Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

          

URANÜS: BİLİNENDEN ÖZGÜRLEŞMEK -4

Jeffrey Wolf Green

 

ANATOMİ, FİZYOLOJİ VE ÇAKRALAR

Uranüs Hipotalamus ile özdeşleştirilir. Hepimizde bir tane vardır. Alt beyinde, kafatasının arka kısmında yer alır ve nefes alma, salgı ifrazatı, türlerin devamı için gerekli olan cinsel dürtüler gibi fonksiyonları düzenlemekle görevli olan merkez beyinde dolaşan kimyasal mesajları oluşturur. Aynı zamanda organizmanın tüm büyüme ve yaşlanma işlemlerini düzenleyen hipofiz bezine etki eder. Astrolojik olarak hipofiz bezi, Jüpiter ve Satürn’le ilişkilendirilir.

Hem hipotalamus hem de hipofiz bezi, Neptün’le ilişkilendirilen beyin epifizine bağlanır.Böylece, kendi bilinciniz içinde bir üçgene, bir piramide sahip olursunuz. Beyin epifizi hipotalamus üzerinde etkilidir, hipotalamus hipofiz üzerinde, hipofiz ise epifiz üzerinde. Bir kişi, Uranyen bir zamandan geçerken hipotalamusun çalışma düzeninde bir bozulma görülebilir. Bu bozukluk, genellikle kimyasal mesajların gerektiği gibi gönderilememesi şeklinde ortaya çıkar; diğer bir deyişle kısa devre oluşur. Bu olduğunda, tüm organizmanın düzeni sorun yaşamaya başlar, fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar.

Normalde, Uranyen zamanlar yaşadığınızda bu durum kendini stres olarak gösterir. Hipotalamus, aynı zamanda omurga yoluyla parasempatik ve sempatik sinir sistemi ile bağlantılıdır. Bu sistemlerin her ikisi de Uranüs tarafından yönetilir. Her iki sistem vücutta bulunan diğer yetmiş iki binin üzerindeki siniri kontrol ederler. Bu iki sinir sistemindeki enerji dengesi veya dengesizliği kan dolaşımının ve basıncının seviyesini belirler ki, bunun sonucunda kalp de işe karışır. Kalp, astrolojik olarak Güneş’le; yani bedensel canlılığınız ve gücünüz ile özdeşleşir. Biriken stres beyne giden kan akışını sınırlayacaktır. Bir zaman sonra beyin içinde, kanın dolaştığı yollarda kan pıhtıları gibi oluşumlar fazlalaşacaktır. Uranyen bir elektrik dalgası sistemde dolaşırken felce sebep olabilir. Felç, beyindeki konuşma, yürüme, hafıza vs. gibi fonksiyonların tümünü yöneten bağlantı hatlarının çeşitli bölümlerinin çalışmasını engeller. Elbette ki kalp de aynı sebeplerden dolayı sorun çıkarabilir.

Stres neden modern çağda, batı toplumları için en önemli sağlık düşmanı olarak görülüyor? Neye karşı direniliyor ve neden? Uranyen zamanların en yaygın semptomları, nedeni bilinmeyen huzursuzluk duygusu ve özgür olabilmek için her şeyi fırlatıp atma isteğidir. Uranyen stresin fiziksel semptomlarından biri de deride hissedilen karıncalanmalar veya çeşitli cilt bozukluklarıdır. Bir diğer semptom sinirler üzerindeki koruyucu kalkanın giderek zayıflamasıdır. Bu olduğunda kendinizi topraklanmamış çıplak bir elektrik teli gibi hissedersiniz; elektrik sistemi kızmaya başlar, sigortalar atmaya başlar.

Bu stress anatomik olarak, parasempatik ve sempatik sinir sisteminlerinden yayılacağından, uzun vadede adrenalin bezleri de zarar görür. Bu bezler sırtın alt kısmında, böbreklerin tam üzerinde yer alır. Adrenalin bezleri astrolojide Mars ve Venüs’le ilişkilendirilir; Mars adrenalin salgısıyla bağlantılıdır, Venüs ise kortizonla. Adrenalin bezleri, bu salgılardan başka , kadınlarda progesteron ve östrojen, erkeklerde ise cinsel hormonların seviyelerini ve dengelerini düzenler. Böylece parasempatik ve sempatik sinir sistemlerinden yayılan enerji dengesiz hale geldiğinde, kan dolaşımı bozukluğu oluşacağından, bel bölgesindeki adelelerde şişme ve ağrılar ortaya çıkar. Bu olay meydana geldiğinde, şişmiş kaslar adrenalin bezlerinin üzerine kenetlenir ve hem adrenalin/kortizon hem de kadın/erkek cinsel hormonlarının üretim dengesini bozar. Bu durumda sistem enerjinin aşırı uçları arasında dalgalanır. Eğer çok fazla adrenalin varsa insan elektriğe tutulmuş gibi hisseder; yerinde duramaz, ne yapacağı belli olmaz, ya hayatındaki önemli şeyleri bir kenara atarak gereksiz bir şey üzerine aşırı odaklanır ya da aynı anda çok fazla şeye odaklanır ve hiç birini tam olarak takip edemez.

Eğer sistemde çok fazla kortizon varsa, tam tersine, enerjisinden ve canlılığından çok şey kaybeder, yaşamın gereklerinden kendini geri çekme ya da tamamen koparma arzusu oluşur.Çok fazla ya da çok az adrenalin veya kortizon seviyeleri arasındaki dalgalanma, bir aşağı bir yukarı giden yo-yo hissi verir. Bu aşırılıklar cinsel hormonlarda da kendini gösterir. Kadın ve erkekte bu durum tatmin edilemeyen çok güçlü bir cinsel ihtiyaç ile cinsel isteksizlik gibi aşırı uçlarda deneyimlenir. Stresin derecesi, dalgalanmanın derecesini de belirler.

Uzun vadede, bu aşırılıkların sonuçları anatomik olarak kadınlar için daha zorlayıcıdır. Eğer gerekli oranda progesteron ve östrojen üretimi yapılmıyorsa , bunun sonucunda adet düzensizlikleri ortaya çıkar. Yeterli derecede progesteron yoksa, o zaman PMS benzeri semptomlar oluşur; aşırı kanamalar, değişik tiplerde vajinal enfeksiyonlar ve en kötü senaryoyu düşünürsek, rahimde lifli tipte tümörler, yumurtalık kistleri ve dış gebelik meydana gelebilir. Çok fazla progesteron bulunduğunda ise, tatmin edilmesi zor olan çok güçlü bir cinsel ihtiyaç ve normalden çok yumurta üretimi ortaya çıkabilir.

Eğer sistemde çok fazla östrojen varsa, bu durum geciken adetlere, hafif kanamalara, yumurtlama döneminde bitkinliğe ve doğal doğum kontrolü etkisinin oluşumuna yol açabilir; böylece hamile kalmak zorlaşır. Vücuttaki bu dengesizliklere yardımcı olabilmesi için, beslenme düzeninde adrenalin bezleri için panatectic asit, sinirleri sakinleştirmek ve korumak için vitamin B-komplex, sistemdeki enerji ve kan dolaşımını düzeltmek için özellikle süt ve yumurtada bolca bulunan niacin ve beyindeki elektriksel aktiviteyi dengelemek için Çin kökenli bir bitki olan Fo-Ti bitkisi kullanılabilir. Bu bitki, aynı zamanda, kadın ve erkek cinsel hormonlarının düzenlenmesinde yardımcı olur. Potasyum, kas dokusu için faydalıdır, yüksek enerjili ancak bünyede yavaş yanan yiyecekler de öyle; mesela hububatlar. Masaj, İngiliz tuzu katılmış sıcak banyolar, sauna, tempolu yürüyüşler, yüzme, yoga veya Tai-Chi ya da başka herhangi bir aktivite, psiko/fizyolojik sistemin dengelenmesinde yardımcı olacaktır. Renk terapisi fayda getirebilir, taş terapisi de öyle.

Uranüs, aynı zamanda akciğer zarı ve soluk alma mekanizmasını düzenleyen ve kontrol eden sinirleri de temsil eder. Doğum haritasında Uranüs, Kova ve 11. ev vurgusu olan insanlar için vücudun bu bölgesi sorunlar çıkarabilir; örneğin düzensiz nefes alma, astım, zatülcenp veya diğer herhangi bir türde bronşal hastalık vb. Adrenalin bezlerlerinin dengesiz çalışmasından kaynaklanan heyecan ve endişe duygusu da çok hızlı solumaya neden olabilir. Akciğerler için Beta-karoten beslenmeye katılabilir; sarımsak özü, biraz ekinezya ve sığır kuyruğu bitkisinden oluşan bir karışım da yardımcı olabilir.

Çakralarla ilgileniyorsanız; Uranüs özellikle kök ya da kuyruk sokumu çakrasının orta katmanıyla ilişkilendirilir. Bu çakra, üç katman veya küreden oluşmuştur. En dıştaki tabaka veya küre Satürn ile bağlantılandırılır; orta tabaka Uranüs ile ve çekirdek, yani kundalininin bulunduğu bölüm ise Pluto ile. Kundalini enerjisi serbest kaldığında, sistemin biyolojik ve psikolojik kimyası için dayanılması zor olan bir güç ortaya çıktığından, pek çok insanın içinde uyur halde bulunur. Doğum haritasında Uranüs, Kova burcu ve 11. ev arketipleri vurgulanmış olan insanlar bu dinamikleri transitler, progresyonlar veya solar haritalarında etkileşime girdiğinde, Kök çakrasının orta tabakası uyarılır. Bu durum, yeryüzü katmanlarının dış tabakasında bulunan bir fay hattının aktif hale geçmesine benzer. Çakranın en dıştaki tabakası, altındaki Uranüs’e bağlı olarak kırılmaya ya da çatlamaya başlar. Orta tabaka aktifleştikçe, kundalini enerjisi serbest kalmaya başlar ve parasempatik ve sempatik sinir sistemleri yoluyla sisteme yayılmaya başlar. Doğu ezoterizmine göre bu olay, IDA ve PINGALA sinir kanalları ve omuriliği veya çakraları çevreleyen sinir ağları olan PRAN ve APAN terimleri ile özdeşleştirilir.

Evrimsel gelişim, Uranyen, Kova veya 11. eve özgü bir biçimde doğum haritası tarafından veya diğer her hangi bir etkiyle hızlandırılmışsa, o zaman, bir insanın kişiliğinin şartlandırıcı unsurları ( Satürn) ve dünyevi gerçeklikle olan bağlantısı, amaçlanan büyüme ve kişinin evrimsel gelişme ihtiyacı (Pluto) için sınırlayıcı olur. Uranüs gelişmenin oranını çabuklaştırdığında, kundalininin evrimsel güçleri sistemde İda/pingala, pra/apan kanalları yoluyla farklı derecelerde serbest bırakılır. Kundalini sistemde serbest kaldığında, ne olduğunu anlayamayan insan için baş edilmesi ya da iyileştirilmesi son derece güç olan çeşitli etkiler ve semptomlar ortaya çıkabilir. Kundalininin yaptığı ilk iş, organizmanın içinde yer alan kimyasal olarak kirlenmiş hücreleri ya da bu hayatta veya geçmiş yaşamlarda oluşmuş ve büyüme ihtiyacının karşılanmasını engelleyen hücresel anıları temizlemek ve ıslah etmek üzere aramaya başlamak olur. Sonuç olarak kişi, psiko/duygusal ve psiko/anatomik durumları içeren çeşitli haller deneyimler. Duygusal durumlar başka zaman ve yerlerle bağlantılı olsalar da, kişinin içinde bulunduğu içsel ve dışsal şartlar tarafından tetiklenirler. Bunu deneyimleyen insan için bu durum oldukça şaşırtıcı olabilir. Kişi karşılaştığı durumu daha önce yaşadığını ve hallettiğini hisseder. Ancak eğer bunu yaşıyorsa, bu sorunları henüz tamamen çözememiş demektir. Bu yüzden, tümüyle halledilmek için, bu sorunlar yeniden yaşanmak zorundadır ki, kişi yeni büyüme aşamasına bu engeller olmadan başlayabilsin.

Böyle bir şey sizin veya bir müşterinizin başınıza gelirse, en uygun hareket bunun olmasına izin vermektir, direnmek değil. Bunların tekrar hissedilmesi veya yaşanmasının arkasındaki amaç ve derin anlam üzerine DÜŞÜNMEK şarttır. Böylece yaşadığınız anda hızlanmış olan büyüme ve evrimleşme sürecini engelleyen, geçmişten gelen unsurların temizlenmesinde yardımcı olabilirsiniz.

En büyük problemler, geçmiş hayatlardan gelen anılar serbest kaldığında yaşanır. Genelde bu anılar, nedeni ne olursa olsun bastırılmış (Satürn) anılardır. Böyle bir durum yaşandığında, insanların hayatlarında kesinlikle güvendikleri, duygusal ve psikolojik olarak deneyimli birinin bulunması çok önemlidir. Bu olayları tekrar yaşamanın ve serbest bırakmanın gerekli olduğuna inandıracak ve bunların neden (Pluto) olduğu konusuna objektif (Uranüs) bakmalarına yardımcı olacak biri.

Kundalini fizyolojik ve anatomik açıdan, simyasal başkalaşmaya yani ıslah edilmeye ihtiyaç duyan hücreleri arayacaktır. Bu durumda, vücutta yoğun ısınma ve uyuşturan üşüme hisleri arasında gidip gelen semptomlar veya çeşitli sorunlu bölgeler oluşabilir. Omurga boyunca, PRAN ve APAN bağlantılı sinir kanalları yoluyla yayılan elektriklenme hissedilebilir veya zıt tedavi yöntemleri uygulayan bir doktorun teşhis koyması ya da tedavi etmesi imkansız olan çeşitli durumlar meydana gelebilir.

Vücutlarının çeşitli bölgelerinde geçici felce uğrayan insanlar bile gördüm. Şahit olduğum en alışılmadık örnek, gözleri oldukça fazla zarar görmüş birinin tamamen iyileşmesiydi. Bu olay öğretmenlik yaptığım bir meditasyon dersi sırasında meydana geldi. Derse gelen öğrencilerden biri son derece kalın, şişe dibi bir gözlük takıyordu. Sınıfta bir meditasyon tekniği anlatılıyordu ki kısa bir süre içinde, bu öğrenci gözlerini ovuşturmaya başladı.Öğrenci gözlerinde şiddetli bir yanma olduğunu söyledi. Bir kaç hafta içinde öğrencinin gözlük ihtiyacı tamamen ortadan kalktı; tamamen mükemmel bir görüşe sahip olmuştu. Bu öğrencinin olayında, natal Güneş ve Ay’ına oldukça aktif bir Uranüs transiti vardı ve Pluto transiti başlamıştı.

Kundalini enerjisi, Uranüs’ün hızlandırıcı hareketi ile uyarıldığında, kök çakrasından çıkan sinirler üzerinde baskı artmaya başlar. Bu baskı, karınaltı çakrası yoluyla vücudun cinsel fonksiyonlarını düzenleyen sinirler üzerinde etki eder. Karınaltı çakrası kök çakrasının bir inç kadar üstünde yer alır. Kişi, ya bu baskı nedeniyle cinsel arzularında muazzam bir artış hissedebilir ya da basınç altındaki cinsel enerjisi başka amaçlar için kullanıldığından, cinselliğe ilgisini yitirebilir. Bir başka amaç, kundalininin sistemi temizlemek için bir hücreye gitmesi olabilir. Bu tip durumlarda yaşayan insanın beslenme alışkanlıkları, bu durumlara uyum sağlayabilecekleri şekilde değiştirilmelidir.

Böylece, Uranüs’ün bazı fizyolojik ve anatomik bağlantılarını gözden geçirmiş olduk.

devam edecek...

Çeviren: Serap Şengöz

Jeffrey Wolf Green yirmi beş yıldan bu yana Seattle'da profesyonel astrologluk yapmaktadır. Pluto:The Evolutionary Journey of the Soul, Cilt 1-Cilt 2'nin yazarıdır. Ayrıca Evrimsel Astroloji Okulunun kurucusudur.

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.