|
VENÜS DÖNGÜSÜ - İnanna’nın
Yolculuğu
Döngü denince aklımıza
çoğunlukla, en radikal değişimleri yaşadığımız -belki de canımızın en çok
yandığı- devrelerden biri olduğu için Satürn döngüsü gelir değil mi? Peki ya
Venüs döngüsü? Haritanızda bir Venüs döngüsünün izlerini ve etkilerini takip
ettiniz mi hiç? 5000 yıl öncesinin insanları etmişler ve onu bir zaman
belirleyici, bir işaretçi olarak ele almışlar.
Astroloji tarihinde Venüs
gökyüzünde çok parlak bir şekilde izlenebildiği için önemli bir takvim yıldızı
olarak değerlendirilmiştir. Güneş ve Ay’dan sonra takvim için en fazla
kullanılan gök cisimleri Venüs, Sirius, Aldebaran ve Antares’tir, çünkü
rahatlıkla takip edilebilmişlerdir. Babillilerin 5000 yıllık sınır taşları
bulunduğunda, üzerlerinde sekiz köşeli yıldız olarak Venüs tasvirlerine
rastlanmıştır. İnsanlık tarihinde karşımıza çokça çıkan ve cennet, adalet,
maddesel dünyanın dengelenmesi gibi anlamlar yüklenen bu sekiz köşeli yıldız,
eskilerin gökyüzünde Venüs’ün hareketlerini gözlemlemeleriyle oluşturulmuş bir
semboldür ve aynı zamanda onun sekiz senelik döngüsünü tanımlamaktadır.
Peki nedir bu sekiz senelik
döngü?
Venüs döngüsü -en kısa
tanımıyla- Venüs’le Güneş’in gökyüzünde her sekiz yılda bir aynı burçta kavuşum
yapmasıdır. Döngü, Venüs’ün geri hareketinin ortalarındayken Güneş’le yaptığı
kavuşumla başlar, düzenli bir seyir izleyerek 584 gün arayla beş kez daha,
farklı burçlarda Güneş’le yeniden kavuşum yaptıktan sonra, ilk kavuşum
noktasındaki burçta tekrar buluşmaları ile sona erer. Bunu matematiksel olarak
365 x 8 = 2920 gün / 5 = 584 ya da 584 X 5 = 2920 gün / 365 = 8 yıl şeklinde
ifade edebiliriz. Örneğin 2 Kasım 1994’teki inferior kavuşumda Güneş ve Venüs
Akrep’te birleşmişlerdi ve bu 584 gün boyunca ilişkilerde Akrep’e özgü bir
yoğunluk ve tutkunun yaşandığı görüldü. Bu dönemde cinsellik, evlilikte para
paylaşımları ve durumları, derin dönüşümler gibi Akrep burcuna özgü temalar
yaşandı. Venüs yoluna devam ederek aynı hizaya yani inferior kavuşuma 10 Haziran
1996’da geldi, ancak bu sefer Venüs/Güneş kavuşumu İkizler burcunda gerçekleşti.
Bundan sonra 584 günlüğüne İkizler’in merak ve çeşitlilik duygusu, bir sürü şeyi
deneyimleme, kişisel ilişkilerde daha rahat olma, iletişimin ve zihinsel
alışverişin ön plana çıktığı bir devre yaşandı. Ocak 1998’de Oğlak burcunda,
Ağustos 1999‘da Aslan burcunda ve nihayet Ekim 2002’de tekrar Akrep burcundaki
kavuşumla da bu döngü tamamlanmış oldu
Venüs’ün Güneş’le sekiz
yıllık döngünün başında ve sonunda yaptığı kavuşumun burç derecesi ile, döngünün
sonunda yine aynı burçta kavuşum yaptığı noktanın derecesi yaklaşık iki gün
farklıdır, çünkü sekiz yılda iki artıkyıl vardır. Örneğin 2001 Mart ayında
başlayan döngünün başında 9 derece Koç’ta oluşan kavuşum, sekiz yılın sonunda
yani Mart 2009’da tamamlandığında 7 derece Koç burcunda gerçekleşecektir.
Sekiz yıllık sürede Venüs’ün
yaptığı bu beş kavuşum noktasını 360 derecelik bir daire üzerinde işaretleyip
karşılıklı olarak birleştirdiğimizde birbirleriyle yüz ellilik açılar yaptığını
görürüz ve karşımıza –şu çok tanıdık- beş köşeli yıldız, yani pentagram çıkar.
Ayrıca bu beş nokta birbirleriyle 72 derecelik açı (biquintile) yaparlar ki bu
da Beşinci Harmonik’e denk gelir. Kabalacılara göre beş sayısı dünyayı temsil
ettiğinden ve yaşam, ölüm ve ölümlülükle bağlantılı olduğundan, insanoğlunun
sayısıdır ve bu nedenle pentagram insanoğlunun figürüdür. (Beş noktaya insanın
başı, iki eli ve iki ayağı yerleştirilerek tasvir edilen figürler vardır) Ayrıca
beş sayısı insanı insan yapan aklın gezegeni Merkür’ün de sayısıdır.
Döngüsü sırasında Venüs
yermerkezli (geocentric) iki tip kavuşum yapar: İlki inferior kavuşumdur ve
döngü bu kavuşumla başlar. Diğeri ise superior kavuşumdur. Dünya Güneş’in
etrafında bir tam turu 365 günde dönerken Venüs bu yolculuğu 225 günde tamamlar.
Bu kavuşum meselesinde bir benzetmeyle bu iki gezegeni koşucu gibi düşünürsek,
koşuculardan biri Venüs, diğeri de Dünya’dır ve bunlar koşuya Güneş’le aynı
hizaya geldikleri zaman başlarlar. Bu durumda Güneş yarışın merkezinde yer alır.
Bu kavuşuma inferior kavuşum denir ve bu noktada Venüs Dünya ile Güneş’in
arasında bulunur.. Eğer yarış benzetmesiyle düşünmeye devam edersek, Venüs iç
kulvarda koşan yarışçıdır, inferior kavuşumdadır ve bu nedenle de koştuğu alan
daha kısadır. Ayrıca Venüs Dünya’dan daha hızlı koşar ve Dünya’yı düzenli
aralıklarla yakalar ki bu da 584 günde bir gerçekleşir.
Superior kavuşumda ise Güneş Venüs’le Dünya’nın arasına girmektedir.
Venüs ve Dünya bu
beş-sekizlik dans ritmini değişmez bir şekilde kullandıkları için, Venüs’ün bir
zaman ölçütü olarak takvim düzenlemekte esas alınması da çok kolaylaşmıştır.
Zaten Orta Amerika kültürlerinin takvimleri de buradan çıkmaktadır. Örneğin
Mayaların takvimleri bu sisteme dayanırdı. 8 sayısı, 5 sayısı ve bu ikisinin
toplamından çıkan 13 sayısı takvimin temelini oluşturuyordu.
584 günlük bir transiti
sırasında ilk aşamada geri hareketindeyken Venüs Güneş’le kavuşum yapar ve sabah
yıldızı olarak doğmaya başlar. Bu durumda Lucifer (ışık taşıyan) ve Phosphorus
olarak adlandırılmıştır. Daha sonra ileri hareketine geçer ve belli bir süre
sonra en parlak olduğu konuma ulaşır. Sonra gökyüzünde bir süre kaybolur ve yine
kavuşum yapıp bu sefer akşam yıldızı olarak doğar. Bu durumda batıda bulunan
(western) anlamında Hespherus olarak isimlendirilir. Yine en parlak noktasına
geldikten bir
süre sonra geri gitmeye
başlar. Belli bir zaman sonra
tekrar kaybolur ve yeniden inferior kavuşum yaptıktan sonra sabah yıldızı olarak
doğar. Bu onun normal sistemidir. Bu modelde Venüs sabah yıldızı olarak 260 gün,
akşam yıldızı olarak da 260 gün görünür, yani süreler eşittir. 260 gün akşam
yıldızı olarak doğduktan sonra yaklaşık bir hafta görünmez. Daha sonra sabah
yıldızı olarak belirir ve 260 gün göründükten sonra 60 gün, yani iki ay
kaybolur. Sürekli gözlemlediklerinden, eskiler bu döngüyü tespit etmişlerdir. En
parlak olduğu zamanla geri dönmek üzere durduğu an arasında 14 gün, ileri dönmek
üzere durduğu anla en parlak olduğu zaman arasında yine 14 gün vardır. Geri
hareketi ise yaklaşık 40 gün sürer.
Döngü sırasında Venüs’ün
sabah yıldızı ve akşam yıldızı olarak doğuşu arkaik kültürler tarafından tespit
edilmiş ve anlamlar yüklenmiştir. Venüs’ün gözden kayboluşundan günler sonra
Güneş’ten önce belirmesi onlar için pek hayra alamet değildi. Örneğin Babil’de
İştar ismiyle karşımıza çıkan Venüs yalnızca evliliğin ve ailenin kutsallığını
değil, savaşı da temsil ederdi. Sabah yıldızı savaşçı bir tanrıçadır ama akşam
yıldızı sevgi vaat eder. Sümer‘de Sabah yıldızı’nın doğuda belirmesiyle askerler
savaş için hareketlenirken, batı ufkunda beliren akşam yıldızı, sevginin ve
doğurganlığın sakin tanrıçası İnanna’nın aşk işareti gibiydi. Yunan
mitolojisindeki Afrodit aşk tanrıçasıdır ama savaşçı bir yönü de vardır. Örneğin
Isparta şehir devletinde kan dökmenin ve yağmalamanın vecdi ile seks eylemi
arasında benzerlik kurdukları için Afrodit’e savaş tanrıçası olarak
tapıyorlardı. Roma’da da Venüs hem sevgiyi hem savaşı temsil ediyordu.
Aztekler’de ve
İnka’larda ise sekiz yıllık döngünün sonu savaş zamanını işaret ederdi ve
Venüs’ün kötü ışıklarından korunmak için insanlar evlerine kapanırlardı. Çünkü
direkt olarak Venüs’ün ışığını almak onun lanetine uğramak demekti.
Tapınaklarında Venüs’ün doğuş ve batışını takip etmek üzere pencereler vardı.
Venüs’ün inferior kavuşumdan sonra sabah yıldızı olarak doğuşu bu kültürler
döneminde de tehlikeli ve şanssız bir durum olarak kabul edildi. Bunun böyle
algılanmasının sebebi ise Venüs’ün sabah yıldızı olmasından önce gökyüzünde
bütün ışıkların görülebilir olması, ama Güneş’ten önce doğunca en parlak yıldız
olarak diğer yıldızları adeta söndürmesidir. İşte bu durum Aztek ve Maya
insanının zihninde uğursuz bir etki olarak değerlendirilmiştir. Son dönem
astrologlarının araştırmaları da biraz bunu doğrular niteliktedir. Görülmüştür
ki Venüs’ün inferior kavuşum yaptığı zamanlar bazı liderlerin devrildiği
dönemlere denk gelmektedir. Zaten Venüs’ün bir döngü sırasında yaptığı beş
kavuşumdaki burçlar daha önce bahsettiğimiz gibi birbirlerine yüz ellilik açı
yapan burçlardır.
Venüs’ün geri hareketi ve
gökyüzünde bir süreliğine kayboluşu, mitolojik öykülerle sembolize edilmiştir.
Örneğin bu devre Sümer mitolojisinde İnanna’nın yer altına inişiyle
eşleştirilmektedir. Sümerlerin “yukarıdaki büyük’ün, gökyüzünün
kraliçesi”, “parlak yıldız” olarak tapındıkları İnanna, kudretini genişletmek
ve yeraltını da ele geçirip geçiremeyeceğini görmek için, yedi tanrısal yasayı
da yanına alarak yeraltına iner ve kardeşi yeraltı kraliçesinin tapınağına
yaklaşır. Kapıcı yeraltı kraliçesiyle konuştuktan sonra onu ölüler diyarının
yedi kapısından geçirir ama geçtiği her kapıda giysi ve takılarından biri, bütün
itirazlarına rağmen alınır. En sonunda çırılçıplak kalır. Burada ölür ve bir
şekilde hayata dönerek bir şey elde edemeden yeryüzüne çıkar. Bu
öyküdeki sembolizmin açılımına bakarsak, İnanna yeraltına inerken sadece
önemsediklerinden ve değer verdiklerinden değil, onu Gökyüzü Tanrıçası yapan her
şeyden de vazgeçmek zorundadır. Söz konusu olan, Jung psikolojisinde “persona”
denen, onunla kendimizi tanımladığımız, statümüz olan ancak asıl doğamızı
yansıtmayan dışsal roldür. Bu rolü tanımlayan her şeyini çıkarmak ve geride
bırakmak zorunda kalan İnanna sonunda kendiyle kalmıştır ve artık gölge yanıyla
yüzleşmek durumundadır, ki bu hikayede onun gölge yanını ablası ve Yeraltı
Tanrıçası Ereşkigal sembolize eder. İnanna güvendiği ve yardım sözü aldığı, yani
onu destekleyen insanların yardımıyla yeryüzüne çıkar ve kendi gölgeleriyle
yüzleştiği bu yolculuk onu yeniler, bütünler ve iyileştirir. Aynı şekilde Navaho
Kızılderilileri’nin mitlerinde yer alan ikiz kardeşlerin kendilerine destek olan
bir kadının öğrettiklerinin yardımıyla önlerine çıkan engelleri aşarak güneş
babalarını bulma (Güneş-Venüsu) ve babalarının evine girip beklemeleri (geri
hareketi) serüveni de içe dönüşü ve Güneş-Venüs kavuşumunu anlatır.
Venüs beş duyuyla,
tensellikle, maddesel dünya ile ilgili bir planet olduğuna göre, kişisel
haritada Venüs geri gidiyorsa kişi tıpkı İnanna gibi takılarını bırakmaya yani
maddi olanı feda etmeye razı olmalıdır. Bu hiçbir şey kazanılmayacağı anlamına
gelmez ama insan ruhsal, zihinsel ve duygusal olarak bunlardan özgürleşmelidir.
Dışsal olarak hissedilen gereklilikler, (örneğin imajına, trendlere, yanında
gezdirdiği insana önem vermek, herkesin çift olduğu bir dünyada ya da ortamda
tek olmamak için gerekli diye evlenmek vb..) ve bağlılıklar artık
bırakılmalıdır. Venüs geri hareketindeyken kişi içe döner ve sonra Venüs
Güneş’le kavuşum yapar. Buna temanın üç aşağı beş yukarı o sırada belirlendiği
bilinçli bir yolculuk diyebiliriz. Aynı şey Merkür için de söz konusudur. Merkür
geri hareketine başladıktan sonra Güneş’le kavuşum yapar ve tema ne ise Merkür
yeniden ileri hareketine geçip Güneş’i yakaladığında açığa çıkar. Temalar belli
olur, kişi içsel bir yolculuğa başlar, nefsini bırakır ve tekrar yeryüzüne
çıkar. Yani Venüs romantik bir karşılaşma yarattıktan sonra, suç mahallini terk
eder ve oradaki kurbanları kendi kaderlerine bırakır.
Venüs zevk almakla, hazla
ilgilidir. Kısaca belirtirsek ilişkilerde cinsellik, çekim, kıskançlık,
talepkarlık gibi konuların yarattığı problemlerle insan Venüs’ün geri
hareketindeyken yüzleşir; isteklerinden arınır. Bu temalar Venüs hangi burçta
geri hareketindeyse o burcun konularıyla belirlenir. Kişisel haritadaki Venüs
ile bu temalar birleşir ve insan oralarda bir gözden geçirme süreci yaşar. Dış
dünyada bir şey elde edemez çünkü dış dünyada bir şeyi elde etmek üzere bir
hareket değildir. Konuyu kavrar ve tekrar yeryüzüne yani dış dünyaya çıkar. Bu
nedenle İnanna’nın yolculuğunun sembolize ettiği bir serüvendir bu..
Venüs aklımıza ilk önce
güzellik, sevgi, evlilik gibi temaları getirir, ama mitolojiye baktığımızda hoş
özellikler taşıyan sembolizminin yanında bizi şaşırtan başka yönlerini de
görürüz. Örneğin Babil’de İştar olarak bilinen Venüs sadece evliliğin ve
ailenin kutsallığının değil, yasak erotik ilişkilerin de yöneticisidir. Roma’da
ise evlilik karşıtıydı; çünkü insanoğlunda sıklıkla gayrımeşru, takıntılı ve
ahlaki değerlerden kopuk tutkuları ortaya çıkardığı kabul ediliyordu. Yunan
mitolojisinde de öyle.. Venüs kendi kocasına sadık olmayan, çeşitli insanlarla
ilişkiye giren birisi olarak tanımlanır. Mars’ı birçok insan onun eşi bilir ama
Mars aslında onun çeşitli sevgililerinden yalnızca bir tanesidir. Bu nedenle
taahhütte bulunmak Venüs’ün alanına girmez. Venüs tensellikle ve çekimle ilgili
olduğundan birisine çekildiğini ve çektiğini gösterir, yani kimyasal çekim söz
konusudur. İnsan biriyle yaşamak, aynı evi paylaşmak için de bir çekim hissetmek
zorundadır ama tabii çekim olmadan ihtiyaçlılık ya da başka nedenlerle de
evlilik yapılabilir. Venüs sevgi gezegeni olarak bilinir ama aslında sevgi onun
konusu değildir. Mitolojide Venüs kendini cinsel dürtüye ve tutku gücüne
içgüdüsel bir tepki veren olarak gösterir. Gerçekten sevmeyi veya onu uyaran
insandan hoşlanmayı bile içermez; tamamen içgüdüsel uyarılmakla ilgilidir.
Venüs’ün ilişki, tutku, cinsellik anlamı kişisel haritaya göre değişir elbette…
Örneğin Venüs’ü İkizler’de yerleşmiş bir insan bir düşünceden veya yazıdan çok
etkilenip o düşüncenin ya da yazının sahibine çekildiğini hissedebilir.
Siz de hayatınızda neler
olduğunu not alacağınız bir astrolojik günlük tutabilir ve efemeristen Venüs’ün
hareketlerini takip edebilirsiniz. Örneğin 30 Mart 2001’de Venüs/Güneş inferior
kavuşumu 9 derece Koç burcunda olmuştur.

Mart 2001’den
Ağustos 2009’a kadar olan döngünün pentagramı
31.10.2002’de 8 derece
Akrep’te,
08.06.2004’de 18 derece
İkizler’de,
14.01.2006’da 23 derece
Oğlak’ta,
18.08.2007’de 24 derece
Aslan’da ve
28.03.2009’da 7 derece
Koç’ta
Kavuşum yaparak bu döngüsünü
tamamlayacaktır.
Bu kavuşumları takip ederek
haritanızda nerelere ve hangi evlere dokunduğunu, hangi açıları yaptığını
görebilir ve eğer kişisel olarak önemli derecelerde gerçekleşiyorsa hayatınızda
neler olduğunu daha farklı bir bilinçle anlamaya çalışabilirsiniz. Örneğin
Venüs’ün geri veya ileri gitmeye başladığı günler ya da Güneş’le kavuşum yaptığı
zamanlar hayatınızda neler olduğunu, hangi temaların hayatınıza girdiğini
böylece daha bilinçli bir şekilde izleyebilir ya da geçmişinizdeki önemli
tarihleri Venüs’ün ışığında tekrar gözden geçirerek, İnanna’nın izinden gidip
gitmediğinizi anlayabilirsiniz..
Hazırlayan:
Oya Vulaş
Temmuz, 2006
Kaynakça
Barış İlhan, “Sabah Yıldızı
Venüs”, astrolojidergisi.com
Barış İlhan, “Venüs
Transiti”, astrolojidergisi.com
Barış İlhan, “Venüs”,
astrolojidergisi.com
Ronnie Gale Dreyer,
“Transiting Venus Retrograde”, NCGR Memberletter, February-March 2006
Michael Meyer “Venüs Morning
Star, Venus Evening Star”, Khaldea.com
Liz Greene, Mythic
Astrology
Samuel Noah Kramer, Tarih
Sümer’de Başlar
Joseph Campbell, Kahramanın
Sonsuz Yolculuğu
Valerie Vaughan,
Astro-Mythology
Hajo Banzhaf, Tarot, Günün,
Ayın, Yılın Kartı, İlhan Yayınevi
|