Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim

 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

                                   İLİŞKİDE ELEMENTLERİN ROLÜ

                                                                                                   

                                                                                                   Shirley Soffer

              

Genel olarak bir ilişkinin incelenmesinde doğum haritasını yorumlama süreci takip edilir. Bu açıdan ilişkide elementler ve nitelikler de önemlidir, çünkü iki insan arasındaki temel kimyayı gösterirler. Öncelikle işe insanla başlamak ve ilişkinin taraflarının, ayrı bireyler olarak kendi haritalarını hayatta nasıl yaşadıklarını anlamak gerekir.

 

Elementlerle ilgili bazı temel şeyleri bilmekte fayda vardır. Kısaca belirtmek gerekirse:

 

-Kişisel gezegenleri ateş elementinde olan biri genellikle geleceğe odaklanır ve herhangi bir şeyin potansiyeline, yani ileride olabilecek haline bakar.

 

-Toprak insanı ‘şimdi ve burada’dır. Her şeyi siyah-beyaz olarak ve ayağı yere basar bir şekilde görme eğilimindedir.

 

-Su insanı geçmişe yönelir. Duygusal tarihiyle, hatırladığı duygularla meşguldür.

 

-Hava insanı geçmiş-gelecek-şimdi arasında hareket edebilir çünkü mitolojideki Merkür gibi yer altı-yer üstü tüm alemleri gezebilir. Merkür Hades’e inebiliyordu, o halde psişenin derinliklerine de inebilir. İnsan aklı da böyledir; günlük faturalarla da ruhun derinlikleriyle de meşgul olabilir. Merkür Olympos’a gidebiliyordu; bu demektir ki psikolojik olarak düşüncenin en yüksek boyutlarına çıkabilir.

 

Tüm bunlar ilişkinin taraflarının her birinin kişisel haritalarındaki elementlerinin karşılaştırılmasıyla ilgilidir ama kompozit haritanın elementleri de incelenmelidir, çünkü iki insanın haritalarının orta noktalarından oluşan kompozit haritada bambaşka bir element dağılımı ortaya çıkabilir. İlişkide tarafların birbirlerinin elementlerine nasıl yanıt verdiklerine bakmak her zaman çok ilginçtir. Örneğin birinin su elementi azken diğerinin çoksa, su elementi az olan kendini dengelemek için bir şekilde diğerini çeker. Ya da biri ateş diğeri toprak insanıysalar ve biri ileri bakarken diğeri şimdi ve burada yaşıyorsa, bu ikisi birbirlerini dengeleyerek uyumu yakalayabilirler veya tersine çatışma da çıkabilir.

 

Bazen taraflardan birinin doğum haritasında veya kompozit haritada bir element çok fazla vurgulanabilir veya hiç olmayabilir.

 

İlişki açısından element ve nitelik dağılımına bir bakarsak:

 

-Ateş fazlalığı: Eski Simyada “Passionatio” denen ve yanmak anlamına gelen bir tanım vardır. Haritalarında ateş fazlalığı olanlar yakan insanlardır. Eğer çiftlerden birinin doğum haritasında veya çiftin kompozit haritasında ateş fazlalığı varsa tortuyu, fazlalığı, pası sürekli yakmak zorunda olan bir insan veya bir çift var demektir. Passionatio’nun Simyadaki karşılığı, herhangi bir şeyin tüm nemini tüketene kadar belirli bir ısıda yanmasıdır; bu durumda ısınan şey ya saflaşır ya da patlar. Dolayısıyla ateş fazlalığı halinde tutkulu bir çift söz konusudur. Hareketli, dürtüsel, drama dolu bir yaşamları vardır. Oturup düşünmektense hemen harekete geçerler çünkü geleceğe odaklıdırlar. Sürekli ne olacağını düşünürler ve hareket ederler.

 

Böyle bir çifte rastlarsanız bu enerjiyi sağlıklı bir şekilde kanalize etmelerini önerin, aksi halde kendilerini veya birbirlerini yakabilirler..

 

-Toprak fazlalığı: Eğer kişisel doğum haritasında veya kompozitte toprak elementi baskınsa somut, katı, sağlam bir yapı vardır. Simyada bunun karşılığı coagulatio’dur ve bir şeyi alıp şekillendirmek, katı bir biçime sokmak, maddi bir form kazandırmak demektir. Bu tipler somut bir şeyi gerçekleştirmek üzere bir arada çalışmayı seven insanlardır. Şimdiki anla ve somut bir şeyi yapmakla meşguldürler. Çalışarak ustalaşan ve yöneten insanlardır.

 

Seansta bu eğilimin işkolikliğe dönüşmemesi için bu çifti uyarmak gerekir. Bu kadar fazla toprak

onları pratik konularla çok fazla meşgul olmaya ve düşünmeye itebilir ki bu da risk alma

potansiyelini, tutkuyu, yaratıcılığı öldürebilir.

 

-Hava fazlalığı: Simyadaki karşılığı “sublimatio” yani uçunmaktır. Bir şeyi alıp daha yüksek

seviyelere taşımak, daha yüksek seviyeye çıkarmak söz konusudur. Simyada buna katı bir şeyi gaza veya gazı katı bir şeye dönüştürmek denir ama hiçbir zaman sıvıya değil! Dolayısıyla suyun o duygulanımlı özelliği es geçilir. Fikirleri, prensipleri, ülküleri paylaşmaktan ve tartışmaktan hoşlanan insanlardır. Neyi tartıştıkları ve neyi konuştukları eğitim düzeylerine göre değişir ama alışveriş boyutu zihinseldir. Duyguları hakkında da  konuşabilirler  ama öyle çok duygulanımlı bir şekilde değil.. Çünkü her şeyi havaya çıkarıp uçucu hale getirirler.

 

Seansta onlara duygusal yönleriyle de ilgilenmelerini söyleyebilirsiniz..

 

-Su fazlalığı: Eğer bir insanın doğum haritasında veya çiftin kompozitinde su fazlaysa duygular ya ön plandadır ya da sel olmuştur. Simyada karşılığı solutio, yani çözünme olarak bilinir. Solutio’da madde suya konarak tamamen erir ve şeklini kaybeder. Bu insanlar kişisel sınırları konusunda dikkatli olmalıdırlar çünkü çok fazla kaynaşırlar ve kimin nerede başlayıp nerede bittiğini bilemezler. Bu yüzden birinin en küçük bir duygusal değişimi, diğerini de otomatikman etkiler. Aşırı hassastırlar, yani ilişki her an çözülecekmiş gibidir. Bu nedenle her an tutunmak ihtiyacı hissedebilirler. Burada duygusal anlamda çeşitli hayaller, hoş paylaşımlar olsa bile, gölge yönüyle duygusal bağımlılık söz konusudur.

 

Bu nedenle seansta, ilişkide kimlik tanımı ve sınırları belirleme konusuna dikkat çekilmelidir.

 

Bir doğum haritasında veya kompozit haritada ilişki açısından önemli bir diğer nokta, herhangi bir elementin hiç bulunmamasıdır. Bu durumda:

 

-Ateş yokluğu, ilişkide heyecanın, aktivitenin ve dinamizmin eksikliğini gösterebilir. Ateş evleri olan birinci, beşinci ve dokuzuncu evlerde gezegenlerin olması eksikliği telafi edebilir.

 

-Toprak yokluğu, ilişkinin kök salmamasını ya da somutlaşmamasını işaret edebilir. Toprak evleri olan ikinci, altıncı ve onuncu evlerde gezegen yerleşimi varsa eksikliği giderebilir.

 

-Hava yokluğu zihinsel süreçlerin eksikliği, zihinsel olarak ilişkinin heyecan verici olmaması demek olabilir. Hava evlerinde yani üçüncü, yedinci ve on birinci evlerde gezegenlerin varlığı eksikliği doldurabilir.

 

-Su yokluğu, duyguların işin içine katılmadığı ya da çiftin birbirlerine karşı duyarlı olmadıkları anlamına gelebilir. Su evlerinde yani dördüncü, sekizinci ve on ikinci evlerde gezegen yerleşimi eksikliği giderebilir.

 

Nitelikler açısından kısaca şunlar söylenebilir:  Eğer kişisel veya kompozit haritada

 

-Öncü fazlaysa, bu çift kendi arasında da rekabet yaşar ve dolayısıyla bir şeyden bir şeye rekabetle atlarlar. İlişki aşırı bir şekilde hareket odaklıdır. Başlatma ve inisiyatif alma temaları vardır.

 

Bu yüzden böyle bir çifte başladıklarını bitirmeleri, neyle ilgileniyorlarsa o ilgiyi sürdürmeleri tavsiye edilebilir.

 

-Sabit çoksa, dinamik olmak, ilişkiye biraz hareket katmak sorunu olabilir. Bir arada rahattırlar ama bu durum giderek sıkıcı olabilir. Birbirlerine karşı inatçı olabilirler. Pratik konularla uğraşmaktan yorulabilirler ki bu da ilişkinin heyecanını tüketebilir.

Bu durumda seansta ilişkiye dinamizm katmaları, aksi taktirde tıkanacakları söylenmelidir.

 

-Değişken güçlüyse, taahhütte bulunmak, karara varmak, bir çift olarak bir arada kalmak

konusu güçlenir. İlişkiyi bir çaba harcayacak kadar gerçek bulmazlar, “nasılsa her şey değişecek,

hiçbir şey kalıcı değil, niye çaba harcayalım” diye düşünürler.

 

Bu durumda  seansta bir şeye tutunmaları, onu gerçek hale getirmeleri tavsiye edilebilir..

                                                                                                               

                                                                                                    Derleyen:Oya Vulaş

 

Kaynak: Shirley Soffer,  “Kompozit Haritalar ve Sinastri” Semineri, 7 Haziran 2008, İstanbul

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.