|

İnsanlar zamanın kaydını
ilk olarak Ay’ın evrelerini taşlar, boynuzlar veya kemikler üzerine
işaretleyerek tutmaya başlamışlardır. Yandaki şekil buna bir örnek olarak
rengeyiği boynuzu üzerine kazılan Ay evrelerini gösteriyor. (İ.Ö.30000-25000-Eyzies)
İnsanlar daha sonra
Megalitik kültürde anıtsal alanlar inşa etmişlerdir. Megalit kelimesi Yunan’ca
“büyük taş” anlamına gelen iki kelimeden oluşmaktadır. Bu dönemim en bilinen
yapısı İngiltere’deki Stonehedge’dir.
Bu anıtsal alanları inşa
edenler takvimlerini Güneş’e dayandırırlar. Yaz gündönümünde Güneş ışınları
belirli bir noktaya vurur. O nokta büyük olasılıkla sunak olarak kullanılan bir
taş olabilir. Böylece o anıtsal alan hem tapınak hem de bir tür gözlemevi olarak
işlev görür.
Zamanı Güneş’in ve Ay’ın
hareketlerine göre bölümlere ayırmak yeryüzünde özellikle tarımsal faaliyet için
zorunludur. Ay’ın hareketleri ve evreleri zamanı ölçmeye yarar. Güneş’in
hareketleri de öncelikle mevsimlerin saptanmasında kullanıllır. Maya ve Mısır
takvimleri bilinen en eski Güneş takvimleridir.

Megalitik yapıların en ünlüsü olan Stonehedge’in
yaşı İ.Ö. yaklaşık 2000 yıllarına dayanır. Oysa Türkiye’de Urfa’da İ.Ö. 9000
yıllarında inşa edilmiş bir başka tapınak bulunmuştur: Göbeklitepe. Yani şu anda
dünyanın en eski tapınağı Urfa’ya 25 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Aslında daha
önce Göbeklitepe’ye çok yakın bir yerde Nevali Çori isimli bir başka önemli
tapınak daha bulunmuştu, ancak maalesef şimdi Atatürk Barajının suları altında
yatıyor.
Göbeklitepe’de üzerlerine hayvan figürleri kazınmış büyük taşlar diğer megalitik
tapınaklarda olduğu gibi bir merkezin çevresinde daire biçiminde bütün
gizemleriye sıralanmışlar. 1995 yılından bu yana kazıları süren dünyanın en eski
tapınağı hakkında daha detaylı bilgilere kazılar ilerledikçe ulaşacağız.
Yaşamı düzenlemek, zamanı
ayarlamak için gökyüzünün haritasını çıkartmak çabaları bildiğimiz kadarıyla
M.Ö.2000’den önceki yıllara dayanmaktadır. Babil’de Güneş’in gökyüzünde izlediği
yol ilk olarak 3’e bölünmüştür. Bunlar Anu’nun, Enlil’in ve Ea’nın yollarıdır.
Gökyüzünün ilk bölünüşü dekanlara (10º) ve takımyıldızlara göre yapılmıştır.
Mısırlılar, Babilliler M.Ö.2000’den önce ufak değişikliklerle bunu
kullanmışlardır. Babillilerde 36 önemli yıldız vardır. (10º x 36). Mısırlılarda
gün 36’ya bölünüyordu, Yunanlılar bu sayıyı ikiyle çarpmışlar, 72 takımyıldız
listelemişlerdir.
M.Ö.700 civarında Babilliler
18 takımyıldızla zodyak kuşağını kullanmaya başlamışlardır. M.Ö. 500’e kadar
zodyak takım yıldızları 12’e indirilmiştir. Güneş’e göre düşünülen (solar)
zodyakın yanısıra Ay’a göre düşünülen (lunar) zodyak da kullanılmıştır (28
bölümden oluşuyor). Araplar, Çinliler ay menzillerini kullanmışlardır.
Takımyıldızların biçimleri
ve boyutlarındaki çeşitlilik nedeniyle zamanı ayarlamak ve gezegenlerin
konumlarını hemen saptamak zor olduğu için M.Ö.500-400 arasında İranlı
gökbilimciler 12 eşit olmayan takımyıldızı 12 eşit, 30 derecelik burç olarak
düzenlemeye başlamışlar, 12 burcu 12 ayla denkleştirilmişlerdir. Bu sayede
Güneş’in ve gezegenlerin bu burçlara geçişleri önceden bilinebilir hale
gelmiştir.
Babillilerde yıl ilkbahar
ılımında (gün-gece eşitliğinde) Nisan ayı ile başlıyordu. Museviler ve
Kenanlılar ise yılın başlangıcını sonbahar ılımı olarak kabul ediyorlardı.

Babil ve Musevi Ayları
Nisan, Temmuz, Eylül ve
Şubat aylarının Babillilerden geldiğini biliyor muydunuz?
devam edecek...
Barış İlhan
|