YAŞAMDA KRİZ DÖNEMLERİ VE DEĞİŞİM FIRSATLARI
“Doğum haritasından bir insanın hangi yetenekleri ve özellikleriyle dünyaya geldiğini ve hangi dersleri alarak, neleri öğrenmiş olarak bu dünyadan göç edeceğini söyleyebilmek mümkündür. Reenkarnasyona inananlar için bu, insanın bundan önceki hayatlarında nasıl bir insan olduğu, nasıl bir hayat yaşadığı ve şimdiki hayatında geçmişte ektiklerini nasıl biçeceği yani “karma”sı demektir. Örneğin bundan önceki hayatlarında dış dünyada, iş alanında maddi konularda güçlü olmak için enerji harcayan, bunu yaparken ikili ilişkileri önemsemeyen, eşine karşı kayıtsız, duyarsız ve saygısız davranan bir insan muhtemelen bu hayatta ikili ilişkiler, paylaşım, başkalarının arzularına saygı gösterme gibi konularla uğraşacaktır. Bu alanlarda sık sık sorunlarla karşılaşacak, bunlarla yüzleşmekten korkarak, daha önceden zaten çok iyi bildiği için kendisini rahat hissettiği iş dünyasına sarılacak, ancak bu hayatta bilincinde olmadan seçtiği hedefe ulaşmadan mutlu olamayacaktır. Daha önceki yaşamında kendisine problem çıkarmayan ikili ilişkileri bu hayatta onu rahat bırakmayacaktır. Eğer dikkatini bu konuya çevirir, davranışlarını gözden geçirir, gerekli değişiklikleri yaparsa hedefine ulaşmış bir insanın huzuruna kavuşması olasıdır. Dünyayı bir okul olarak düşünürsek, herkesin bu okulda bazı dersleri alacağını, sınavlardan geçeceğini ve bu sınavları başarıyla vererek bir üst sınıfa atlamak isteğinde olduğunu söyleyebiliriz. Sınavları veremeyen sınıfta kalır ve aynı dersleri tekrarlar.
Amaç mezun olmak olduğuna göre, sınavları başarıyla veremeyen kişinin doyumlu ve huzurlu bir şekilde yaşaması ve ölmesi olası değildir.”
Barış İlhan (1997), Yetişkinlerin Buluğ Çağı, (Barış İlhan Yayınevi), sayfa 128.
Seçen: Ayşe Erdoğan
ÇOCUKLUK VE EBEVEYN ETKİLERİ
“Howard Sasportas’a göre, on ikinci ev gezegenleri sadece erken çocukluk dönemi meselelerini yansıtmaz, aynı zamanda ana rahmindeki yaşamı da yansıtırlar. On ikinci ev enerjisinin yapısı, doğum öncesinde aldığınız ve dünya üzerindeki yaşamla ilgili ilk algılarınızı belirlemiş olan anne deneyimlerinin boyutlarını gösterir. Örneğin, eğer on ikinci evinizde Satürn varsa, annenin hamilelik boyunca yaşadığı korku, kısıtlanma ve depresyon gibi deneyimlere karşı hassas olduğunuz için, ana rahminde kendinizi oldukça zorlanmış ve sınırlanmış hissetmiş olabilirsiniz. On ikinci eviniz cenin halindeki deneyimlerinizi gösterirken, Yükselen’iniz (ve Yükselen’inize kavuşum yapan gezegenler) doğum sırasındaki deneyiminizle, yani dış dünyaya nasıl giriş yaptığınız ve nasıl tepki verdiğinizle ilgili bilgi verir.”
Tracy Marks (1989) Gizli Benliğiniz Astrolojinin 12. Evi. trc.. Serap Şengöz (Barış İlhan Yayınevi, 2006), s.24-25.
Seçen: Aslıhan Ece Aydın
YETİŞKİNLERİN BULUĞ ÇAĞI VEYA YAŞAMIN ORTASI (35-44)
“Ve geldik yetişkinlerin buluğ çağına. 35-44, hatta 45, yaş arası insan hayatının en zorlu dönemidir. Jüpiter’in yeni bir döngüsü başlamaktadır. Ay ve Satürn kareleri ve kavuşumları 27-30 yaşlarında alınan kararları sınarken, Uranüs’ ün karşıt açısı geçmişte yapılanların sonucunu alma dönemini işaret etmektedir. Bundan önceki kriz dönemlerine ek olarak Neptün ve Pluto da devreye girmiştir. Ve Jüpiter transit etkisini 2 ay, Satürn 1 yıl boyunca gösterirken, Uranüs’ün etkisi 2 yıl, Neptün ve Pluto’nun etkileri ise daha da uzun bir süre hissedilmektedir.
Bugüne kadar üç Jüpiter, bir Satürn, bir Progres Ay döngüsü ve bir Uranüs karesi yaşadık, çesitli hatalarımızın sonuçlarıyla karşi karşıya kaldık ve 27-30 yaşındaki istasyonda gittiğimiz yönün yanlış olduğunu saptayıp belki tren değiştirdik, belki de şaşkınlık içinde doğru treni kaçırıp eski trende kaldık. Tüm bu deneyimlere rağmen kendini tanıma, içine sinen yaşamı oluşturma konusunda yetersiz kalanları 35-44 yaşlarında çeşitli sürprizler ve sorunlar beklemektedir.”
Barış İlhan (1997), Yetişkinlerin Buluğ Çağı, (Barış İlhan Yayınevi), sayfa 155.
Seçen: Ayşe Erdoğan
“Mars söz konusu olduğunda geri hareket, sizi motive eden şeyin diğer insanları motive edenlerden hayli farklı olduğunu gösterir. Sizi uyaran şey, diğer insanları tahrik eden şey değildir. Ve evet, enerjinizi farklı kullanırsınız. Bu onu kötü kullandığınız anlamına gelmez, ama öyle olduğuna inanmaya şartlandırılabilirsiniz. Çünkü toplum çoğunlukla ortalama bir insanın ihtiyaçlarına ve davranışlarına karşılık verme eğilimindedir. Oysa geri giden Mars ortalama olmadığınızı, bu nedenle verilenlerin ihtiyaçlarınızı karşılamadığını söyler.
Bu size iki seçenek bırakır:
Ya
1) çoğu zaman kendinizi bulunduğunuz yere veya duruma ait değilmiş gibi hissetseniz ve sık sık insanların sizi beceriksiz olmakla, “yeterince sıkı çalışmamakla” ya da benzeri şeylerle suçladığını görseniz bile, oyunu diğer insanların kurallarına ve normlarına göre oynamayı deneyebilirsiniz
veya
2) eksik olan şeyi kendi içinizde arayabilir ve işleri -tüm potansiyelinizi kullanmaniza imkan verecek şekilde- yapmak üzere kendi tarzınızı geliştirebilirsiniz.”
Donna Van Toen (1988) Mars Kitabı, trc.Oya Vulaş (Barış İlhan Yayınevi, 2023), s.136
Seçen: Ayşe Erdoğan
“Bir doğum haritasının yaşamda kendisini göstermesi (tezahür etmesi) üç boyutta olur:
spiritüel, psikolojik ve maddesel. Her sembolün ve bu sembollerin doğum haritasındaki birleşimlerinin üç boyutta da tezahürleri söz konusudur.
* Spiritüel boyutu ruhun en derindeki amacı veya hedefi, dolayısıyla yazgısı,
* Psikolojik boyutu bu hedefi gerçekleştirecek duygu, düşünce ve davranışları,
* Maddesel boyutu da bu duygu, düşünce ve davranış süreçlerinin sonucu olarak ortaya çıkan olaylar veya ruhun hedefine ulaşmasına kolaylık sağlayan, psikolojik davranış ve düşüncelerin geri planını kavramaya yardımcı olan dışsal olaylar olarak düşünebiliriz.
Astrolojinin sembollerini kavrayabilmek için aslında antik felsefe ve kozmoloji bilgilerine sahip olmak gerekir.
Eskilerin evren modeline göre evren kimine göre 8, kimine göre 9 kattan oluşmaktadır. Bu, içiçe geçmiş küreler olarak tasvir edilir. Ptolemy’nin modeline göre en dışta ilk hareket ettirici (primum mobile) küre bulunmaktadır. Bu en önemli küredir, çünkü bütün gezegenleri hareket ettiren, taşıyan küre budur. Aslında bu zodyakı ifade etmektedir. Bundan sonra sabit yıldızlar küresi gelir. Bunu da içe doğru sırasıyla yedi gezegenin küresi izler.
Gezegenler dıştan içe doğru Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay olarak sıralanır. Bu sıralama gezegenlerin hızlarına göre yapılmıştır. En içteki küre olan Ay’ın altında ise dünya, yeryüzü bulunur. Buna ‘ay-altı alem’ denir. Burası dört unsurun bulunduğu alemdir.
Dünyanın üzerindeki göksel küreler yetkinliğine ulaşmış, hiç değişmeyen ve spiritüel özden oluşmaktadır. Dört elementten oluşan ay-altı alem ise değişimlere tabidir. Bu nedenle oluş-bozuluş alemi olarak nitelenir. Evren bu şekilde algılandığında oluş-bozuluş aleminde dünyaya gelen insanoğlunun kendi yetkinliğine ulaşmaya, bu yetkinliği gerçekleştirerek spiritüel olmaya çalışan bir varlık olduğu düşünülür. Aslında bu göksel kürelerin spiritüelliğine bir insanın ulaşması mümkün değildir. Bunun peygamberler, veliler, azizler gibi çok az insana nasip olduğu, ancak yine de insanın görevinin bu yetkinliğe ulaşmak için çabalamak olduğu söylenir. Yeryüzündeki bu değişimlerin, oluş ve bozuluşların rastgele olmadığı, göksel kürelerin gezegenlerinin hareketleriyle olduğu düşünüldüğü için bu hareketler izlenmiş ve dört element alemine etkileri, ne tür değişikliklere sebep oldukları ya da işaret ettikleri dikkatle gözlenmiştir. Bu sayede astroloji gökyüzündeki hareketler ile yeryüzündeki olaylar arasındaki bağlantıyı araştıran bir ilim haline gelmiştir.”
Barış İlhan (2004) Astroloji Dersleri, (Barış İlhan Yayınevi), s. 31
“Doğum haritanızda on ikinci evinizde bulunan gezegenler, evi yöneten gezegenler ve bir süreliğine oradan geçiş yapan gezegenler üzerine kafa yorduğunuzda, onların hem olumlu hem de olumsuz görünümlerini göz önünde bulundurun. Mesela Satürn baskıyı, sıkıntıyı, sınırlanmayı, kapanmayı, korkuyu, geri çekilmeyi ve yoksunluğu gösterebilir. Ancak, on ikinci evinizdeki Satürn, içe dönük bir tarzda çalışarak kendinizi içsel gelişiminize veya bir hizmer yoluna tamamen adamanıza yardımcı olabilir, tek başına çalışmak için gereken öz disiplini harekete geçirebilir. On ikinci ev gezegenlerinizin hem olumlu hem de olumsuz anlamlarını ifade etme potansiyeli vardır, ama içinizdeki olumsuz ve yıkıcı eğilimlerinizle, en azından yüzleşmeye, onlara sahip çıkmaya ve üzerinde çalışmaya başlamadan en yapıcı kullanımlarını öğrenemezsiniz.”
Tracy Marks (1989) Gizli Benliğiniz Astrolojinin 12. Evi trc. Serap Şensöz (Barış İlhan Yayınevi, 2006), Sayfa 15.
Katkıda bulunan: Ayşe Erdoğan
“Ay’ın Burcu kendimizi içgüdüsel olarak nasıl savunduğumuzu gösterir. Örneğin, ateş’teki Ay hiddet ile tepki verir; hava’daki Ay tartışma, konuşma veya akılsal yaklaşıkla; su’daki Ay geri çekilmek veya duygusal taşkınlıklarla; toprak’taki Ay ise dayanma gücüyle tepki verir.
Ay’ın bulunduğu burç ayrıca doğal olarak içimizden gelen ifade tarzını ve kendimizi güvende hissettiğimiz davranış tipini sembolize eder; çünkü Ay burcu genellikle (eğer açılar çok gerilimli değilse) oldukça rahat olduğumuz eski yaşam modelini gösterir. Birkaç örnek vermek gerekirse; Oğlak’taki Ay yaşlılıkta, yaşlı gibi davranmakta, yaşlı birisine ait davranışı geliştirmekte güvenlik bulur. Boğa’daki Ay toprağa bağlı köylü gibi davranmakta güvenlik bulabilir. Aslan’daki Ay dramatik tavırlarda veya en azından tanınmakta güvenlik bulur.”
Stephen Arroyo (1978, 1992) Astroloji, Karma & Dönüşüm, trc. Gül Çehreli (Barış İlhan Yayınevi, 2003), sayfa 38.



