|
İLİŞKİDE ELEMENTLERİN ROLÜ
Shirley
Soffer
Genel olarak bir ilişkinin
incelenmesinde doğum haritasını yorumlama süreci takip edilir. Bu açıdan
ilişkide elementler ve nitelikler de önemlidir, çünkü iki insan arasındaki temel
kimyayı gösterirler. Öncelikle işe insanla başlamak ve ilişkinin taraflarının,
ayrı bireyler olarak kendi haritalarını hayatta nasıl yaşadıklarını anlamak
gerekir.
Elementlerle ilgili bazı
temel şeyleri bilmekte fayda vardır. Kısaca belirtmek gerekirse:
-Kişisel gezegenleri ateş
elementinde olan biri genellikle geleceğe odaklanır ve herhangi bir şeyin
potansiyeline, yani ileride olabilecek haline bakar.
-Toprak insanı ‘şimdi ve
burada’dır. Her şeyi siyah-beyaz olarak ve ayağı yere basar bir şekilde görme
eğilimindedir.
-Su insanı geçmişe
yönelir. Duygusal tarihiyle, hatırladığı duygularla meşguldür.
-Hava insanı
geçmiş-gelecek-şimdi arasında hareket edebilir çünkü mitolojideki Merkür gibi
yer altı-yer üstü tüm alemleri gezebilir. Merkür Hades’e inebiliyordu, o halde
psişenin derinliklerine de inebilir. İnsan aklı da böyledir; günlük faturalarla
da ruhun derinlikleriyle de meşgul olabilir. Merkür Olympos’a gidebiliyordu; bu
demektir ki psikolojik olarak düşüncenin en yüksek boyutlarına çıkabilir.
Tüm bunlar ilişkinin
taraflarının her birinin kişisel haritalarındaki elementlerinin
karşılaştırılmasıyla ilgilidir ama kompozit haritanın elementleri de
incelenmelidir, çünkü iki insanın haritalarının orta noktalarından oluşan
kompozit haritada bambaşka bir element dağılımı ortaya çıkabilir. İlişkide
tarafların birbirlerinin elementlerine nasıl yanıt verdiklerine bakmak her zaman
çok ilginçtir. Örneğin birinin su elementi azken diğerinin çoksa, su elementi az
olan kendini dengelemek için bir şekilde diğerini çeker. Ya da biri ateş diğeri
toprak insanıysalar ve biri ileri bakarken diğeri şimdi ve burada yaşıyorsa, bu
ikisi birbirlerini dengeleyerek uyumu yakalayabilirler veya tersine çatışma da
çıkabilir.
Bazen taraflardan birinin
doğum haritasında veya kompozit haritada bir element çok fazla vurgulanabilir
veya hiç olmayabilir.
İlişki açısından element
ve nitelik dağılımına bir bakarsak:
-Ateş fazlalığı:
Eski Simyada “Passionatio” denen ve yanmak anlamına gelen bir tanım vardır.
Haritalarında ateş fazlalığı olanlar yakan insanlardır. Eğer çiftlerden birinin
doğum haritasında veya çiftin kompozit haritasında ateş fazlalığı varsa tortuyu,
fazlalığı, pası sürekli yakmak zorunda olan bir insan veya bir çift var
demektir. Passionatio’nun Simyadaki karşılığı, herhangi bir şeyin tüm nemini
tüketene kadar belirli bir ısıda yanmasıdır; bu durumda ısınan şey ya saflaşır
ya da patlar. Dolayısıyla ateş fazlalığı halinde tutkulu bir çift söz konusudur.
Hareketli, dürtüsel, drama dolu bir yaşamları vardır. Oturup düşünmektense hemen
harekete geçerler çünkü geleceğe odaklıdırlar. Sürekli ne olacağını düşünürler
ve hareket ederler.
Böyle bir çifte
rastlarsanız bu enerjiyi sağlıklı bir şekilde kanalize etmelerini önerin, aksi
halde kendilerini veya birbirlerini yakabilirler..
-Toprak fazlalığı:
Eğer kişisel doğum haritasında veya kompozitte toprak elementi baskınsa somut,
katı, sağlam bir yapı vardır. Simyada bunun karşılığı coagulatio’dur ve bir şeyi
alıp şekillendirmek, katı bir biçime sokmak, maddi bir form kazandırmak
demektir. Bu tipler somut bir şeyi gerçekleştirmek üzere bir arada çalışmayı
seven insanlardır. Şimdiki anla ve somut bir şeyi yapmakla meşguldürler.
Çalışarak ustalaşan ve yöneten insanlardır.
Seansta bu eğilimin
işkolikliğe dönüşmemesi için bu çifti uyarmak gerekir. Bu kadar fazla toprak
onları pratik konularla
çok fazla meşgul olmaya ve düşünmeye itebilir ki bu da risk alma
potansiyelini, tutkuyu,
yaratıcılığı öldürebilir.
-Hava fazlalığı:
Simyadaki karşılığı “sublimatio” yani uçunmaktır. Bir şeyi alıp daha yüksek
seviyelere taşımak, daha
yüksek seviyeye çıkarmak söz konusudur. Simyada buna katı bir şeyi gaza veya
gazı katı bir şeye dönüştürmek denir ama hiçbir zaman sıvıya değil! Dolayısıyla
suyun o duygulanımlı özelliği es geçilir. Fikirleri, prensipleri, ülküleri
paylaşmaktan ve tartışmaktan hoşlanan insanlardır. Neyi tartıştıkları ve neyi
konuştukları eğitim düzeylerine göre değişir ama alışveriş boyutu zihinseldir.
Duyguları hakkında da konuşabilirler ama öyle çok duygulanımlı bir şekilde
değil.. Çünkü her şeyi havaya çıkarıp uçucu hale getirirler.
Seansta onlara duygusal
yönleriyle de ilgilenmelerini söyleyebilirsiniz..
-Su fazlalığı: Eğer
bir insanın doğum haritasında veya çiftin kompozitinde su fazlaysa duygular ya
ön plandadır ya da sel olmuştur. Simyada karşılığı solutio, yani çözünme olarak
bilinir. Solutio’da madde suya konarak tamamen erir ve şeklini kaybeder. Bu
insanlar kişisel sınırları konusunda dikkatli olmalıdırlar çünkü çok fazla
kaynaşırlar ve kimin nerede başlayıp nerede bittiğini bilemezler. Bu yüzden
birinin en küçük bir duygusal değişimi, diğerini de otomatikman
etkiler. Aşırı hassastırlar, yani ilişki her an çözülecekmiş gibidir. Bu nedenle
her an tutunmak ihtiyacı hissedebilirler. Burada duygusal anlamda çeşitli
hayaller, hoş paylaşımlar olsa bile, gölge yönüyle duygusal bağımlılık söz
konusudur.
Bu nedenle seansta,
ilişkide kimlik tanımı ve sınırları belirleme konusuna dikkat çekilmelidir.
Bir doğum haritasında veya
kompozit haritada ilişki açısından önemli bir diğer nokta, herhangi bir
elementin hiç bulunmamasıdır. Bu durumda:
-Ateş yokluğu,
ilişkide heyecanın, aktivitenin ve dinamizmin eksikliğini gösterebilir. Ateş
evleri olan birinci, beşinci ve dokuzuncu evlerde gezegenlerin olması eksikliği
telafi edebilir.
-Toprak yokluğu,
ilişkinin kök salmamasını ya da somutlaşmamasını işaret edebilir. Toprak evleri
olan ikinci, altıncı ve onuncu evlerde gezegen yerleşimi varsa eksikliği
giderebilir.
-Hava yokluğu
zihinsel süreçlerin eksikliği, zihinsel olarak ilişkinin heyecan verici olmaması
demek olabilir. Hava evlerinde yani üçüncü, yedinci ve on birinci evlerde
gezegenlerin varlığı eksikliği doldurabilir.
-Su yokluğu,
duyguların işin içine katılmadığı ya da çiftin birbirlerine karşı duyarlı
olmadıkları anlamına gelebilir. Su evlerinde yani dördüncü, sekizinci ve on
ikinci evlerde gezegen yerleşimi eksikliği giderebilir.
Nitelikler açısından
kısaca şunlar söylenebilir: Eğer kişisel veya kompozit haritada
-Öncü fazlaysa, bu
çift kendi arasında da rekabet yaşar ve dolayısıyla bir şeyden bir şeye
rekabetle atlarlar. İlişki aşırı bir şekilde hareket odaklıdır. Başlatma ve
inisiyatif alma temaları vardır.
Bu yüzden böyle bir çifte
başladıklarını bitirmeleri, neyle ilgileniyorlarsa o ilgiyi sürdürmeleri tavsiye
edilebilir.
-Sabit çoksa,
dinamik olmak, ilişkiye biraz hareket katmak sorunu olabilir. Bir arada
rahattırlar ama bu durum giderek sıkıcı olabilir. Birbirlerine karşı inatçı
olabilirler. Pratik konularla uğraşmaktan yorulabilirler ki bu da ilişkinin
heyecanını tüketebilir.
Bu durumda seansta
ilişkiye dinamizm katmaları, aksi taktirde tıkanacakları söylenmelidir.
-Değişken güçlüyse,
taahhütte bulunmak, karara varmak, bir çift olarak bir arada kalmak
konusu güçlenir. İlişkiyi
bir çaba harcayacak kadar gerçek bulmazlar, “nasılsa her şey değişecek,
hiçbir şey kalıcı değil,
niye çaba harcayalım” diye düşünürler.
Bu durumda seansta bir
şeye tutunmaları, onu gerçek hale getirmeleri tavsiye edilebilir..
Derleyen:Oya Vulaş
Kaynak: Shirley Soffer,
“Kompozit Haritalar ve Sinastri” Semineri, 7 Haziran 2008, İstanbul
|