|
YENİ GELİŞMELER-2
Zipporah Pottenger
Dobyns
DWADLAR VE DEKANLAR
Astrolojik alfabede kullanılan yöntemlerden
ikisi burçları dekanlara ve dwad’lara ayırmaktır. Dekanlar her burcu 10o’lik bölümlere ayırır.
Dwad’lar ise her burcu
2,5o’lik bölümlere ayırır. Dekanların
modern astrolojideki yorumuna göre her burcun ilk on derecesi –ilk dekanı- o
burcun kendi enerjisini temsil eder. Aynı burçtaki ikinci on derecelik bölüm
aynı elementten olan bir sonraki burcu temsil eder. Üçüncü dekan ise bu sırayı
takip eden aynı elementin sonuncusunu temsil eder. Örneğin Koç burcunun ilk
on derecesi, yani ilk dekanı, Koç özelliklerinin vurgulandığını gösterir.
İkinci
dekan aynı element sırasını takiben Aslan eğilimlerini, üçüncü dekan ise
Yay eğilimlerini gösterir.
Dwadlar her burcu 2,5o’lik 12 eşit parçaya bölerek benzer ilkeyi temsil
ederler. Bu 2,5’lik bölümlerle bir burç içinde bütün Zodyak temsil
edilir. Örneğin Koç'un ilk 2,5’lik bölümünü yine Koç'un kendi saf
enerjisi temsil eder. 2,5o–5o arasını Boğa, 5o-7,5o arasını
İkizler 7,5o-10o arasını Yengeç temsil eder. 10 ile 12,5
dereceler arası ikinci dekanla aynı burçtur. Yani Koç'un 10 ile 12,5 derecelerini ikinci dekanıyla aynı olan
Aslan temsil eder.
PLANETSEL DÜĞÜMLER
Planetlerin düğümleri astrolojinin temel
alfabesinin bir başka çeşidi gibi görünmektedir. Örneğin Mars'ın düğümü
Mars’ın özelliklerini, Venüs'ün düğümü de Venüs’ün özelliklerini taşır.
Planetlerin güney düğümleri
genellikle ders alınacak ya da meydan okuyacak alanları gösterir ve daha
gerilimlidir. Düğümlere başka planetler tarafından yapılan kesin açılar onların planetlerine yapılan zayıf açılar olarak
da değerlendirilebilirler.
Düğümler Kitabı planetsel düğümlerin
jeosantrik konumlarını verir. Bunun dışında çoğu kitap, nispeten durağan
olan, heliosantrik konumları vermektedir. Tabii jeosantrik dünyadan göründüğü
gibi, heliosantrik güneşten göründüğü gibi demektir. Eğer düğümleri
bir başka gezegenin yörüngesinin dünyanın yörüngesi ile kesiştiği nokta
olarak tanımlarsak, dünya kendi yörüngesinde dönerken planetsel düğümleri
zodyağın farklı bölümlerinde görür. Bu özellikle içteki gezegenlerin,
Venüs ve Merkür, düğümleri için geçerlidir. Bazen bunlar güneşle bir sıralanırlar,
öyle ki kuzey ve güney düğümleri birbirleriyle ve güneşle kavuşum
yaparlar.
Buna rağmen, eğer düğümleri iki
yörüngenin kesişmesinin - sonuçta bir "düğümler çizgisi" oluşturmasının-
sonsuza yansıtılması, dünya ve güneşin görüş açılarının birleşmesi
olarak düşünürsek, heliosantrik düğümleri jeosantrik bir haritada
kullanabileceğimizi görürüz.
SABİT YILDIZLAR
Eğer eski astrologlar bir büyük yıldıza
bir ya da iki gezegenin niteliklerini yüklerken isabetli davranmışlarsa,
astrolojik alfabeye katkıda bulunan diğer bir unsur da sabit yıldızlardır.
Şimdiye kadar sabit yıldızların
geleneksel astrolojinin verdiği anlamlardan başka değerleri çok fazla
bilinmemektedir. Bu konuda yeni sayılabilecek çok fazla çalışma yapılmamıştır.
Yapılan bazı çalışmalarla da sabit yıldızlar hakkında çoğu bilginin doğru
olduğu göstermektedir, fakat yine de bu yıldızlar geleneksel astrolojinin
tanımladığı kadar olumsuz etkilere sahip olmayabilirler. Bu yıldızlarla
ilişkilendirilen olaylar artık o dönemlerdeki kadar yaygın değiller. Günümüzde
parlak bir yıldız bir çeşit baskınlığa işaret etmektedir, ancak bu
vurgunun olumlu mu olumsuz mu olacağı bireyin farkındalık derecesiyle orantılıdır.
Astrolojide her unsurun olumlu alternatifleri de söz konusudur.
MİDPOİNTLER (ORTA NOKTALAR) VE ARAP NOKTALARI
Midpointler ve Arap noktaları astrolojinin değerli
iki unsurudur. Bunlar haritadaki başka faktörler kullanılarak elde edilirler.
Bu ilave unsurlar hakkında birçok bilgi bulunmaktadır. Genel olarak
Midpointler ve Arap noktaları türetildikleri unsurların bir kombinasyonu
olarak okunabilirler. Örneğin Güneş–Ay midpointi Güneş–Ay
kavuşumunun daha zayıf hali olarak değerlendirilir ve Güneş/Ay olarak yazılır.
Midpointler bir planet, asteroid, köşe noktası vb gibi unsurlardan açı aldıklarında
etkileri açığa
çıkan gizli potansiyellere benzerler.
Arap noktaları haritadaki iki unsurun birbiriyle toplanması ve üçüncü
unsurun bu toplamdan çıkarılmasıyla elde edilir. Arap noktaları toplanan
unsurların birleşiminin çıkarılanın etkisi olmadan bulunduğu bir noktayı
temsil ederler. Örneğin astrolojide en çok kullanılan Arap noktalarından Şans
Noktasını (part of fortune) ele alalım. Ay ve Yükselen'in dereceleri
toplanması ve Güneş'in derecesinin bu toplamdan çıkartılmasıyla elde edilir. (Şans
noktasının adı Latince fortuna dan gelmektedir. Bu kelime yanlış
telaffuz edilerek fortune (şans)
olarak söylenegelmiştir, Latince'de fortuna kader , yazgı
anlamına gelmektedir.) Şans Noktasının burcu veya evi aslında kendi doğalarında şanslı ya
da şanssız değildirler. Bunlar yaşamın başlangıcında, Güneş'in engin
ego dürtüsü işlev görmeye başlamadan önce bulunan otomatik alışkanlık
modellerini veya yetenekleri veya eğilimleri temsil ederler. Güneş'i bütün
potansiyeli ile kullanmaya doğru yapılan yolculuk Şans Noktasının vurguladığı alanların daralmasına neden olur. Tabii
Güneş ve Şans Noktası arasında açı bulunuyorsa Şans Noktası aktivitesi hayat boyu
büyüyerek sürebilir.
Arap noktalarının bu özelliği
(toplanan unsurların çıkarılanın
etkilerinden bağımsız olarak değerlendirilmesi) Yükselen ve Alçalan
derecelerinin toplanıp Venüs derecesinin çıkartılmasıyla elde edilen
Evlilik Noktası hakkında şu soruyu akla getiriyor: aşkın veya mutluluğun
bulunmadığı bir
evlilik?
ALFABE ÇORBASININ HAZIRLANIŞI
Geçtiğimiz bölümlerin hepsinde bizim yaşayan
bir insanoğlu bulmayı arama amacımızı başlangıçta tehdit eden çok ayrıntılı unsurlar üzerinde
durduk. Bu ayrıntıların senteze katılma denemelerini tartıştık. Bundan önceki
astrolojik ikilem adlı yazıda özgürlük-yakınlık ikileminin görülebileceği
çeşitli durumlar üzerinde durmuştuk. Astrolojik alfabede yaşamın sadece bir yönünü
vurgulayan buna benzer daha bir çok kombinasyon veya zıtlık mevcuttur. Hayatın
on iki parçasını her biri dört harften (gezegenler, burçlar ve evler) oluşan üç ana başlık altında
toplayabiliriz. İlk dört harf kişisel ihtiyaçları temsil eder. Buranın
vurgusunu taşıyan insanlarda spontan ve çocuksu eğilimler göze çarpar.
Hayat bu insanlar tarafından yeni, taze ve karmaşık olmayan bir şekilde
algılanır. Zodyak’ın ikinci dörtlüsü kişilerarası ilişkilerdeki
kapasiteyi ve ihtiyacı temsil eder. Buranın vurgusunu taşıyan insanlarda
aile ve evlilik kavramı ağırlık kazanır. Aslında Yengeç ,
Ay ve Dördüncü evin kişilerarası harflere dahil edilmesi gerekir. Yengeç başlangıçta
annesini arayan bir bebek, olgunluğunda ise bebeğini arayan bir anne gibidir.
Temel aileden kendi ailesine geçerken bağımlılık beslemeye dönüşür. Buna karşılık
Başak'ta böylesi kişisel hislerin eksikliği görülür. Burada
esas amaç işi etkili bir şekilde yapmaktır. Başak iş ilişkilerini, iş
arkadaşlarını ve bizim için çalışanları temsil eder. Zodyak’ın son dörtlüsü
hayatın kişisel olmayan yönünü işaret eder. Burada İkizler'in “şimdi ve
burada”sının ötesinde kısmen soyut bir yol ve soyut bir öğrenim içinde toplumla
ve insanlıkla bütünleşiriz. Kişisel planetler ya da burçlar kişisel olmayan
evlerle veya benzeri kombinasyonlarla buluştuğunda birey kişilerarası ilişki
ihtiyacını insanlığa hizmet ederek gidermeye çalışabilir.
Özgürlük (kişisel ilişkilerde çok
az bağ ve zorunluluk) ve yakın ilişkiler ihtiyacı arasındaki zıtlık, astrolojinin “özgür”
harfleri (Koç, Yay, Kova) veya kişisel ilgi gerektiren burçlar (Yengeç, Aslan,
Terazi, Akrep) vurgulandığında bir ikilem olarak görülmektedir.
Bütün toprak harfleri fiziksel dünyaya etki eden unsurları temsil ettiği
halde özellikle 6.(Başak) ve 10.(Oğlak) harfler saf erdemin sembolü olan, işçiyi
sembolize ederler. Fakat Başak ve Oğlak, Akrep'le birlikte astrolojinin
“obsesif-kompulsif” üçlüsü olarak da düşünülebilir. Üçü de düzen ve
organizasyona aşırı ihtiyaç duyarlar. Aşırıya kaçıldığında her şeyin
yerli yerinde olmasını istemek takıntıya dönüşebilir.
Ciddi kaygı, depresyon, fobi vb rahatsızlıklar 4.
(Yengeç) , 10.(Oğlak)
ve 12.(Balık) harflerin kombinasyonlarıyla ilintilidir. Yengeç ve Balık başka
faktörlerle güçlendirilmediklerinde güvence için etkilenmediği sürece başkalarına
ihtiyaç duyarlar
ve yetersizlik ve güvensizlik duygularıyla kaygılanırlar. Yaşama sınırlar
koyma gücünün anahtarını elinde bulunduran Oğlak aynı zamanda içsel kaygının
da izlerini taşır. Eğer bağımlılığı arttıran su faktörleriyle
birlikte Oğlak,10.ev ve Satürn aşırı vurgulandıysa birey depresyon, baskı
ve ciddi bir kaygıya maruz kalacaktır. Bunun en iyi panzehiri bireyin içindeki
yaşama veya kendine olan inancı simgeleyen ateş elementidir. Hava elementi de
duruma rasyonel, mantıklı ve zekice çözüm bulabilme yeteneğiyle faydalı
olabilir.
Bir başka kombinasyon da 2.(Boğa)
7.(Terazi) ve 12.(Balık) harfler arasındadır. Bunlar güzellik aşkının ve
bunu yaşamda yaratma kapasitesinin anahtarıdırlar. Venüs, yönettiği burçlar ve evlerle insani aşkı, zevki ve güzelliği
simgelerken Neptün, Balık ve 12.ev sonsuz güzelliği ve aşkı sembolize
eder. Bu unsurların kombinasyonu gerçekten yaratıcı sanatçılara işaret
edebilir. Buradaki tehlike aşkı idealize ederek ona bir insan ilişkisinin kaldırabileceğinden
daha fazlasını yüklemeye çalışmaktır.
İleri düzeyde bir mekanik kabiliyet Mars, Merkür ve Uranüs
kombinasyonlarında görülür. Bu durumda modern teknolojiye ve aletlerinin
kullanımına olan ilgi artar. Mars-Merkür karşılaşması dilde ve zekada kılıç
keskinliği yaratır. Jüpiter-Merkür kombinasyonunda birey bedeli ne olursa
olsun doğruluk peşinde koşar. Mars-Jüpiter bir sporcuya ve kumarbaza işaret eder.
Zekaya işaret eden birçok kombinasyon vardır.
Bütün hava unsurları,
Başak
ve Yay kombinasyonları buna dahildir. Bütün su unsurları ilişki kurma,
bilinçaltı, ruhsal kabiliyet ve ruhsal iyileştirme potansiyeli taşırlar.
Ateş
elementinin yaratıcılığından söz etmiştik. Fakat bu ancak yaşamlarına
ve kendilerine olan inançla mümkündür. Kendi merkezlerinden,
bireyliklerinden gelen eğilimle hareket etmelilerdir.
BİR KEZ YETERLİ Mİ?
Astrolojide temel gerçeklerden birisi
karakterde önemli olan her hangi bir yönün haritada birden fazla yerde vurgulanarak tekrar
edileceğidir. Bir harita içinde aynı
sonucu veren yedi sekiz unsura rastlayabilirsiniz.Astroloji belki de insanoğlu
tarafından bulunup geliştirilen en karmaşık “hayatı tanımlama”
metodudur.Size sonsuz büyümenin cazibesini sunar.gören gözler için ve
kavrayan akıllar için hayatın aynasıdır.
Çeviren: Zekai Kardaş
Not:
Yukarıdaki yazı Zipporah Pottenger Dobyns'in Finding the Person in the
Horoscope isimli kitabından alınmıştır. Zipporah Pottenger
Dobyns antropoloji okumuş, klinik psikoloji alanında doktora yapmış ve 1960
yılında AFA sınavından astroloji sertifikası almıştır. Onaltı ülkede seminer
vermiştir. Birçok kitabı ve makalesi yayınlanmıştır. 40 yıldır danışmanlık
yaparak, yazarak, öğreterek astroloji pratiğinin içinde yer almaktaydı. 2003
yılında vefat etti.
|