|
ANASAYFA
|
|
|
Ev Başlangıç Çizgileri ve Kıstırılma Kavramı
Noel Tyl
Astrolojide kullandığımız son derece önemli iki büyük
eksen kuşkusuz Tepe Noktası(MC)-IC ve Yükselen-Alçalan eksenleridir. İlki,
bizim doğum zamanımız, ikincisi ise doğum yerimiz tarafından belirlenir.
İkisi birlikte, hayattaki dünyevi yönelimimizi açıklarlar ve rektifikasyon
(doğum zamanının düzeltilmesi) sürecinin belirleyicileri olarak büyük önem
taşırlar.
Kullandığımız ev sistemleri yaşam deneyimini
kişiselleştiren zaman ve mekanın keyfi (alt) bölümleridir. Bu sistemler, varolan
her şeye bir ölçüde kullanışlı ve yoruma elverişli bir düzen getirmek için
tasarlanmıştır. Ev adı verilen bölümler oluşturulmuş, bu evlere belirli
yaşam aktiviteleri ve bizim bu aktivitelere ilişkin öznel
değerlendirmelerimiz bağlamında büyüsel-ampirik biçimde önemlilikler
atanmıştır. 50-60 kadar ev sistemi, yani zaman ve mekan bölümlemesi vardır.
Yükselen ya da Tepe Noktasından Eşit Ev projeksiyonlarına
dayanan sistemleri hariç tutarsak, tüm ev sistemlerinde Yükselen ve
Tepe Noktası her zaman aynıdır. Yalnızca dahili (içerideki) evlerin başlangıç çizgileri
(2-8, 3-9, 6-12) değişir. Fazla değil, fakat bazen 2-4 derece kadar
değişirler.
Yüzyıl önce, İngiltere'de astroloji öğreniminin
ve pazarlamasının gözde olduğu dönemde, dahili evlerin başlangıç çizgilerine
büyük önem verilmiştir. Bu odaklanma esnasında aynı zamanda Placidus Sistemi (Placidus de Tito
tarafından tasarlanmış olan sistem) standart ev sistemi olarak tanımlanmaya
çalışılmış, çok önceleri İngiltere'de Lilly ve diğerleri tarafından kullanılan Campanus Ev
Sisteminden uzaklaşılmıştır. Günümüzde, Placidus Sistemiyle ilgili bu
tercihi biz miras aldık. Hâlâ dahili evlerin başlangıç çizgilerinin kritik
noktalar olduğunu ve bunları yorumlamanın özel dikkat gerektirdiğini
hissediyoruz.
Öğrenciler, sık sık "Bir gezegen ev başlangıç çizgisi
üzerinde ya da çok yakınındaysa ne olur? Hangi evde kabul etmek lazım?"
ya da "Placidus sisteminde bu gezegen 11. evde, fakat Koch sisteminde
(Almanya kökenli bir sistem) 10. evde! Hangisini kullanalım?" diye sorarlar.
Yaşam deneyimi hakkındaki modern bütüncül ve
psikodinamik perspektifimize göre; ev başlangıç çizgilerinin kati sınırlarla
belirlenmesi
taşarak
sızma kavramı ile ihlal edilir: Bir
evdeki belirgin bir odak noktası diğer her şeyi etkiler.
Taşarak sızma kavramını örnekle
açıklayalım: Ağzına kadar dolu on iki bardağı bir daire oluşturacak
şekilde sıkıca yerleştirin. Bardakların hepsi biraraya toplanmış olsun ve
aralarında mümkün olduğunca boşluk kalmasın. Bardaklardan birine biraz daha
su koyun (herhangi bir evde vurgulanmış bir gezegen).
Taşan su (etki) diğer bardaklara (deneyim bölgesine) yayılacaktır.
Kendime verdiğim değer (2.ev), kendimi başkalarına sunuş biçimimi (5.ev),
ilişkileri sürdürme biçimimi (7.ev) ve başkalarından nasıl bir karşılık
bekleyebileceğimi (11.ev) etkileyecektir.
E ğer
bir gezegen iki ev arasında duruyorsa (taşarak
sızma kavramına göre), ev başlangıç
çizgisi evlerin ortasında olabilir mi?
Gezegenin vurgusunu hangi
deneyim alanına yerleştireceğimize haritanın bütününe bakarak karar
vermeliyiz. Müşterimize bir soru sorarak, aldığımız yanıta göre, gezegenin,
müşterinin hangi deneyim alanına odaklandığını anlarız. Fakat mükemmel ölçümler beklememeliyiz. Hayatın onu
tümüyle yansıtacak net sınırlarla belirlenmiş olmadığını dürüstçe kabul
edelim. Astroloji yalnızca ana hatları düzenler. Biz bu ana hatları
müşterimizin yaşadığı gerçeklikle ilişkilendiririz. Yorumlarımızı kişiye
uygunluğa göre daima yeniden gözden geçiririz.
İngiltere'nin eski başbakanlarından Margaret
Thatcher'ın (Doğumu: 13 Ekim 1925 9:00 AM, GMT, Grantham, İngiltere)
Satürn'ü 13o 46' Akrep'te, Yükselen'i de 15o 16' Akrep'tedir. Thatcher'ın
Satürn'ü her makul değerlendirmeye göre Yükselen'inin üzerindedir. Satürn, üçüncü evinin (zihin yapısı) yöneticisidir ve
çok açı almaktadır. İngiliz medyası ona "Demir Leydi" adını takmıştı.
Bu kuşkusuz Satürn'e özgü bir nitelemedir. Ay'ı dokuzuncu evin sonlarında 28o 38'
Aslan'dadır ve doğal olarak 3o 51' Başak'ta (sorumluluk üstlenen bir
kişilik yapısı) başlayan onuncu evin işlerini dramatik biçimde
etkilemektedir.
Muhtemelen, herkes zaman ve mekandan kendine özgü bir
pay alır. Placidus ev sistemi bütün bunları algılamaya en uygun mercek
olabilir. Astrolog, kendi hayat görüşüne en uygun olan mercekten (ev
sistemi) bakar. Sonra, kendisi bir yorum ortamı (aracısı) olarak, müşteriyi
kendisinin (astroloğun) zaman-mekan sürekliliği içinde özümser. Fakat, daima
müşterinin zaman-mekan sürekliliğinin farkındalığı ile hareket eder. Bu
nedenle, ben, Jeffrey Green'in doğum haritasını değerlendirirken Placidus ev
sistemini kullanırken, Jeffrey, kendi hayatını, Prophyr ev sistemi
merceğinden algılayabilir. O da benim doğum haritama baktığında, beni, doğal
olarak, kendisine özgü zaman-mekan sürekliliği içinde algılayacaktır.
Yani, katı değerlendirme kurallarıyla kendilerini
kısıtlamış, kaderci ve değişmez yasaların peşinde olan astrologlar
haricindekiler için, dahili evlerin başlangıç çizgileri bir sorun
oluşturmaz. Eğer 9. evde Satürn veya Venüs'ün Tepe Noktasından 1.5
derece uzakta olduğunu görürsem (MC'ye yaklaşan açı), deneyimim
bana bu gezegenin muhtemelen her iki evde de bulunduğunu, fakat Tepe Noktası
için daha önemli olduğunu söyleyecektir. Bundan kesinlikle daha da önemli olan,
gezegenin yönettiği eve (evlere) yaptığı açı durumudur!
Kıstırılmış
Burçlar
Bir portakalı soyduğunuzda tüm dilimlerin portakalın
"ekvatoru"nda nasıl benzer kalınlıkta olduklarına ve kutuplara doğru nasıl
inceldiklerine dikkat edin. Dünya üzerindeki herhangi bir noktada hayatın
herhangi bir anındaki gezegen konumlarını sabitlemek için hazırladığımız ev
sistemi projeksiyonlarında da olan budur. Her iki kutba doğru gittiğimizde,
gökyüzü dokusunun nasıl bir araya toplanıp daraldığını gözümüzde
canlandırmak zor değildir. Ev sistemi projeksiyonlarımızda da burçlar bir
araya toplanırlar.
Pek çok Norveçlinin doğum haritası üzerinde çalıştım.
Bazıları o derece kuzeyde doğmuşlardır ki, Placidus ev sisteminin matematiği
uygulanamaz. Bu nedenle başka bir sisteme, örneğin Koch sistemine
geçmek gerekebilir. 3.evdeki Güneş'in, 9.evdeki gezegenlere altmışlık, kare,
üçgen ve karşıt açı (bütün bu açıları) yaptığını gördüm. 9. ve 3. evler
öylesine genişti ki, diğer evler derece olarak çok küçük kalmıştı. Yorum
açısından aslında bu bir sorun olmaz. Yöneticilik dinamikleri, yığılmanın
olduğu evin dışına taşarak, doğum haritası (yaşam deneyimi) içinde bütüncül
biçimde dağılırlar.
İkili kıstırılmalar, İngiltere, K. Avrupa, vb.
coğrafyalarda olağandır. Üçlü kıstırılmalar da bizi
şaşırtmamalıdır !
Eski bir öğretiye göre, "kıstırılma"
"hapsedilme" anlamına gelir. Bir gezegen, her nasılsa, kafese konmuş,
fonksiyonları sınırlanmış, ayrı tutulmuştur. Bu hiç bir şekilde kabul
edilebilir değildir. Eski öğreti, gerçekte modası geçmiş bir
horary (saat astrolojisi)
ilkesinin genişletilerek natal yoruma uygulanmasıdır.
Yorumda kıstırılmalarla ilgili dikkate alınması
gereken üç akılcı nokta vardır :
1.
Belirli bir evin yöneticilikleri ikiye (veya
üçe) katlanır! Örneğin, ev başlangıç çizgisinde Başak
burcunun bulunduğu ve Terazi burcunun ev içinde kıstırıldığı bir durumda,
hem Merkür'ün hem de Venüs'ün açı durumları o eve uygulanır.
2.
Evden geçen progresyon, ark ve transitlerin süreleri uzar. Kıstırılmalar eve
derece ekler, onu genişletirler. Bu nedenle gezegenlerin bu alanı
geçmeleri daha uzun zaman alır. Benzer şekilde, arkların evi geçmeleri çok
daha uzun zaman alır. İkincil ilerletilmiş (progres) Ay için olduğu gibi. Örnek
olarak, bu denli arttırılmış aktivite vurgusu olan bir 10. evin anlamı
üzerinde düşünün.
3.
Evin önemi artar. Kıstırılmış evde bulunması olası gezegenler, transitlerin,
progresyonların
ve yayların uzayan geçiş süreleri (veya burada bulunan açı yapan gezegenler)
nedeniyle evin ilgili olduğu konularda daha fazla gelişme potansiyeli
vardır. Geçenlerde 9.evinde altı gezegen ve bir kıstırılma olan bir
müşterimin açıklamaları bu yüzden beni şaşırtmadı: Uluslararası hukuk
alanında çalışan bir avukattı ve kadın hakları için 48 ülkeye gitmişti.
Çeviren: Serap Rumelili
Öcalan
|
Başa Dön
|