|
ASTROLOJİNİN
12 HARFLİK ALFABESİ
Zipporah
Pottenger Dobyns, Ph.D.
Astroloji
yaşamı anlamak için kullanılabilecek kavramsal sistemlerden yalnızca
birisidir. Bu sistemlerin her biri (infrared, ultraviyole, renkli ve siyah-beyaz
fotoğrafların aynı gerçekliğin farklı yönlerini göstermesi gibi)
tablonun bir bölümünü gösterir. İnsan doğası üç bölüme bölünebilir.
Freud bunu ego, id ve süperego olarak, Transaksiyonel Analiz ebeveyn, yetişkin
ve çocuk olarak bölmüştür. Astroloji ise onikiye bölmektedir. Bunu dünyada
bulunmanın oniki yolu veya yaşamın oniki yönü veya harekete geçiren oniki
dürtü, vb. olarak düşünebiliriz. Metaforik anlamda, astroloji oniki harflik
bir alfabe sunmaktadır.
ALFABE
ÇORBASI
Temel
alfabenin çeşitli birleşimleri nedeniyle büyük bir karışıklık olasıdır.
Planetler, zodyağın burçları, horoskop evleri alfabenin temel biçimlerini
sunarken, dekanlar, dwad'lar, düğümler ve belki sabit yıldızlar aynı
alfabenin daha tali biçimlerini sunarlar. Ancak ister küçük (a) ister büyük
(A) olsun "A" hep "A"dır. Bu nedenle, alfabenin ilk harfi
ister Mars'la veya onun düğümleriyle, ister haritanın birinci eviyle, ister
Koç burcuyla veya bir burcun Koç dwad'ıyla sunulsun, her koşulda bireysel
kendini ifade dürtüsünü göstermektedir. "Ben kendi işimi yaparım."
Herhangi bir planet herhangi bir evde herhangi bir burçta bulunabileceğine göre,
gerçek bir harita yaşamın oniki bölümünün karmaşık bir birleşimini içerecektir.
Eğer bir öğrenci temel alfabeyi çok iyi anlarsa, bu birleşimleri mantıklı
bir biçimde analiz edebilir, ve böylece bir sürü olasılığı eleyebilir.
Benim
Güneş burcum olan Başak'ı bu ilkeyi anlatmak için kullanabiliriz. Güneş
bireyin ego dürtülerini -duygusal enerjiyi dışarı çıkartma ve dünyadan
duygusal bir tepki alma ihtiyacını- temsil eder. Aradığımız ister sevgi,
ister alkış, saygı, güç, ün olsun, daha önce yaptığımızdan daha
fazlasını yapmak ve bununla başkaları tarafından görülmek ve tanınmak
isteriz. Başak verimli biçimde işlev görme dürtüsünü temsil eder. Odak
noktası işte verimlilik veya verimli (sağlıklı) bir vücut olabilir. Durum
analiz edilir, sonra kusurlar aranır, bulunur, düzeltilir ve neticenin sağlam
bir yeterlik veya güç olması arzulanır. Benzer bir kombinasyonu Güneş'i
altıncı eve, Başak'ı beşinci eve, Aslan'ı altıncı eve yerleştirerek
elde edebiliriz. Her koşulda, karşımızdaki kişi verimli biçimde işlev görme
yoluyla ego ihtiyaçlarını tatmin etmeye çalışan birisi olacaktır. İşin
ego ihtiyaçlarını tatmin ettiği yerde o insanın kişisel ihtiyaçları
doymaktadır ve her şey yolundadır. Kişi işkoliktir ve işi için yaşamaktadır.
Eğer iş ego ihtiyaçlarını karşılamıyorsa -sıkıcıysa, meydan
okumuyorsa, takdir görmüyorsa- kişi vücudunun etkinliğine yönelir ve sağlık
delisi olabilir. Bu tepki, sağlıklı yaşamı desteklemeyi ve sağlıklı yaşama
ulaşma başarısıyla tanınmayı da içerir. "Doğal yiyecekler ye,
sigara veya içki içme, spor yap, derin nefes al, vs.". Ne yazık ki,
üçüncü bir seçenek de söz konusudur. Doyurucu bir işe ya da iyi bir sağlığa
sahip olamayanların sağlık problemleri veya verimsizlikle dikkat çekmeleri
de olasıdır. "Bak ben ne kadar hastayım!" sözü sahnede olmanın
ve başkalarına güç sergilemenin iyi bir yolu sayılmaz, ama belki de hiç
yoktan daha iyidir.
EVLERİ
UNUTMA
Aynı
prensip astrolojik alfabenin değişik biçimlerinin kombinasyonlarıyla da
-planetler burçlarda, planetler evlerde, burçlar evlerde- kullanılabilir. Bu,
planetlerin, burçların ve evlerin aynı şeyler oldukları anlamına gelmez,
ama kendi tarzlarında yaşamın aynı bölümlerini işaret ederler. Bunlar,
karakter (alışkın olunan tavırlar ve hareketler) ve bunun sonucunda oluşan
kader olarak görülebilecek olan oniki temel harekete geçirici dürtüyü
temsil ederler. Geleneksel astroloji planetlerin ve burçların hem karakteri,
kişiliği hem de bu karakterden doğan olayları temsil ettiğini düşünürdü.
Astrologlar evleri sadece olaylar olarak görme eğilimindeydiler. Psikoloji
alanındaki profesyonellerle yapılan çalışmalar evlerin de karakterin temel
anahtarlarından biri olduğunu gösterdi. Evleri de o evlere düşen burçlar
gibi okumak mümkündür; örneğin birinci evi Koç gibi, ikinci evi Boğa
gibi, üçüncü evi İkizler gibi...
Astrolojik
alfabenin bir harfinin katışıksız özelliklerini veren yegane kombinasyon
bir planetin yönettiği burçta ve zodyağın o burçla ilişkilendirilen
evinde yer aldığı kombinasyondur. Dolayısıyla "saf Koç"u elde
edebilmek için Mars'ın Koç'ta ve birinci evde bulunması gerekir. Güneş burçlarına
odaklandığı için, genel astroloji burçların niteliklerini abartmaktadır.
Güneş'i bir burca yerleştirmek Aslan'ı o burcun doğasıyla birleştirmek
aynı şeydir. Doğal olarak o burcun özelliklerine büyüklük, yoğunluk,
duygusallık, güç dürtüsü, vs. eklenecektir. Bir planetin bir burçla veya
bir planetin bir evle birleşmesi o planetin o burcun veya o evin yöneticisiyle
kavuşum yapmasına benzer. Bu nedenle Mars Oğlak'ta, Satürn Koç'ta, Mars
onuncu evde, Koç onuncu evde, Satürn birinci evde ve Oğlak birinci evde;
bunların hepsi Mars-Satürn kavuşumuna benzerler. (Planetler, bir cümlenin
fiili gibi, güç demek olduklarına göre) kombinasyonlar özdeş değildir.
Ama bu kombinasyonların hepsi astrolojik alfabenin birinci ve onuncu
harflerinin kaynaşmasını (yani kişisel istek ve irade ile kişisel isteğin
sınırlarının kombinasyonunu) gösterirler. Bu sınırlar ister dünya tarafından
bize dayatılmış olsun, ister öz disiplinimiz sayesinde gönüllü
kabullenilmiş olsun, fark etmez. Bu tür bir kombinasyon, bireyin onu nasıl
ele aldığına göre, olumlu veya olumsuz olabilir.
GÜÇLÜ-DÜŞÜK YANLIŞI
Bu
prensibi kabul ettikten sonra, eskilerin güçlü-düşük tanımı sorgulanır
hale geliyor. Çoğu astroloji kitabında görüldüğü gibi Mars'ı Oğlak'ta
en iyi konumda, Satürn'ü Koç'ta zor bir pozisyonda ve Mars-Satürn kavuşumunu
korkutucu bir şey olarak düşünmek anlamsızlaşıyor. Planetlerin güçlü-zayıf,
yüksek-düşük tanımlarının erkek savaşçının çok önemli olduğu Koç
burcu çağında ortaya çıktığı ve bunların o dönemin etik ilkelerini
yansıttığı çok aşikar. İster kendimizi hâlâ Balık çağında, ister
Kova çağında düşünelim, demokratik bir çağda bu ilkeler geçerliliklerini
yitirmiş durumdalar. Gılgameş ve Homer'in destanlarının insanların rol
modelleri olduğu bir dönemde Güneş'in Koç'ta yükselmesi uygundu. Boyun eğme,
işbirliği yapma, sorunları çözmeye çalışma, köşelerden dönme
kapasitelerine sahip olan hava burçları zayıf ve utanç verici kabul
ediliyorlardı. Kişisel inisiyatifi, cesareti, kendi isteklerinden kaynaklanan
hareketi temsil eden Mars Oğlak'ta bulunduğunda kendi isteklerini yasaya dönüştüren
bir savaşçıyı simgeleyebilirdi. Bu tür bir hareketin onaylanmadığı günümüzde,
eğer birey bu aşırı dürtüyü izlemeyi sürdürürse kendisini testereyle
doğranmaktan kurtaramaz. Ancak eşit sıklıkta, Mars Oğlak'ta kombinsayonu günümüzde
kendi kendisini, bazen hastalık noktasına kadar, engelleyen bir kişiyi de
simgeleyebilir. Kendi istediğini yapmanın saldırgan dürtüsü, komşunu
sevmeyi vurgulayan sosyal ve ahlaki prensiplerin baskısı altında içe doğru
yönelebilir.
Koç
burcu çağında kadınlar evler ve hayvanlar gibi sahip olunan varlıklardan
biriydi. Nihai değer ve güvenin (inancın) anahtarı olan Jüpiter'in düşmanca
bir dünyada güvencenin üssü olarak evi ve aileyi temsil eden Yengeç'te
bulunmasının olumlu olduğu düşünülüyordu. Peki savaşçı bir kahraman
kendi kadınlarından ne ister? Seks nesnesinin (Venüs) yumuşak, ayartıcı,
hissi (Balık) olmasını. Ama çocuklarını yetiştirecek, tarlada veya evde
çalışacak olan karısının sağlam, uysal, verimli ve sabırlı olmasını
(Ay Boğa'da). Ay ve Yengeç önce ev ve anne, sonra eşti. Terazi açık düşmanları
ve rakipleri gösteriyordu. Satürn Terazi'de iyiydi, çünkü yasanın gücünün
bir şekilde düşmanın üzerine ineceği umuluyordu. Eski gelenekler Satürn'ün
olumlu yönünü pek düşünmezlerdi, onu büyük zarar verici olarak dışlarlardı.
Ondan beklenecek en iyi fayda gücünü düşmanın üzerine yöneltmesi ve düşmanı
dize getirmesiydi. Savaşlar hâlâ hayatımızda, ama savaşçı kahramanın
ilkeleri yaklaşık 2000 yıl önce değişmeye başladı. Niçin hâlâ güçlü-zayıf
tanımlarına takılıp kalıyoruz?
Planetlerin
burçlarla veya evlerle çeşitli birleşimleri konusunda bazı genel kurallar
önerebiliriz. Öncü veya sabit bir planet doğal burcuna veya evine kare veya
karşıt yapan bir evde veya burçta yer aldığında bir tür gerilim veya
tansiyon olur. Normalde, kareler ve ateş-su kombinasyonları (onuncu harf -Satürn,
Oğlak, onuncu ev- hariç) en zorudur. Planetler, burçlar veya evler doğal
yerlerine altmışlık açı yapsalar bile zorlanırlar. Planetler doğal burçlarına
veya evlerine 150'lik açı yapan burçlarda veya evlerde bulunduklarında
bunların bütünleşmeleri de zordur. Kendilerine kare veya karşıt yapan değişkenlerin
kombinasyonları daha az zorlayıcıdır, ama bunların da başka ikilemleri
vardır.
HEPİMİZİN
ON İKİYE İHTİYACI VAR
Unutmayın
ki hayatın oniki bölümü de bir bütünün parçalarıdır ve potansiyel
olarak değerlidir. Gücün burçlara ve evlere nasıl dağıldığından bağımsız
olarak, hepimizde planetlerin tümü bulunduğuna göre, herkes hayatın oniki bölümüyle
başa çıkma yeteneğine sahiptir. Ancak yaşamın bir bölümünü aşırı
vurgulayarak, diğer bölümleriyle ilgilenme kapasitesinden yoksun kalarak
dengeyi bozarsak sorunlar yaşarız. Ya da yaşamın kareler veya karşıtlarla
gösterilen iki veya daha fazla bölümü arasında çelişkide kalırız. Bu
durumda, yaşamın bu farklı bölümlerini ifade edecek uygun bir yol bulup bütünlüğü
sağlamamız zorunludur. Tabii bu temel dürtülerin birisini yanlış yerde ve
zamanda doyurmaya çalışmamız da olasıdır.
Çeviren:
Barış İlhan
Not:
Yukarıdaki yazı Zipporah Pottenger Dobyns'in Finding the Person in the
Horoscope isimli kitabından alınmıştır. Zipporah Pottenger
Dobyns antropoloji okumuş, klinik psikoloji alanında doktora yapmış ve 1960
yılında AFA sınavından astroloji sertifikası almıştır. Onaltı ülkede seminer
vermiştir. Birçok kitabı ve makalesi yayınlanmıştır. 40 yıldır danışmanlık
yaparak, yazarak, öğreterek astroloji pratiğinin içinde yer almaktaydı. 2003
yılında vefat etti.
|