Satürn hepimize bir şeyler yapmıştır ve yaşamımız devam ettiği sürece
de yapmaya devam edecek. Ondan kaçmak imkansız çünkü Satürn büyümenin,
olgunlaşmanın tanrısı. Yaşamımızın en önemli köşe taşlarında hep
Onu görürüz. Satürnsüz gelişmeye ve başarıya inanmıyorum. Tabii bunlar
dile kolay gelen şeyler. Satürn kapıyı çaldığında isterseniz yorganın
altına girip sadece burnunuz dışarda titreyebilirsiniz, ya da benim ilkokula
başlangıcımdaki gibi isyan ederek bir hafta okula da gitmeyebilirsiniz, ama
Satürn orada sizi bekleyecektir. Cesaret kapıyı açıp onu içeri davet
etmekte. Korkuyu yenmenin en iyi yolu üzerine gitmek değil midir? Bu yaşlı
adamdan korkmamak onun bize söylediklerini çok iyi dinlemek lazım.
Satürn’ün Yunan mitolojisindeki ismi Kronos’tur yani Zaman Tanrısı.
Kaosa anlam veren zamandır. Zaman öğretir, törpüler, ayarlar ve otoritesini
mutlaka ortaya koyar. Zaman değişimin anası olduğuna göre Kronos bir de
bakarsınız ki sizi alıp götürmüş yaşamın en anlamlı dönüşümlerine
tanıklık ettirmiştir. Kurallar ve kontrol kaosu ortadan kaldırır, Satürn işte
yaşamımıza şekil veren kontrol mekanizmasını anlatır. Okulda törpülenen
sadece akıllarımız değil tüm sosyal çevreye uyum ve sorumluluk
bilincimizin filizlendirilmesidir. Dersini çalışan ve sınavında başarılı
olan öğrenci bir üst sınıfa geçer, iş ortamında yeteneklerini ortaya
koyan kişiler terfi ettirilirler (Günümüzün yıpranmış ahlaki ortamındaki
tepeden inmelerden bahsetmiyorun tabii, onlar olsa olsa bir miktar Pluto ve Jüpiter
tozu ile bezenmişler). Bu süreçte kurulu düzene uymayanlar ya elenirler ya
da en iyi şansla kendi Satürnlerini bularak farklı alanlara geçerler. Bu bakış
açısıyla Satürn kurulu düzenin, organizasyonun ve hiyerarşinin
arketipidir.
Bir doğum haritasında Satürn bizim ne oranda kontrola, düzene ve kişisel
disipline önem verdiğimizi ya da diğer anlamıyla bu disiplin çabasıyla ne
oranda boğuştuğumuzu gösterecektir. Bununla birlikte Satürn’ü diğer
gezegenlerden ayıran en önemli özellik onun kendi gelişim sürecinde acıyı,
katlanmayı ve kendini bir konuya adamayı gerekli kılıyor olmasıdır. Aslına
bakarsanız her gezegen kendi tanımı çerçevesinde kendini gerçekleştirmeyi
anlatır. Bu yalnız Satürn için değil Merkür ve Venüs için de böyle değil
midir? Acaba Venüs’ünüzü ya da Mars’ınızı ne oranda gerçekleştiriyorsunuz?
Bunların Ay da olduğu gibi kendiliğinden güdüsel olmadığını (Bu bakımdan
Ay Satürn’ün tam karşısında yer alır, hatırlayın Yengeç-Oğlak karşıtlığı)
biliyoruz. Halbuki Satürn asla güdüsel ya da sübjektif değildir. Tam
tersine Satürn objektif ve kategoriktir. Ruhsal değil maddidir, şiir gibi içten
değil 2+2 4 eder cinsindendir.
Liz Greene Satürn’ün “içimizde büyüttüğümüz dünya ile dış dünyanın
arasında fark” olduğunu söylerken işte bu farkın bize en çok acı çektiren
tarafı olduğunu da belirtiyor. Hangimiz hayal kırıklığına uğramıyoruz,
hangimiz ayrıldığımız sevgilimiz ardından gözyaşı dökmüyoruz? İşte
Satürn oradaki ince çizgide ruhumuzla dış dünyayı ayıran deride yeralıyor.
Bizi bir anlamda sınırlıyor, şekle sokuyor ve belirli bir kalıba girmemize
neden oluyor.
Sınırları, engelleri sevmeyebiliriz ama herkesce paylaşılan dünyada
yerimizi alabilmemiz için böyle bir kontrol duygusuna, sorumluluklara sahip
olmamız ve hiyerarşi içerisinde yeralmamız gerekir. En Uranüs’ümüz bile
kendini gerçekleştirebilmek için böyle bir kılıfa ihtiyaç duyacaktır.
Aksi halde boşluk ve anlamsızlık içinde yok olup gitmeye hazırız demektir.
Kişisel olarak haritasında Satürn-Uranüs karşıtlığı olan birisi için
bu ikilemi güçlü bir biçimde yaşarken karşıtlıkların sentezinden
yararlanmak gerektiğini deneyimliyorum.
Astroloji çalışmalarımda sayısız Satürn olayı gördüm belki Satürn
dönüşüme kadar olan sürede Satürn’ün sadece bir kontrol mekanizması
olduğunu düşünsem de bu gelişim çizgisinden sonra kişinin özgürlüğünün
ancak ödev sorumluluklarını yerine getirmesi ile mümkün olabileceğini düşünüyorum.
Bu belki bazılarınca Satürn yanlısı bir yaklaşım gibi değerlendirilebilir
ama eğer bu planetin dediklerini görmezden gelir ve savsaklarsak işte o zaman
görün neler olur siz tahmin edin. Astroloji argosuyla Satürn’ün tokadı
suratınıza çarptığında yıldızları sayarken Jüpiter ve Uranüs’ün
orada karşınızda kıs kıs güldüğünü görürsünüz. Zaman her zaman ağırlığını
koyar. Yaşamda çıkışlar kadar inişlerde de nefes almayı, dinlenmeyi
bilmek gerekir.
Satürn transitleri çok farklı koşullar çok farklı senaryolar içinde
karşımıza gelirler. Kimileri hastalanır, kimileri işlerinden olur, kimileri
de yeni başlangıçlar yaparlar. Kuşkusuz Satürn’ün haritanızdaki konumu
(burç, ev, açı ve midpoint ağacı) önemlidir ama bu arada Satürn’ün
yaptığı transit açıyı da yakından tanımamız gerekir. Örneğin Satürn
kavuşumları - özellikle Güneş’le- hayatımızda yeni dönemlerin, yeni
sayfaların yani başlangıçların açılış dönemleridir. Yine kişisel bir
örnek: 1993 Şubat’ında yılında Satürn Güneş’imi ziyaretinde bankacılığa
başladım, ilk ciddi iş deneyimlerimi aldım. (yaptığım stajlar dışında)
Satürn haritanızda hangi evden geçiyorsa o alanda kendimizi gerçekleştirecek
çabalara gireriz. Bu bakımdan Satürn’ün yine 11. Evimden geçerken Grup
Prometheus için faaliyetlerimi söyleyebilirim. Satürn neredeyse oraya şekil
veriyor sizi göreve çağırıyordur ama kimi zaman bu çağrılara pek içten
cevap veremeyebiliriz, “offf bu da nerden çıktı ya da Allahım suçum
neydi?” diye isyan edebiliriz. Bu ne kadar doğal olsa bile zamanın şekillendirici
sürecinden sıyrılmak ya da kaçmak yerine o alana daha objektif gözlerle
bakmak gereği belki de en iyi Satürn deneyimidir.
Yeniden transit açılara dönersek örneğin kareler son derece zorlayıcıdır
ama getirdiği başarı oranı da bir o kadar yüksek ve verimli olacaktır. Bu
bakımdan Satürn bir karma gezegenidir. Siz ondan ne oranda kaçarsanız o da o
kadar büyük bir ivme ile karşınıza dikilecektir. Transit kareler kişiyi
bir şeyleri ortaya koymaya, materyalize etmeye itecektir. Burada eksiklik
duygusu ve korkular karşımızdadır ta ki Satürn’ü içimize alana kadar.
Karşıt açılarda ise yavaşlama, bloke olma yaşanırken, reoryantasyon şarttır.
Yerinde gitmeyen evlilikler, önü tıkanmış işler ya da nerdeyse her şeyin
bize karşı olduğu durumlarda akıntıya karşı kürek çekmek yerine
bekleyip elimizdekileri konsolide etmenin gerekleri söz konusu olur.
Diğer bir ipucu Satürn’ün transit yaptığı planetin yönettiği evlere
bakmaktır. Çoğunlukla bu alanlar Satürn’ün getirdiği sonuçların
alanlarını gösterecektir. Yeniden kişisel bir örneğe dönersem ilk iş
hayatına başladığımda Güneş’im üzerinden geçen Satürn 3. Evimdeki
Aslan burcu ilişkisi ile bana zihinsel disiplin gereğini hatırlatıyordu ve
ben o sırada hazırladığım yazı ve raporlarla boğuşuyordum. Mutlu bir Satürn
olayı ise 1997 yılındaki transit sekstilinde gerçekleşiyordu. Satürn Güneş’ime
sekstil yaparken Faculty sınav sonuçları gelmişti. (3.ev eğitim iletişim)
ama bu transitte aynı zamanda Jüpiter de derece ve saniyesi ile yine Güneş’in
üzerinde idi. Satürn bir bakıma uzun vadeli bir gelişimi gerçekleştiriyordu.
Natal Satürn’ünüze dikkatle bakın. Bulunduğu elementten yola çıkmanız
en anlaşılır başlangıç olabilir. Ateş elementinde Satürn kişisel güven,
öne çıkmak, hayata güven duymak ve egoya ilişkin enerjilerimizi gerçekleştirebilmemiz
için önemli fırsatlar sunacaktır. Evet belki fırsatlar sözü daha çok Jüpiter’i
anıştırsa da Satürn fırsatların realizasyonu için gerek koşul değil
midir? Jüpiter varolan bir serveti ya da çevresel kolaylıkları sembolize
edebilir ve size bir bonus verir ama oyunun sonunda her zaman Jüpiter Satürn’e
uymak durumundadır. Toprak elementinde Satürn kişinin gelişim çizgisinde
elle tutulur değerlerin, güvenin ve stabilitenin önemini gösterir. Toprakta
Satürn maddi dünyanın gerçekleri içerisinde kazanacağımız deneyimlerdir.
Hava’da ise zihinsel gelişme, iletişim, kendini ifade ve merak çok daha
kontrollu, kuralcı ve sonuçta daha akademik bir yön çizecektir. Su’daki
Satürn belki de en zor bölgededir çünkü su elementi Satürn’ün objektif
dünyasının dışındadır. Satürn bu elementte endişelerimizi yenmemiz,
duygusal olgunluk ve insan ilişkilerinde fedakarlık temasına dayalı
senaryolar hazırlar.
Şimdi bu yazının sonunda Nazım Hikmet’in bu güzel şiirini neden Satürn
ile ilişkilendirdiğimi daha rahat görebilirsiniz. Satürn bizden hiçbir şey
beklemeden yaşamı ciddiye almamızı, en zor koşullar karşısında bile
egodan sıyrılarak yani Güneş’i aşarak hedeflerimizi ve sorumluluklarımızı
hatta geleceği bile düşünmeden bir zeytin ağacı dikmemizi öğütlerken
onu daha rahat görebilir, içimizdeki Satürn’ün getirdiği olanakları yani