Mitler asırlar boyunca büyük
gerçekleri sunarak günümüze kadar gelmişlerdir. Çoğu kişi mitlerin
sadece peri masalı olduğunu düşünürken, aydınlanmış eski kişiler çok
daha içsel anlamlarının farkındaydılar. Mitolojide Pluto Olimpos'ta yaşayan
oniki tanrıdan biriydi. Zeus (Jupiter) başkandı. Kardeşlerin en büyüklerinden
bir diğeri de Satürn'dü. Satürn'e dünyanın ve üzerindeki her şeyin hükümdarlığı
verilmişti. Satürn varoluşun ilk kanununu (bedenlenerek sınırlanma) temsil
etmektedir. Aydınlanmamış benliğimizden -kişilik- ayrılmadan önce Satürn'ün
tüm testlerinden geçmek zorundayız. Dünyada yaşayan herkes kişiliğine bağlı
kaldığı sürece Satürn'ün hükmü altındadır. Dünyasal yaşamı temsil
eden haç tarafından aşağıya itilen Ay sembolü aydınlanmış benliği
temsil etmektedir. Balık çağında (0-2000) kişiliğimizin bu bölümü çarmıha
gerilmek zorunda kaldı. Kova çağında ise (2000-4000) böyle olmayacaktır.
Bu çağın Avatarı çarmıha gerilmeyecektir. Kişilik gerçek benliğin uşağı
olacaktır ve esas benliğin gücüne ulaşmakta kullanacağı bir kanal olarak
hak ettiği yeri alacaktır.
Dünya üzerindeki suların yöneticisi
olan ve bir diğer ismiyle Neptün diye adlandırılan Poseidon Olimpiya'da yaşayan
bir diğer tanrıydı. Su gurubunu oluşturan burçlar; Ay tarafından yönetilen
Yengeç, Pluto tarafından yönetilen Akrep ve Neptün tarafından yönetilen
Balık burcudur. İnancımıza göre Pluto'nun üst görüntüsünü oluşturan
Minerva ile Neptün arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Pluto'nun üst
sembolü olan Minerva *Chalıce'in üzerinde yükselen ruhu simgelemektedir ve
Ay dünyadaki varoluşu simgeleyen haçın üzerinde durmaktadır. Pluto ayrılmış
benliğin özünü simgeler. Minerva bizi dünyadaki her çocuğa miras olarak
kalan "erdeme" götüren yeniden doğuş ve dirilişi temsil
etmektedir.
Olimpiya tanrılarının kardeşlerinden
biri olan Pluto'ya yeraltının yönetimi verilmişti -yeraltına gömülen herşey!
Pluto kişiliğin ölümü ve ruhun yeniden doğuşunu temsil eden Akrep burcunu
yönetmektedir. Her tohum kabuğunu kırıp ışığa ulaşmadan önce toprağa
gömülmek zorundadır. Büyüme yaşantısına karanlıkta başlamak zorundadır.
Her tohum -insan tohumu bile- ışığa ulaşmadan önce karanlığa ihtiyaç
duyar. İşte Pluto bu karanlıktaki hayatı temsil etmektedir. Minerva ise
tohumun içinde bulunan hayat gücünün kabuğunu kırdığında ve toprağı
itip ışığa doğru büyümeye başladığında eriştiği "ışığı"
temsil eder.
Pluto karanlık bir gezegendir
ve alt güneş sisteminin bir parçasıdır. Dünyanın titreşimi gittikçe
artmaktadır ve dünyanın titreşimsel ana notasını yükseltmek için onu
bombardımana tutan yükseltilmiş titreşimleri kaldıramayanlar da olacaktır.
Uzun süreden beri altta gizli kalmış kötülükler onlarla yüzleşip
temizlememiz için yüzeye çıkartılmaktadırlar. Kaosun ve gezegeni süpürüp
götüren karışıklığın ardında iş gören enerji Pluto enerjisidir. Eski
yanlışlar ve kötülükler temizlenmelidir. Şafak karanlıktan sonra söker.
Eğer kişi buna izin verirse Pluto'nun dışsal görüntüsü kendini açığa
çıkaracaktır.
Bizi yönlendiren her
enerjinin çekim gücü olarak ortaya çıkan iki ucu vardır. Birer birey
olarak karşı konulmaz iki çekimin de merkezinde "dengeleyici
kuvvet" olarak var olan üçüncü gücü bulana kadar her iki uç tarafından
da çekilmekteyiz. Pluto bilincin karanlık dünyasını temsil etmektedir. İçimizde
bilinmeyen yerlerde gömülü bulunan içgüdüsel güçleri yöneten olağanüstü
kuvvetli bir güçtür. Pluto görünmezliği temsil eden bir kasket
giymektedir. Aynı şekilde Minerva da başında kasketle tasvir edilmektedir ve
tamamiyle bir yetişkin olarak Zeus'un başından fırlamıştır (Jupiter ya da
Zeus süper bilinçli benliğin sembolüdür). Pluto'da çok olumsuz bir yön de
söz konusudur. Üst görüntüsü ne kadar yukarıdaysa alt görüntüsü
(olumsuz yönü) de o kadar aşağıdadır. Bilinç seviyesi düşük insanların
kanunu hakimiyeti ele geçirdiği zaman bu enerjinin olumsuz tarafı kişinin
-herhangi bir kimsenin kendi kendine ortaya çıkarabileceğinden daha fazla- hırçınlaşmasına
yol açar. Günümüzde "Cehennem Melekleri" ve mafya Pluto'nun
bahsetmiş olduğumuz olumsuz -alt- görüntüsünün temsilcileridir.
Bilincimizdeki en yüksek
titreşimi bulup ortaya çıkardığımızda benliğimizin en alt ve derininde
buna eşdeğer ve karşıt bir titreşimi de ortaya çıkarmış oluruz. Alttaki
canavar harekete geçer ve değiştirilmek üzere yüzeye doğru yönelir. Bu
Pluto'nun düşük Akrep görüntüsüdür ve düşük düzeyli duyguların
bulanık sularının "arıtılması" gerektiğini gösterir. Bu da
spiritüel bir sığınma ve üst düzey bir spiritüel deneyim sonrasında,
neden "aşağı" vadiye inip dünyasal işlere dalarak içimizdeki
çamur ve pislikle yüzleşmemiz gerektiğini açıklamaktadır; böylece
Minerva'nın ışığı -kazandığımız içgörü- tüm bunları kurutup
temizleyebilecektir.
Bu olay eski ahitteki Musa
hikayesinde çok iyi aktarıılmıştır. Musa dağın tepesinde Tanrı'yla
birlikteydi. (Dağlar her zaman spiritüel bilincin en üst noktasını ve
zirvesini temsil ederler.) Ona o anda bulunduğu yerin üzerinde çalışması
ve edindiği ışığı ortaya çıkarması gereken yer olduğu söylenmişti.
Yalnızca iş gördüğümüz yerde edinmiş olduğumuz ışığı kullanarak
daha büyük fırsatlara ve daha büyük şeyler ortaya çıkarmaya doğru yönelebiliriz.
Astrologlar en eski
zamanlardan beri Pluto'nun varlığının bilincindeydiler. En eski çağların
"Rahip Astrologları" Pluto'ya (Hades) ölüm diyarının ve dünya yüzeyinin
altında bulunan tüm zenginliklerin yönetimini vermişlerdi. Astrologlar
Pluto'nun varlığından -bulunuşunun anonsu yapılmadan önce- öylesine
emindiler ki fiziksel özelliklerinin araştırılması ve sistemdeki yerinin
belirlenmesi dışında yapılacak çok az şey kalmıştı.
Pluto gezegeninin araştırılmasına
astronomlar Neptün'ün yörüngesinin karmaşıklığını tespit ettikleri
zaman başlandı. (Neptün'ün araştırılmasına da Uranüs'ün yörüngesindeki
olağandışılığın farkedilmesi yol açmıştı.) Pluto gezegeninin keşfedildiği
anonsu 12 Mart 1930 da Arizona Flagstaff'da bulunan Lowell Gözetleme
Merkezi'nden yapıldı. Neptün gezegeni ile olan benzerliği baştan beri
ortadaydı. Gezegenin keşfi Dr. Percıval Lowell tarafından 1905'te başlatılan
araştırmaların bir sonucuydu. Pluto ilk olarak fotoğrafik bir araştırma sırasında
(Ocak 1930) farkedildi. O andan itibaren rotası sayısız fotoğraf camında
izlendi ve Lowell Gözlem merkezinde çalışan ekibin bir üyesi olan Clyde
Tombaugh tarafından keşfin anonsu yapıldı.
Pluto'nun istatistiklerinin
bilimsel çevrelerde birçok soruyu cevaplayacağı sanılırken, cevapladığı
sorulardan çok daha fazlasını da beraberinde getirmişti- tam bir Akrep özelliği!
Pluto güneş sistemimizdeki en uzak gezegen (Dünyadan 3.6 milyon mil uzakta)
ve şu ana kadar bilinenler arasında güneş sistemimize aktarılan en son
gezegendir. En donanımlı teleskopların yardımıyla bile bir fotoğraf camının
üzerinde sadece küçük bir nokta olarak belirmektedir. Özde, yalnızca Neptün
ve onun spiritüel ışınlarına karşılık verebilenler Pluto'nun Minerva görüntüsünü
doğru şekilde anlamayı ve karşılık vermeyi umabilirler.
Pluto daha önce var olan
matematiksel oranlardaki benzerliği yıkmıştır. Mars hariç (Mars Pluto'nun
düşük oktavıdır) Güneş'ten Jüpiter'e kadar olan gezegenleri hacmen orantılı
bir şekilde büyütmüş, Jüpiter'den Neptün'e kadar olanları da hacmen
orantılı bir şekilde küçültmüştür. Pluto'nun büyüklüğü (yaklaşık
olarak dünyamızın yarısı kadar) eski formülde ona verilen yeri doldurmak için
çok küçük kalıyordu. Pluto sisteme dahil olana kadar diğer gezegenlerin Güneş'e
olan uzaklığı neredeyse mükemmel denebilecek matematiksel gelişimleri de
beraberinde getirmişti. Diğer gezegenlerin yörüngeleri neredeyse birbirine
paralel bir biçimde ilerliyorlardı. Diğer yandan Pluto çok daha elliptik bir
yörüngeye sahipti ve bu da dünyanın yörüngesi hakkında ortaya konulan en
doğru dereceleri bile alt üst etmişti. Pluto diğer bir gezegenin yörüngesinden
geçen tek gezegendir. Pluto gün berisinde olduğunda Güneş'e, Neptün'ün gün
ötesinde olduğundan daha yakındır. Pluto diğer planetler gibi kendi yörüngesini
izliyor gibi görünmemektedir. Bu da Pluto'nun güneş sistemimizin kanunlarına
uymayan özelliklerinden bir diğeridir.
Yukarıda belirtilen bilimsel
gerçekler hem bilimadamlarının hem de astrologların, Pluto'nun güneş
sistemimizde bulunan doğal bir gezegen olmadığı yönünde fikir yürütmelerine
yol açmaktadır. Böyle düşünmekte de haklıdırlar. Satürn ötesi
gezegenler bize, dünyamızın evriminin hızlandırılması için verilmiştirler.
Ayrıca Pluto hakkındaki bazı tartışmalarda kullanılan "tutsak"
veya "esir gezegen" terimleri de doğru olabilir. Sözcüğün gerçek
anlamıyla Pluto "karanlık" bir gezegendir. Bilim ötesi araştırmalar
Pluto'nun çok eski devirlerden beri evrimleşmeyi reddedenlerin hapisanesi olduğunu
göstermektedir. Pluto gün berisinde olduğu zaman (döngüsünde Güneş'e en
yakın olduğu nokta) Güneş'e Neptün'ün gün ötesinde olduğundan (Güneş'e
en uzak olduğu nokta) daha yakındır. Eğer şefkat ve empati (Neptün'ün özü)
kişiden olabildiğince uzaksa yeni bir yapılanma (Pluto) gereklidir. Pluto'nun
- Minerva'nın (erdemin tanrıçası) anlamını da içeren- en yüksek anlamı
"evrensel bilinçlilik" tir. Aşağıya karanlıklar vadisine inip onu
bulması gereken kişiler vardır.
Dante'nin İlahi Komedya'sında
cehenneme iniş (Hades) bölümü Pluto'nun anlamı hakkında bazı ipuçları
vermektedir. Yükselmemizden önce her zaman içimizdeki karanlıklara iniş söz
konusudur. Dante İlahi Komedya'sının başında kederli bir şekilde kendini
karanlık bir ormanda bulur. Daha sonra güneş tarafından aydınlatılmış
bir tepe görür ve (kitabında insan sebebinin sembolü olan) Virgilius
ile karşılaşır. Dante tepeyi aşmak için hazırlanır fakat içindeki bilinçsiz
karanlığı temsil eden şeytanlar yolu tıkamıştır. Tepenin etrafını dolaşmadan
önce cehenneme doğru -kendi alt bilincinin derinliklerine doğru- bir hac
yolculuğu yapmak zorundadır.
Dünya Pluto'nun keşfine denk
gelen dönemlerde dünya savaşları, suikastler yaşamış, şiddet ve zorbalık
tekrar canlanmış ve insanın emekle ortaya çıkardığı şeyleri parazit
gibi kemiren çete tipi organizasyonlar türemiştir. Pluto enerjisinin bu
olumsuz kullanımını gözlemleyip onu karanlık, yıkıcı ve zararlı olarak
tanımlayan birçok kişi vardı. Bu ancak bir noktaya kadar doğru olabilir,
çünkü ortada olan bir gerçek varsa, o da aynı enerjinin olumlu kullanımının
da söz konusu olduğudur. Eğer kişi Pluto enerjisinin düşük görüntüsünü
kullanmayı tercih ederse bu ona yıkım ve sefalet getirecektir. Bu çok güçlü
ışınlar erdem ve akılla kullanıldığında Pluto'nun Minerva görüntüsü
harekete geçecek ve sonuç da insan oğlunun geleceği için atılan büyük
bir adım olacaktır.
Ünlü "Lındberg bebek
kaçırılması" olayı Pluto'nun keşfiyle aynı döneme rastlamıştı.
Pluto'ya "kaçırılma"nın yöneticiliği de verilmişti. Ancak yalnızca
kendini spiritüel olarak geliştirmiş kişiler Minerva görüntüsünü iş başında
görebilirler. O zamana kadar kaçırılma olaylarını federal polislerin yönetmesini
öngören bir yasa yoktu. Ancak bu kaçırılma olayıyla birlikte yasa yapıcılar
kaçırılmaya karşı tüm çocukları koruyan bir yasa teklifini meclisten geçirebilmişlerdi.
Dr. Sigmund Freud'un ve daha sonraları
onun öğrencisi olan Carl G. Jung'un çalışmaları, araştırılmak üzere bilinçsiz
dünyamıza bir kapı açmıştır. Pluto'nun keşfi insanoğlunun düşünme ve hissetme
yöntemleri için yeni bir günü müjdelemiştir. Korkularımızın kendi
bilinçsizliğimizin yansıması olduğunun belirlenmesi, insanları hızlı bir şekilde
kendi bilinçsizlikleriyle yüzleşmeye itmiştir.
Pluto tarafından yönetilen
Akrep burcu hem bir aziz hem de bir şeytan olabilir. Pluto'nun negatif görüntüsünde
duygusal karışıklık ve gizli bir yıkıcılık yatar. Ayrıca çıkmaza
girme -düğümlenme- ve içgüdüsel olarak kendi kendine zarar verme de söz
konusudur. Pluto'nun negatif ışınları, şu ana kadar insanoğlu tarafından
bilinen gezegenler arasında, en şiddetlisidir. Büyüme acı dolu deneyimler
sonucunda gerçekleşir. Pluto'nun pozitif görüntüsü Minerva -erdemin tanrıçası-
ile tasvir edilir. Minerva baş ile kalbi birbirine bağlar. Pluto'nun yüksek görüntüsü
aydınlanma ve kozmik bilinci oluşturur.