Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

          

URANÜS: BİLİNENDEN ÖZGÜRLEŞMEK -5

Jeffrey Wolf Green

 

AÇILAR

Uranüs pek çok durumda bir burç ve eve girmenin ötesinde, diğer natal gezegenlerle de bazı açılar oluşturacaktır. Bu durum, en basit söylemle, Uranüs’ün açı yaptığı gezegen(ler)in evrimsel gelişiminde bir hızlanma olacağını gösterir. Bu da, şimdiki yaşama kadar bu gezegenlerin kendilerini ortaya koyma biçimlerinin (davranış, yönelme, tanımlanma şekillerinin) getirdiği şartlandırmalardan kurtuluşu ve şartsızlanmayı (karakteristik Uranyen arketipleri) harekete geçirir. Eğer Pluto’da ifade edilen, yaşamdan yaşama devam eden Ruhun Evrimsel Yolculuğu görüşünü benimsersek: O zaman açı menzilindeki orb durumu bu gelişimin ne kadar eski ya da yeni olduğunu belirleyecektir.  Bir diğer deyişle, eğer açı kesin tam açıya yaklaşan bir açıysa; örneğin Akrep’in 5. derecesindeki Venüs ile 5 derece İkizler’deki Uranüs 150'lik açıya yaklaşıyorsa veya bu gezegenlerin açısı tam açıdan uzaklaşmaya başlamışsa; bu temel farklılık, evrimsel anlatımla bir durumun diğerinden daha yeni olduğunu gösterir. Açının orbu her iki koşulda da bu durumun ne kadar eski ya da yeni olduğunun saptanmasında gösterge oluşturur. Ayrıca açının meydana geldiği gezegen hareketinin fazı da -yeni faz, hilal, ilk dördün gibi- evrimsel durum ve gezegen(ler)in özel yönelimleri ile ilgili kesin bilgiler sağlayacaktır. Bu şekilde bir anlayış geliştirmek önemlidir, çünkü size sadece inanılmaz özgün bir analiz metodu oluşturmanız için hizmet etmekle kalmayacak, aynı zamanda karşınıza gelen müşteriye farklı bir yaklaşım ve dil oluşturmanızda da yardımcı olacaktır. Uranüs’ün hızlı şartsızlandırma etkisi yüzünden, kimlik oluşturma süreci, Uranüs’le açı yapan gezegen veya gezegenler tarafından sembolize edilen yaşam alanlarındaki oturmuş eğilimlerden farklı olarak deneyimlenecektir. Bu olmazsa, o zaman bu insan psikolojik ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına ve kendini daha sosyalleşmiş hissedebilmek için benzer düşüncelere sahip bir grupla ilişki kurar ve böylece kendini bireysel olarak güvende hissetmeye çalışır. Eğer kişi Uranüs’ün evrimsel ihtiyaçlarına cevap verirse, Uranüs’le açı oluşturan gezegenler ve bulundukları evler doğrultusunda KENDİ eşsizliğini, dehasını, bireyliğini ve yaratıcılığını gerçekleştirecek ve gittikçe ilerletecek bir deneyime sahip olacaktır. Bu aynı zamanda, natal 11. evdeki gezegenler, Kova burcunun yer aldığı ev, Uranüs transiti tarafından ‘uyandırılan’ gezegenler, natal Uranüs’le açı oluşturan progres gezegenler ve 11. evde transit yapan gezegenler için de söylenebilir.

 

Şimdi, Uranüs-Merkür kare açısını örnek alalım. Bu Uranüs'e özgü şartsızlanma, kimlik kazanma, varolan yapılardan özgürleşme temalarının etkisi altında hangi işlevler ortaya çıkar? Bahsettiğimiz şey Merkür. Öyleyse, bunun nasıl kendini göstereceği hakkında kimin bir fikri var? Amaç nedir?

 

Cevap: Kişinin düşünce sistemini kökten değiştirmek ve sarsmak; yeni düşünceler oluşturmak.

 

Evet. Kendi hakkında düşünmesini sağlamak için. Kişinin kendi aklını, görüşlerini, kanaatlerini, fikirlerini geliştirebilmeye ve kendi doğasını yansıtabileceği şekilde gerçekliğin zihinsel organizasyonunu kendisine özgü bir şekilde yapabilmeye ihtiyacı var. Böylece bu insan kendisine ne düşünmesi, neye inanması ve hatta hayattaki amaçlarını ve görevlerini başarabilmesi için ne yapması gerektiğinin söylenmesine isyan edecektir. Bu isyankarlık, açık tartışmalar veya dışarıdan gelen bilginin alınmasına izin vermeyen sessiz bir kayıtsızlık hali olarak kendini gösterebilir. Belki düşünce akışları duyulabilir ama dikkate alınmaz. Bu açı genelde, sürekli veya dönem dönem huzursuz olan bir insan ortaya çıkartır. Bu türde bir insan genellikle aşırı iki uçta zihinsel dönemler yaşar. Bu dönemlerden birinde kişi, çeşitli şekillerde yeni bilgiler keşfetmek ya da yaratmak için son derece hevesli ve sabırsız olur; kişinin bu bilgi ve deneyim arayışı bilginin karakteristik özünü anlama ihtiyacını yansıtır.

 

Diğer dönem ise kişinin yaptığı, keşfettiği, üstünde düşündüğü, okuduğu, tartıştığı, ve isyan ettiği şeyleri özümleyebilmek için kendine çekilme ihtiyacını gösterir. Eğer bu çekilme dönemi gerçekleştirilmezse, daha önce bahsettiğimiz psikolojik ve anatomik durumları ortaya çıkaracak , Uranüs’e özgü aşırı yüklenme tehlikesi baş gösterir. Aynı zamanda psikolojik bozukluk ve parçalanmış düşünce tarzı ortaya çıkabilir.

 

Genelde böyle bir insan farklı bir düşünce sistemine sahip olacaktır. Kare açı yüzünden sağ beyin ile Merkür’ün sol beyin fonksiyonları arasında muazzam bir gerilim oluşacaktır. Bunun yaratacağı en büyük çatışma mesela, Merkür aklını Uranyen titreşimlerin hızıyla senkronize etmek olabilir. Bazen bu, ağız kas ve sinirlerini gerektiğince hızlı bir şekilde hareket ettirememek kadar basit bir şekilde ortaya çıkabilir. Gittikçe daha fazla Uranyen düşünce/ titreşim akarken, Merkür aklı/ağzı onları işlemeye ve dışarı salmaya çabalar. Böylece çok hızlı konuşabilir, tamamlanmamış cümleler sarfedebilir veya dinleyenlerin anlayamadığı hatta takip edemediği farklı düşünceler silsilesi üretebilir. Benzer şekilde, kişi başkalarını dinlerken, genellikle kafasında diğer insanlardan daha fazla ve onların düşüncelerinin çok ötesinde fikirler olduğu için sabırsızlık gösterebilir. Bütün bunlar zihinsel karmaşa yaratır değil mi? Peki ya Merkür'ü 12. evde ve Boğa’da geri giden Satürn’le kavuşum yapan biriyle konuşmaya çalışıyorsa ne olur? Bu açının getirdiği tüm bu olasılıklar yüzünden birey, zihinsel işlevlerini odaklama , yönlendirme ve konsantre etme tarzını etkileyecek kendine özgü kişisel davranış biçimleri keşfedecektir. Bu davranış biçimleri, her olursa olsun, kişiyi sakinleştirecek, tamamen bağımsız bir temel sağlayacak ve aynı zamanda ayakları yere basan bir tarafsızlık duygusu oluşturmasına yardım edecektir. Bunu başarabilirse, kendine ve diğerlerine karşı gerekli sabrı gösterebilecektir.

 

Gelin, şimdi bu durumu daha özelleştirelim. Uranüs’ü 5. evdeki Yengeç burcuna koyalım ve 8. evde Terazi burcundaki Merkür’le 90° lik açı yapsın. Uranüs-Merkür kare açısını arketipsel bakış açısıyla inceledik, o yüzden şimdi Uranüs’ün 5. evde Yengeç burcunda olmasının ve 8. evde Terazi’deki Merkür’e yaptığı kare açının getirdiği arketipler üzerinde düşünelim. Aslında, biz sadece Uranüs- Merkür karesini ŞARTLANDIRMIŞ olduk. İşte tam olarak Astrolojinin özü de burada yatıyor; yani çeşitli arketipleri sentezleyebilme yeteneğinde. Bunu yapabilmek, gerçek yeteneğe sahip bir astroloğu, sadece kitaplardan ve derslerden hatırladıklarını tekrarlayan diğerlerinden ayırır. Buradaki eşleşmeyi ve sentez ihtiyacını düşündüğünüzde ne türde tanımlamalar yapabilirsiniz? Şimdi en büyük engel önümüzde duruyor. Size önerebileceğim şey, analizinize, doğrusal, tümdengelimli mantıkla başlayıp, bütünsel tümevarımlı mantıkla bitirmeniz olacaktır. Bu en basit haliyle bir katmanla başlayıp, üstüne bir katman koyarak, daha sonra da birer birer diğer katmanları ekleyerek, tüm katmanları biraraya getirene kadar devam etmek demektir.

 

Tümdengelimli mantığın bir başlama noktasına ihtiyacı vardır. Astrolojik olarak başlama noktası doğal Zodyak olacaktır, çünkü birinci ev, ikinci ev gibi unsurların arketipleri bellidir. Bir evdeki bir burç bilincin özgün arketipinin nasıl ele alındığını sembolize eder; örneğin, bu evin evrenselliğe yönelimi ve kişinin içinde doğduğu özel kültürel şartlar. Tüm doğal evlerdeki bütün burçlar, bireyin nasıl özgün bir biçimde evrene ve kültüre yöneldiğini sembolize ederler. Evlerin içindeki gezegenler, bilincin psikolojisi ile ilişkilendirilir ve bilincin nasıl oluştuğunu, ne şekilde harekete geçtiğini temsil ederler; yani bir tür makinenin içindeki benzin gibi denebilir.

 

Öyleyse, örneğimizi dikkate alarak gidersek, tümdengelimli mantık şu eşleşmeleri ve prosedürü yaratacaktır.

1. Adım: 5. Evin arketipsel mahiyetini düşünmek.

2. Adım: Bunu dikkate aldıktan sonra, buna Yengeç arketipini eklemek.

3. Adım: Bunu da birleştirdikten sonra, Yengeç’teki Uranüs gezegenini eklemek.

4. Adım: Bunların üstünde düşündükten sonra, bunun Merkür’e yaptığı kare açı bağlantısını eklemek. Fazlarla ilgili çalışma yapanlar, bunun ilk dördünde oluşan bir açı olduğunu da ekleyebilirler (örneğimizde dereceler belirtilmediği için, bunun ilk dördünde olduğunu varsayalım).

5. Adım: Bundan sonra, Terazi’deki Merkür arketipini eklemek.

6. Adım: Sonra, 8. evdeki Merkür arketipini eklemek.

Dikkat ettiyseniz, birinci adımı beşinci evin arketipsel anlamını düşünerek başladık ve analizimizi sekizinci evi ekleyerek sonlandırdık. Böyle bir prosedür, tümdengelimli ve tümevarımsal mantık arasındaki bağlantıyı veya akışı sembolize eder. Bütün, tümdengelimli mantık bakış açısı ile görülebilir. Yine de sadece tümdengelimli mantık üzerine odaklanırsanız, bütünü tamamen idrak edemezsiniz. Tümdengelimli mantık ile prosedüre dayalı pek çok zincirleme saptamalar ve sonuçlara ulaşabiliriz. Doğum haritası yaşamın kendisi gibi eşzamanlı ve etkileşimli bir yapıya sahiptir. Tümdengelimli eşlemeyi bütün olarak anlayabilmek için, tümevarımsal mantıkla , odak noktasını sol beyinden sağ beyine kaydırmanız gerek. Bunu yaparak, kendi içinde ve diğer doğum haritası dinamikleriyle etkileşimde olan dengeler bütününü değerlendirirken, sezgilerinizi temele oturtmuş olursunuz.

 

Basitçe ifade edersek, bu çeşit bir farkındalık, prosedür sıralaması uygulandıktan sonra tümdengelimli işlemi durdurup, sadece gözleri kapatıp sağ beynin sol beyne yol göstermesine izin vererek gerçekleştirilebilir.

 

Şimdi, bu tümdengelimli prosedürü kullanalım ve 5. evde Yengeç burcunda duran ve Terazi’de, 8. evde bulunan Merkür’le kare açı yapan Uranüs’ün astrolojik eşleşmesini kullanarak örnekleyelim. Önce, bazı basit, arketipsel çıkarımlara odaklanalım. Diğer bir deyişle, şimdi küçük detaylar üzerinde fazla kafa yormayalım.

 

1. Adım: 5. Evin arketipsel mahiyeti kişinin yaşamının amacını oluşturmak ve bunu yaratıcı bir şekilde gerçekleştirmek, kişiliğinin yapısını ve özgün bireyliğini yansıtmalar yaparak yaratıcı bir şekilde gerçekleştirmektir. Kendini yansıtma amacı veya dürtüsü insanın kendini keşfetme yollarından biridir. Kendini keşfetme bu şekilde gerçekleşebileceği gibi, yansıtma eylemine geri gelen reaksiyonlarla da olabilir. Bu reaksiyonlar, kişinin yaşadığı çevreden gelen tepkiler şeklinde veya kendi içsel tepkileri olarak ortaya çıkabilir.

 

2. Adım: Şimdi Yengeç arketipini ekleyerek insan bilincindeki arketipsel, kendini yaratıcı bir şekilde gerçekleştirme ihtiyacının nasıl gözüktüğünü belirleyeceğiz. Yengeç arketipi insan bilincindeki, kişinin kendi hakkındaki imgelemini oluşturarak kendini güvenceye almasıyla ilişkilendirilir. Kişinin kendi imgelemini yaratması benmerkezci bir yapı olarak veya bilincin içindeki bireyselleşmiş bilinç merkezi olarak adlandırılabilir. Bir kişinin iç ve dış ortamının yapısı kendi imgeleminin yapısını, niteliğini, ve türünü belirler. Yengeç yakın çevre ile ilişkilendirilir; aile, ev, veya yakın arkadaşlar gibi. Güvenlik duygusu kişinin bağımlılık yaratan veya güvensizlik korkusuna neden olan, iç ve dış ortamının etkisiyle oluşturduğu kendi imgelemi ile bağlantılıdır.... insan bilincindeki bu ihtiyaç o kadar güçlüdür ki hisleri oluşturur veya yaratır. Ve bunlar ruhsal durumlar ve duygu çeşitleri olarak olarak karşımıza çıkarlar. ‘Ben buyum’, ‘bu doğrudur, bu değildir’ ‘ bu benim ihtiyacım olan şey’ vb. gibi ifadeler, insan bilincindeki bireylik duygusuna yardım eden benmerkezci yapıyı sembolize ederler. Böylece 5. evdeki Yengeç, egosantrik merkezin yaratıcı bir şekilde gerçekleştirilme ihtiyacını anlatır ki bu merkezde kişi içinde, dış dünyada yansıtmaya, ifade etmeye ve gerçekleştirmeye gereksinim duyduğu, yoğun bir duygusal girdap hisseder. 5. Ev aynı zamanda doğal bir ATEŞ arketipidir. Bireyin yoğun ve duygusal egosantrik merkezini yansıtma eylemi, dış dünyada kendini açığa vurması gerektiğinde, güvensizlik korkusuna neden olur. Su ve ateş arketipleri arasındaki çekişme, kişinin kendi hakkında oluşturduğu imgeleminin veya egosantrik merkezinin durmadan değişmesine sebep olur. Bu durum da kişiyi, bazen kendini yansıtma bazen geri çekme gibi duygusal döngülere yönlendirir. Durmadan değişen imgelem tutarsızlık yaratır; başlar ve durur ve böylece bütün bu dinamikleri yansıtan içsel ve dışsal ters tepkilere neden olur. Aslında 5. evdeki Yengeç, kendini yaratıcı bir şekilde yansıtma eylemi olarak, bireyin kendini yeniden doğurması demektir. Bu , kendilerine yoğun ve aşırı öznel bir şekilde yaklaşmalarına yol açar. Böylece, negatif reaksiyonlara karşı duygusal negatiflik ve savunma mekanizması geliştirdiği ve yakın çevresindeki insanların yaratıcı hareketleri, yansıtmaları veya sergilediği şeyler karşısında duygusal ve egosantrik olarak tehdit altında hisseceği gibi, aynı zamanda kendilerini daha üstün görme yanılgıları da üretebilirler.

 

3. Adım: Bu yorumların üstüne Yengeç’teki Uranüs’ ü katarak, daha ileri düzeyde bir denkleme ulaşırız. Arketipsel özgürleşme ihtiyacı ve üstünlük yanılgıları, diğerlerinin yaratıcı güçleri tarafından tehdit edildiklerini hissetmeleri, negatif reaksiyonlarla ilintili savunma mekanizmaları ve kendilerini yansıttıklarında diğerlerine kendilerini teşhir etmek konusundaki güvensizlik duygularının arkasında, özleri hakkındaki düşüncelerini YARATICI BİR ŞEKİLDE UYGULAMA ve GERÇEKLEŞTİRME veya özlerinin yönlendirmesiyle açıklamış oldukları düşüncelere, o esnada veya sonrasında, yaratıcı prensibi uygulama ihtiyaçları yatar. Uranüs sağ beyin aracılığı ile, bu düşünceleri neredeyse ardı arkası kesilmeyen bir akım şeklinde üretecektir. Çoğunlukla bu düşünceler tasavvur aşamasında kalıp, uygulanmayacaktır. Uygulamaya koyamama sorunu kişinin bilincinin egosantrik/duygusal aşamasında üretilir; yani kendini teşhir etmekle ilintili güvensizlik korkusundan kaynaklanır. Düşüncelerin olgunlaşması, sadece eyleme dönüştürerek veya yaratıcı yansıtmayla olur. Bu yapılana kadar, düşünceler yanlızca, tıpkı gelişimini tamamlamış ve ana rahminde doğarak gerçek dünyaya çıkmayı bekleyen bir bebek gibi, hazırlanmış plan aşamasında kalır.

 

Uranüs burada, neyin gerçekleştirileceğini ve yaratımı kimin yaptığını ifade eder.... Diğer bir deyişle, 5. evdeki Uranüs/Yengeç teması kişinin yaşam sahnesinde bireysel olarak yer almaya benmerkezci bir şekilde odaklamasının çok daha ötesinde bir şeyler olduğunu sübjektif bir seviyede objektif olarak kabul etmesi gerektiğini gösterir. Bu temel anlayış yukarıda sözü edilen problemlerden kurtulmasına yardım edecek, ayrıca deneyimlenen herhangi bir duygu, ruh hali ve düşüncenin nedeni ve kaynağı ile ilgili objektif ve bağımsız bir farkındalık oluşturmasını sağlayacaktır. Her türden reaksiyon, karşı saldırıya geçmek yerine, objektif olarak alınacak ve cevaplanacaktır. Bu farkındalık kişinin, güvende hissedebilmek adına nehirdeki bütün dönemeçleri kontrol etmek yerine, yaşamının kendi akışında gitmesine izin vermesini sağlayacak bir kurtuluş yoluna gitmesini destekleyecektir. Kişinin tek bir imgelem, bir tek yaşam biçimi ve yaratıcı ifadenin tek bir biçimine takılıp kalmak yerine, kendi- imgelemini, yaşam biçimini veya neye ihtiyacı varsa onu değiştirebilmesine izin verecektir. Bu farkındalık, diğer insanların da, bireyin kendi imgelemindeki her şeyi ve herkesi memnun etmeye yönelik egosantrik duygusal ihtiyaçlarına karşın, kendilerinin gerçekten oldukları gibi davranabilmelerine izin verecektir. Ve bunları takip eden son analizde, kişi egosantrik bireylik duygusunu şekillendiren bütün dış şartlardan şartsızlanacaktır. Böylece yaratıcı bir şekilde gerçeğe dönüştürülen ruhunun rahminden kendini doğuran bir birey olacaktır.

 

4. Adım: Şimdi Uranüs’ten Merkür’e yapılan kare açıyı da ekleyerek denklemi ilerletelim. Kişinin kendini keşfetme ve kendi doğal dürtülerini gerçekleştirme ihtiyacı, Merkür yoluyla (açı sayesinde) kanalize oluyor. Böylece birey bizzat tecrübelerinden toplayacağı bilgiler sayesinde kendini tanıma yolunda ilerlemesini sağlayacak çeşitli zihinsel ve duygusal deneyimlere yoğun bir ihtiyaç gösterecektir. Bir yandan kişinin içinde yetiştiği eski çevresinin getirdiği koşullar ve kimlik duygusunu uyumlamış olduğu çevresel faktörler ona karşı geldikçe daha çok isyan edecek, diğer yandan da kişi, kendi özünü yansıtmak için, egosantrik merkezini yeniden şekillendirmeye olan evrimsel ihtiyacı ve dürtüsüyle ilintili deneyimler arayıp bulacaktır. Kare açı aynı zamanda, kişinin yaşamın ne olduğu ile ilgili düşüncelerini, fikirlerini ve bilgisini gitgide değiştireceği anlamına geliyor. Kişi duygusal düzeyde içsel güvene ulaşmak için aynı düşünce yapısındaki insanları, egosantrik beslenme ve destek sağlayabilmek için de uygun ortamları arayıp bulacaktır. Merkür’e giden bu kare açı ayrıca içsel yenilenmeyi oluşturabilmek için dışsal deneyimlerden ve çevreden, dönem dönem geri çekilme ihtiyacını arttıracaktır. Bu yenilenme, dışsal deneyimler ve ortamlardan edinilmiş olan şeyleri zihinsel ve duygusal olarak sindirerek ve özümleyerek gerçekleşir. Bu yolla, zihinsel ve duygusal istikrar sağlanır.

 

5. Adım: Şimdi de Merkür’ün Terazi’de oluşunu denkleme katacağız. Bu arketip, samimiyet veya yakınlık potansiyeli taşıyan yani sadece benzer düşüncelerin oluşturduğu arkadaşlığın ötesinde ilişkiler başlatma veya arama ihtiyacını oluşturacaktır. Bu ihtiyaç, insanlara birbirini takip eden yeni yaklaşım biçimleri göstermelerine sebep olacaktır. Öncelikle birey, karşısındaki insanın düşünce biçimini, doğasını, değerlerinin, inançlarının yapısını ve hayata yaklaşım biçimini belirleyebilmek için, bu kişiyi tamamen entellektüel seviyede bir teste tabi tutacaktır. Bunu yapmasının sebebi sadece benzerlik derecesini anlayabilmek değil aynı zamanda ikisinin arasında oluşabilecek GÜVEN seviyesini tartmaktır. Güven seviyesi yakınlık derecesini; kişinin karşısındaki insanın kendisine ne kadar yakın olmasına izin vereceğini belirleyecektir. Bu, Yengeç ile Terazi arasında varolan doğal bir mücadeledir. Buradaki ihtiyaç ve güdü bireyin çevresinde, yaşadığı dönemin doğası ve durumuna uygun reaksiyonları sağlayan bir kaç kişilik bir arkadaş çevresi oluşturmaktır.

Terazi’deki Merkür ayrıca, kişinin çekişmeler ( kare açı ) yoluyla, bir ilişkinin içinde benmerkezci olmadan ya da kendini harcamadan eşit olarak yer alabilmeyi öğrenmesini ister. Eğer birey diğerleri tarafından özel olarak görülmek istiyorsa (5. evin Terazi ile ilişkisi ), onlara da aynı şekilde davranmalıdır. Eğer söylediği şeylerin diğer kişiler tarafından dinlenmesini istiyorsa, onları 5. evin getirdiği benmerkezci sübjektiflikle değil, GERÇEKLİĞİ onlar için var olduğu şekilde objektif (Uranüs) olarak anlayabilmesi için dinlemeyi öğrenmesi gerek. Ve eğer birey sadece kendisi olduğu için teşvik edilmek istiyorsa, o da başkaları için yapmayı öğrenmelidir.

 

6. Adım: Son olarak, 8. evde Merkür arketipini denkleme ekliyoruz. Şimdi, yaratıcı bir şekilde kendini keşfetme ve gerçekleştirme süreci evrimsel sınırlama dersleri ile bağlanıyor; kişi ne yapabilir, ne yapamaz, ne olabilir, ne olamaz, kişi nedir, ne değildir ve bunlarla (Terazi’deki Merkür’ün 5. evdeki Uranüs ile kare açısı ) işbirliği yaparak bu sınırları ne şekilde kabul edecektir (Merkür 8. evde). Diğer insanlar, bireyin hayatının kritik anlarında bu sınırların doğasıyla ilgili gerekli deneyimi sağlamak için ortaya çıkacaklardır. Bu kritik anlar normal olarak duygusal veya entellektüel yüzleşmelerle bağlantılıdır. Bu yüzleşmeler çeşitli yoğunluk ve çekişmeler içerir. Çarpışmanın harareti geçtikten sonra kişi ya bunları özümseyecek ya da geri çekilecektir. Bunu yaparak, ne olduğuyla ilgili yansıtma yapacaktır; 8. evin NİÇİN sorusuna yönelecektir. Bu da, böyle bir deneyimin anlamıyla ilgili objektif bir farkındalığa yol açacaktır ve devam etmekte olan, şimdiye dek bahsettiğimiz tüm yollar aracılığıyla kendini tanıma araştırmasında yardımcı olacaktır. Birey, düşüncelerinin , hislerinin ve heyecanlarının sebepleri, temeli ve niçinlerini belirlemeye çalışırken, kendini tanıma eylemi psikolojik odak noktası halini alacaktır. Böylece bu şartlanma kişinin aramakta olduğu bilgi, deneyim ve derslerin alanını daraltacaktır. Gelişigüzel deneyimleri, bilgileri vb. eleme ve tanışmak veya ilişkiye girmek için aradığı insanların türleri konusunda alanını daraltma eğiliminde olacaktır. Aynı zamanda gereksiz sohbetler ve diyaloglardan kaçınacaktır; bir kişiyle konuşmak için bir nedeni veya gereksinimi yoksa konuşmayacaktır. Birey çekici, etkileyici, zorlu, güçlü ve açıksözlü insanlara; diğer insanların olmalarını istediği gibi değil, kendileri gibi olan insanlara çekim duyma eğiliminde olacaktır. Böylece bu insanlar, kişiyi tüm dışsal şartlandırıcı faktörleri üzerinden atarak, yaradılışının gerektirdiği gibi olması için motive (8. ev) edeceklerdir. Bu yolla, mevcut statükoya direnç gösteren ilişki dinamiklerine gittikçe daha çok ilgi duyacaklardır. Bu tür ilişkilerde, seksüel dinamiklerin kendileri de birer deneyim (Uranus) olacaklardır. Birey, cinsel ‘gizemleri’ veya tabuları delmek için zihinsel ve duygusal bir ihtiyaç taşıyacaktır. Bu ihtiyaç, bu düzeyde bile git gide artan bir statükoyu yansıtır. Bu ihtiyaç çeşitli şekillerde kendini gösterir. Arketipsel düzeyde, kişi şimdiye dek bahsettiğimiz yollarla birlikte şimdi de seksüel dinamikler yoluyla anima ve animusunu nasıl bütünleyeceğini öğrenir. Bu yol, çeşitli şekillerde ifade edilen cinsel yaratıcılığı içeren cinsel rol eşitliği kadar basit bir şey olabilir. Bu ihtiyaç, kişinin kendini yansıtma ve keşfetme arzusu ve gerçekte kim olduğunu, özünü yansıtabilmek için egosantrik merkezini yeniden yapılandırmaya olan ihtiyacı ile bağlantılıdır.

 

Bu örnek, adım adım tümdengelimli işlemi temsil ediyor. Bu yöntemi tüm haritaya uygulayabilirsiniz. Bu noktada, bütünün tümevarımsal farkındalığını oluşturabilmek için size oturmanızı, arkanıza yaslanıp, gözlerinizi kapatarak bu bilgiyi bir çırpıda anlamaya çalışmanızı tavsiye ederim. Bu şekilde tümevarımsal yaklaşımın, ana arketipler ile ilgili bilgilerin sürekli gelişmesini ve derinleşmesini sağlayan dolaylı bir farkındalığa yönelttiğini görebilirsiniz. Bu anlayış da gittikçe daha çok detayı, inceliği ve nüansı anlayabilmenizi sağlar. Anlayışınız kesin ve doğru olacaktır.

 

Şimdi hatırlayalım: Uranüs ile diğer bir gezegen(ler) arasındaki natal açı kişinin bilincinde tüm yaşamı boyunca bir dinamik olarak duracaktır. Bu durum aynı zamanda, Uranüs’ün bulunduğu natal ev, burç ve 11. evde bulunan burç için de geçerlidir. 11. Evdeki burcun yönetici gezegeninin bulunduğu burç ve ev, kişinin öncesinden gelen şeylerden özgürleşme, bağımsızlaşma ve şartsızlanma dinamiklerini kolaylaştırabilmek için hayatın hangi alanına çekildiğini belirler. İlave olarak, Kova’nın yerleştiği ev, bireyin özünü yansıtabilmek için tüm bilincini kökten değiştirmeye çalıştığı alanı gösterir. Uranüs Kova’nın yönetici gezegenlerinden biri olduğu için, Uranüs’ün burc ve ev yerleşimi bunun nerede ve nasıl yapılabileceğini belirler. Diğer yönetici gezegen Satürn ise burcu ve yerleştiği eve göre kişinin Uranyen itkileri nerede, niçin ve nasıl sınırladığını belirler. Eğer kişi psikolojik bir bedel ödeyerek, sosyal ve bireysel olarak güvende hissetmek için mevcut statükoya uyum sağlamaya çalışmıyorsa, Satürn’ün retro olmasıyla bu durum değişebilir.

 

devam edecek...

Çeviren: Serap Şengöz

Jeffrey Wolf Green yirmi beş yıldan bu yana Seattle'da profesyonel astrologluk yapmaktadır. Pluto:The Evolutionary Journey of the Soul, Cilt 1-Cilt 2'nin yazarıdır. Ayrıca Evrimsel Astroloji Okulunun kurucusudur.

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.