MİTOLOJİK MERKÜR

Merkür, hem en küçük hem de güneşe en yakın gezegendir. Rasyonel aklın sembolü olan Merkür, spiritüel yön hissimizle (Güneş) çok yakın ilişki içerisindedir. Akıl, duygusal amaçlarımıza hizmet etmelidir. Merkür en fazla 28 derece uzaklıkta bulunduğu Güneş’le sadece kavuşum açısı yapabilir. Eğer Merkür en uzak noktasındaysa, kişinin ana amacından uzaklaşmış bir akıldan bahsedilebilir. Kavuşum durumunda ise isteklerimizle aklımız birlikte hareket etmektedir denilebilir.

Merkür ile Güneş arasındaki bu ilişki, mitolojide Merkür ile Jüpiter arasında da gerçekleşmektedir. Sosyal bir amaç ya da daha büyük bir bütün ile ilişkinin sembolü olan Jüpiter, kişinin bilincine odaklanmasına (Güneş’in mitolojik rolü) yardımcı olur. Dolayısıyla Merkür’ün Jüpiter’in hizmetinde olması -yani aklın daha yüksek amaçlara hizmet etmesi- astrolojik bir kural haline gelmiştir. 

Jüpiter, mitolojide tabii ki tanrıların kralı Zeus’tur. Babil’de bu planet Marduk olarak bilinirdi. Tanrı Marduk deniz canavarı Tiamat’ı vahşice öldürdükten sonra cennetin efendisi olmuş, ve evrendeki düzeni yaratmıştır. Marduk, Merkür olarak bilinen Nebo (ya da Nabu) nun babasıdır. Nebo tanrıların sözcüsü, kanunları ve emirleri yazıp insanoğlu ile iletişimi sağlayandır. Babil’in yeni yıl festivali de – Babil takviminin en önemli bayramıdır – Marduk’un kaos ile başlıca savaşının yeniden canlandırılmasıdır.

Babilli Nebo kıymet verilen ciddi bir tanrıdır. Babilliler görünüşte rasyonel akla ve onun insan bilincindeki yerine çok kıymet verirler. Mısırlıların “tanrıların sözcüsü” korkutucu bir karaktere sahiptir – Thoth, çeltik kargası başlı tanrı, sadece yazının değil aynı zamanda büyünün de tanrısıdır. Fakat biz burada bu ilişkinin üzerinde fazla durmayacağız, çünkü Thoth Merkür gezegeni ile hiç ilişkilendirilmemiş, ondan daha ziyade Ay tanrısı olarak bahsedilmiştir. Yunan Merkür’ü Hermes, sembolik olarak Mısır Thoth’u ile benzerlik taşır.

Thoth ile Hermes, veya Merkür ile Ay arasındaki bağlantı mitolojik açıdan önemlidir. Merkür rasyonel aklı, Ay ise içgüdüsel hafızayı temsil eder. Hindistan’da, Ay tanrı Chandra ve Merkür tanrı Budha’dır (Buddha değil). Budha Ay tanrısının oğludur. Hindu inanışına göre ne zaman bu ikisi birleşirse, baba ve oğul, akıl ve hafızanın birliği vardır – hafıza Hindu inanışında aklın başka bir yönüdür. Bu sebeple, bu iki planet kavuşum halinde bulunduğunda, görkemli bir akıl ile karşılaşırız – kişi her öğrendiğini (Merkür) hatırlama (Ay) yeteneğine doğuştan sahiptir. İleride göreceğimiz gibi Olimpiya yönetiminde, eski çağlarda Merkür (günümüz astrologların Ay ile bağdaştırdığı) Yengeç’in yönetici gezegeni olarak karşımıza çıkacaktır.

Nebo ve Thoth her ne kadar amaçlı ve saygın aklı temsil etseler de, dürüst olmayan oyuncu –ve bazen daha da tehlikeli– yanları da vardır. Yunanlılar bu ikilemi, tanrıları Hermes için de düşünmüşler ve onu iletişimin yanı sıra hırsızların tanrısı olarak da tanımlamışlardır.

Hermes Zeus ile Maia’nın çocuğudur. Hermes neredeyse doğumundan itibaren bir hırsızdır. Değerli bebek gün ışığına ulaştıktan sonra ilk dikkatle baktığı şey bir kaplumbağadır. Kaplumbağanın kabuğundan lir adlı müzik enstrümanını icat etmiştir. Yoluna devam ederken Apollo’nun sığırını çalmış, sonra yakalanıp Olympos’a getirilmiş ve Zeus tarafından yargılanmıştır. Sonuçta Zeus ve Apollo bu küçüğün yırtıcı zekasına hayran kalmışlardır. Hermes çaldığı sığırı Güneş tanrısına geri vermiş, aynı zamanda liri de hediye etmiştir. Lir daha sonra Apollo’nun müzik tanrısı olarak bir sembolü haline gelmiştir. Apollo Hermes’i bu dünyadan diğer tarafa giden ruhların rehberi yapmıştır –bu, daha önce güneş tanrısı tarafından yapılan muteber bir görevdir.

Neden aklın tanrısı aynı zamanda hırsızların da efendisi olur? Çünkü insan aklı aslında ahlakdışıdır. Herhangi bir etik kural çerçevesinde çalışmaz. Bir kişinin ev tadilatları hakkında kitap yazmak için kullanacağı aklı bir başka kişi evin kilidini açmak, ya da hırsız alarmını etkisiz hale getirmek için  – veya sahte senetler satarak piyasadan milyonlarca doları toplamak için (Merkür aynı zamanda tüccarların da yöneticisidir)- kullanabilir. Burada Merkür ile Jüpiter’in ya da Güneş’in arasındaki bağlantı çok önem taşımaktadır; akıl sadece daha yüksek bir bilincin yönetiminde iyinin güçlü bir hizmetkarı olabilir. Eski astrologlar Merkür’ü “nötr” bir planet olarak tanımlamışlardır. Bu nedenledir ki bir kişinin haritasında güçlü ancak kaygı verici Merkür’ün profesyonel hırsız olarak değerlendirilmesi astrolojik bir gelenek halini almıştır. Merkür’ün bir başka yönü de gençliğidir. Hermes’in tüm yaptıkları, liri icat etmesi ve sığırı çalması, bir çocuk tarafından yapılmış olarak kabul görür ve Merkür ortaçağ astrologlarınca gençliğin sembolü olarak görülür. Güçlü Merkür’ü, ya da ikizler veya üçüncü evinde belirgin bir vurgu olan insanlar genellikle “Peter Pan” gibidirler. Merkür’ün tatlı dilli pırıltılı cazibesine sahip, ancak hiçbir zaman büyümeyen kişilerdir. Bu genç karakter belki çok güçlü bir yaratıcılığa yada hiç gelişmemiş erişkinliğe (bazen ikisi birlikte) sahip olabilir. Jung analistleri bu karakteri “ebedi çocuk” olarak adlandırırlar. Çocukların sahip olduğu cazibeyi sergileyen, hayatın içinde belirgin bir amacı olmaksızın savrulan, Don Juan tarzı ilişkiler yaşayarak bir gün gerçekleştirmeyi hayal ettikleri muhteşem icatlarından bahseden kişilerdir. Dişi karşılığında ise aşk için yaşayan, kendi fiziksel güzelliğini her şeyin üstünde tutan, Merkür cazibesini sergileyen kadın sevdiği erkeği etkileyebilir ve onun için yaşayabilir. Fakat içinde bir boşluk vardır; bu, hayali düzeydeki düşüncelerini gerçekleştirmekteki yetersizliğidir. Bazen bu “ebedi çocuk” karakterleri konuşmayı bırakıp bir şeyler yapmaya başlarlar; dünyadaki en meşhur yazar ve artistlerde bu çocuksu yan vardır. Yaratıcılıklarının kaynağında biraz bu yanları yatmaktadır.

Bu ebedi çocuk vakasında Merkür’ün Güneş, Ay ya da Satürn ile aldığı açılara da bakmak gerekir, çünkü Peter Pan sendromunda her zaman bir ebeveyn zorluğu bulunmaktadır. Liz Green aynı zamanda güçlü bir Uranüs etkisine de bakmamız gerektiğine inanmaktadır. Uranüs bohem, asi yaratıcının arketipidir – aynı zamanda Merkür’ün bir oktav büyüğüdür. Bu iki planet arasında çok güçlü bir bağ vardır, ve aralarındaki açılar ya da bağlantılar doğum haritasında önemli bir yer tutar, özellikle kişinin geleneksel kalıplara bakış açısını belirler. Merkür–Uranüs tipi insan teknolojik sanat karşısında heyecana kapılır ve aklın gelişimini engelleyen tüm bariyerlerin kalkması ve yeni yolların açılması için çabalar.

Bir diğer tema da Apollo ve Hermes arasındaki bağlantıdır –Güneş ile Merkür arasındakine benzer. Yine burada da aklın bir yöne ya da isteğe bağlı olması gerektiği önümüze çıkıyor. Eski zaman astrologları Güneş’in bir derece içerisinde Merkür ile birleşimini “yanık” olarak adlandırırlardı; Güneş’in solar enerjisi ile yanmış bir Merkür. Ancak, kişisel doğum haritasında bu durum tam tersi bir şekilde karşımıza çıkar –akıl ve bilinç oldukça güçlü bir biçimde bir araya gelmişler ve odaklanmışlardır. Eğer böyle bir kavuşum varsa, burcun ve evin tahlili kişinin isteklerini gerçekleştirmek için ne üzerine odaklanması gerekeceğini belirler.

Mısırlılar Merkür’ü ruhlarını nakleden Thoth olarak, Yunanlılar ve Romalılar onu tanrıların sözcüsü Hermes ve Merkür olarak görmüşlerdir. Kuşkusuz hareket ve seyahat Merkür arketipinin en büyük özelliği olmuştur. Merkür’ün Güneş’e en yakın planet olması ve devinimini 88 gün gibi kısa bir sürede yapması “bugün burada yarın yok” özelliği ile bağdaştırılmasına sebep olmuştur. Eskiler Merkür’ü gökyüzünde çok seyrek görmüşler, ve gördükleri zamanı da yetersiz bulmuşlardır. Bu durumun onun gizli ve güvenilmez tanrı anlayışına katkısı olmuştur. Bunun nedeni Merkür’ün 28 dereceden fazla Güneş’ten uzaklaşamaması ve ancak Güneş’in batışından önce veya sonra kısa bir süre görülebiliyor olmasıdır.

Merkür’ü ve Merkür ile ilgili nesneleri hareketli ve hızlı olarak tanımlamamıza rağmen, bazen bu şekilde gerçekleşmeyebilir. (Merkür en hızlı durumda devinimine devam ederken bir günde 3 derece yol kat eder (Güneş’in üç misli hızlı), fakat yavaş hareketinde de neredeyse hiç kıpırdamaz. Bu durum gezegenin geriye doğru gitmesinden önce gerçekleşir. Astrologlar her zaman Merkür’ün hızına bakarak kişinin aklının çalışma hızının ve çevikliğinin tahminine çalışırlar. Ağır hareket eden, durgun ya da geri giden Merkür, insanların cevap verme sürelerinin, çözüm bulma hızlarının ve harekete geçme zamanlarının biraz daha uzun olduğunu, öncelikle her şeyi gözden geçirmek isteyeceklerini belirtirler. Hızlı hareket eden Merkür ise daha siz cümlenizi tamamlamadan ne söyleyeceğinizi size söyleyen, çabuk cevap veren ve çözüm bulan kişiler olduklarını düşündürür. Bu Güneş, Dünya ve Merkür arasındaki mesafe ile de ilgilidir. Ne zaman Güneş Dünya zıt açısı Merkür ile birleşse akıl ve vücudun daha iyi bir bileşimi ortaya çıkar. Merkür ne zaman bu zıt açıdan uzak olursa, olanca pırıltısına rağmen vücudun diğer kısımlarıyla bir bütün halinde hareket edebilmesi daha fazla zaman ve çaba gerektirir. Merkür yılda üç defa yaklaşık üçer hafta gibi bir süre geri gider. Merkür bir sözcü, seyyah ve iletken olduğuna göre bu gezegenin sabit kalışı ya da geri gidişi tüm bu işlevlerin yerine getirilmesinde etkili olacaktır.

Merkür’ün çevremizle olan ilişkilerimizde de etkili olduğunu keşfettik. Ancak Merkür tek başına hareket etmiyor. Burcu, evi ve açıları çok önemli. Buna en iyi örnek Yıldız Savaşlarından verilebilir. Data bir android; insan değil. Duyguları yok. Sanki katıksız bir Merkür gibi. Birkaç saniyede onlarca haneli sayıları kolaylıkla çarpıp bölebiliyor. Ancak  daha çok insan olan kardeşlerine benzeyebilsin diye duygularının gelişmesini istiyor. Data’nın duyguya ihtiyacı yok. Yapması gerekenler için yeterli donanıma sahip ancak çevresinin etkisiyle duygularının var olması gerektiğini düşünüyor ve bunu istiyor. Merkür de diğer planetlere göre kendini ayarlamak ister.

Bu arada Merkür’ün gözden kaçan ancak çok önemli metafiziksel bir özelliği var. Hatırlarsanız Apollo Hermes’i ruhların rehberi yapmıştı. Hermes yeraltı, yerüstü ve Olympos arasında rahatlıkla gidip gelebiliyor. Hermes haricinde hiç kimse yeraltına bu kadar kolaylıkla inip çıkamıyor. Bu sebepledir ki insan beyni ve kapasitesi istediği yere gidebilecek güçtedir ve limiti yoktur.

Orta çağlarda Merkür simyacı olarak da bilinirdi (Başak özelliği), hatta “androjen simyacı” olarak da adlandırılırdı. Ne kadın, ne erkek, fakat ikisi birlikte. Yunan mitolojisinde Afrodit ve Hermes’ten hermafrodit, yani hem erkek hem kadın olan bir tür ortaya çıkmıştır. Bazı Tarot destelerinde Hermes veya Thoth sihirbaz olarak gösterilir. Bize insan psikolojisinin dört elemanını hatırlatır gibi, dört element sembolünün üzerinde durur: sezgi, hissetmek, düşünce ve duygu. Simyacı Merkür bu dördünü bir araya getirme becerisine sahiptir.

Derleyen : Berna ÇAPÇIOĞLU

Kaynakça:
Pierre Grimal, “MİTOLOJİ SÖZLÜĞÜ”, Sosyal Yayınları
Derman Bayladı, “TANRILARIN ÖYKÜSÜ”, Say Yayınları
Ariel Guttman & Kenneth Johnson, “MYTHIC ASTROLOGY”, Llewellyn Pub.
Liz Greene, “MYTHIC ASTROLOGY”, Simon & Schuster Pub.
Donna Rosenberg, “DÜNYA MİTOLOJİSİ”, İmge Kitabevi

Close