Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

 

YARIMKÜRE VURGUSU

Doris Hebel

Doğum haritası yorumlanırken bakılacak konulardan birisi yarımküre vurgusudur. Ufkun üstünde mi altında mı, yoksa haritanın doğusunda veya batısında mı daha çok planet bulunuyor. Benim bu konuya bakışım sizinkinden biraz farklı olabilir. Astroloji öğrenmeye başladığımda kitaplar şöyle yazıyordu: Ufkun altında daha çok planetiniz varsa siz sübjektifsinizdir. Bu doğru. Ama benim çoğu astroloji kitabında sevmediğim şey bunların kategorize eden ifadelerle dolu olmaları ve bunun niye böyle olduğunu açıklamamalarıdır.

UFKUN ALTINDA VE ÜSTÜNDE

Eğer planetlerin çoğu, altı veya daha fazlası, ufkun altındaysa, kişi sübjektif olur. Bunun nedeni kişinin çevresel faktörlerle bağlantısının çok önemli olmasıdır. Her gün çevrenizde neler olup bittiğine çok duyarlı olursunuz, bunları kendinize yakın tutarsınız, bunlar hayatınızda daha belirgindir. Eğer planetlerin çoğu ufkun üstündeyse çevresel faktörler sizi bu kadar güçlü etkilemezler, bu nedenle daha objektif olabilirsiniz

 

MERİDYENİN DOĞUSUNDA VE BATISINDA

Doğu ve batı konusunda geleneksel yorum çizgisini izleyeceğim. Eğer haritanın Doğu bölümünde daha çok gezegeniniz varsa, gösteriyi siz yönetirsiniz. Bir başka deyişle, kendi hayatınızı kendi tarzınızda sürdürme yeteneğine sahip olursunuz. Eğer planetler haritanın Batısındaysa, ne kadar isterseniz isteyin, s,z,n kendinizle yaptıklarınız daima diğer insanların ne istediklerine, neye ihtiyaç duyduklarına veya sizden ne beklediklerine bağlıdır. Dolayısıyla yaşam alanınızın bütününde o kadar özgürlüğe sahip olamazsınız. Doğum haritalarının Batısında çok sayıda planetleri olduğu halde yaşamlarının başkaları tarafından yönetildiğini hissetmeyen bir çok insan tanıyorum. Bu bir bakıma doğru da. Ancak bunların da meslekleri doğrudan diğer insanlarla bağlantılı. Öğretmenler, psikologlar, doktorlar, çeşitli danışmanlar... Bunlar genellikle bir çeşit grup biçiminde çalışıyorlar ve çoğu bunu yaptıkları için mutlular. Bazıları mutlu değiller, ama bunun nedeni diğer insanların onlardan istediklerini, gereksindiklerini veya beklediklerini düşündükleri şeyi yansıtıyor olmaları.

 

SINGLETON (TEK PLANET)

Eğer bir yarımkürede, Kuzey, Güney, Doğu veya Batıda, tek başına duran bir planet varsa, bu planet çok önemlidir ve, özellikle eğer haritadaki kişisel planetlerden birisiyse, gösterinin bütününü o yönetir. Kişisel planetler Güneş, Ay, Merkür, Venüs ve Mars'tır. Eğer o tek planet ağır hareket edenlerden birisiyse, büyük olasılıkla gösteriyi o yönetir, ama siz kontrolün sizde olduğunu hissetmezsiniz. Eğer bir kişisel planet tek başınaysa kontrolü hissedersiniz, o sizindir. Tek planet sosyal ilişkilerle alakalı olan planetlerden, yani Jüpiter veya Satürn'den birisiyse, gösteriyi yöneten sizin Jüpiter'e veya Satürn'e özgü yapıda olan sosyal ilişkilerinizdir. Eğer Uranüs, Neptün veya Pluto tek başınaysa, kontrole siz sahip olamazsınız.

 

Uzun yıllar astrolojideki 'planetlerin neden olmadıklarını, harekete geçirdiklerini' söyleyen eski deyişle uğraştım. Ben buna inanmıyorum. Benim ulaştığım sonuca göre kontrol edemeyeceğiniz üç tane planet var -Uranüs, Neptün ve Pluto. Kişisel planetleri kontrol edebilirsiniz, çünkü onlar sizindir. Onlarla nasıl başa çıkacağınızı Venüs kanalıyla öğrenirsiniz ve kişisel malzemenizi temel olarak biraraya toplayabilirsiniz. Mars biraz yarı-kişisel olmaya başlar.  O dışarıya ulaşmakla, kişisel alanınızın dışında bir şeyler yapmakla daha fazla ilgilidir. O sizin inisiyatifinizdir. Yine de "kişisel" kategorisine dahildir, ama o kadar kişisel değildir.

 

Ben Jüpiter ve Satürn'ü "tasfiye edici, inceltici, arıtıcı" planetler olarak nitelendiriyorum. Kişisel planetlerinizi çözdükten, Mars'ınızla oldukça iyi biçimde başa çıktıktan sonra, sosyal tablonuzda arıtıcı bir süreç içine girersiniz. Bu, genel olarak dünyada sosyal anlamına gelmez, sizin için günlük yaşam düzeyinde sosyal demektir. Bu planetler size kendi sosyal alanınızda günlük temelde nasıl bir şeyin içine dahil olacağınızı ve bununla birlikte yaşayacağınızı öğretirler. Dolayısıyla bunlar da "kontrol edilebilirler", ama kontrol sizin sosyal alanınızla ilgilidir; kişisel planetler ve Mars sizin kişisel olarak ne yaptığınızla ilgilidirler.

 

Uranüs, Neptün ve Pluto kozmik bilincin planetleridir. Ben onlara yol gösteren planetler diyorum. Eğer onlar haritanızda güçlü bir konumdalarsa, onların vurguladıkları konular sizin kişisel kontrolünüzde olamazlar. Bu durumda siz dışsal kozmik faktörlerin rehberliği altında olursunuz.

 

Buradaki uygulamaya göre eğer Satürn dahil, Satürn'e kadarki planetlerinizle elinizden gelen en iyi biçimde başa çıkabiliyorsanız, o zaman Uranüs, Neptün ve Pluto'dan gelen rehberlik sizin için aşırı olmaz. Eğer Satürn'e kadarki planetlerinizi olumlu şekilde ifade edemiyorsanız, bu üç dışsal planetin titreşimlerini yapıcı biçimde idare etmeniz için gereken özdisiplin ve içsel bütünlüğü henüz oluşturamamışsınızdır. Size bir sürü sorun yaratmalarının nedeni budur.

 

Eğer bu üç planetten birisi yarımkürede tek planetse, gösteriyi yöneten odur ve onu kontrol edemezsiniz. Tek başına duran Uranüs, Neptün veya Pluto'nun kişinin hayatında olumlu mu, yoksa olumsuz mu olacağını bulmak için hemen geriye dönüp haritanın geri kalanına bakmanız ve kişinin Satürn'ünü nasıl kullandığına dikkat etmeniz gerekir.

 

  Çeviren: Barış İlhan

 

Yukarıdaki yazı Doris Hebel'in "Contemporary Lectures" kitabından alınmıştır.  

 

Başa Dön

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.