TRANSİTLERİ
ANLAMANIN PRATİK YOLU:
Soru
sorun !
Astroloji öğrenmeye çalışanlar
çok iyi bilirler ki iş tüm öğrendiklerimizi harman etmeye, başka bir deyişle
yorumlama safhasına, geldi mi, ufakta olsa bir hayal kırıklığı yaşarız.
Nedeni basit: O kadar çok teorik bilgi edinmişizdir ki onları her hangi bir
insanın hayatına uyarlamak gerçekten zordur. Artık tüm teorik bilgilerimize
hayat vermek zorunluluğu vardır. Astroloji anlaşılabilir bir dille konuşmalıdır.
Bu ise ancak tanrılar katından ölümlülerin katına inmekle mümkündür.
Sembollerin mitolojik anlamları hiç şüphe yok ki onları en saf, en katıksız
halleriyle anlamamıza yardım ederler. Ancak bugün ve burada benim, sizin,
hepimizin hayatında ne anlama geldiklerini doğru anlamak astrolojinin doğru
kullanılması açısından şarttır. Yaşantılarımızı, deneyimlerimizi,
derinlerdeki duygularımızı anlamlandırabilmemiz, farkındalık
kazanabilmemiz için onları kendi öz dilimize tercüme etmeliyiz. Bunun en
pratik yolu ise sorular sormak.
Bir doğum haritasının, hatta
farz edelim ki kendi doğum haritamızın transitlerini inceliyoruz. ‘Terzi
kendi söküğünü dikemez’ dediğinizi duyar gibiyim. Ama biliyoruz ki pek
çoğumuz, keşfettiği gençlik aşısını önce kendinde deneme cesaretini(!)
gösteren bilim adamı gibiyiz. Transitlerin, öncelikle de insan yaşamında önemli
dönüm noktalarını gösteren ağır hareket eden planetlerin etkilerini kendi
yaşantısında öngörmeyi astroloji ile ilgilenen herkes biraz ister. Ancak yaşantılarımızda
krizler, kayıplar, terk etmeler veya edilmeler gibi gelişen olaylarda görünenin
arkasına bakmak zordur. Tüm yaşadıklarımızın aslında birer dönüşüm
şansı olduğunu, hayatın aslında belki de kendimizin bilmediğimiz bir yanımızla
tanışma ve bütünleşme imkanını sağlayabileceğini atlamamak için
transitlerin asıl işlevini, dilini doğru anlamak gerekir. Astrolojinin yaşamsal
bir danışman olarak kullanılması ancak böyle olur. Hep söylemeye çalışıyoruz.
Diyoruz ki başınıza ne geleceği veya geldiği elbetteki duygusal açıdan çok
etkin ve sizi çok zorlayıcı olabilir. Ancak lütfen bunun üzerinde takılıp
kafanızı kuma gömmeyiniz, soru sorunuz. Aksi durumda sadece yaşadığınız
dışsal gerçeklik içsel gerçekliğinizi gölgeler. Dış dünya ve orada
olanlarla iç dünyamız ve orada olanlar arasındaki paralellik ortadan kalkar,
daha doğrusu biz bu ilişkiyi kaybederiz. Bu durumda hiç şüphe yok ki kurban
durumuna düţeriz. Yaşamın dümenini ne kadar dış dünyanın eline
verirsek biz kendimizi o kadar az gerçekleştiririz.
İçinde bulunduğumuz bir süreci,
yaşamakta olduğumuz hoş veya pek nahoş bir deneyimi anlamlandırmak, yani
olan bitenin gerçekten farkında olmak için sorular soralım. Bir doğum
haritasının transit durumunu yorumlarken tüm teorik bilgilerimizin ve geliştirdiğimiz
bir takım peşin hükümlerin kurbanı olmamak için soru soralım. Soracağımız
sorular transit temasının bize özel seyrine ilişkin ipuçlarını bulmamızda
çok etkili olabilirler. Temayı kişiselleştirmek gibi en zor işi kolaylaştırırlar.
Aslında farkında olmadığımız, hiç kendimize ait hissetmediğimiz duygu ve
düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlayabilirler. Böylece baktığımız
halde görmediğimiz bir resmin farkına varırız: Kendi resmimizin !
Bir
JÜPİTER transitinin yaşantımıza
tercüme edilmesini kolaylaştırmak için aşağıdaki gibi sorular
sorabiliriz.
- Karşınıza çıkan hangi
olanaklar gerçekten size uygundur, kendinizi geliştirmeniz ve büyümeniz için
gereklidir? Hangileri ise sadece keyfi olarak "hadi olsun bakalım" türünden,
kof, fayda getirmeyecek gelişmelerdir?
-
Hangi olanaklar
(neler) sizi uzun vadede ileriye götürür? Neler sizi ileride olumsuz sonuçlarına
katlanmak zorunda kalabileceğiniz, gerçek hedeflerinizden sapmanızla sonuçlanacak
durumlara iter?
- Yeni olanakları doğru ve
ayaklarınızın üstüne sağlam basar bir şekilde değerlendirmek için hangi
belirli ve kalıcı yöntemleri uygulamalısınız? Bu yöntemleri bulmaktan
sizi geri tutması olası duygu ve düşünceler neler olabilir?
- Yeni şeyler öğrenmek
arzunuzdaki artışı nasıl kullanıyorsunuz?
- İnsan içine daha fazla çıkıyor
musunuz? Yeni insanlar, başka kültürden gelen insanlarla ilişkileriniz var mı?
Seyahat ediyor musunuz? Dünyanıza girmesi olası yabancı olan bu yeni şeyleri,
insanları tanımanın sizin yaşam felsefenizi geliştirebilmeniz açısından
ne kadar önemli olduğunun farkında mısınız? Yoksa "sepet şeklinde"
gezip, pasaportunuzun sayfalarını mı doldurmaktasınız? Kadıköy vapurunda
karşınıza oturmuş turist kızın ayakkabısının biçimsizliğine takılıp
temsil ettiği şeyi sadece buna mı indirgemektesiniz?
- Vizyonunuz, yaşama dair
fikirleriniz, görüşleriniz ne kadar size ait? Çoğunluğu ailenizden, çocukluk
döneminin o meşhur "mahalle adabından" yani sosyal çevrenizden kalın
izler mi taşımakta?
- Şu sıralar içinde bulunduğunuz
bu iyimserlik ve kendine güven halini transitin bitiminden sonrada kalıcı kılmak,
işe yarar tutmak için çaba gösteriyor musunuz? Yoksa bu pek hoş ruh halini
bozuk para gibi harcamakta mısınız?
- Yaşamınızın anlamı
nedir? Bu anlam hakkında bir fikriniz varsa bu anlamı günlük yaşama
uygulamak, işlemek için ne yapabilirsiniz? Teoriyi pratik uygulamaya nasıl geçirebilirsiniz?
Eğer
SATÜRN‘ün kalıcılığa,tutarlılığa
ve disipline ilişkin sınavlarından birisiyle karşı karşıyaysak aşağıdaki
sorulara "dürüstçe" cevap vermek, "Altın Çağ’ın Satürn’ü"
ile tanışmamızı sağlayabilir.
- Kendinize karşı ne kadar dürüstsünüz?
Kendi kendinizi ne kadar ciddiye alıyorsunuz?
- Yaşamınızdaki kalıcı,
uzun vadeli ve dayanıklı yapıları nasıl kurar ve onları hangi yöntemlerle
korursunuz?
- Yaşamınızda her hangi bir
alanda darlık, yoksunluk veya memnuniyetsizlik hissediyor musunuz? Çoktan değiştirilmiş
olması gereken şey nedir?
- Önceliğiniz nedir?
Neler daha az önemlidir?
- Hedeflerinize ulaşmak için
hangi önemli adımlar atılmalıdır?
- Hedeflerinize ulaşmak
için ne kadar uğraş vermeniz
gerektiğini düşünüyorsunuz? Sizi engellemesi olası içsel
ve dışsal nedenler neler olabilir? Hedeflerinizi gerçekten güvenilir, sağlam
bir temel üzerine inşaa ettiğinizden emin misiniz?
- Planlarınızı gerçeklerden
yola çıkarak mı yapıyorsunuz? Yoksa herşey arzulanan gerçekliğin, ideal
bir varsayımın üstüne mi kurulmakta? Yok varsaydığınız gerçekler söz
konusu olabilir mi?
- Sizi korkutan durumlar veya
insanlar var mı? Korkularınızla yüzleşir misiniz? Yoksa kaçar mısınız?
Korkunuzu yok sayarak o temaların dış dünyadan size olaylar şeklinde çıkagelmelerini
sağlayacak biçimde davranıyor olabilir misiniz?
- Otorite ile sorununuz var mı
? Ne kadar kendi kendinizin otoritesisiniz? Ne kadar dışsal otoriteye bağlısınız?
Böylesi bir otorite bağımlılığı varsa ne yapmayı düşünüyorsunuz?
- Çocukluktan kalma bir takım
sosyal normlar, örneklemeler v.b. şeylerin bugün kendiniz gibi yaşamanızı
engellediği duygusunu taşıyor musunuz? Ebeveynlerinizin genel çizgisi neydi?
Siz hangi alanlarda hala bu çizgiyi takip etmektesiniz, hangi alanlarda değişip
geliştiğinizi düşünüyorsunuz? Kendi yolunuzu buldunuz mu?
URANÜS transitleri size yaşamınızda
önemli bir noktaya, kavşağa geldiğinizi söylerler. Hangi yöne gideceğinize
karar vermek durumunda olursunuz. Sadece size has özellikleriniz, arzularınız,
geleceğe ait planlarınız önem kazanır. Aşağıdaki sorular bu konuda size
yardımcı olabilirler.
- Yaşamınızda hangi alanda
eskiye bağlı kalıyorsunuz ve değişiklikten kaçınıyorsunuz? Daha iyi farkına
varabilmek için kendinize şu soruyu sorun: "Yaşamımda herşeyin yirmi yıl
daha aynı şekliyle kalmasını hayal edebilir miyim?" Bunu hayal etmek
sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?
- Değişim fikrini Uranüs
getirir. Ancak o bir yapılanmadan farklıdır. Gerçekleşmesi istenen şeyin
planlanması gerekir. Sizce içinizden gelen, çoğu zaman dışarıdakilerin
hazırlıksız yakalandığı, değişim arzunuz ve hedeflediğiniz noktaya ulaşmak
için hangi etaplardan geçmeyi tasarlıyorsunuz?
- Yapmak istediğiniz değişiklik,
içinizden gelen güçlü değişim arzusu nereye kadar sizin farklılaşma
arzunuzu tatmin etmeye yönelik? Sadece farklı olmak adına nedensiz ve sağlıksız
bir baş kaldırı, isyankarlık gibi duygular söz konusu olabilir mi?
- Nerede ve ne zaman faklılıklarınız
ortaya çıkar? Gerçek farklılığınız (bir ego gösterisi yapmaya
yeltenmeksizin) nedir?
- Farklılığınızı en iyi
nasıl ortaya koyabilirsiniz?
- Canlılığınızı, hareket
etme ve eyleme geçme arzunuzu sinirlenmeksizin nasıl tatmin edersiniz?
NEPTÜN transitiyle ilgili
olarak deneyimlerimiz genellikle yoğun bir siste , güçlü bir akıntı içinde
bindiğimiz salı kazasız belasız karşı kıyıya ulaştırmak gibidir. Doğru
yolu bir şekilde bilebiriz. İçsel olarak gelen bir bilgidir. Bizi yönlendiren
beş duyumuzun dışında başka bir şey bize gitmemiz gereken yönü söyler.
Ancak bu sesi duyabilmek için asla ve asla uyku halinde olmamalıyız. Uyuyan
veya uyuşturulmuş bir bilincin işi değildir bu. Tam tersi, bilinç en açık,
en saf halindeyken kendiliğinden bilebilir. Bu konsantrasyon halini çok iyi
kavramalıyız ki Neptün gerçekten yaşamımız için yön bulmamızda etkin
olan duygunun sembolü olsun. Aksi halde o salın üzerinde akıntıya kapılıp
yolumuzu yitirebiliriz. İç dünyamız, ego sınırlarımızın ötesi ve
nihayet evrenle, insanlıkla ortaklaşa paylaşılan temel duygular, kendi dışımızdakilerin
ihtiyaçları gibi alanlarda kurban veya kurtarıcı rollerinden uzak durarak
etkin olmalıyız. Aşağıdakilere benzer sorular bu alanda olası deneyimleri
çözümlemede faydalı olabilirler:
- İç dünyanıza ilişkin ne
yapıyorsunuz? ( doğa, rüya çalışmaları, resim, müzik ve benzeri sanatsal
uğraşlar, size dinginlik veren, meditatif etki eden her türlü eylem)
- Kendinizi dile getirmede her
hangi bir yaratıcı etkinlikte bulunuyor musunuz?
- Fantazileriniz, hayalleriniz,
gerçekleştirmeyi dilediğiniz her hangi bir rüyanız var mı?
Eğer varsa bu hayalleri, fantazileri
gerçeğe dönüştürmek için sizce ne yapmalısınız?
- Ideal durumla gerçek durum
bir yerlerde birbirlerine karışıyor olabilir mi?
- Genel olarak baktığınızda
idealleriniz genellikle sadece sizin çıkarlarınızda, egonuzda yoğunlaşıyor
olabilir mi?
- Başkalarının ihtiyaçlarına
yaklaşımınız nedir?
- Verirken önce karşılığında
alacaklarınızın hesabını yaptığınız olur mu?
- Empati sözcüğü size neyi
çağrıştırıyor?
- Başkalarının ihtiyaçlarına
en çok hangi alanlarda daha duyarlısınız?
- Hayal kırıklıkları yaşıyor
musunuz? Eğer yaşıyorsanız buna sebep olan bizzat sizin hangi duygunuz
olabilir?
Eğer yaşamınızda en
önemli transitlerden biri -PLUTO transiti- söz konusuysa gerçekten olaylara
serinkanlılıkla yaklaşmak zor olmaya başlar. "Ya hep ya hiç" tavrı,
kendini güçlü hissetmek hali tamamen acizlik duygusu deneyimlemek şeklinde
sonuçlanır ve insanlar yaşamlarında geriye dönüşü olanaksız değişimler,
dönüşümler yaşarlar. Adeta karanlık, sonu görünmez bir tünele giren
insan bu yolculuğunun sonunda tekrar gün ışığına kavuştuğunda farklı
bir yanıyla tanışmış olur. "Evrimsel Astroloji"nin çok önemsediği,
bireyin büyümesi ve kişiliğinin gölgeleri olarak bilinçaltına atmış
olduğu malzemenin dönüştürülmesi ile ortaya çıkacak enerjinin değeri büyüktür.
Her insanın yaşamında deneyimlediği bu önemli transit özelinde farklı
olsa da temelde yukarıda sözünü ettiğimiz dönüşüm, metamorfoz temasını
aktive eder. Onu işlemek, hayatımıza yön vermek elbet bize düşer. Böylesi
önemli bir süreçi yaşarken aşağıdaki gibi sorulara dürüst
yanıtlar vermek faydalı olabilir:
- Yaşamınızda varlığı
eskiden beri süre gelen her hangi bir yapının temellerinin çatırdamaya başladığını
hissettiğiniz halde, oluşmakta olan yeni duruma karşı neler
hissetmektesiniz? (güven, korku, öfke, güçsüzlük, acizlik) Eskinin silinip
gitmekte olduğu gerçeğiyle nasıl baş edersiniz?
- Yaşantınızda dönüşüm,
yeniden yapılanma gerekliliği olan durumlar olduğunu görebiliyor musunuz?
Eski ve alışılmış olana sonsuza kadar elveda diyeceğinizi bile bile hayatınıza
yeni giren durumlara ve elbetteki buna bağlı asıl duygulara "hoş
geldin" diyebiliyor musunuz?
- Yaşantınızın her hangi
bir alanında sizi sıkıştıran, sizi geride durmaya zorlayan, adeta
enerjinizi baskılayan bir durum var mı? Gücünüzü daha fazla ortaya koymak,
dile getirmek için ne gibi imkanlarınız var? Yaşamınızda belki gizliden
gizliye istediğiniz, talep ettiğiniz bir alan, durum v.b için gücünüzü
nasıl yönlendiriyorsunuz?
- Hangi şeylere, durumlara,
insanlara, inanç veya varsayımlara fazlasıyla bağlısınız? Onlar olmaksızın
yaşayamayacağınıza ilişkin duygularınız var mı?
- Ruhunuzun derinlerinde belki
bir terapinin aydınlatılmasında çok fayda sağlayacağı "karanlık bir
köşeniz" var mı?
- Adeta "içsel bir
mayalanma" olarak görebileceğimiz bu dönüşüm sürecini desteklemek,
teşvik etmek için ne yapabilirsiniz?
- Yaşam hedefiniz açısından
bakıldığında ne kadar "egoist" bir insansınız? Toplumun (aile, iş,
eş, ortaklıklar, ülke çıkarı v.b) faydası için egonuzun isteklerinden
fedakarlık yapmanızın zamanı gelmiş olabilir mi?
- İçsel sesiniz kulaklarınıza
ulaşabiliyor mu? Bu sesi duyabilmeniz için gerekli alanı ve zamanı
yaratabiliyor musunuz?
Bir doğum haritasındaki
planetlerin konumları dolayısıyla transitleri söz konusu olduğunda
tetiklemeleri olası olayların yoğunlukları arasında bir orantıdan
bahsedebiliriz. Dolayısıyla yukarıdaki pek çok soru natal haritadaki
anlamlarının detaylandırılmasında da bize yardımcı olabilirler.
Aslında planetlerin hiç bir
şey yapmadıklarını, onlara bizim hayat verdiğimizi, sembolize ettikleri tüm
duyguları, durumları bizzat bizim yarattığımızı unutmaksızın yaklaştığınızda
astrolojinin sizi evrenle birleştirebilen eşsiz yanını
deneyimleyebilirsiniz.
Tekrar görüşene dek hoşça
kalın!
Derleyen: Neşe Kuran