|
YAKIN İLİŞKİLER
ASTROLOJİSİ
Jeff Jawer
Aşk ve ilişkiler, birçok insanın ilgilendiği ve merak ettiği konuların
başında gelir. Bazı yalnız kişiler hayatlarında bir eş olmaksızın
yaşamaktan oldukça hoşnutlardır, ancak çoğumuz birçok değişik nedenle
hayatımızda yakın ilişkiler olsun isteriz. Sevgi dolu bir eş yalnızca
yatağımızı ısıtmakla kalmaz, hayallerimizi destekleyip korkularımızı
dinleyerek de içimizi ısıtır. Dünyanın çoğunluğunun tercih ettiği
yakın ilişkiler modeli, modern toplumlar tarafından oldukça karmaşık bir
hale getirilmiştir.
 Modern İlişkiye Bir Bakış
Kadın ve erkek rollerinin eşit olmasa bile açıkça tanımlandığı
geleneksel kültürlerde çiftler, toplum ve aile desteğini almaktaydı. Fakat
günümüz dünyasında birçoğumuz ailevi bağlarımızdan uzaklaşmış
bulunmaktayız. Ailelerimize yakın olsak dahi günümüzde geniş ailelere
oldukça az rastlanmakta ve çiftler üzerinde toplumsal destek de
görülmemektedir. Modern çiftlerin bir ilişkiden bekledikleri, sanayileşme
öncesi toplumlardaki çiftlerin beklentilerine oranla hayli fazladır. Modern
çiftler yalnızca sevgili ve ana-baba olmakla kalmamakta kimi durumlarda iş
ortağı yada birbirlerinin en iyi arkadaşı konumundadırlar. Eşinizi
sevmek ve günlük ev işlerini yapmak artık yeterli değildir; erkek ve
kadının birbirine ait rolleri değiştirerek ve yeni yeni oluşan rollerini
üstlenerek birbirlerini anlamaları gerekmektedir. Aynı cinsiyetteki
çiftlerde de benzer konular görülmektedir; bireysellik cinsiyetten daha
önemli bir konudur.
Tek başına aşk yeterli değildir. Yakın bir ilişkide bir arada
yaşamayı başarabilmek için yerine gelmesi gereken başka kriterler de
vardır. Aslında aşk, kişiden kişiye farklılık gösteren bir olgudur. Ateşli
aşk "seni düşündüğümde kendimi harika hissediyorum" cümlesi
ile özetlenebilir. Bu, aşkın ihtişamının tadına vararak yaşayan ve egoyu
gözler önüne seren Aslan tarzı bir yaklaşımdır. Aslında yukarıdaki cümle
ile ifade edilen şey şudur: "Sana olan aşkım kalbimin derinlerinden
geliyor, bu aşkı tetikleyen sen olabilirsin, ama aslına bakarsan bu tamamen
benim yarattığım birşey." Bu tarz bir yaklaşımda "dinlemek"
asla resmin bir parçası değildir. Su tarzı aşk ise daha çok
Ay'ın etkisi altındadır: diğer kişinin ihtiyaçlarına cevap verebiliyor
olmak önemlidir. Ateşli aşık, partnerinin ilişkiden tatmin olmadığını
öğrendiği an şaşkınlık duyar. "Fakat ben seni seviyorum
aşkım", "Seni düşündüğümde kalbimin kapıları açılıyor, içimden
enerji fışkırıyor sanki". Ne var ki diğerinin beklediği bu değil,
duyulmak, hissedilmek ve kabul görmektir; yani Ay tarzında sevilmek ister.
Venüs - Aşk Gezegeni
Astrologlar, Venüs‘ü aşk gezegeni olarak
ele alırlar. Aslında bu bir bakıma yanıltıcıdır. Venüs, bireyin aşkı
veya kabul görmeyi algılayış şeklini tanımlar. Doğum haritasındaki Venüs'ün
bulunduğu burç, ev ve oluşturduğu açılar kişinin aile yapısı içerisinde
edindiği konumu gösterir. Örneğin Venüs'ü Oğlak'ta
olan bir kişinin disiplin duygusunun gelişmiş olduğu söylenebilirken,
Venüs'ü Yengeç'te olan bir kişinin
hassas ve başkalarını düşünen bir yapıda olduğu görülür. O halde
Venüs sosyal bir gezegendir, yani bizim derindeki ihtiyaçlarımızı değil öğrenilmiş
değerlerimizi vurgular.
Venüs, içtenliğe doğru atılan bir adım, bizi bir diğer kişiye ya da
diğer kişiyi bize çeken tatlı bir etkidir. Çekim gücü ise içtenlik ya da
aşkla ifade edilemeyen bir olgudur. Yine de şayet sonuçta anlamlı bir
ilişkiye dönüşecekse çekim gücü de önemli bir etkiye sahiptir. Ne var ki
Venüs etkisiyle kurulan ilişkiler ya uzun sürmez ya da derinleşemez. Venüs
ufka paralel bir gezegendir. Diğer kişiye nasıl yaklaştığımız ya da bizi
nelerin çektiğini gösterir. Derindeki ihtiyaçlarımızı yansıtmaz. Bu
ihtiyaçlar ise Ay'ın alanına girer.
İçtenliğin Anahtarı : Ay
Astrolojinin feminen arketipi Ay’dır. Anne ile olan ilişki gelecekteki
diğer bütün ilişkiler için bir temel niteliğindedir. Bu ilişki tam bir
bağımlılıktan ibarettir; fiziksel olarak gerekli tek ilişkidir. Annenin
varlığı olmaksızın -en azından doğuma kadar- biz de var olamayız. Baba
ise ana rahmine düşene kadar önemlidir, sonrasında opsiyoneldir, ancak
varlığı tercih edilir. Dolayısıyla yakınlık duygusu Ay'dan gelir. En
derin ihtiyaçlarımızı fark edip bunları sevdiğimiz insanla paylaşma
riskini beraberinde getirir. Yakınlık ve içtenlik duygusunun en önemli yanı
da bu tehlikeye açık olma durumudur. Partnerimizin buna dahil olmasına izin
vermediğimiz takdirde yaşanılan şey hakiki bir yakınlık olmak yerine
birbirine paralel hayatlar olarak karşımıza çıkar. Herkesin ihtiyaçları
ise birbirinden farklıdır.
Doğum haritasındaki Ay’ı Yengeç’te
olan birisi ile Ay’ı Kova’da olan bir başka kişi arasında belirgin bir fark vardır. Her ikisinin de
duyulması ve doyurulması gereken Lunar ihtiyaçları vardır, fakat bu ihtiyaçların
türü farklılık gösterir. Yengeç’teki Ay, ait olmak ve aynı daire içinde
aynı duyguların içerisinde olmak ihtiyacındadır. Oysa Kova’daki Ay
özgürlük gereksinimindedir; bağları daha gevşek bir ilişkide de kendini güvende
hissedebilir. Her iki durumda da Ay bizi derin bir duygusal seviyede etkiler.
Venüs seviyesinden baktığımızda, beğenilme arzusu duyulma/anlaşılma
arzusuna göre daha baskındır. Yakınlık sağlamak kabul görme seviyesinden
öte ruha hitap eden bir süreçtir. Ancak en derin duygu, korku ve sırlarımızı
paylaştığımızda kendimizi yeterince açmış oluruz. Haritalarında güçlü
bir Ateş etkisi olan kişiler için
bu biraz zordur. Almak da en az vermek kadar bir sanattır. Ay, değişimi ifade
eder. Bizim burada bahsettiğimiz ideal ilişki için sabit bir model yaratmak
değildir. Aradığımız şey değişen ve gelişen insanlar arasındaki
yaşayan ilişkidir.
Venüs nelerden hoşlandığımızı gösterir. Fakat tıpkı ağza alınan
bir şeker parçası gibi Venüs’ün verdiği haz da bir süre sonra eriyip
gider. Ay ise bizi doyuranın ne olduğunu gösterir. Bu nedenle doğum
haritamızdaki Ay ve Venüs arasındaki ilişkiyi anlamak oldukça önemlidir. Eğer
bu iki gezegenin göstergeleri arasında bir çelişki varsa, gıdasız
kalmaktansa zevklerin bizi doyuruyor olmasına önem vermek gerekir. Örneğin;
Venüs’ü Yengeç’te olan birisi bir aşk ilişkisinin rahat ve şefkatli
tarafını göz önünde bulunduruyordur. Fakat Ay’ı Koç’ta
olan kimse olayın kendiliğindenliğine daha fazla odaklanmış durumdadır. Bu
kişi partnerinin ihtiyaçlarına çok çabuk cevap veren biri olmasına rağmen
aniden kendini kişisel alanına geri çekebilir. Bu da her iki taraf için
kargaşaya yol açacak bir tavırdır; birbirinden çok farklı iki ihtiyaca
işaret eder. Asıl zorluğa yol açan, Venüs ve Ay’ın doğalarındaki
benzerliğin yanlış anlamaya imkan veriyor olmasıdır. Oysa ki hoşlanmak ve
ihtiyaç duymak aynı şeyler değildir. Aşkın şekli (Venüs) ile duyguların
nesnesi (Ay) kişiden kişiye aynı ya da farklı olabilir.
Çelişkilerle Baş Etmek
Tıpkı hayattaki gibi bir haritadaki çelişkiler de seçimlere bağlı
değildir. Ay’ın içtenlik ihtiyacını Venüs’ün zevksel ihtiyaçlarına
tercih ettiğimizde vahşi bir hayatta kalma dansında birbirine kenetlenmiş
bir çift gibi kendimizi hiç de hoş olmayan durumlar içinde bulabiliriz.
Venüs'ün daha yüzeysel açılarının haritaya hakim olduğu durumlarda zevk
masasında karnımızı doyurabilir ancak yine de içimizde bir boşluk
hissederiz. Asıl olması gereken şey çelişen ihtiyaçlarımızı farkedip
bunları kabullenebilmektir. Neyin hangi zamanda gerekli ve önemli olduğunu
bilip ona göre hareket etmek gerekir. Akrep'teki
Ay'ın içtenlik ihtiyacını su üstüne çıkarmak çok da iyi bir fikir
olmayabilir. Ya da partneriniz duygusal bir kriz yaşarken Koç'taki
Venüs'ünüzün bağımsızlığını ortaya koyması zamansız bir davranış
olabilir. Herşeyin olduğu gibi astrolojik çelişkilerin üstesinden
gelebilmek için de doğru zamanda doğru adımı atabilmenin bir yeri ve
zamanı vardır.
Bir başka çelişki de Koç'taki Venüs ile Akrep'teki Ay arasında olduğu
gibi zıt durumlardır. Kendimizi sık sık iki seçenek arasında sıkışmış
halde buluruz. Oysa var olan her iki element arasında bir bağlantı vardır,
çünkü genel anlamda hem evren bir bütündür hem de bizler birer bütünü
oluşturmaktayız. Çelişen noktalar arasındaki ince ayrıntıları görebilmek
kendi içimizdeki farklı kısımlarımız arasına köprü inşasına
başlamayı ifade eder.
Astroloji bizi gezegenler, burçlar ve evlere böler. Ancak asla unutmamak
gerekir ki hiç bir parçayı birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Herhangi
bir açı oluşturmadan izole konumda olan bir gezegen bile aynı güneş
sisteminin ve dolayısıyla kişinin haritasının bir parçasıdır. Görünen
bağlantı eksikliği aslında çok da gerçekçi değildir. İzole durumda olan
bir gezegeni ele alıp onun diğerleri ile konuştuğunu düşünelim. Ortak
ilgi alanları nelerdir? Herhangi ortak bir nokta bulamazsanız astroloji
bilgilerinizi yeniden gözden geçirmeniz gerekecektir, çünkü gezegenler ve
burçlar arasındaki belirgin farkların altını çizmek her parçayı bir
diğerine bağlayan birleştirici bir yöntemdir. Bütün bu noktaları önce
birbirine karıştırıp daha sonra gerekli ayrıştırmayı yapmak içtenlik
arayışında izlenebilecek gerekli yollardan biridir.
Samimiyet korkusu
İçten olmanın ne kadar ödüllendirici bir şey olmasının yanı sıra
kimi insanlar için korku kaynağı olmasından da bahsetmek mümkündür.
Çünkü içtenlik, birbirine iyice yaklaşmak, duyguların birbirine
karışması bireyin kimliğini tehdit edici bir durumdur. Yakınlık kurmayı
ne kadar istesek de buna bir o kadar da doğal bir direnç gösteririz.
"Seni hayatımın merkezine koyarsam benim yerim neresi olur?
Tanıyageldiğim "ben" neredeyim?" düşünceleri bu dirençten
ileri gelir. Bilinçaltı, mutsuzlukla dolu dahi olsa statükoyu sağlamak için
uğraşır. Birisini kaybetmenin korkusu da bizi içten olmaktan alıkoyan güçlü
motivasyonlardan biridir. Oysa bu da aşk dansının bir parçasıdır.
Yaşayan aşk sabit değildir. Birbirimiz hakkında her gün aynı şeyleri
hissetmeyiz çünkü aslında kendimiz hakkındaki hislerimiz de her gün değişir.
Burada bahsettiğim şey ani duygusal dalgalanmalar değildir; bu tamamen doğal
bir cezir olayıdır ve insan olmanın getirdiği bir durumdur. Venüs’ün
çekimi Mars’ın mücadelesi ile dengelenerek bireysellik sağlanır. İşte
bu yüzden çiftlerin kendi bireyselliklerini kazanabilmeleri için kavga edip
birbirlerini itiştirmeleri gerekir. Bilincinde olduğumuzda bu durum
tarafların utanmayacağı normal bir durum olarak algılanarak dansın bir parçası
haline gelir.
Eşim ve ben birbirimize birer adım daha ilerleyip aramıza farklı maskeler
koyduğumuzda bir süre sonra aramızda bir mesafe oluşturarak reaksiyon
veriyoruz. Bunu ilişkimizi güçlendiren bir durum olarak görmemiz gerekir.
Jeff'in eşimle arasındaki samimiyeti güçlendirmenin tam ortasında
olduğundan emin olmaya ihtiyacım vardır. Bu gerçekleştiğinde duygular
incinmez, kendi bireysel ihtiyaçlarımızı dramatize etmeden kendimizi, bizi
birbirimize yaklaştıran bu akışın kollarına rahatlıkla bırakabiliriz.
Yedinci ve Sekizinci Evler
Venüs ve Ay’ın yanısıra 7. ve 8. evler de yakın ilişkilerle
ilgilidir. 7.ev geleneksel anlamda evlilik ve birincil ilişkileri temsil eder.
8. ev ise 7. evde başlayan ilişkinin tamamlandığı ilişkinin ana
yapısını teşkil eder. Bir eş 7.evin sembolizmine uyup 8.evin ifade
ettiklerine uymuyorsa bu ilişkinin derinleşmeyeceği ortadadır. Dışarıdan
iyi görünmesine rağmen ilişkinin içi doldurulamayabilir. 8. evdeki konumlar
iyi ancak 7. evdekiler değilse bu durumda eşinizi bulamamanızdan da
bahsetmek mümkündür.
7. ve 8.evlerin başlangıç
çizgileri diğer burçlarda
olabilir; birbirine bitişik burçlar doğal müttefikler değildir ve yakın
ilişkilerin kurulması için birçok özelliğin bir arada bulunması gerekir.
Bu derinlerdeki buluşmayı sağlamak, anahtarı deliğine sokup çevirmek kadar
kolay değildir. Kilidin açılması için birçok parçanın uygun yerlere
yerleşmesi gerekir.
7. ve 8. evlerin "diğerleri"ne işaret etmeleri bu evlerin
projeksiyon yapmak (yansıtma) için olgunlaşmış olduğunu gösterir. Yani haritanın bu
alanında kendimizi ifade etmektense bu özellikleri taşıyan eşler
ararız. Haritanızın 7. evinde Mars varsa dinamik ve inisiyatif
alabilen eşler ararsınız. Bu sizin durumunuz için geçerli olmadığı
takdirde sizin dinamik, bağımsız ve inisiyatif alabilen bir yapıda
olmadığınızdan söz edilebilir. Bu projeksiyon bize ait kimi tarafları
başkalarına atfettiğimizi göstermektedir. Haritadaki bu konudaki diğer
noktalarda olduğu gibi 7. ve 8. evler de tamamen sizin hakkınızda bilgiler
verir. Her türlü ilişkide kendinizi ne şekilde ifade etme gereksiniminde
olduğunuz bu evlerle açıklanır. İdealde eşinizin sizdeki bu
nitelikleri destekliyor olması gerekir. Aksi takdirde ilişki genişleyecek
alan bulamaz. 7.ve 8. evler size aittir; sakın ha kimseye vermeyin.
Uyumluluğun Doğası
Uyumluluk nedir? Astrolojik geleneklere göre iki harita arasındaki uyumlu açılar
olumlu bir ilişkinin göstergesi olarak algılanmaktadır. Elbette ki
başarılı bir ilişki için bir dereceye kadar bu ahenk gereklidir. Ancak bakılması
gereken diğer noktalar olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin, Venüs ve Mars
cinsel uyumluluğun göstergesidir. Ortak üçgen ve altmış derecelik açılar
enerji akışını kolaylaştırırken bir süre sonra sıkıcılığı da
beraberinde getirebilir. Yine de meydan okuyucu bir açı ile karışık bir uyum
cinselliği her iki taraf için de ilginç hale getirecek dinamizmi korumaya
yardımcı olabilir. Örneğin; Venüs’ünüz partnerinizin Mars’ına otuz
derecelik açı yapıyor ve partnerinizin Venüs’ü sizinki ile karşıt
konumdaysa.
Çiftler kendilerine ait küçük bir evren yaratma eğilimindedirler. Çifti
oluşturan bireylerin ortak kabulüne giren herşey doğrudur. Bu, çiftlerin
haritaları ya da haritalarının kimi kısımlarının benzerlik gösterdiği
durumlarda bireylerin gelişimini engelleyici bir tutum olabilir. Uyumluluk
denen şeyi nevroz paylaşımı olarak görebiliriz. Bu durum, çiftlerin
haritasındaki gezegenlerin tamamı arasında herhangi bir uyum olmadığı
takdirde yararlı olabilir. Biraz gerilim hem hayatı ilgi çekici hale getirir
hem de ilişkiye bir perspektif kazandırır. Ezoterik yazar Dion Fortune, ideal ilişkinin yedi
çakra arasında değişen benzerlik ve farklılıklar gösterdiğine
inanmaktadır. Bu durum sayesinde eski ve yeninin doğru dengesini sağlayarak
ile statik kalmak yerine ilişki daha da derinleştirilebilir.
Bazı insanların geleneksel anlamda alışageldiğimiz uyumluluğu
istemedikleri ya da buna gereksinim duymadıkları da doğrudur. Eğer Uranüs, haritanızda 7. yada 8.
evdeyse ilişkiler yoluyla farklı deneyimler yaşamak ihtiyacında olan birisi
olmanız muhtemeldir. Sizden tamamen farklı bir insana ilgi duymanız bir
felaketle sonuçlanmak durumunda değildir. İlişkiyi sağlam tutmak için yapılacak
birkaç önemli bağlantı sayesinde bu ilişki tam sizin ihtiyaç duyduğunuz
ilişki tarzına dönüşebilir. Bu anahtar bağlantılar Ay, Güneş,
1.ev -7.ev ekseni ya da Ay Düğümleri gibi bağlantılardır. Bunlar, bir
çifti farklılıklarına rağmen bir arada tutarak gelişen bir birliktelik
oluşturmaya yarayan kritik noktalardır. Yukarıdaki kritik
noktalar haritada bulunmadığı takdirde bazı haritalarda Venüs-Mars açılarının
mükemmelliği ilişkinin sağlıklı olduğunu göstermeyebilir.
Bir ilişkinin süresinin uzunluğu o ilişkinin başarısının ya da
tarafların inadının göstergelerinden sadece bir tanesidir. Birşeyler öğrendiğimiz
sürece başarılı kısa vadeli ilişkiler de kurabiliriz. Herbirimizin bu
ölçümlemeyi yapmak için kullandığımız farklı değerler vardır; bir
ilişki için harcanan zaman, enerji ya da duyguların bu ilişki için deyip değmediği
gibi. Bize kendi içimizdeki kapıları açmamıza yardım edecek birisi ile
tanışabiliriz.
Uyumluluk Analizi
Bir çift için uyumluluk analizi yapacağım zaman işe iki doğum
haritasını karşılaştırarak başlamam. Öncelikle her haritayı tek
başına incelerim. Bu sayede çiftin her üyesinin bireyselliğini ortaya
koyarak çifti anlama yoluna giderim. Doğum haritası, içtenliği anlamanın
anahtarıdır. Bir insan kendisinde sevgiyi barındırmadıkça karşısındaki
kişiden sevgi alması çok zordur. Çiftlere yönelik danışmanlık verirken
dikkat edilmesi gereken ilk nokta, her bireyin öncelikle kendi ihtiyaçlarının
farkında olmasını sağlamaktır.
Bir kişinin kendisini algılaması sağlam ve incinmeyi göze alan bir yaklaşımda
olduğunda içtenliğin kapıları açılır. Sağlıklı bir ilişkinin
temelinde iki sağlıklı birey vardır. Burada sözü edilen sağlık, mükemmelliyet
değil tam bir açıklık ve ihmalin olmaması durumudur. Sağlık, kendimizi
tanıyıp açmaya, bu konuda konuşmaya ve dinlemeye istekli olma halidir. Bu
tarz bir dirilik ortaya çıktığında içtenlik de beraberinde gelir ve
sürekli bakım ve sulama sayesinde uzun sure çiçek açmaya devam eder.
Çeviren:
Sibel Örde
Jeff Jawer,
StarIQ.com
sitesinin kurucusudur. 1973’ten beri profesyonel
olarak astrologluk yapan Jawer, Kuzey Amerika ve Avrupa’da tanınmış bir
yazar, danışman ve konuşmacıdır.
|