Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

 

ASTROLOJİK İKİLEMLER

Zipporah Pottenger Dobyns, Ph.D.

Bize astroloji vasıtasıyla anlatılmaya çalışılan hayatın kavramsal bakış açısı insan doğasını ve yaşamını onikiye bölmektedir. Bu bölümlerden bazıları doğal bir şekilde uyumlu ve tamamlayıcı olurken bazıları da kendi yapılarına ters düşecek şekilde zorlayıcı olmaktadırlar. En güçlü doğal uyumsuzluklar birbirine kare açı ya da 150 derecelik açı yapan burçlar arasında olmaktadır. Karşıt burçlar ise doğal ortaklardır. Kutupsal ilkeyi temsil etmelerine rağmen ortada yine de onları ayıran ya da bir sarkaç gibi aralarında gidip gelen eğilimler söz konusudur. Ben astrolojinin bu üç büyük 'karesini' ikilem olarak adlandırıyorum; Öncü ikilem, Sabit ikilem ve Değişken ikilem. Bu kelime, yaşamın bu farklı yönlerinin birbiriyle çatışma içinde oldukları fikrini vurgulamak için seçilmiştir. Çelişen iki yönü tümüyle aynı yerde ve zamanda kullanamayız. Tabii her ikisi de yaşamın bütünü için çok önemlidir. Öyle ki bu ikilemler yaşamın oniki temel yolunda doğru zamanı ve yeri bulmayı içerir. Gerçekten bu zamanlama bir kez yapıldı mı bütün problem ortadan kalkar. Kişi esner ve yaşamın bütünüyle rahat başa çıkabilir.

Genelde yaşamın çelişen yönlerini bütünleştirmek neredeyse tamamen kayıp olan bir yönünü ortaya çıkarmaya çalışmaktan daha kolaydır. Bu yüzden kare açılar ciddi bir denge bozukluğu bulunan haritalara tercih edilir.

Öncü İkilem

Öncü ikilem kare, karşıt, kavuşum, 150’lik , yarım kare gibi gerilimli açılarla sembolize edilebilir. Bu açılar öncü planetler, öncü burçlar ve öncü (köşesel) evler arasında da oluşabilir. Bir öncü planetin bir öncü burçta ya da evde yer alması da öncü ikilemin oluşmasını sağlar (Mars Oğlak'ta, Koç'ta ya da Terazi'de gibi) bu kural sabit ve değişken planetlere de uygulanabilir. Bu kombinasyonlardan herhangi biri temel dürtülere yaşamda bir alan yaratarak başarıyla bütünleştirilebilir. Bu bütünleştirme ikilemin doğal özelliklerini farklı zamanlarda ve farklı yerlerde ifade etmeyi içerebilir. Ya da her ikisinden de biraz fedakarlık yapılıp o özellikler sonuna kadar kullanılmayabilir . 

 

Öncü ikilemin aslı Koç özgürlüğü (başkalarını önemsemeden acele hareket etmeye yönelen saf benmerkezci istek), Yengeç yakınlığı (bebek-anne ilişkisi), Terazi ortaklığı (birlikte hareket ederken ahenk yaratmak amacıyla eşit ilişkilerde uzlaşmacı davranmak) ve Oğlak kontrolü (güvenlik ya da sorumluluk duygusundan kaynaklanan kontrol amacıyla güç kullanmak) arasındaki çatışma olarak tanımlanabilir. Bu kavramlardan herhangi birini bütünüyle ifade etmek için diğerlerini geçici olarak bırakmak gerekmektedir. Bu durumda en fazla kaybeden bağımlılıktır. Bağımlı kişiler, zayıflıklarını bir kontrol aracı olarak kullanmadıkları sürece, özgürlük, eşitlik ve kontrolden yoksun kalırlar. Kişisel istekler, istediğimizi yapma özgürlüğü kişisel yaşamımız üzerindeki kontrolü ele geçirmemizi sağlar, ama bunu ancak yalnız olduğumuz zaman yapabiliriz. Bağlanmak ne kadar gevşek bağlanırsa bağlansın, yine de ip demektir. Gerçek kontrol kendi kendini kontrol etmeyi içerir, yani dürtü kişisel disiplinle kontrol altına alınır.

 

Satürn Savunmasında

Astroloji kitaplarında Satürn hakkındaki olumsuz ifadeler karşısında astrolojinin onuncu harfini doğru anlamak zorunludur. Satürn, Oğlak ve 10. ev genellikle kişinin kontrolü dışında kalan dünyanın yapısını sembolize ederler. Bu yapı zamanı ve kanunları içerir. Buna yerçekimi gibi bütün doğa kanunları dahildir. Toplumun bürokratik sistemi, geçmişin değiştirilemeyen sonuçları, otorite figürleri vb de bu yapı içindedir. Okült geleneği Satürn’ü evrenin doğasında bulunan kısıtlar olarak tanımlamıştır. Bizim seçimimiz ise ya arzularımızı gerçekleştirmek için kısıtlara meydan okuyarak kendi isteğimizi kanun haline getirmek ya da gönüllü olarak sınırların içinde (kendini kısıtlayarak) yaşamakla ilgilidir. İkinci seçenek fazla aşırıya kaçan bir kendini kısıtlamaya dönüşebilir ve bir hastalığın oluşmasına yol açabilir. Fiziksel boyutuyla Satürn vücutta kemikler ve dişler gibi kristalize olmuş yapıları temsil ederken, zihinsel boyutuyla görev, sorumluluk, kusursuzluk, uygulamacılık, organizasyon ve tasarruf gibi katı kurallı kişisel disiplin temalarını temsil eder. Bu, toplumda yönetici güce denk gelir -ya diğer otorite figürleriyle uğraşırsın ya da sen güç kullanırsın. Ancak unutmamak gerekir ki demokraside yönetici kanunları, onları uygular. Kanunları meclis (Kova) yapar. Özgürlük biz sadece doğanın ve toplumun kurallarına gönüllü olarak uyduğumuzda mümkün olabilir. Kanunlar bizden büyüktür ve bu yarışmada Satürn’ün temsil ettiği güç kazanacaktır. 

 

Astrolojinin onuncu harfi yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı ya da yapmak zorunda olduklarımızı temsil eder. Payımıza düşeni gerçekçive gönüllü bir şekilde yaptığımız sürece Satürn’le ilgili bir problemimiz olmayacaktır. Neden-sonuç kanunu bize sadece hak ettiğimizi getirebilir. Satürn probleminin bir göstergesi kişinin hak etmediği bir şeyi almaya çalışması ve hak ettiği bir şeyden kaçmaya çalışmasıdır .

 

Problemi Çözme

Öncü ikilemi, haritada ister planetler, ister burçlar, ister evler kanalıyla görülsün, kişi yaşamında özgürce kendini ifade ve inisiyatif için, bağlı-besleyici ilişkiler için, işbirliğine dayalı kalıcı eşit ilişkiler için ve toplumda sorumlu bir rol için yer ayırdığında çözülür ve sağlıklı bir hale döndürülür. Eğer bunlar düzenlenmezse kişi kendisini aslında istemediği ilişkilere, işlere, evlere ve güç savaşlarına girip çıkarken bulabilir. Bu durum bir hastalık olarak da ifade edilebilir. Hastalıklar bizim yapmak istemediğimiz şeylerden kaçış yolumuz veya (bağlılık ihtiyacımızı ciddi biçimde bastırdığımızda) başkalarının bizimle ilgilenmesine izin verdiğimiz yegane yol olabilir. Öncü ikilemin çözümünde başvurulan en yaygın çözüm anne–baba rolünü oynamaktır. Bu rol kişiye hem kontrol duygusunu hem de yakınlık duygusunu verir. İstediği zaman özgür olabilirken, istediğinde eşit olabilir. Reddedilmesi gereken tek öncü dürtü bağımlılık olmalıdır. Bağımlılık ihtiyacı vardır, ama bununla mücadele edilmelidir. Bazı alanlarla (makinalar, aletler, haritalar, matematik gibi) yetersizlikler bağımlılık ihtiyacının kılık değiştirmiş hali olabilirler. Dünyanın size yardım etmesine izin verin. Bu çağ uzmanlaşma çağı. Ama 'ben bunları yapamıyorum' demeyin. Hizmetler arasında değiş tokuş yapmayı tercih ettiğinizi söyleyin.

 

Sabit İkilem

Sabit ikilem yaşamda aksaklıklara daha az yol açar, fakat insan yıllarca mat olmuş bir durumda kalabilir. 90 derece yapan iki sabit burç, planet veya ev karşı konulamaz bir güç ya da yerinden oynatılamaz bir nesne gibidir. Güç yeterli yoğunluğa ulaştığında periyodik aralıklarla patlamalar oluşur, ama toz duman yatıştığında çıkmaz durumun hala aynı yerde olduğu görülür . Astroloji alfabesinin bu sabit harfleri "kendi kendine" olanlar olarak da adlandırılabilirler. Boğa kendini rahata kolay kaptırmayı, kendine ait olanlarla aşırı meşguliyeti gösterir; Aslan kendini açma, yayma dürtüsünü işaret eder; Akrep kendini bilme ve kendine hakim olma potansiyelini taşır; Kova kendini orantılamayı ileri sürer.

Boğa ile kendimiz ve başkaları için güzellik, zevk ve rahatı yaratma kabiliyetini içeren fiziksel dünyadan zevk alma kapasitesini geliştiririz. Bu, zodyaktaki en sakin ve halinden memnun burçtur.

Aslan yukarıda da belirtildiği gibi egomuzu ve kendi dünyamızı genişletme ihtiyacını gösterir. Kendi gücümüzü hissetmemizi ve başkalarından duygusal yanıt alma eğilimimizi temsil eder. Güneş, Aslan ve 5. ev bize kendimizle gurur duyma ihtiyacını hissedeceğimiz yeri gösterir . Bir tarlada oturmak ve keyif sürmek yeterli değildir. Aslan dünyada bir etki yaratmak ve bununla dikkatleri üzerine çekmek ihtiyacı hisseder. Fakat normalde bu sabit ikilemle yaşayan birisi rahatından bir şey kaybetmeden gurur ihtiyacını karşılaşmaya çalışır. Ya da eğer Güneş'in-Aslan'ın-5.evin yaratıcı gücü bir çocuk doğurma olarak ifade edilirse, Boğa'nın rahatının ve maddi kaynaklarının kişinin kendisi yerine çocuğa yönlendirilmesi gerekir.

Paylaşma Kanalıyla Kişisel Hakimiyet

Akrep-Pluto-8. evde başkalarının zevkleri , tutkuları ve kaynaklarıyla ilgileniriz. Boğa'nın vurguladığı bu kişisel değerlerin bir kısmını başkalarıyla paylaşmak adına bırakmak zorunda kalırız. Sekizinci harfin potansiyeli başkalarının tuttuğu ayna kanalıyla kendini tanımak ve başkalarının haklarına saygı göstermek adına kendine hakim olmayı öğrenmektir. Boğa-Akrep karşıtlığı Koç-Terazi karşıtlığının devamı niteliğindedir. Burada biz eşimizin arzularına ve ihtiyaçlarına karşılık kendi arzu ve ihtiyaçlarımızı nasıl dengeleyeceğimizi öğreniriz. Koç-Terazi karşıtlığında açık bir yüzleşme ile karşılaşırız. Boğa–Akrep karşıtlığında ise sahne kaynakların, zevklerin, arzunun, tenselliğin paylaşıldığı fiziksel dünyaya taşınır.

Hangi biçimde olursa olsun, Boğa-Akrep gerilimli açıları, birinin kendi parasını kazanması ve bunun nasıl harcanacağına karar vermesinin veya bu konuda eşine bağımlı olmasının gerilimi şeklinde deneyimlenebilir. Bu gerilim birleşik zevklerin ve kaynakların nasıl ele alınacağı konusundaki kararları içerebilir. "Kim kazanır? Kim harcar? Ne için? İkimiz aynı anda neden hoşlanırız?" gibi sorular bu gerilimden doğar. Zaman zaman bu çatışma bütünüyle içeriye yönelebilir. Kendi arzularına düşkünlük ile bu arzulara hakim olma isteği arasında bir çatışma yaşanabilir. "Fiziksel dünyadan keyif alma hakkına sahibim, fakat kendime hakim olmak zorundayım!" Bu insanlar diyet yapmakla aşırı yemek, sigara içmekle sigarayı bırakmaya çalışmak, içki içmekle içkiyi bırakmaya çalışmak, sevişmekle seksten uzak durmak, para harcamakla para biriktirmek arasında gidip gelirler.

Evrensele Açılan Kapı

Pluto, Akrep ve 8.ev hayatın büyük meydan okumalarından birine işaret ederler. İnsanlıkla bir bütün olarak yaşamaya hazır olmadan önce yakın ilişkilerde karşımızdakinin haklarına saygı göstermeyi öğrenmemiz gerekir. (Son dört burçta bu zorunlulukla karşılaşırız.) Akrep bizim özümsenmemiş ve kısmen bilinçaltına gömülmüş çöplüğümüz biçimindeki gölgemizle (Jung’çu psikoloji terimiyle) karşılaştığımız yerde evrene açılan kapıdır. Akrep Başak, Terazi ve Akrep burçları boyunca deneyimlenen, eşit ilişkilerle başa çıkmayı öğrenme deneyiminin sonundaki özümseme ve neyin muhafaza edilip neyin bırakılacağını ayrıştırma sürecini yönetir. 

 

Akrep–Pluto–8. ev ile neyin bize ait olduğunu, neyin başkalarına ait olduğunu, ne zaman durmamız gerektiğini, açık kalplilikle nasıl sevebileceğimizi ve başkaları yerine kendimizi kontrol etmemiz gerektiğini öğrenmemiz gerekir . Eğer bu dersleri öğrenemezsek insanları bizden uzaklaştıran olaylar yaşamak zorunda kalırız. Bu uzaklaştırıcı olaylar bazen ölüm yoluyla olur.  Ölüm bizi bırakmaya veya, eğer problem aşırı bağımlılıksa, yalnız kalmayı öğrenmeye zorlar. Akrep tam bir kıskaçta kalmıştır. Su elementinden olduğu için güçlü bağımlılık ihtiyacıyla bir başkasıyla kaynaşma arzusu oldukça fazladır. "Benim içsel keşiflerime odaklanmam gerekiyor, dolayısıyla dünya benimle ilgilenmek zorunda." diye düşünür. Ancak aynı zamanda kendine hakim olma ihtiyacı da çok güçlüdür. Bir yandan kendinin hakimi olma ihtiyacı, diğer yandan bağımlılık (ki bu çaresizliği de vurgular) birbiriyle bütünleştirilmesi zor konulardır.

Beşinci ve sekizinci harfler arasındaki mücadele en yoğun olanıdır. Tüm sabit harflarde (burç, planet veya ev olarak) güç dürtüsü vardır, ama Boğa'dan Kova'ya ilerlemenin her aşamasında güç biraz daha kısıtlanır. Boğa kendi sahip olduklarımızı gösterir; onları kendimiz kazandık ve bunu kendi doyumumuz için kullanma hakkına sahibiz. Aslan, bir anlamda, artan gücü temsil eder. Neticede o, diğer insanları yönetme gücüne sahip olan Kral'dır. Buna rağmen, Aslan aynı zamanda kendi kendini kısıtlamaktadır, zira başkalarının sevgisini ve hayranlığını talep etmektedir ve bunu başkalarının duygularını hesaba katmayan kaba ve acımasız tavırlarla elde etmek mümkün değildir. Akrep gücü kısıtlamayı öğrenme işlemine gönüllü olarak devam eder. Bu çaba evlilik, iş ortaklığı ya da terapi gibi tedavi edici bir etkileşim içerisindeyken, veya fiziksel kaynakları ve tenselliği içeren ortak hareketler sayesinde gerçekleşebilir.

Kardeşlik

Son sabit harf (Uranüs, Kova ve 11. ev) başkaları üzerinde güç uygulamalarını bırakmanın son aşamasıdır. Güç sadece bilgi üzerinde kullanılmaktadır. Kova başkalarının özgür olma haklarına saygı duyar, tabii başkaları da diğerlerinin haklarına saygı duyduğu sürece. Kova hiçbir zorlama olmaksızın, herkesle gönüllü olarak yapılan işbirliğini temsil eder. Ancak bu, ilgili herkesin Oğlak'ın kişisel disiplinini kabul etmesiyle mümkün olabilir. Akrep bize eşitlik ilişkisinde kendine hakim olmayı öğrenme olanağını sunar, ama eğer bu orada gönüllü olarak öğrenilmezse, Oğlak dışsal güçle kontrolü ele alır. Bu en zorlu veya tehlikeli sayılabilecek altmışlık açı -8.ev ile 10.ev- kombinasyonlarından bir tanesidir. Örneğin Başkan Nixon’un Pluto'su 10. evde, Patricia Hearst’ın ise Satürn'ü Akrep'tedir. Bu tür herhangi bir kombinasyon güç kullanımında çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır, yani kişisel isteklerle kanunları birbirine asla karıştırmamamız gerekir. Onuncu harf bizi daima kanunlara uymamız, aksi halde sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağımız konusunda uyarmaktadır.

 

Özgürlük - Yakınlık

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda yakın, kişisel ve yoğun sevgi ilişkileri ihtiyacına karşılık iplerle bağlanmadan kalma çabasıyla insanlara mesafeli durma eğilimi arasındaki çekişmeyi de vurgular. Bu, kişinin kendisiyle gurur duyması ile insanların birbiriyle eşit olduğuna inanması arasında zıtlık yaratır. Akrep–Kova çekişmesi ise duygusal ilişkilerde yakınlaşma isteğiyle özgür olma , bağımsızlaşma isteği arasındadır. Özgürlük ve yakınlık çelişkisi insanoğlunun sahip olduğu en büyük ikilemlerinden birisidir. Bu durum haritalarda Koç’un Yengeç’e kare açısı, Kova'nın Yengeç’e 150’lik açısı , Kova’nın Akrep’e kare açısı, Kova’nın Aslan’a karşıt açısı, Koç’un Terazi’ye karşıt açısı ve Koç’un Akrep’e 150’lik açısı ile vurgulanır. Tabii burada sadece burçlardan bahsedildi, buna ilave olarak planetler ve evler de bu şekilde değerlendirilmelidir.

 

Değişken İkilem – Düşünce Dünyası

Değişken ikilem düşünce dünyasıyla ilgilidir. İlk iki değişken harf Merkür’ün bilinçli ve mantıksal aklını temsil eder. İkizler bilgi adına her şeyi öğrenmek isteyen küçük meraklı çocuktur. Başak bilgiyi verimli sonuçlar elde etmek için kullanır. Bu yüzden en küçük noktalara kadar eğilmek zorundadır. Bu ikisinin arasındaki fazla önemsenmeyecek bir zıtlıktır. Kendisini biraz aşan bir insanı gösterir. Kişinin bilgisini bir ihtisaslaşma alanda yararlı bir şekilde kullanırken her şey hakkında biraz bir şeyler bilmek istemesini içerir.

 

Mutlak Bütünü Arama

Son iki değişken harf Jüpiter tarafından yönetilir ve bu ikisi şimdinin ve buradanın ötesindeki mutlak gerçeği aramaktadırlar. Yay kitaplarda , dinlerde ve felsefede araştırmalar yapabilir ya da dünyanın sonuna kadar sorarak ve arayarak dolaşabilir. İnanç sistemi burada oldukça hayati bir önem taşır. Bireyin doğruları, gerçekleri ve arzuları üzerinde hiyerarşik, bilinçdışı kontrolde rol oynar. Jüpiter’in, Yay’ın ve dokuzuncu evin güçsüz olduğu yerlerde gerçek güveni ve değeri başka kişilerde, parada, şöhrette veya güçte arıyor olabiliriz. Yani tanrıyı dünyasal formlarda bulmaya çalışıyoruzdur.

Dokuzuncu harfin mutlak doğrusu hala dille ifade edilebilir, oysa 12. harfte duygusal mutlakiyet, nihai sevgi ve güzellik her türlü biçimde aranıyordur. Eğer kişi aktif şekilde daha sevgi dolu ve güzel yapmaya çalışyorsa bir sorun yoktur. 12. harf iyileştiricileri, yardımseverleri, kurtarıcıları ve mistikleri sembolize eder. Güçlü Neptün-Balık-12. ev etkisi altında olan birisi güzellik vizyonunu geliştirmek için bir şey yapmıyorsa, kurtarıcısını arayan bir kurban durumuna girer. Burada herhangi bir biçimde kaçış söz konusu olur. Yani kişi alkolün, uyuşturucunun, hastalığın ya da bir psikozun etkisinde kalabilir. Böylelikle hayallerini hiç çaba harcamadan onun yerine birilerinin gelip gerçekleştirmesini bekler durur. Balık Başak'ın sabrına ve pratik çabasına ihtiyaç duyar. Başak da buna karşılık ayrıntılara saplanıp kalmamak için Balık'ın vizyonuna ihtiyaç duyar. 9. ve 12. harf arasındaki çekişme aklın hedefleriyle kalbin hedefleri arasındaki farklılıkları veya ateşin bireysel inisiyatif ve hareketi ile suyun bağımlılık arzusu arasındaki çelişkiyi içerebilir. Bu, özgürlük arzusunu barındıran bir başka mücadele olabilir. Genelleştirdiğimizde, değişken ikilem kişinin çok çeşitli ilgi alanları arasında karar vermekte zorlanmasını içerir. Genelde de girişilen işin bitirilememesiyle sonuçlanır. Değişken ikilemde bir konuya odaklanabilmek için kişisel inancın, değerlerin, güvenin ve hayattan beklentilerin analiz edilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bazen hedefler Donkişotvari seçilebilir; yapılabilecekler hakkında gerçekçi olmak çok önemlidir. Aksi takdirde kişisel değerler ve arzular toplumun gelenekleri veya yakın ilişkiler açısından problem çıkarabilir. Çözümlenmemiş bir değişken ikileme sahip kişi maddi zararlara uğrayabilir. Net bir değer ve amaç duygusu oluşturulamadığında kişi yönünü tayin etmekte yetersiz kalır. Aşırı durumlarda kişisel inançla dünyanın gerçekleri arasında doğacak karışıklık kişiyi ruhsal bir çöküntüye itebilir. Haritada yeterli seviyede vurgulanan toprak elementi varsa kişi somut bir formda bir şeyler üretebilecektir.

Çeviren: Zekai Kardaş

 

Not: Yukarıdaki yazı Zipporah Pottenger Dobyns'in Finding the Person in the Horoscope isimli kitabından alınmıştır. Zipporah Pottenger Dobyns antropoloji okumuş, klinik psikoloji alanında doktora yapmış ve 1960 yılında AFA sınavından astroloji sertifikası almıştır. Onaltı ülkede seminer vermiştir. Birçok kitabı ve makalesi yayınlanmıştır. 40 yıldır danışmanlık yaparak, yazarak, öğreterek astroloji pratiğinin içinde yer almaktaydı. 2003 yılında vefat etti.

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.