Güvenlik her burç için
farklı anlamlar ifade etse de, doğum haritamızda Ay’ımızın bulunduğu burç (ve ev
konumu) güvenlik ihtiyaçlarımızı doyurmak için izleyeceğimiz içgüdüsel yolları
sembolize eder. Burada kişisel güvenliğimizi etkileyen dışsal durumlar
açısından, nasıl fark etmeden o andaki ortama kendimizi ayarladığımızı
anlatacağız. Bizim lunar (Ay’a özgü) doğamız atmosferi içimize çekip o anki
dalgaları solumamıza yardımcı olur. Böyle bir alıcılık bizim ruh hallerimizi
renklendirir ve kendimizi iyi hissetme duygumuzu değiştirir. Ay hayatta
kalmamızı garantilemeye çalışan içimizdeki başlıca güçtür; oldukça yüksek bir
koruyucu rol oynar.
Alışkanlık modellerimiz
natal ayımızla bağlantılıdır. Burada, en azından, rahatlama ve dinlenme halinde
veya yalnız ve mahremken nasıl davrandığımız görülür. Ay’ımızın bulunduğu burçla
belirlenen davranışsal özellikler tereddütsüz, hiç düşünmeden, rutin olarak
ifade edilir, çünkü bu karakteristik özelliklere (her ne kadar biraz –yine bu
burçla belirlenen- aile koşullandırmaları ile bağlantılı olsa da)
çocukluğumuzdan beri sahip olduğumuz için kendimizi evimizde gibi hissederiz.
Fakat, hayata karşı bu kadar alışılagelmiş, değişmez reaksiyonlar gelişimimizin
önlenmesi ile sonuçlanabilir. Güvenli ve aşina olana sıkıca tutunan lunar
eğilimimiz eski modellerde sıkışıp kalmamıza ve gelecekte herhangi bir dinamik
büyümenin engellenmesine sebep olur.
Aynı zamanda, içimizde
“Ay’ın karanlık bir yanı”, yani psişemizde yerleşik olduğunu göremeyecek kadar
kör veya savunmacı olduğumuz gölge özelliklerimiz de vardır. Böylece,
bilinçsizce bütün arzu edilmeyen niteliklerimizi başkalarına transfer ederken,
onları reddetmiş oluruz. (Bu, bizim değil, başkalarının sorun olduğunu
hissettiğimiz zamanlardır). Yine de, bu gibi lunar gölge özelliklerimiz
psikolojimizin büyük bir kısmını oluşturur, ve bu nedenle bunları başkalarına
yansıtıp reddetmek yerine, bunlara sahip çıkıp uğraşmamız gerekir.
Ay’ımızın burcu, bu
durumları önceden analiz edecek zamanımız olsa bile, etrafımızdaki her şeye
nasıl alışageldiği şekilde tepki verdiğimizi açıklar. Burada bizim için çalışan
koruyucu özel bir radar sistemi vardır. Bize akıl ve mantığımız değil, içten
gelen bilgeliğimiz rehberlik eder ve bu bizim için daha iyi olabilir. İlk lunar
izlenimlerimiz (Ay’ımızın yaptığı natal açılara bağlı olarak) genellikle oldukça
anlaşılabilirdir. Her ne kadar kültürümüz duygusal zekamızın oynadığı rolü
düşürüp akıl gücümüzü ön plana çıkarsa da, insanları okumakta ve insan doğası
hakkında sandığımızdan daha zeki olma eğilimindeyiz.
Yaygın bir lunar zorluk,
çoğunlukla hemen arkasından gelen mantığa uydurmayı değil, içgüdülerimize
güvenip onları izlemeyi öğrenmektir. Fakat önce duygusal filtre sistemimizin
düzgün çalıştığından emin olmamız gerekir (çünkü lunar yönümüz aynı zamanda
güçlü ve mantıksız önyargılara da meyillidir).
Ay burcumuz, aynı burçta
bulunan Güneş’in yaşam sırasında bilinçli olarak öğreneceklerini çoktan biliyor
gözükür. Bu şu demektir; örneğin, Akrep’teki Ay daha ilk baştan Akrep enerjisini
Akrep’teki Güneş’ten daha çok biliyordur; bu enerji daha evvelden yerleşmiş
farkındalıktır- bilinen tanıdık bölgedir. Fakat neye göre? Birçok astrolog Ay
burcumuzun özelliklerinde şimdiki reakarnasyonumuzu etkileyen geçmiş hayatların
birleşiminin büyük rolü olduğunu iddia ediyor. Bununla birlikte, o burcun
ifadesinin kör noktaları ve hatta korkuları, Ay’ımızın geçmişten taşıdığı yükler
olabilir. Ancak genellikle Ay’ımız bildiğini şimdi bilir ve göz ardı edilemez.
İçgüdüler natal Ay’ımızın
evinde bize yardım ederler. Bu yaşam süresinde iyiye doğru yol almak istiyorsak,
burada duygularımızla temas içinde olmamız gerekir (söylemesi yapmasından daha
kolay). Bu evle bağlantılı olaylar ve kişiler için koruyucu ve hatta takıntılı
hissetme eğiliminde oluruz. Burada ki olaylar, daha iyiye ya da kötüye doğru,
düğmemize basarlar. Bu evde ki iniş çıkışlarımız düzenli ritimler izlese de,
lunar enerji dalgalanan enerji demektir (değişen fakat öngörülebilen okyanus
dalgaları gibi). Hayatımızın bu bölümündeki gelgiti tatmin etmek için sürekli
ruhsal ayarlamalar yapmamız gerekir. Ay’ımızın evinde arada sırada biraz
tarafsızlık ve mesafe geliştirmeyi öğrenmek iyidir.
Ay’ımızın natal açıları
hayatımızın daha kişisel boyutlarına işaret ederler. Diğer gezegenler Ay
burcumuzun ifadesini kuvvetli bir şekilde değiştirebilirler. (Örneğin Ay/ Satürn
açısı neşeli bir Yay burcu Ay’ın neşesini donuklaştırabilir, Ay/Jüpiter Oğlak
Ay’ının daha rahat olmasına sebep olabilir). Açı yapan her bir gezegen kendi
ihtiyaçlarının karşılanması için duygularımızı (Ay’ımızı) işin içine katmalıdır.
Aksi taktirde, lunar yönümüz o gezegen tarafından sunulan deneyime kendini
açmaz. Dolayısıya, duygusal akışımız o bölgede bloke olur.
Ay’ımızın aldığı önemli
transitler, anlamlı büyüme ve uzun süreli endişelerin geride bırakılma
zamanlarıdır. Bu transiti yapan gezegenler Neptün, Uranüs, Pluto olduğunda;
hayat bize insanlara ve olaylara karşı alışkın olduğumuz yanıtlama şeklini
bırakmamızı söyler. Gerilimli transitler duygusal isyanlar ve kendimizden emin
olmadığımız, belirsiz ve dengesiz bir dönem yaratabilirler, fakat sonunda
içeriye akan, bizi aydınlatacak olan enerjiyi kabullenmeyi öğreniriz ve ışığı
görürüz. Bütün gezegenler içinde Ay geçmişini geleceğine teslim etmeye en
gönülsüz gezegendir.
Uranüs transiti Ay'ımıza
bizim gerçek renklerimizi göstermemize engel olan şeyleri bırakmamız,
özgürlüğümüzü çalan veya ifademizi bastıran bazı insanları hayatımızdan
çıkarmamız, bazı riskleri almamız için meydan okur. Neptün transiti bizi
kımıldayamaz hale getiren korkularımızın çözülmesi, (kurban olma duygumuzu
beslemek yerine) bizi yaralayanları bağışlamamız ve kalplerimizi büyük kişisel
doyum rüyalarına açmamız için Ay'ımızı ikna eder. Pluto transiti Ay'ımızın
duygusal çarpıklıklara ve çözülmemiş açlıklara dayanan hayallerini soyar, bizi
her an incinebilir bırakır. Lakin Pluto'nun işi yenilemek ve yeniden
canlandırmaktır ve burada duygusal ihtiyaçlarımız önceden fark edilmemiş gücün
iç kaynaklarına hafifçe dokunulmasıyla gerçek güvenliği bulma şansını yakalar.
Her şey bir yana,
Ay'ımızın natal burcunu ve ev pozisyonunu ve açılarını gözden kaçırmak bir hata
olur. Çünkü mutluluk için gerçek şansımız Ay’ımızı ne kadar ustalıkla kabul edip
beslediğimize ve iç dünyamızda iyi demirlemiş hissetmemiz için bizi ne kadar
beslemesine izin verdiğimize bağlıdır.
Türkçesi: Ayşe Zaimoğlu