Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

 

GÜNEŞ BURCU & AY BURCU

Bill Tierney

 

GÜNEŞ PARLAKLIĞI

Doğum haritamızda Güneş’in anlamı tam olarak nedir? Eski kitaplar Güneş’in bizim “bireyliğimizi” (Ay’ınsa “kişiliğimizi”) temsil ettiğini söylüyorlar. Ama gerçek bireylik daha ziyade sakınmasız Uranüs’ün konusu olabilir. Satürn de kişinin kendisini diğer insanlardan ayrı ve kopuk hissetmesi anlamında bireylikle bağlantılı olabilir. Ama böyle bir şey söz konusu olsa bile, Güneş’le ilişkilendirilen bireyliği tanımlamanın en iyi yolu onu ruhumuzun “özü” veya varlığımızın çekirdeği olarak düşünmektir. O bir ömür boyunca insanlığımızı geliştirirken bütün aktif ifademizin arkasındaki dürtücü gücü temsil eder.

Bir şeyi netleştirmemiz gerekiyor: Güneş burcu özelliklerimiz içgüdüsel değildirler. Canlılığımızın merkezî gücü olmasına rağmen, Güneş’le simgelenen asıl özümüzü, eğer bu kuvvetli enerjiyi en uygun yaşam kaynağına dönüştürmek istiyorsak, ortaya çıkartıp bilinçli şekilde farkına varmamız zorunludur. Bu nedenle, Güneş burç ve evinin değerlendirilmesini ve büyümesini besleyecek deneyimleri ve insanları kendimize çekmemiz gerekir. Güneş’in aldığı açılar bize bunun ipuçlarını sunarlar. Kavuşumlar, kareler ve karşıtlar bu anlamda daha belirleyicidirler.

Bu gerçekleşene kadar, ısı ve ışın saçan çekirdek benliğimizden “kopuk” yaşarız ve genellikle kendimizi gerçek bir amaç duygusunu yitirmiş durumda buluruz (zaman zaman bir türlü organize olamayan Başak’larla, ifadesiz İkizler’le, boşboğaz Akrep’lerle, yalnız Kova’larla, soğuk Yengeç’lerle karşılaşmıyor muyuz?). Sanki bütünlük ve büyüklük potansiyelimizi canlandırmak için gereken uygun solar (Güneş’e özgü) güçle kendimizi besleyememiş gibi oluruz. Satürn egoyu kendi yapısını ve sınırlarını yitirmekten korurken, Güneş egonun sarsılmaz bir güven ve kendine inançla ileri doğru parlamasını destekler. Bazen neşeyle Satürn’ün sınırlarının ötesine sıçrar.

Düşük öz-güven duygusu mevcut toplumumuzda neredeyse salgın hastalık boyutlarında olduğuna göre, başarıyla geliştirilmiş bir Güneş burcu bunun panzehiri olabilir (Jüpiter’in olumlu, kendini kutlayan bilinci de katkıda bulunabilir). Her şeyden önce, kişisel ego dürtülerimizi tanımamız, değerlendirmemiz ve desteklememiz gerekir. Solar bakış açısıyla ego “kötü” bir şey değildir. Transandental, aşkın yolu seçmiş olanlar için de: her şeyden önce daha sonra bırakabileceğiniz veya daha Yüksek bir Bilince teslim edebileceğiniz bir egoya sahip olmanız gerekir. Ego dürtülerini dengelemek hepimiz için çok meydan okuyucudur. Güneş burcu bize dikkat etmemiz gereken davranışsal tavırlarımızın ipuçlarını sunar. Bu özellikleri kucaklamak bütünlük arayışımızda bize yardımcı olur.

Öyle görünüyor ki, ancak 30 yaşından sonra Güneş burcu özelliklerimizi tam olarak anlayabiliyor ve onlardan faydalanabiliyoruz (belki de bunun nedeni Satürn Döngüsünde deneyimlediğimiz esaslı “sahici” ego ayarıdır.) Doğduğumuz andan beri hep bizimle olan özellikler şimdi daha iyi bir odaklanma ve yönlenme talep ederler. Bu değişim yaşında, psikolojik açıdan kendimizle başbaşa kalır, Güneş’e özgü kimliğimizi yaptığımız her şeye “bireyliğimizin” damgasını vuracak biçimlerde canlandırmaya zorlanırız. Bu da niçin çoğumuzun (daha ziyade Ay burcuna özgü karakteristiklerin daha etkili olduğu) çocuklukta Güneş burcu gibi davranmadığımızı açıklamaktadır.

Bir bakıma, Güneş burcu teması Kuzey Ay Düğümüne benzer: her ikisi de bizi gelecekteki büyümeye doğru iter. Her ikisi de bilinçlice açığa çıkartıp yapımızın bütünüyle birleştirmemiz gereken nitelikleri temsil eder. İkisi de (özellikle söz konusu burcun ve onun karşısındaki burcun güzel niteliklerini hünerle birleştirdiğimizde) kendimizi tamamlamamızın ve kendimizi onaylamamızın ödüllerini vaad eder. Ancak Güneş bilinçli irademizin temasını taşır, Kuzey Ay Düğümü ise daha bilinçsizdir ve işleyişi bakımından bir bakıma kadere yöneliktir.

Ay’ımızın doğum haritasındaki durumu Güneş’in esas hayat misyonuna mükemmel bir destek olarak hizmet etmektir. Sıkı sıkıya solar özelliklerimize sarılmak uğruna lunar (Ay’a özgü) özelliklerimizi bir kenara atmak bize yarar sağlamaz (zaten bunu yapamayız). Ay’ınızı (burç/ev olarak) solar amaçlarınızı desteklemek için nasıl kullanacağınıza bakın (iki planetin ortak paydalarını bulmak yardımcı olacaktır). Burada birlikte işleyen bir bağ kurmak gerekir. Doğduğunuz zamanki Ay safhalarını incelemek sizi aydınlatabilir.

Tüm bunları basit Güneş burcu genellemesinden uzaklaşıp “asıl” astrolojiyi öğrenirken, zaman zaman doğum haritamızdaki Güneş’e geri dönüp onun temsil ettiği temel yaşam yönümüzde ilerleme kaydedip kaydetmediğimize bakmamız gerektiğini hatırlatmak için anlattım. Neticede bu, doğum haritamızın kalbidir. Kendimizle gururlanmak ve kendimizi onaylamak kendimizi algılamamızı geliştirmeye yarar. Ve hayat bu özel farkındalıkla doya doya yaşamaya değer hale gelir.

Bu nedenle, lütfen Güneş burcunuzu atlamayın. Aksine, onun güzel özellikleriyle, temel bütünlüğüyle temasa geçin. Hatta her yıl doğum gününüzü hevesle kucaklamayı öğrenin. (“Of, bir yıl daha yaşlandım” veya “Doğum günlerinden nefret ediyorum” gibi cümleler Güneş festivalinin üzerine yağan olumsuz Satürn yağmurlarıdır.) Doğum gününüz kişisel yenilenme zamanıdır; bunu keyifli kılmayı öğrenin, yürekten hissedin! Mumları üfleyin ve özel bir dilekte bulunun! Çünkü güzel bir doğum günü “Bugün sadece biraz daha büyümüyorum –aynı zamanda hayat denen şu şeyde biraz daha ustalaşıyorum. Bravo. Şimdi, hediyelerim nerede?” demektir.

AY IŞIĞI

Doğum haritamızda Ay’ın anlamı nedir? Bazı eski kitaplar Ay’ın “kişiliğimizi” temsil ettiğini söylüyorlar. Bu, bence, çok belirsiz bir ifade. Ben Ay’ın en azından bu yaşamımızda yanımızda getirdiğimiz “geçmiş” duygusunu temsil ettiğini söylemeyi tercih ederim. Ay’ın burcu bu tür bir geçmişte (değişik geçmiş yaşamlarda) hassasiyetle geliştirdiğimiz karakter özelliklerini temsil eder. Bunlar şimdi, bu yaşamda içgüdüsel biçimde bizim lehimize çalışırlar. Bunlar bizim için koruyucu, hatta bazen savunucu, gibi davranan doğuştan gelen, kökleşmiş niteliklerdir. Bu yerleşik davranış düzenleriyle, en azından bilinçaltı düzeyde, kendimizi rahat hissederiz. Ne zaman güvensiz, kırılgan ve hayatımızın yolunda gitmediğini hissetsek, bir süre için Güneş burcumuzun özelliklerini geliştirmeyi bir kenara bırakıp, Ay burcumuzun, konularla ilgilenme açısından, alışkın olduğumuz boyutuna geri döneriz.

Ay burcumuzun davranış tarzından uzaklaşıp Güneş burcumuzun gelişimsel yoluna daha fazla odaklanınca daha fazla büyüyeceğimizi (daha spiritüel olacağımızı) varsayabiliriz. Eğer Güneş ve Ay’ımız gerilimli açı (kare veya karşıt) içindeyseler, entelektüel açıdan, sorun yaratan planetin Ay olduğunu, bizi Güneş’e özgü potansiyellerimizi canlandırarak aşmaya çalıştığımız yaşamla başa çıkma yollarına geri döndürdüğünü düşünerek onu suçlayabiliriz. Ancak ben Ay’ın doğum haritasındaki durumunun (burç/ev konumları/açıları) Güneş’in en çok yararlanacağı geri desteği sunduğunu düşünmeyi tercih ediyorum. Ay bizim derin, bilge ve bilen yönümüz olabilir. Bu nedenle Ay burcumuzun niteliklerinin bilincimizin sürekli devam eden gelişiminde Güneş burcumuzun potansiyellerini aktif biçimde desteklemesine ihtiyacımız vardır. Ay’ın böyle koruyucu bir role uyum sağlaması kolaydır.

Niçin? Belki Ay’ın bizim dünyevi deneyimimize ve bedenin içindeki canlı yaşamın doğal yolları ve ritmlerine çok aşina olan yönümüz olması nedeniyledir. Ay günlük fiziksel yaşamımızın önemli bir bölümü olan döngüleri “hisseder”. Ay üzerinde yürüdüğümüz zeminle temas kurmamıza psikolojik açıdan yardım eder. Sağlam bir desteğimiz olunca güvenli hissederiz. Güneş yola bu kadar emin hissederek çıkmaz; o içimizde ruhun daha soyut alemlerine ait olan canlı bir bölümü –ifadenin ideal bir düzeyde işlev gördüğü ancak buna rağmen yaşam süresince daha gerçek ve somut hale getirmemiz gereken bölümü temsil eder.

Ay burcumuz Güneş burcumuza kendi enerjilerini içsel ve dışsal yaşam deneyimlerimize bağlamak için ihtiyaç duyduğu uygun bir esasa dayandırma konusunda yardımcı olur. Ay’a özgü özelliklerimizi bastırmaya çalışmamamız gerekir (zaten ne kadar bastırmaya çalışırsak çalışalım, asla bir yere gitmezler). Bu noktada, doğum anındaki Ay safhasını (astronomik Ay-Güneş ilişkisini) incelemek bizi aydınlatır; belki doğum haritamızda üçgen veya kare gibi bir Güneş-Ay açısı yoktur, ama hepimiz astrolojide onay gören sekiz Ay safhasından birisi esnasında dünyaya geliriz.

Ay burcumuz bizim ne olduğumuzu, en azından çocukluk çağında, Güneş burcumuzdan daha net anlatır. Ay burcu özelliklerimiz çocukluk deneyimlerimiz ve ailemizin koşullandırmalarıyla güçlendirilir. Bilinçaltı etkisi nedeniyle, Ay burcumuzun psikolojisiyle davrandığımızı göremiyebiliriz, ama biz tanıyan insanlar bu şekilde hareket ettiğimizi daha kolay görebilirler (zira dış dünyayla her temas kuruşumuzda, alışılmış biçimde, Ay enerjimizi kullanırız; o bizim kişilerle bağ kurarken, Venüs bile harekete geçmeden önce, kullandığımız ilk tarzımızdır.) Ay niteliklerimizin bazıları çevreden gelen uyarıcılara içgüdüsel tepkilerimiz olarak ortaya çıkarlar, buna beden dili de dahildir.

Ayrıca, Ay’ı bir burçta bulunan bir insan o burcun özelliklerini Güneş’i o burçta bulunan bir insandan daha iyi temsil eder; örneğin Ay’ı Akrep’te bulunan bir insan Güneş’i Akrep’te bulunan birisine oranla daha Akrepseldir. En azından kişisel gelişiminin bir aşamasına kadar bu böyledir. Güneş burcu Akrep olanlar Akrep enerjisini ne zaman ve nasıl verimli biçimde kullanacaklarını öğreniyorlardır; ve bu enerjiyi “irade”leriyle, tamamen bilinçli biçimde kullanmayı öğreniyorlardır. Ay’ları Akrep’te bulunanlar (genellikle “Ben kimseyi manipüle etmiyorum!” derler) Akrep’in kendini koruma yöntemlerini kullandıklarının (çok iyi kullandıkları zaman bile) farkında olmayabilirler (bu yöntemler bu kişilerden dış dünyaya doğru, olumlu veya olumsuz, öylece akarlar, bu bütün Ay burçları için geçerlidir).

Ayrıca, duyarlı Ay doğru biçimde yaklaşılmazsa savunmaya geçebilir, bu da Ay’a özgü kimliğimizi nasıl ifade ettiğimiz konusunda farkındalığımızı engelleyebileceğimizin göstergesidir. Bazı astroloji kitaplarında, Güneş burcu özelliklerimiz veri gibi kabul edilmektedir. Onları sanki hiç çaba harcamadan otomatik olarak kullanabileceğimiz yazılır. Bu doğru değildir. Nitelikleri daha kolay gelen aslında Ay burcumuzdur.

Ancak Güneş burcu özelliklerimizi dışayıp, çevremizle uğraşırken sadece Ay burcu özelliklerimiz kullandığımız zaman bir sorun yaşayabiliriz. Aşırı duygusal Balık Ay davranış tarzı İkizler Güneş’in entelektüel gelişimine fazla yardımcı olamaz; aşırı temkinli Başak Ay Koç Güneş’in ihtiyaç duyduğu cesaret ve spontanlığın ateşli gelişimini kısıtlayabilir. Ay burcumuzda kendimizi çok rahat hissetmemiz (açılardan bağımsız) psikolojik açıdan sürekli evimizde kozamızın içinde oturacağımız anlamına gelmez. Ay burcu davranışına aşırı bağımlılık içsel durgunluk anlamına da gelebilir.

Eğer alışkın olduğumuz tepki biçimimize meydan okunmazsa, Güneş burcumuzun büyümesini engelleriz. Böylece yaşamlarımız bütünlenemez ve merkezi bir amaçtan yoksun kalırlar. Doğamızın bu iki bölümünü söz konusu burçların tamamlayıcı yönlerini bularak, bunların enerjilerini nihai amacımıza doğru çekerek birarada çalıştırmamız gerekir. Bu sayede Güneş ve Ay’ın güçlendirici işbirliği ruhsal ve spiritüel büyümemizin yararına çalışır. Hayat daha tatlılaşır.

 

Çeviren: Barış İlhan

 

BILL TIERNEY 30 yıllık deneyime sahip bir astrolog ve Dynamics of Aspect Analysis (Açı Analizinin Dinamikleri) isimli kitabın yazarıdır. Amerika ve Kanada’daki birçok konferansta seminerler vermiş, çok sayıda makalesi dergilerde yayınlanmıştır.

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.