Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

  ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim

 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

PLUTO - İç Karanlığımız

Isabel Hickey

Mitler asırlar boyunca büyük gerçekleri sunarak günümüze kadar gelmişlerdir. Çoğu kişi mitlerin sadece peri masalı olduğunu düşünürken, aydınlanmış eski kişiler çok daha içsel anlamlarının farkındaydılar. Mitolojide Pluto Olimpos'ta yaşayan oniki tanrıdan biriydi. Zeus (Jupiter) başkandı. Kardeşlerin en büyüklerinden bir diğeri de Satürn'dü. Satürn'e dünyanın ve üzerindeki her şeyin hükümdarlığı verilmişti. Satürn varoluşun ilk kanununu (bedenlenerek sınırlanma) temsil etmektedir. Aydınlanmamış benliğimizden -kişilik- ayrılmadan önce Satürn'ün tüm testlerinden geçmek zorundayız. Dünyada yaşayan herkes kişiliğine bağlı kaldığı sürece Satürn'ün hükmü altındadır. Dünyasal yaşamı temsil eden haç tarafından aşağıya itilen Ay sembolü  aydınlanmış benliği temsil etmektedir. Balık çağında (0-2000) kişiliğimizin bu bölümü çarmıha gerilmek zorunda kaldı. Kova çağında ise (2000-4000) böyle olmayacaktır. Bu çağın Avatarı çarmıha gerilmeyecektir. Kişilik gerçek benliğin uşağı olacaktır ve esas benliğin gücüne ulaşmakta kullanacağı bir kanal olarak hak ettiği yeri alacaktır.

Dünya üzerindeki suların yöneticisi olan ve bir diğer ismiyle Neptün diye adlandırılan Poseidon Olimpiya'da yaşayan bir diğer tanrıydı. Su gurubunu oluşturan burçlar; Ay tarafından yönetilen Yengeç, Pluto tarafından yönetilen Akrep ve Neptün tarafından yönetilen Balık burcudur. İnancımıza göre Pluto'nun üst görüntüsünü oluşturan Minerva ile Neptün arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Pluto'nun üst sembolü olan Minerva *Chalıce'in üzerinde yükselen ruhu simgelemektedir ve Ay dünyadaki varoluşu simgeleyen haçın üzerinde durmaktadır. Pluto ayrılmış benliğin özünü simgeler. Minerva bizi dünyadaki her çocuğa miras olarak kalan "erdeme" götüren yeniden doğuş ve dirilişi temsil etmektedir.

Olimpiya tanrılarının kardeşlerinden biri olan Pluto'ya yeraltının yönetimi verilmişti -yeraltına gömülen herşey! Pluto kişiliğin ölümü ve ruhun yeniden doğuşunu temsil eden Akrep burcunu yönetmektedir. Her tohum kabuğunu kırıp ışığa ulaşmadan önce toprağa gömülmek zorundadır. Büyüme yaşantısına karanlıkta başlamak zorundadır. Her tohum -insan tohumu bile- ışığa ulaşmadan önce karanlığa ihtiyaç duyar. İşte Pluto bu karanlıktaki hayatı temsil etmektedir. Minerva ise tohumun içinde bulunan hayat gücünün kabuğunu kırdığında ve toprağı itip ışığa doğru büyümeye başladığında eriştiği "ışığı" temsil eder.

Pluto karanlık bir gezegendir ve alt güneş sisteminin bir parçasıdır. Dünyanın titreşimi gittikçe artmaktadır ve dünyanın titreşimsel ana notasını yükseltmek için onu bombardımana tutan yükseltilmiş titreşimleri kaldıramayanlar da olacaktır. Uzun süreden beri altta gizli kalmış kötülükler onlarla yüzleşip temizlememiz için yüzeye çıkartılmaktadırlar. Kaosun ve gezegeni süpürüp götüren karışıklığın ardında iş gören enerji Pluto enerjisidir. Eski yanlışlar ve kötülükler temizlenmelidir. Şafak karanlıktan sonra söker. Eğer kişi buna izin verirse Pluto'nun dışsal görüntüsü kendini açığa çıkaracaktır.

Bizi yönlendiren her enerjinin çekim gücü olarak ortaya çıkan iki ucu vardır. Birer birey olarak karşı konulmaz iki çekimin de merkezinde "dengeleyici kuvvet" olarak var olan üçüncü gücü bulana kadar her iki uç tarafından da çekilmekteyiz. Pluto bilincin karanlık dünyasını temsil etmektedir. İçimizde bilinmeyen yerlerde gömülü bulunan içgüdüsel güçleri yöneten olağanüstü kuvvetli bir güçtür. Pluto görünmezliği temsil eden bir kasket giymektedir. Aynı şekilde Minerva da başında kasketle tasvir edilmektedir ve tamamiyle bir yetişkin olarak Zeus'un başından fırlamıştır (Jupiter ya da Zeus süper bilinçli benliğin sembolüdür). Pluto'da çok olumsuz bir yön de söz konusudur. Üst görüntüsü ne kadar yukarıdaysa alt görüntüsü (olumsuz yönü) de o kadar aşağıdadır. Bilinç seviyesi düşük insanların kanunu hakimiyeti ele geçirdiği zaman bu enerjinin olumsuz tarafı kişinin -herhangi bir kimsenin kendi kendine ortaya çıkarabileceğinden daha fazla- hırçınlaşmasına yol açar. Günümüzde "Cehennem Melekleri" ve mafya Pluto'nun bahsetmiş olduğumuz olumsuz -alt- görüntüsünün temsilcileridir.

Bilincimizdeki en yüksek titreşimi bulup ortaya çıkardığımızda benliğimizin en alt ve derininde buna eşdeğer ve karşıt bir titreşimi de ortaya çıkarmış oluruz. Alttaki canavar harekete geçer ve değiştirilmek üzere yüzeye doğru yönelir. Bu Pluto'nun düşük Akrep görüntüsüdür ve düşük düzeyli duyguların bulanık sularının "arıtılması" gerektiğini gösterir. Bu da spiritüel bir sığınma ve üst düzey bir spiritüel deneyim sonrasında, neden "aşağı" vadiye inip dünyasal işlere dalarak içimizdeki çamur ve pislikle yüzleşmemiz gerektiğini açıklamaktadır; böylece Minerva'nın ışığı -kazandığımız içgörü- tüm bunları kurutup temizleyebilecektir.

Bu olay eski ahitteki Musa hikayesinde çok iyi aktarıılmıştır. Musa dağın tepesinde Tanrı'yla birlikteydi. (Dağlar her zaman spiritüel bilincin en üst noktasını ve zirvesini temsil ederler.) Ona o anda bulunduğu yerin üzerinde çalışması ve edindiği ışığı ortaya çıkarması gereken yer olduğu söylenmişti. Yalnızca iş gördüğümüz yerde edinmiş olduğumuz ışığı kullanarak daha büyük fırsatlara ve daha büyük şeyler ortaya çıkarmaya doğru yönelebiliriz.

Astrologlar en eski zamanlardan beri Pluto'nun varlığının bilincindeydiler. En eski çağların "Rahip Astrologları" Pluto'ya (Hades) ölüm diyarının ve dünya yüzeyinin altında bulunan tüm zenginliklerin yönetimini vermişlerdi. Astrologlar Pluto'nun varlığından -bulunuşunun anonsu yapılmadan önce- öylesine emindiler ki fiziksel özelliklerinin araştırılması ve sistemdeki yerinin belirlenmesi dışında yapılacak çok az şey kalmıştı.

Pluto gezegeninin araştırılmasına astronomlar Neptün'ün yörüngesinin karmaşıklığını tespit ettikleri zaman başlandı. (Neptün'ün araştırılmasına da Uranüs'ün yörüngesindeki olağandışılığın farkedilmesi yol açmıştı.) Pluto gezegeninin keşfedildiği anonsu 12 Mart 1930 da Arizona Flagstaff'da bulunan Lowell Gözetleme Merkezi'nden yapıldı. Neptün gezegeni ile olan benzerliği baştan beri ortadaydı. Gezegenin keşfi Dr. Percıval Lowell tarafından 1905'te başlatılan araştırmaların bir sonucuydu. Pluto ilk olarak fotoğrafik bir araştırma sırasında (Ocak 1930) farkedildi. O andan itibaren rotası sayısız fotoğraf camında izlendi ve Lowell Gözlem merkezinde çalışan ekibin bir üyesi olan Clyde Tombaugh tarafından keşfin anonsu yapıldı.

Pluto'nun istatistiklerinin bilimsel çevrelerde birçok soruyu cevaplayacağı sanılırken, cevapladığı sorulardan çok daha fazlasını da beraberinde getirmişti- tam bir Akrep özelliği! Pluto güneş sistemimizdeki en uzak gezegen (Dünyadan 3.6 milyon mil uzakta) ve şu ana kadar bilinenler arasında güneş sistemimize aktarılan en son gezegendir. En donanımlı teleskopların yardımıyla bile bir fotoğraf camının üzerinde sadece küçük bir nokta olarak belirmektedir. Özde, yalnızca Neptün ve onun spiritüel ışınlarına karşılık verebilenler Pluto'nun Minerva görüntüsünü doğru şekilde anlamayı ve karşılık vermeyi umabilirler.

Pluto daha önce var olan matematiksel oranlardaki benzerliği yıkmıştır. Mars hariç (Mars Pluto'nun düşük oktavıdır) Güneş'ten Jüpiter'e kadar olan gezegenleri hacmen orantılı bir şekilde büyütmüş, Jüpiter'den Neptün'e kadar olanları da hacmen orantılı bir şekilde küçültmüştür. Pluto'nun büyüklüğü (yaklaşık olarak dünyamızın yarısı kadar) eski formülde ona verilen yeri doldurmak için çok küçük kalıyordu. Pluto sisteme dahil olana kadar diğer gezegenlerin Güneş'e olan uzaklığı neredeyse mükemmel denebilecek matematiksel gelişimleri de beraberinde getirmişti. Diğer gezegenlerin yörüngeleri neredeyse birbirine  paralel bir biçimde ilerliyorlardı. Diğer yandan Pluto çok daha elliptik bir yörüngeye sahipti ve bu da dünyanın yörüngesi hakkında ortaya konulan en doğru dereceleri bile alt üst etmişti. Pluto diğer bir gezegenin yörüngesinden geçen tek gezegendir. Pluto gün berisinde olduğunda Güneş'e, Neptün'ün gün ötesinde olduğundan daha yakındır. Pluto diğer planetler gibi kendi yörüngesini izliyor gibi görünmemektedir. Bu da Pluto'nun güneş sistemimizin kanunlarına uymayan özelliklerinden bir diğeridir.

Yukarıda belirtilen bilimsel gerçekler hem bilimadamlarının hem de astrologların, Pluto'nun güneş sistemimizde bulunan doğal bir gezegen olmadığı yönünde fikir yürütmelerine yol açmaktadır. Böyle düşünmekte de haklıdırlar. Satürn ötesi gezegenler bize, dünyamızın evriminin hızlandırılması için verilmiştirler. Ayrıca Pluto hakkındaki bazı tartışmalarda kullanılan "tutsak" veya "esir gezegen" terimleri de doğru olabilir. Sözcüğün gerçek anlamıyla Pluto "karanlık" bir gezegendir. Bilim ötesi araştırmalar Pluto'nun çok eski devirlerden beri evrimleşmeyi reddedenlerin hapisanesi olduğunu göstermektedir. Pluto gün berisinde olduğu zaman (döngüsünde Güneş'e en yakın olduğu nokta) Güneş'e  Neptün'ün gün ötesinde olduğundan (Güneş'e en uzak olduğu nokta) daha yakındır. Eğer şefkat ve empati (Neptün'ün özü) kişiden olabildiğince uzaksa yeni bir yapılanma (Pluto) gereklidir. Pluto'nun - Minerva'nın (erdemin tanrıçası) anlamını da içeren- en yüksek anlamı "evrensel bilinçlilik" tir. Aşağıya karanlıklar vadisine inip onu bulması gereken kişiler vardır. 

Dante'nin İlahi Komedya'sında cehenneme iniş (Hades) bölümü Pluto'nun anlamı hakkında bazı ipuçları vermektedir. Yükselmemizden önce her zaman içimizdeki karanlıklara iniş söz konusudur. Dante İlahi Komedya'sının başında kederli bir şekilde kendini karanlık bir ormanda bulur. Daha sonra güneş tarafından aydınlatılmış bir tepe görür ve (kitabında insan sebebinin sembolü olan) Virgilius   ile karşılaşır. Dante tepeyi aşmak için hazırlanır fakat içindeki bilinçsiz karanlığı temsil eden şeytanlar yolu tıkamıştır. Tepenin etrafını dolaşmadan önce cehenneme doğru -kendi alt bilincinin derinliklerine doğru- bir hac yolculuğu yapmak zorundadır. 

Dünya Pluto'nun keşfine denk gelen dönemlerde dünya savaşları, suikastler yaşamış, şiddet ve zorbalık tekrar canlanmış ve insanın emekle ortaya çıkardığı şeyleri parazit gibi kemiren çete tipi organizasyonlar türemiştir. Pluto enerjisinin bu olumsuz kullanımını gözlemleyip onu karanlık, yıkıcı ve zararlı olarak tanımlayan birçok kişi vardı. Bu ancak bir noktaya kadar doğru olabilir, çünkü ortada olan bir gerçek varsa, o da aynı enerjinin olumlu kullanımının da söz konusu olduğudur. Eğer kişi Pluto enerjisinin düşük görüntüsünü kullanmayı tercih ederse bu ona yıkım ve sefalet getirecektir. Bu çok güçlü ışınlar erdem ve akılla kullanıldığında Pluto'nun Minerva görüntüsü harekete geçecek ve sonuç da insan oğlunun geleceği için atılan büyük bir adım olacaktır.

Ünlü "Lındberg bebek kaçırılması" olayı Pluto'nun keşfiyle aynı döneme rastlamıştı. Pluto'ya "kaçırılma"nın yöneticiliği de verilmişti. Ancak yalnızca kendini spiritüel olarak geliştirmiş kişiler Minerva görüntüsünü iş başında görebilirler. O zamana kadar kaçırılma olaylarını federal polislerin yönetmesini öngören bir yasa yoktu. Ancak bu kaçırılma olayıyla birlikte yasa yapıcılar kaçırılmaya karşı tüm çocukları koruyan bir yasa teklifini meclisten geçirebilmişlerdi. 

Dr. Sigmund Freud'un ve daha sonraları onun öğrencisi olan Carl G. Jung'un çalışmaları, araştırılmak üzere bilinçsiz dünyamıza bir kapı açmıştır. Pluto'nun keşfi insanoğlunun düşünme ve hissetme yöntemleri için yeni bir günü müjdelemiştir. Korkularımızın kendi bilinçsizliğimizin yansıması olduğunun belirlenmesi, insanları hızlı bir şekilde kendi bilinçsizlikleriyle yüzleşmeye itmiştir. 

Pluto tarafından yönetilen Akrep burcu hem bir aziz hem de bir şeytan olabilir. Pluto'nun negatif görüntüsünde duygusal karışıklık ve gizli bir yıkıcılık yatar. Ayrıca çıkmaza girme -düğümlenme- ve içgüdüsel olarak kendi kendine zarar verme de söz konusudur. Pluto'nun negatif ışınları, şu ana kadar insanoğlu tarafından bilinen gezegenler arasında, en şiddetlisidir. Büyüme acı dolu deneyimler sonucunda gerçekleşir. Pluto'nun pozitif görüntüsü Minerva -erdemin tanrıçası- ile tasvir edilir. Minerva baş ile kalbi birbirine bağlar. Pluto'nun yüksek görüntüsü aydınlanma ve kozmik bilinci oluşturur. 

Çeviren: Mehmet Arap

 

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.