Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

VENÜS DÖNGÜSÜ - İnanna’nın Yolculuğu

 

Döngü denince aklımıza çoğunlukla, en radikal değişimleri yaşadığımız -belki de canımızın en çok yandığı- devrelerden biri olduğu için Satürn döngüsü gelir değil mi? Peki ya Venüs döngüsü? Haritanızda bir Venüs döngüsünün izlerini ve etkilerini takip ettiniz mi hiç? 5000 yıl öncesinin insanları etmişler ve onu bir zaman belirleyici, bir işaretçi olarak ele almışlar.

 

Astroloji tarihinde Venüs gökyüzünde çok parlak bir şekilde izlenebildiği için önemli bir takvim yıldızı olarak değerlendirilmiştir. Güneş ve Ay’dan sonra takvim için en fazla kullanılan gök cisimleri Venüs, Sirius, Aldebaran ve Antares’tir, çünkü rahatlıkla takip edilebilmişlerdir. Babillilerin 5000 yıllık sınır taşları bulunduğunda, üzerlerinde sekiz köşeli yıldız olarak Venüs tasvirlerine rastlanmıştır. İnsanlık tarihinde karşımıza çokça çıkan ve cennet, adalet, maddesel dünyanın dengelenmesi gibi anlamlar yüklenen bu sekiz köşeli yıldız, eskilerin gökyüzünde Venüs’ün hareketlerini gözlemlemeleriyle oluşturulmuş bir semboldür ve aynı zamanda onun sekiz senelik döngüsünü tanımlamaktadır. 

 

Peki nedir bu sekiz senelik döngü? 

 

Venüs döngüsü -en kısa tanımıyla- Venüs’le Güneş’in gökyüzünde her sekiz yılda bir aynı burçta kavuşum yapmasıdır. Döngü, Venüs’ün geri hareketinin ortalarındayken Güneş’le yaptığı kavuşumla başlar, düzenli bir seyir izleyerek 584 gün arayla beş kez daha, farklı burçlarda Güneş’le yeniden kavuşum yaptıktan sonra, ilk kavuşum noktasındaki burçta tekrar buluşmaları ile sona erer. Bunu matematiksel olarak 365 x 8 = 2920 gün / 5 = 584 ya da 584 X 5 = 2920 gün / 365 = 8 yıl şeklinde ifade edebiliriz. Örneğin 2 Kasım 1994’teki inferior kavuşumda Güneş ve Venüs Akrep’te birleşmişlerdi ve bu 584 gün boyunca ilişkilerde Akrep’e özgü bir yoğunluk ve tutkunun yaşandığı görüldü. Bu dönemde cinsellik, evlilikte para paylaşımları ve durumları, derin dönüşümler gibi Akrep burcuna özgü temalar yaşandı. Venüs yoluna devam ederek aynı hizaya yani inferior kavuşuma 10 Haziran 1996’da geldi, ancak bu sefer Venüs/Güneş kavuşumu İkizler burcunda gerçekleşti. Bundan sonra 584 günlüğüne İkizler’in merak ve çeşitlilik duygusu, bir sürü şeyi deneyimleme, kişisel ilişkilerde daha rahat olma, iletişimin ve zihinsel alışverişin ön plana çıktığı bir devre yaşandı. Ocak 1998’de Oğlak burcunda, Ağustos 1999‘da Aslan burcunda ve nihayet Ekim 2002’de tekrar Akrep burcundaki kavuşumla da bu döngü tamamlanmış oldu

 

Venüs’ün Güneş’le sekiz yıllık döngünün başında ve sonunda yaptığı kavuşumun burç derecesi ile, döngünün sonunda yine aynı burçta kavuşum yaptığı noktanın derecesi yaklaşık iki gün farklıdır, çünkü sekiz yılda iki artıkyıl vardır. Örneğin 2001 Mart ayında başlayan döngünün başında 9 derece Koç’ta oluşan kavuşum, sekiz yılın sonunda yani Mart 2009’da tamamlandığında 7 derece Koç burcunda gerçekleşecektir.

 

Sekiz yıllık sürede Venüs’ün yaptığı bu beş kavuşum noktasını 360 derecelik bir daire üzerinde işaretleyip karşılıklı olarak birleştirdiğimizde birbirleriyle yüz ellilik açılar yaptığını görürüz ve karşımıza –şu çok tanıdık- beş köşeli yıldız, yani pentagram çıkar.  Ayrıca bu beş nokta birbirleriyle 72 derecelik açı (biquintile) yaparlar ki bu da Beşinci Harmonik’e denk gelir. Kabalacılara göre beş sayısı dünyayı temsil ettiğinden ve yaşam, ölüm ve ölümlülükle bağlantılı olduğundan,  insanoğlunun sayısıdır ve bu nedenle pentagram insanoğlunun figürüdür. (Beş noktaya insanın başı, iki eli ve iki ayağı yerleştirilerek tasvir edilen figürler vardır) Ayrıca beş sayısı insanı insan yapan aklın gezegeni Merkür’ün de sayısıdır.

 

Döngüsü sırasında Venüs yermerkezli (geocentric) iki tip kavuşum yapar: İlki inferior  kavuşumdur ve döngü bu kavuşumla başlar. Diğeri ise superior kavuşumdur. Dünya Güneş’in etrafında bir tam turu 365 günde dönerken Venüs bu yolculuğu 225 günde tamamlar. Bu kavuşum meselesinde bir benzetmeyle bu iki gezegeni koşucu gibi düşünürsek, koşuculardan biri Venüs, diğeri de Dünya’dır ve bunlar koşuya Güneş’le aynı hizaya geldikleri zaman başlarlar. Bu durumda Güneş yarışın merkezinde yer alır. Bu kavuşuma inferior kavuşum denir ve bu noktada Venüs Dünya ile Güneş’in arasında bulunur.. Eğer yarış benzetmesiyle düşünmeye devam edersek, Venüs iç kulvarda koşan yarışçıdır, inferior kavuşumdadır ve bu nedenle de koştuğu alan daha kısadır. Ayrıca Venüs Dünya’dan daha hızlı koşar ve Dünya’yı düzenli aralıklarla yakalar ki bu da 584 günde bir gerçekleşir. Superior kavuşumda ise Güneş Venüs’le Dünya’nın arasına girmektedir.

 

Venüs ve Dünya bu beş-sekizlik dans ritmini değişmez bir şekilde kullandıkları için, Venüs’ün bir zaman ölçütü olarak takvim düzenlemekte esas alınması da çok kolaylaşmıştır. Zaten Orta Amerika kültürlerinin takvimleri de buradan çıkmaktadır. Örneğin Mayaların takvimleri bu sisteme dayanırdı. 8 sayısı, 5 sayısı ve bu ikisinin toplamından çıkan 13 sayısı takvimin temelini oluşturuyordu.

 

584 günlük bir transiti sırasında ilk aşamada geri hareketindeyken Venüs Güneş’le kavuşum yapar ve sabah yıldızı olarak doğmaya başlar. Bu durumda Lucifer (ışık taşıyan) ve Phosphorus olarak adlandırılmıştır. Daha sonra ileri hareketine geçer ve belli bir süre sonra en parlak olduğu konuma ulaşır. Sonra gökyüzünde bir süre kaybolur ve yine kavuşum yapıp bu sefer akşam yıldızı olarak doğar. Bu durumda batıda bulunan (western) anlamında  Hespherus olarak isimlendirilir. Yine en parlak noktasına geldikten bir süre sonra geri gitmeye başlar. Belli bir zaman sonra tekrar kaybolur ve yeniden inferior kavuşum yaptıktan sonra sabah yıldızı olarak doğar. Bu onun normal sistemidir. Bu modelde Venüs sabah yıldızı olarak 260 gün, akşam yıldızı olarak da 260 gün görünür, yani süreler eşittir. 260 gün akşam yıldızı olarak doğduktan sonra yaklaşık bir hafta görünmez. Daha sonra sabah yıldızı olarak belirir ve 260 gün göründükten sonra 60 gün, yani iki ay kaybolur. Sürekli gözlemlediklerinden, eskiler bu döngüyü tespit etmişlerdir. En parlak olduğu zamanla geri dönmek üzere durduğu an arasında 14 gün, ileri dönmek üzere durduğu anla en parlak olduğu zaman arasında yine 14 gün vardır. Geri hareketi ise yaklaşık 40 gün sürer.

 

Döngü sırasında Venüs’ün sabah yıldızı ve akşam yıldızı olarak doğuşu arkaik kültürler tarafından tespit edilmiş ve anlamlar yüklenmiştir. Venüs’ün gözden kayboluşundan günler sonra Güneş’ten önce belirmesi onlar için pek hayra alamet değildi. Örneğin Babil’de İştar ismiyle karşımıza çıkan Venüs yalnızca evliliğin ve ailenin kutsallığını değil, savaşı da temsil ederdi. Sabah yıldızı savaşçı bir tanrıçadır ama akşam yıldızı sevgi vaat eder. Sümer‘de Sabah yıldızı’nın doğuda belirmesiyle askerler savaş için hareketlenirken, batı ufkunda beliren akşam yıldızı, sevginin ve doğurganlığın sakin tanrıçası İnanna’nın aşk işareti gibiydi. Yunan mitolojisindeki Afrodit aşk tanrıçasıdır ama savaşçı bir yönü de vardır. Örneğin Isparta şehir devletinde kan dökmenin ve yağmalamanın vecdi ile seks eylemi arasında benzerlik kurdukları için Afrodit’e savaş tanrıçası olarak tapıyorlardı. Roma’da da Venüs hem sevgiyi hem savaşı temsil ediyordu.

 

  Aztekler’de ve İnka’larda ise sekiz yıllık döngünün sonu savaş zamanını işaret ederdi ve Venüs’ün kötü ışıklarından korunmak için insanlar evlerine kapanırlardı. Çünkü direkt olarak Venüs’ün ışığını almak onun lanetine uğramak demekti. Tapınaklarında Venüs’ün doğuş ve batışını takip etmek üzere pencereler vardı. Venüs’ün inferior kavuşumdan sonra sabah yıldızı olarak doğuşu bu kültürler döneminde de tehlikeli ve şanssız bir durum olarak kabul edildi. Bunun böyle algılanmasının sebebi ise Venüs’ün sabah yıldızı olmasından önce gökyüzünde bütün ışıkların görülebilir olması, ama Güneş’ten önce doğunca en parlak yıldız olarak diğer yıldızları adeta söndürmesidir. İşte bu durum Aztek ve Maya insanının zihninde uğursuz bir etki olarak değerlendirilmiştir. Son dönem astrologlarının araştırmaları da biraz bunu doğrular niteliktedir. Görülmüştür ki Venüs’ün inferior kavuşum yaptığı zamanlar bazı liderlerin devrildiği dönemlere denk gelmektedir. Zaten Venüs’ün bir döngü sırasında yaptığı beş kavuşumdaki burçlar daha önce bahsettiğimiz gibi birbirlerine yüz ellilik açı yapan burçlardır.

 

Venüs’ün geri hareketi ve gökyüzünde bir süreliğine kayboluşu, mitolojik öykülerle sembolize edilmiştir. Örneğin bu devre Sümer mitolojisinde İnanna’nın yer altına inişiyle eşleştirilmektedir. Sümerlerin “yukarıdaki büyük’ün,  gökyüzünün kraliçesi”, “parlak yıldız”  olarak tapındıkları İnanna, kudretini genişletmek ve yeraltını da ele geçirip geçiremeyeceğini görmek için, yedi tanrısal yasayı da yanına alarak yeraltına iner ve kardeşi yeraltı kraliçesinin tapınağına yaklaşır. Kapıcı yeraltı kraliçesiyle konuştuktan sonra onu ölüler diyarının yedi kapısından geçirir ama geçtiği her kapıda giysi ve takılarından biri, bütün itirazlarına rağmen alınır. En sonunda çırılçıplak kalır. Burada ölür ve bir şekilde hayata dönerek bir şey elde edemeden yeryüzüne çıkar. Bu öyküdeki sembolizmin açılımına bakarsak, İnanna yeraltına inerken sadece önemsediklerinden ve değer verdiklerinden değil, onu Gökyüzü Tanrıçası yapan her şeyden de vazgeçmek zorundadır. Söz konusu olan, Jung psikolojisinde “persona” denen, onunla kendimizi tanımladığımız, statümüz olan ancak asıl doğamızı yansıtmayan dışsal roldür. Bu rolü tanımlayan her şeyini çıkarmak ve geride bırakmak zorunda kalan İnanna sonunda kendiyle kalmıştır ve artık gölge yanıyla yüzleşmek durumundadır, ki bu hikayede onun gölge yanını ablası ve Yeraltı Tanrıçası Ereşkigal sembolize eder. İnanna güvendiği ve yardım sözü aldığı, yani onu destekleyen insanların yardımıyla yeryüzüne çıkar ve kendi gölgeleriyle yüzleştiği bu yolculuk onu yeniler, bütünler ve iyileştirir. Aynı şekilde Navaho Kızılderilileri’nin mitlerinde yer alan ikiz kardeşlerin kendilerine destek olan bir kadının öğrettiklerinin yardımıyla önlerine çıkan engelleri aşarak güneş babalarını bulma (Güneş-Venüsu) ve babalarının evine girip beklemeleri (geri hareketi) serüveni de içe dönüşü ve Güneş-Venüs kavuşumunu anlatır.

 

Venüs beş duyuyla, tensellikle, maddesel dünya ile ilgili bir planet olduğuna göre, kişisel haritada Venüs geri gidiyorsa kişi tıpkı İnanna gibi takılarını bırakmaya yani maddi olanı feda etmeye razı olmalıdır. Bu hiçbir şey kazanılmayacağı anlamına gelmez ama insan ruhsal, zihinsel ve duygusal olarak bunlardan özgürleşmelidir. Dışsal olarak hissedilen gereklilikler, (örneğin imajına, trendlere, yanında gezdirdiği insana önem vermek, herkesin çift olduğu bir dünyada ya da ortamda tek olmamak için gerekli diye evlenmek vb..) ve bağlılıklar artık bırakılmalıdır. Venüs geri hareketindeyken kişi içe döner ve sonra Venüs Güneş’le kavuşum yapar. Buna temanın üç aşağı beş yukarı o sırada belirlendiği bilinçli bir yolculuk diyebiliriz. Aynı şey Merkür için de söz konusudur. Merkür geri hareketine başladıktan sonra Güneş’le kavuşum yapar ve tema ne ise Merkür yeniden ileri hareketine geçip Güneş’i yakaladığında açığa çıkar. Temalar belli olur, kişi içsel bir yolculuğa başlar, nefsini bırakır ve tekrar yeryüzüne çıkar. Yani Venüs romantik bir karşılaşma yarattıktan sonra, suç mahallini terk eder ve oradaki kurbanları kendi kaderlerine bırakır.

 

Venüs zevk almakla, hazla ilgilidir. Kısaca belirtirsek ilişkilerde cinsellik, çekim, kıskançlık, talepkarlık gibi konuların yarattığı problemlerle insan Venüs’ün geri hareketindeyken yüzleşir; isteklerinden arınır. Bu temalar Venüs hangi burçta geri hareketindeyse o burcun konularıyla belirlenir. Kişisel haritadaki Venüs ile bu temalar birleşir ve insan oralarda bir gözden geçirme süreci yaşar. Dış dünyada bir şey elde edemez çünkü dış dünyada bir şeyi elde etmek üzere bir hareket değildir. Konuyu kavrar ve tekrar yeryüzüne yani dış dünyaya çıkar.  Bu nedenle İnanna’nın yolculuğunun sembolize ettiği bir serüvendir bu..

 

Venüs aklımıza ilk önce güzellik, sevgi, evlilik gibi temaları getirir, ama mitolojiye baktığımızda hoş özellikler taşıyan sembolizminin yanında bizi şaşırtan başka yönlerini de görürüz.  Örneğin Babil’de İştar olarak bilinen Venüs sadece evliliğin ve ailenin kutsallığının değil, yasak erotik ilişkilerin de yöneticisidir. Roma’da ise evlilik karşıtıydı; çünkü insanoğlunda sıklıkla gayrımeşru, takıntılı ve ahlaki değerlerden kopuk tutkuları ortaya çıkardığı kabul ediliyordu. Yunan mitolojisinde de öyle.. Venüs kendi kocasına sadık olmayan, çeşitli insanlarla ilişkiye giren birisi olarak tanımlanır. Mars’ı birçok insan onun eşi bilir ama Mars aslında onun çeşitli sevgililerinden yalnızca bir tanesidir. Bu nedenle taahhütte bulunmak Venüs’ün alanına girmez. Venüs tensellikle ve çekimle ilgili olduğundan birisine çekildiğini ve çektiğini gösterir, yani kimyasal çekim söz konusudur. İnsan biriyle yaşamak, aynı evi paylaşmak için de bir çekim hissetmek zorundadır ama tabii çekim olmadan ihtiyaçlılık ya da başka nedenlerle de evlilik yapılabilir. Venüs sevgi gezegeni olarak bilinir ama aslında sevgi onun konusu değildir. Mitolojide Venüs kendini cinsel dürtüye ve tutku gücüne içgüdüsel bir tepki veren olarak gösterir. Gerçekten sevmeyi veya onu uyaran insandan hoşlanmayı bile içermez; tamamen içgüdüsel uyarılmakla ilgilidir. Venüs’ün ilişki, tutku, cinsellik anlamı kişisel haritaya göre değişir elbette… Örneğin Venüs’ü İkizler’de yerleşmiş bir insan bir düşünceden veya yazıdan çok etkilenip o düşüncenin ya da yazının sahibine çekildiğini hissedebilir.

 

Siz de hayatınızda neler olduğunu not alacağınız bir astrolojik günlük tutabilir ve efemeristen Venüs’ün hareketlerini takip edebilirsiniz. Örneğin 30 Mart 2001’de Venüs/Güneş inferior kavuşumu 9 derece Koç burcunda olmuştur.

   

         Mart 2001’den Ağustos 2009’a kadar olan döngünün pentagramı

  31.10.2002’de 8 derece Akrep’te,

08.06.2004’de 18 derece İkizler’de,

14.01.2006’da 23 derece Oğlak’ta,

18.08.2007’de 24 derece Aslan’da ve

28.03.2009’da 7 derece Koç’ta

Kavuşum yaparak bu döngüsünü tamamlayacaktır.

 

Bu kavuşumları takip ederek haritanızda nerelere ve hangi evlere dokunduğunu, hangi açıları yaptığını görebilir ve eğer kişisel olarak önemli derecelerde gerçekleşiyorsa hayatınızda neler olduğunu daha farklı bir bilinçle anlamaya çalışabilirsiniz. Örneğin Venüs’ün geri veya ileri gitmeye başladığı günler ya da Güneş’le kavuşum yaptığı zamanlar hayatınızda neler olduğunu, hangi temaların hayatınıza girdiğini böylece daha bilinçli bir şekilde izleyebilir ya da geçmişinizdeki önemli tarihleri Venüs’ün ışığında tekrar gözden geçirerek, İnanna’nın izinden gidip gitmediğinizi anlayabilirsiniz..

Hazırlayan: Oya Vulaş

Temmuz, 2006

Kaynakça

Barış İlhan, “Sabah Yıldızı Venüs”, astrolojidergisi.com

Barış İlhan, “Venüs Transiti”, astrolojidergisi.com

Barış İlhan, “Venüs”, astrolojidergisi.com

Ronnie Gale Dreyer, “Transiting Venus Retrograde”, NCGR Memberletter, February-March 2006

Michael Meyer “Venüs Morning Star, Venus Evening Star”, Khaldea.com

  Liz Greene, Mythic Astrology

  Samuel Noah Kramer, Tarih Sümer’de Başlar

Joseph Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu

Valerie Vaughan, Astro-Mythology

Hajo Banzhaf, Tarot, Günün, Ayın, Yılın Kartı, İlhan Yayınevi

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.