
Yörüngesinde yuvarlanırcasına dönmesiyle bile diğer gezegenlerden oldukça farklı olan Uranüs, 7 yıl kalmak üzere İkizler burcuna girmeye hazırlanıyor. Eşitlik, kardeşlik, bağımsızlık, özgünlük, buluş, isyan, devrim, karmaşa, kopuş kelimeleriyle tarif edebileceğimiz Uranüs fonksiyonlarını, bilgi alışverişi, iletişim, ulaşım, ticaret gibi İkizler burcuyla temsil edilen süreçlerde deneyimleyeceğiz. 84 yıl süren Uranüs döngüsü, gezegenin burç geçişlerinin önemini arttıran uzunlukta. Bu yazıda, geçmiş 3 geçişten günümüze olayları analiz etmeye çalışacağım.
20 Haziran 1774 tarihinde, yani Uranüs birkaç aylığına İkizler’e girdikten hemen sonraki gün, Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında 6 yıldır sürmekte olan savaş dahilinde, Osmanlı’nın sayı üstünlüğüne sahip olmasına rağmen bozguna uğradığı, Kozluca Muharebesi gerçekleşti. Bundan 1 ay sonra da Osmanlı İmparatorluğu, Küçük Kaynarca Antlaşması’nı imzalamak zorunda kaldı. Antlaşma, Rus İmparatorluğuna, Hristiyan tebaasını korumak için Osmanlı siyasetine müdahale etme hakkı tanımasının yansıra, Osmanlı İmparatorluğunun ilk toprak kaybı yaşadığı antlaşma olarak da büyük öneme sahiptir. Büyük bir imparatorluğun kopuşunun başlangıcındaki antlaşmanın Uranüs’ ün İkizler’ e girmesini takiben gerçekleşmesi, dikkate değer bir olay.
1774 yılının ağustos ayında yapılan bir deney, çok enteresan eşleşmelere sahip. Kimyager Joseph Priestley, Civa Oksiti ısıtarak, kokusuz bir gaz elde ettiği deneyiyle aslında oksijeni keşfetmiş oldu. Priestley, henüz keşfinin tam olarak ne olduğunu bilmese de bilim dünyasında dikkat çeken deneyi sayesinde, başka bir bilim adamı olan Antoine Lavoisier oksijeni bir element olarak tanımlamıştır. Dilimizde ismi Civa olan elementin, Latince kökenli dillerde Merkür gezegeniyle aynı isme sahip olması ve İkizler burcunun yöneticisinin Merkür, elementinin hava olması, astrolojik açıdan bu deneyin zamanlamasını çok çarpıcı kılıyor.
1775 Nisan’ında artık Uranüs Boğa ile vedalaşıp, İkizler’e 7 yıllığına yerleştiğinde, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın ilk muharebesi gerçekleşti. O zamana dek, İngiliz Krallığı’na bağlı olan Amerikan Kolonileri, artan baskılardan yılmış ve köklerinden özgürleşip değişen koşullara uygun (İkizler), bağımsız bir devlet olmak için ayaklanmışlardı (Uranüs).
Uranüs’ün bir sonraki İkizler geçişinin, biri 2 Haziran 1858 ve diğeri 4 Mart 1859 tarihlerinde olmak üzere iki kez gerçekleştiğini ve her iki girişte de bilim ve teknoloji açısından çok verimli gelişmeler olduğunu görüyoruz. Tam da ilk girişi olan, 2 Haziran 1858 tarihinde, Astronom Giovanni Battista Donati tarafından, kendi ismini verdiği bir kuyruklu yıldız keşfedildi. Fotoğraflanan ilk kuyruklu yıldız olan Donati Kuyruklu Yıldızı, birkaç ay boyunca görülebilir kaldı ve özellikle Kuzey Avrupa’da, karanlık gökyüzünde mükemmel görünürlüğüyle yüzyılın en çok gözlemlenen kuyruklu yıldızı oldu. Böylece halk arasında astronomi bilimine (Uranüs) yönelik bir merak (İkizler) gelişmesinde rol aldı. İlginçtir ki, Uranüs, 1859 Mart’ında ikinci kez İkizler’e girdiğinde, yine gökyüzünden bir haberle; hem de İkizler burcunun yönetici gezegeni olan Merkür ile ilgili bir haberle bize merhaba diyordu. Fransız amatör gökbilimci Edmond Modeste Lescarbault, Güneş’e Merkür’den daha yakın bir gezegen fark ettiğini iddia etmişti. Bu varsayımsal gezegene daha sonra Vulcan adı verildi; fakat varlığı ispatlanamadı.
Bilim dünyası, bu sıralarda, Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace’ın doğal seçilim yoluyla evrim teorisini açıklayan ortak bildirilerinin Londra’da bir dernekte okunmasıyla hayrete düşmüştü. Darwin yine bu yıllar içinde, evrim teorisi hakkındaki kitabını yayınlayarak, daha önce kimsenin dillendirmediği teorisini (Uranüs), insanların bilgisine (İkizler) sunacaktı.
Araştırma yaparken, o yıllarda Hindistan’da görevli bir İngiliz subayın, sözleşme imzası olarak parmak izi almaya başlaması dikkatimi çekti. Bugün bize çok sıradan hatta çağ dışı gelecek bu uygulama, o dönem için yazılı belgelerle (İkizler) ilgili bir soruna, teknolojik (Uranüs) bir çözüm getirmiş oluyordu. Eller ve parmakların, İkizler burcunun temsil ettiği organlardan olduğunu düşününce, pek bahsedilmeyen bu gelişmeyi de aktarmadan geçmek istemedim.
Elbette bu yıllar sadece, bilimsel gelişmelerden ibaret değildi. Mısır’da Süveyş Kanalı’nın temelinin atılması, Amerika’da uzun ve geniş demiryolları inşa edilmesi gibi ulaşımla (İkizler) ilgili engelleri yıkan (Uranüs) projeler vardı. Siyasi alanda ise, Amerika Birleşik Devletleri ile Japonya arasında “Dostluk ve Ticaret Antlaşması” imzalanmıştı. Bu antlaşma Asya Ülkeleriyle, Batı Ülkeleri arasında 19. ve 20. yüzyıllarda yapılan “Eşitsiz Antlaşmalar” olarak anılan bir dizi antlaşmanın kapısını araladı. Bunlar genellikle Asya tarafının askeri bir yenilgiye uğramasının ardından veya Batı tarafının askeri tehditleri altında imzalanırdı. Şartlar, neredeyse tamamen Asya tarafının üstleneceği, toprak devri, tazminat ödemesi, limanların açılması gibi yükümlülükleri belirtiyordu ve Batı tarafını gümrük vergilerinden muaf tutuyordu. Burada olan, ticaret antlaşması adı altında, Asya ülkelerinin egemenliklerinin sarsılmasıydı. İkizler’in ticaret ve kurnazlık yönleri, Uranüs’ün sınırları aşma isteğiyle birleşince, bir taraf diğer taraf aleyhine yasaları ve kuralları kendi çıkarları uğruna çarpıtıyor, kendi gelişimi uğruna, diğerinin haklarını çiğniyordu.
Uranüs, İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde İkizler’e geldiğinde tarih 1941’in Ağustos ayıydı. Yaşanan ilk dikkat çekici gelişme, Amerikan Başkanı Franklin D. Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in, bir gemide buluşmalarıydı. Savaş sonrası uluslararası iş birliği hedeflerini belirleyen Atlantik Sözleşmesi, bu buluşmanın sonucunda oluşturuldu. Önceki geçişte ayrılan kardeşler (İkizler), bu geçişte dünya kaos yaşarken (Uranüs) aynı saftaydılar. Japonlar tarafından Pearl Harbour Saldırısı, Uranüs Boğa’ya geri döndüğü aralık ayında yapılsa ve Amerika Birleşik Devletleri fiilen İkinci Dünya Savaşı’na, o saldırıyla dahil olsa da aslında Uranüs İkizler’e girdiği zamandan beri savaşın bir aktörüydü. Tarafsız ülkeler de vardı. Fakat tarafsızlığını bildirdiği halde İran, Fars Koridoru’nu ve petrol yataklarını güvence altına alma bahanesiyle, İngiliz ve Sovyet birlikleri tarafından işgal edildi.
Dünyayı sarsan 2. Dünya Savaşı’nın, ülkeler arasında bilim, bilgi, araştırma (İkizler) yoluyla, teknoloji geliştirerek (Uranüs) üstünlük elde etme yarışına döndüğü göz ardı edilemez. Roket, bilgisayar, jet motoru, radar sistemleri gibi alanlarda hızlı bir gelişme kaydedildi. Birçoğu savaş öncesi geliştirilmeye başlamıştı ama savaş inanılmaz bir ivme katmıştı. Savaştan önce bilim insanları, az miktarda parayla küçük laboratuvarlarda çalışır ve nadiren ulusal hükümetlerin dikkatini çekerlerdi. II. Dünya Savaşı sırasında bilim, büyük ölçekte seferber edildi; devasa “araştırma ve geliştirme” (Ar-Ge) laboratuvarı modern biçiminde ortaya çıktı.
Uranüs 7 Temmuz 2025 tarihinde, İkizler’e ilk girişini yaptı ve sonra Boğa’ya geri döndü. Bu süreçte neler olduğuna bakmadan önce mevcut Amerikan Başkanı Donald Trump’ın İkizler burcunda Güneş, Uranüs ve Kuzey Ay Düğümü kavuşurken doğduğunu belirtmek isterim. Uranüs İkizler’e 84 yıl aradan sonra girerken, dünyanın zirvesinde bulunan kişinin haritasında, Uranüs – İkizler vurgusu olması gerçekten anlamlı bir tesadüf. İkizlerin gölgesi olan “ben bilirim” ile Uranüs’ün uçuk kaçık tarzı, açıklamalarında ve tavrında açıkça görülebiliyor.
Uranüs’ün geçen seneki İkizler ziyaretinde, Trump’ın arkadaşı ve MAGA (Make America Great Again – Amerika’yı Yine Büyük Yap) hareketinin destekçisi, Amerikalı sağcı siyasi aktivist Charlie Kirk’ün, bir kampüste konuşma yaptığı sırada öldürülmesiyle, baskıcı politikalar arttı. Bunun üzerine ülke genelinde “No Kings – Kral Yok” protestoları düzenlendi. Sadece Amerika’da değil, diğer ülkelerde de gelenekselci liderlerin ve onları destekleyen hareketlerin giderek artan baskısı ve ayrımcılığına karşı, halklar arasında bağımsızlık, özgürlük, eşitlik fikirleri güçleniyor. Tüm dünyadan insanlar Gazze’de olanlara karşı protestolar, yürüyüşler düzenlerken, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Fransa, Filistin’i egemen bir devlet olarak resmen tanıdıklarını açıkladılar. Birleşmiş Milletler Soruşturma Komisyonu, nihayet İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı soykırım işlediğini tespit etti. Japonya’da ise Sanae Takaichi, Japonya parlamentosu tarafından başbakan seçilerek, Japonya tarihinde bu göreve gelen ilk kadın başbakan olmuştur. Liberal Demokrat Parti (LDP) lideri olarak göreve başlayan Takaichi, aynı zamanda ülkenin ilk kadın parti başkanıdır.
Tüm bu siyasi gelişmeler arasında, Paris’ten şaşırtıcı bir haber geldi. Louvre Müzesi’nde onca teknolojiye rağmen bir soygun gerçekleşmiş ve Fransız Kraliyet Mücevherleri’nin parçaları çalınmıştı. İkizler burcunun hırsızlıkla da alakalı bir burç olduğunu, hatta Yunan Mitolojisinde Hermes’in “Hırsızların Tanrısı” olarak da bilindiğini unutmamak gerek.
Şimdi yazıya başladığımız tarihten günümüze olayları değerlendirelim ve 25 Nisan 2026’da Uranüs tekrar ve 7 yıllığına İkizler’e girdiğinde olacaklarla ilgili fikir sahibi olmaya çalışalım.
Düşüncelerin Özgürleşmesi mi, Düşünmekten Özgürleşme mi?
Her Uranüs İkizler geçişinde olduğu gibi, teknoloji ve bilimde hızlı gelişmeler yaşanması ilk akla gelen konu. Uzay seyahatlerinin yapıldığı zamanımızda, astronomik araştırmalar, bize yeni ufuklar açabilir. Tarih bize önceki geçişlerde, ya bir keşif, bir icat yapıldığını ya da mevcut olanların hızla geliştirildiğini gösteriyor. Fikir ve düşünce özgürlüğünün arttırılması, insanların geleneksel düşünce kalıplarından özgürleşmesi, eşit eğitim hakkı, eğitimde yapay zekâ ve robotlar kullanılarak öğrenmenin daha verimli hale getirilmesi gibi olumlu gelişmeler beklemek mümkün. Pluto’nun Kova burcunda olmasıyla da desteklenen bu durumun, aslında endişe verici bir yanı var. Yapay zekâ teknolojileri ilerledikçe, insanların kendi aklını kullanmaktan, düşünmekten uzaklaşması, bu fonksiyonların bilgisayarlara bırakılması riski gün geçtikçe daha da belirginleşiyor. Uranüs bulunduğu burcun özelliklerinden özgürleşmekle ilgili düşünüldüğünde, olay zihinsel fonksiyonlardan kopma ve insancıl olmayan aklın yüceltilmesi gibi bir yere gidebilir.
Bağımsızlık savaşlarına, halkta isyan ve özgürlük fikirlerinin alevlenmesine şahit olduğumuz önceki geçişler, bugün aklımıza İran’da yaşanan olayların nereye gideceği sorusunu getiriyor. 1941’deki geçişte, İran’ın işgali, bu yazıda incelediğimiz Uranüs İkizler geçişlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin başrolde olduğu olaylar ve günümüzde siyasi atmosferin kokusu bazı işaretler veriyor. 19. Yüzyılda Uzak Doğu ülkeleriyle, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere batı ülkeleri arasında imzalanan “eşitsiz anlaşmaların” Uranüs İkizler’in gölge yanıyla yapıldığını da hatırlamak gerek. Ne ilginç ki ABD, 2 geçiş önce, Uzak Doğuya vergi ödemeden ticaret yapabileceği anlaşmaları sunarken şimdi yüksek gümrük vergileriyle gündemde.
Geçmişten bugüne, Uranüs İkizler’i anlamak için küçük bir yolculuk yaptık. Kestirilmesi pek de mümkün olmayan gezegenimiz, İkizler sürecinde umarım bize daha fazla düşünce özgürlüğü, kardeşlik fikri ve bilimsel gelişme getirir.
Yazan: Fatma Mat Güler
Kaynakça:
- Barış İlhan, Astroloji Dersleri Kitabı
- Metinde yer alan tarihsel ve güncel veriler, açık kaynaklı haber arşivlerinden (Wikipedia vb.) derlenerek hazırlanmıştır.



