|
SHAKESPEARE’İN ASTROLOJİSİ
Frank
Piechoski
©1996
William Shakespeare’in
çalışmaları birçok farklı kaynaktan gelen zengin imgelerle doludur. Mitoloji,
sihir ve bilim konularının tümü onun metinlerinde kendilerine bir yer
bulmaktadırlar. Çalışmalarındaki imgelerin en zengin kaynaklarından biri de
astrolojidir. Shakespeare, astrolojik olaylara, tahminlere ve metaforlara
oyunlarında ve şiirlerinde geniş bir
yer verir. Bu makalede, Shakespear’in çalışmalarındaki bu astrolojik
göndermeler, “Yeter ki Sonu İyi Bitsin (All’s Well That Ends Well)” ve “Kral
Lear (King Lear)” oyunlarındaki astrolojik unsurlar göz önünde bulundurularak
incelenecektir. Shakespeare astroloji hakkında çok bilgiliydi ve astrolojik
uygulamalara riayet etmekte ve son derece saygı duymaktaydı. Bunun, oyunlarından
örnekler kullanılmak suretiyle ve astrolojinin o
dönemdeki popülaritesine ve o dönemde kullanılan astrolojik metotlara
bakılarak ortaya konması mümkündür.
Bu oyunlarındaki
astrolojik elementleri deşifre etmeye başlamadan önce astrolojinin genel kavramları hakkında temel bir bilgiye sahip
olmamız gerekir. Astrolojinin binlerce yıldan fazla süre içinde gelişmiş kompleks bir metodolojisi vardır. Shakespeare
döneminde uygulanmış olan astrolojinin kökleri yine binlerce yıl öncesine
dayanır. Bilebildiğimiz kadarıyla astroloji, yılın önemli zamanlarında belirli
yıldızların ya da gezegenlerin konum, renk, ve parlaklık durumlarından
kaynaklanan ana işaret ve belirtilerin okunması ile başlamıştır. Astrolojinin
arıtılması, düzenlenerek bir sisteme bağlanması ve kodlanması Yunanlılar
tarafından fakat özellikle Claudius Ptolemy’nin M.S.2. yüzyılda yazdığı
Tetrabiblos eseri ile gerçekleştirilmiştir. Rönesans ve modern batı
astrolojisinin temel kavramları bu çalışmaya dayanmaktadır.
Astroloji basit bir
anlatımla, dünya üzerindeki hayat ile güneş, ay ve gezegenlerin gözlemlenebilir
hareketlerinin karşılıklı ilişkisi ve etkileşimidir. Astroloji döngülerin
incelendiği bir bilimdir. Dünyanın güneş etrafındaki bir yıllık döngüsü, ayın
dünya etrafındaki 28 günlük döngüsü ve dünyanın kendi etrafındaki dönüş
hareketinin 24 saatlik döngüsü buna örnektir. Dünya ile ilişkisinde her gezegen
kendi döngüsüne sahiptir. Güneşe yakın olan Merkür ve Venüsün yaklaşık olarak
birer yıllık döngüleri varken, dünya yörüngesinin dışında kalan gezegenlerin ise
daha uzun süren döngüleri vardır. Mars 2 yıl, Jüpiter 12 yıl ve Satürn 28 yıllık
döngülere sahiptir. Shakespeare döneminde Uranüs, Neptün ve Pluto henüz
bilinmemekteydi. Bu makalede güneş ve ay da gezegenler olarak anılacaktır.
Her gezegen kendine özgü
niteliklere sahiptir ve vücudun farklı bölümleri, yaşamın farklı alanları, hatta
mekanları ve nesneleri ile bağlantılıdır. Örneğin Venüs gezegeni vücudumuzda
boğazı, sanatsal uğraşıları, mücevherleri, bahçeleri ve bakırı yönetir. Yine her
gezegen Zodyak burçlarından bir ya da ikisini ve gökyüzünün 12 mevsimsel
bölünmesiyle oluşan –evler adını verdiğimiz– alanlardan birini yönetir. Venüs
gezegeni Boğa ve Terazi burçlarını yönetmektedir. Zodyak burçları, baharın
birinci gününde astrolojik yılı başlatan Koç burcu ile başlar. Ayrıca her burç,
dünyanın kendi etrafındaki dönüş hareketine istinaden oluşmuş 12 evden biri ile
bağlantılıdır. Koç burcu birinci evin tabiatını paylaşır, Boğa burcu ise ikinci
evin ve diğer burçlar da bu sırayı izler. Bunlara ek olarak, birinci evin
başlangıç çizgisi ‘yükselen’, onuncu evin başlangıç çizgisi ise ‘tepe noktası’
adını alır. Her bir horoskopta ikisi de çok önemli noktalardır.
Horoskop zamanın belirli
bir anı için çizilmiş bir astrolojik haritadır. Bu, bir kişinin doğum anı (natal
harita/doğum haritası), bir olay ya da girişimin başlangıç anı (seçim
astrolojisi haritası), hatta bir sorunun sorulması anı (soru astrolojisi
haritası) olabilir. Gökyüzünün stilize edilmiş bu haritası astrolog tarafından,
gezegenlerin pozisyonlarının ve ev çizgilerinin bulunması için trigonometrik ve
logaritmik hesaplar kullanılarak belirli bir tarih, saat ve mekan için
hazırlanır. Haritanın oluşturulmasından sonra astrolog, gezegenler arasındaki
açıların ya da açısal ilişkilerin olup olmadığını görmek için hesap yapar.
Gezegenler arasındaki açılar iki gezegenin birbirine ne derece ve nasıl entegre olacağını gösterir. Ana açılar
ise şunlardır: 0 derecelik açı ile kavuşum açısı, altmışlık açı olarak tabir
edilen 60 derecelik açı, 90 derecelik açı ile kare açı, 120 derecelik açı ile
üçgen açı ve 180 derecelik açı ile karşıt açı. Tüm bu bilgileri bir araya
topladıktan sonra astrolog haritanın yorumuna geçebilir. (Lilly 51-103)
Shakespeare döneminde
astrolojiye riayet edilmekte ve çok saygı gösterilmekteydi. Yüksek sınıf ve halk
sınıfının her ikisi de astrologlara başvururdu ve her iki sınıf da astrolojik
kavram ve terimlere aşinaydı (Clark 37 – 43). Elizabeth döneminin en ünlü
astroloğu John Dee idi. Dee döneminin ünlü astroloğu olmakla birlikte, Dee’nin
danışanlarının en ünlüsü ise Kraliçe Birinci Elizabeth idi. Günlüğü bize
Dee’nin, Kraliçe ve onun maiyetiyle ne kadar sık görüştüğünü ve o dönemde
çalışan bir astroloğun günlük hayatının krolonojisini göstermektedir (Naylor 183
– 196). O dönemin İngilteresinde astrolojinin çok geniş bir kullanım ve uygulama
alanına sahip olduğu verilerine dayanarak, Shakespeare’in de astrolojik
kavramlar konusunda bu kadar bilgili ve hünerli olması hiç şaşırtıcı değildir.
Shakespeare ve astroloji
birlikte düşünüldüğünde “Yeter ki Sonu İyi Bitsin (All’s Well That Ends Well)”
oyunu akla gelir. Oyunun ilk perdesinden bir bölüm aşağıdadır:*
HELENA: Mösyö Parolles,
siz cömert bir yıldızın etkisi altında doğmuş olmalısınız.
PAROLLES: Mars’ın etkisi
altında.
HELENA:.Ben de özellikle
Mars’tır diye tahmin ettim.
PAROLLES: Nasıl?
HELENA: Savaşlarda
sırtınız yerden kalkmadı da ondan
Mars
etkisi altında doğmuştur diye düşündüm.
PAROLLES: Etkisi
arttığında elbette.
HELENA: Hayır, bence
geriye çekilince.
PAROLLES: Neden böyle
düşünüyorsunuz?
HELENA: Vuruştuğunuzda
hep geriye kaçıyorsunuz da ondan.
PAROLLES: Bu bir taktik.
HELENA: Demek korkunca
kaçmak güvenliğinizi sağlıyor. Sizdeki cesaretle korkunun bireşimi kaçmanıza
yarayan bir özellik olmuş. Siz de bunu kendinize çok yakıştırmışsınız.
(1.Bölüm, 1.Sahne)
Açıkça görülmektedir ki
Helena astrolojik kavramları anlamakta ve bunları kendi yararına kullanmaktadır.
Oyunun kahramanı olarak, kendi entelektüel maharetini, hayatının kontrolünü
eline alarak göstermektedir. Müstakbel kocasının hizmetçisi olan Parolles ile
olan yukarıdaki bölümde, Helena onu “cömert bir yıldızın etkisi altında doğmuş”
biri olarak tanımlar. Parolles cevap olarak marsın etkin olduğu vakitte
doğduğunu söylediğinde ise, “Hayır, bence geriye çekilince” diyerek ona sert
çıkar. Helena “geriye çekilince” derken, marsın yaklaşık iki yılda bir dünyadan
gözlemlenebilen doğal geri gitme hareketini kastetmektedir. Büyük bir savaşçı
olduğunu iddia eden Parolles de marsın ileri hareketinde doğduğunu ileri
sürmektedir. Fakat onun büyük bir yalancı ve büyük ihtimalle de korkak biri
olduğunu bilen Helena onun marsın geri hareketi esnasında doğduğuna
inanmaktadır. Geri giden Mars, aldatıcı, korkak ve talep edildiğinde ya da
yardım istendiğinde direk harekete geçmeye aciz bir insanı ifade eder. Bu durum
Parolles’e tıpa tıp uymaktadır. Burada Shakespeare, kahramanına keskin bir
astrolojik kavrayış vermektedir. Helena bilgili bir şifacıdır ve bu sıfatla
hastalıkları teşhis ve tedavi ederken astrolojinin yardımından faydalanmaktadır.
Shakespeare döneminin fizikçileri okulda astroloji eğitimi de görürlerdi.
Shakespeare Helena’yı kralı tedavi etmek ve kendi geleceğini güvence altına
almak için maharetini kullanan bir karakter olarak oluşturmuştur.
“Kral Lear” trajedisinde
ise astroloji daha büyük bir etken olarak kullanılmıştır. Birinci perdede
Gloucester öncelikle astroloji konusunu ortaya atmaktadır:
GLOUCESTER: Şu son
günlerdeki güneş ve ay tutulmaları hiç de hayra alamet değil. Gerçi bilimsel
düşünce bu doğa olaylarını şu ya da bu nedene bağlıyor ama insan doğası yine
de bu tutulmaların ardı sıra gelen belalardan yakasını kurtaramıyor. Sevgiler
soğuyor, dostluklar parçalanıyor, kardeşler bozuşuyor; kentlerde ayaklanmalar,
ülkelerde anlaşmazlıklar çıkıyor; saraya ihanet; baba ile evlat arasına kara
kedi giriyor. Oğlum olacak o alçak da bu kehaneti doğrulamıyor mu? İşte babaya
karşı duran bir evlat: kral doğal yoldan çıkıyor, bu kez de evladına cephe
alan bir baba. Hayatımızın o güzel günleri geçti artık… Hile, yalan dolan,
ihanet ve her türlü yıkıcı düzenler peşimizi bırakmayacak artık… taa mezara
kadar. O yılanın gerçek kimliği ortaya çıkar Elmund. Bir şey kaybetmezsin ama
dikkatli ol. Bak o soylu, sadık Kent nasıl da sürüldü! Suçu? Dürüstlük. Çok
garip, çok garip.
(1.Bölüm, 2.Sahne)
Gloucester, ülkedeki
sıkıntılı meseleleri o sırada oluşmuş güneş ve ay tutulmaları ile eşleştiren,
oyundaki sempatik karakterlerinden biridir. Astrolojide tutulmalar görüldükleri
yerlerde büyük felaketlerin olabileceğinin habercisi olan güçlü astrolojik
olaylardan bir tanesidir. Gözle görülebilir tam güneş
tutulması nadirdir ve kralın, ülkenin ya da ilgili birimin haritasındaki
pozisyonlarına bağlı olarak eski yapıları yok edip yenileri ile
değiştirebilirler. Tutulmalar savaşın ve zorlayıcı değişimlerin habercisidirler
ve Gloucester bu durumun farkındadır. Tutulmaların bir diğer muhtemel
sonuçlarından biri ise Gloucester’in de bizzat çok yakından bileceği körlüktür.
Gloucester astrolojinin etkinliğine inanmakta ve itibar etmektedir.
Gloucester’in gayrimeşru
oğlu Elmund’un ise çok daha farklı bir astroloji anlayışı vardır. Astrolojiye inanmaz, onu anlamaz ve saygı duymaz. Bu,
babasının sahneden çıkışından hemen sonraki tiradında görülebilir:
ELMUND: İşte insanların
sersemliğine güzel bir örnek: çoğu kez kendi ektiğimizi biçtiğimiz halde,
bahtımız kapandı mı, başımıza gelecek felaketlerin sorumluluğunu gider güneşe,
aya ve yıldızlara yükleriz. Sanki zorunlu olduğumuz için kötülük yaparmışız
gibi; sanki göklerin zoru ile budala, doğuşumuza egemen olan burcumuzun
baskısı ile alçak, hırsız ve hain; sanki yıldızımızın etkisine boyun eğmek
gerektiği için sarhoş, yalancı olur, zina ederiz. Yaptığımız bütün kötülükler
kutsal bir gücün zoruyla olur. Orospu peşinde koşan bir zamparanın şehvetini
bir yıldıza yüklemesi harika bir kaçamak doğrusu! Babam annemle Ejder takım
yıldızlarının kuyruğu altında birleşmiş, ben de Büyük Ayı’nın altında
doğmuşum, huyum da ondan kaba, saba ve şehvetli olmuş! Saçma! Ben piç olarak
ana rahmine düşerken, en saf yıldız göklerde parlasaydı bile, ben neysem o
olurdum yine. Edgar’a gelince…
(1.Bölüm, 2.Sahne)
Elmund’un gerçek bir
astroloji bilgisi yoktur. Birçok yanlış varsayımlara sahiptir ve astrolojinin
etkinliğine itirazında birçok hata yapar. “Ejder takım yıldızlarının kuyruğu
altında” diyerek Ejderhanın kuyruğundan bahsettiğinde, takımyıldızlardan ya da
burçlardan söz ettiğini sanmaktadır. Aslında Ejderhanın Kuyruğu elipslerin
oluşumu ile ilgili bir nokta olan Güney Ay Düğümü için kullanılan isimlerden
biridir. Kuzey ya da Güney Ay Düğümü ile 12 derecelik açıda bir yeni ay olduğu
zaman bir solar elips oluşur. “Babam annemle Ejder takım yıldızlarının kuyruğu
altında birleşmiş…” demektedir. Astroloji karakteri tanımlamak için gebe kalınan
anı kullanmaz, sadece doğum saatini kullanır. Elmund ayrıca Büyük Ayı’nın
altında doğduğunu beyan etmektedir, bu imkansızdır çünkü Büyük Ayı zodyaktaki
bir takımyıldız değildir; güneşin dünya etrafındaki seyir yolu olan ekliptiğin
rotasıdır. Büyük Ayı’nın geleneksel manada astrolojik bir anlamı yoktur.
Astrolojiye karşı Elmund’un sert eleştirisi astroloji paradigmasının
etkinliğinden ziyade, özgür iradenin karşısındaki kader tartışması ile
ilgilidir. Bugün halen astrologlar özgür iradeye karşı kader tartışmasının
içindedirler. Ancak Elmund’a gününün astrolojik bilgisi geçmiş olmalıydı. Elmund’un sözlerine tanık
olan üvey kardeşi Edgar:
ELMUND: Geçen gün bir
yazı okumuştum; bu güneş ve ay tutulmasından sonra neler olacağını
belirtiyordu; onu düşünüyorum.
EDGAR: Böyle şeylere
kafa yoruyorsun ha!
ELMUND: İnan bana,
yazıdaki kehanet birer birer çıkıyor: baba ile evlat arasında doğal olmayan
durumları; ölüm, kıtlık; eski dostlukların bitmesi; devlet içinde ikilik,
anlaşmazlık, krala ve soylulara gözdağı, beddualar; gereksiz kuşkular;
dostların sürgüne gönderilmesi, ordunun dağılması, evlilik bağlarının kopması,
daha neler neler…
(1.Bölüm, 2.Sahne)
Edgar’ı yanıltmak için bir
zemin hazırlamak üzere Elmund babasının söylediklerini süsleyerek tekrarlar.
Elmund üvey kardeşine, babasına ve krala karşı çıkarken aslında bir astrolojinin
oyununu oynadığını bilmemektedir. Nitekim Gloucester tarafından yapılan
astrolojik yorumlar oyunun sonunda gerçekleşecektir.
Tüm bu örnekler
göstermektedir ki Shakespeare astrolojiyi çok iyi bilmekte ve olay örgülerini
ilertletmek, karakterlerine incelik kazandırmak için astrolojiyi kullanmaktadır.
Yarattığı karakterlerinden seyircinin rahatsız olmasını ya da onları sevmesini
sağlamak için astrolojiyi kullanıp kullanmadığı ise tartışmaya açık bir konudur.
“Yeter ki Sonu İyi Bitsin (All’s Well That Ends Well)” oyununda Helena’nın
sözlerine astrolojik prensiplerin derin bir kavrayışını nasıl yerleştirdiğini
görmekteyiz. Böyle yaparak astrolojik bilgisi yüksek olan seyircisine karşı
Helena karakterini daha çekici kılmaktadır. Tersine “Kral Lear” oyunun
başlarında Elmund karakterine astrolojiye karşı
yanlış bilgiyle sert eleştiriler yaptırtarak onu yermektedir.
Bu iki oyunu incelemek
bize Shakespeare’in astrolojik konular hakkında çok bilgili ve hünerli olduğunu
göstermektedir. Yine bu iki oyun göstermektedir ki, Shakespeare çok güçlü ve
yetenekli olan kahramanlarından birine astrolojiye inanç ve astrolojik bilgi
verirken; en hilekar ve en yerilen kötü adam karakterlerinden birine ise
astrolojiyi küçümsemeyi ve astrolojik cehaleti vermiştir. Shakespeare ne
yaptığını bilmekteydi. Astrolojik bilgisi ona kendi seyircisine daha etkin ve
daha iyi bir şekilde ulaşmasını sağladı. Astrolojik prensiplere egemen olması,
İngiliz Dilinin en önde gelen yazarı olmasına yardımcı oldu.
Çeviren:
Sevi Orakoğlu
*Yeter ki Sonu İyi Bitsin
(All’s Well That Ends Well), Türkçe Çevirisi: Özdemir Nutku, Remzi Kitabevi, 5.
Basım, Eylül 2006
|