değerlerin, güvenin ve hayattan
beklentilerin analiz edilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bazen hedefler
Donkişotvari seçilebilir; yapılabilecekler hakkında gerçekçi olmak çok
önemlidir. Aksi takdirde kişisel değerler ve arzular toplumun gelenekleri veya
yakın ilişkiler açısından problem çıkarabilir. Çözümlenmemiş bir değişken
ikileme sahip kişi maddi zararlara uğrayabilir. Net bir değer ve amaç duygusu
oluşturulamadığında kişi yönünü tayin etmekte yetersiz kalır. Aşırı durumlarda
kişisel inançla dünyanın gerçekleri arasında doğacak karışıklık kişiyi ruhsal
bir çöküntüye itebilir. Haritada yeterli seviyede vurgulanan toprak elementi
varsa kişi somut bir formda bir şeyler üretebilecektir.
Çeviren:
Zekai Kardaş
Not:
Yukarıdaki yazı Zipporah Pottenger Dobyns'in Finding the Person in the
Horoscope isimli kitabından alınmıştır. Zipporah Pottenger
Dobyns antropoloji okumuş, klinik psikoloji alanında doktora yapmış ve 1960
yılında AFA sınavından astroloji sertifikası almıştır. Onaltı ülkede seminer
vermiştir. Birçok kitabı ve makalesi yayınlanmıştır. 40 yıldır danışmanlık
yaparak, yazarak, öğreterek astroloji pratiğinin içinde yer almaktaydı. 2003
yılında vefat etti.
|