
“Nereden geldiğimizi seçemeyiz ama oradan sonra nereye gideceğimizi seçebiliriz.”
“Saksı Olmanın Faydaları” filminden bir replik
Klasik astrolojinin en ağır gezegeni olan Satürn, ortalama 29–30 yıllık tam turunu 14 Şubat 2026’da, Türkiye saatiyle 03:12’de tamamladı. Zodyağın son burcu Balık’tan ayrılarak ilk burç olan Koç’ta transitine başladı. Böylece yalnızca yeni bir burca değil, yeni bir döngüye de adım attı.
Satürn’ün Koç burcuna geçişi, bu burca adım atar atmaz Neptün ile kavuşum yapacak olması nedeniyle çok daha özel bir anlam taşıyor. Zira Satürn–Neptün kavuşumları yaklaşık 36 yıllık döngülerle gerçekleşiyor. En son 1989 yılında Oğlak burcunda bir araya gelmişler. Daha geriye gittiğimizde ise, Koç burcundaki son kavuşumun 27 Mart 1703’te, 11°43’ Koç derecesinde gerçekleştiğini görüyoruz. Bu nedenle Satürn’ün bu yılki Koç burcu geçişi, nadir ve tarihsel açıdan dikkat çekici geçişlerden biri olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki yaklaşık 2,5 yıl boyunca, “Zamanın Babası” olarak anılan Satürn, haritalarımızda Koç burcunun temsil ettiği ev konularında öncelikli gündemler yaratabilir. Bununla birlikte, diğer öncü burçlar olan Yengeç, Terazi ve Oğlak burçlarının yer aldığı yaşam alanları da bu süreçten etkilenebilir. Dolayısıyla bu alanlardaki sorumluluklara odaklanmak, ertelenmiş işleri ele almak ve yapılması gerekenler için kolları sıvamak Satürn’ün yapılandırma fonksiyonundan faydalanmak için oldukça elzem.
Koç burcu; sıcak & kuru doğaya sahip, ateş elementi bir burç. “Sıcak” doğası ona hareketli, hayatı coşku ve hevesle karşılayan, kendine inancı yüksek, isteklerinin peşinden bağımsızca ve cesaretle gidebilen bir yapı verirken, aynı “Sıcak” doğası ona düşünmeden harekete geçen, isteklerini hemen elde etmek isteyen ancak diğerleriyle bir bağ kurup başkalarını dinleme becerisi zayıf olduğu için dürtüsel davranmaya meyilli bir yapı da verebilir. Yaptığı herşeyin doğru olduğuna inanan böyle bir yapı, bir engelle karşılaştığında yüksek agresyon ve öfke ile yakıp yıkabilir. “Kuru” yapısı ise Koç burcuna, istekleri yerine getirilmediğinde diğerlerine karşı kırıcı, kolaylıkla düşman olabilen ve kolaylıkla ayrılıp kendi yoluna gidebilen bir yapı verebilir.
Satürn, Koç burcundaki transiti sırasında klasik astrolojiye göre asaleten “Düşük” dediğimiz bir yerleşimde olacak. Asalet bir gezegenin harekete geçme gücünü gösterir. Bir gezegen ne kadar asaletli ise temel fonksiyonlarını ortaya koyması yüksek olasılıktadır. Gezegenin asaleten düşük olması fonksiyonlarını olumlu biçimde göstermesine engel olabilir. Gezegen, temsil ettiği şeylerin gölgelerini/olumsuz yönlerini ortaya koymaya, kötü doğasını sergilemeye eğilimlidir. Bu durumda Koç burcunda yerleşmiş bir Satürn’ün, yapılandırma ve sınırlandırma fonksiyonunu istenen düzeyde ortaya koyamayacağını söyleyebiliriz.
Zodyağın ilk burcu olarak yeni başlangıçlar, bilinmeyenin keşfi, yeni bir şey/yapı oluşturmak üzere ilk adımı atmak Koç burcu süreçleriyle ilgilidir. Koç burcunu dünyaya yeni gelmiş ve bu dünyada hayatta kalmak, büyüyüp olgunlaşmak için savaşan bir bebek gibi düşünebiliriz. Bu bebeğin kendi varoluşunu ortaya koymak, spontane bir şekilde ne istediğini keşfedip, bağımsız bir şekilde bunun peşine düşüp mücadele ederek birşeyi fethetmek, keşfetmek ve yeni şeyler başlatmak üzere dünyaya geldiğini düşündüğümüzde önümüzdeki dönemde tüm bu süreçlerin Satürn tarafından teste tabi tutulacağını söyleyebiliriz.
Kişi, tüm bunları yapabilmek için cesaretini, atılganlığını, girişimci ruhunu seferber etmekle yükümlüdür. Ancak Satürn transitleri sıklıkla daralma, baskılanma, kısıtlanma, yetersizlik ve zamanın durması şeklinde kendisini hissettirdiğinden, bu süreçte asıl mesele kişi tarafından bunun nasıl yapılacağıdır.
Bu aşamada, Satürn’ün beklentileri ise; kişinin kendi isteklerini keşfetmesi, onların peşinden cesaretle gitmesi, süreçte çıkan engellerle mücadele etmesi, isteklerini sabırla, adım adım somut sonuçlara dönüştürmesi, buna engel olanlara sınır çizip, ardına bakmadan gidebilme cesaretini göstermesidir. Ancak kişi bunları yapma konusunda kendisini yetersiz hissedebilir, kendi bağımsızlığı için mücadele etmekten ve yalnız kalmaktan korkabilir. Bu korku onu Satürn’ün beklediği yapılandırmayı yapmaktan alıkoyabilir. Satürn’ün gölgesi olan korkunun kişiyi paralize etmesi, katılaştırması yada adım atamama, harekete geçememe görülebilir.
Bir diğer gölge yön ise; kişinin sabırsız ve aceleci bir biçimde, üzerinde iyice düşünmeden yeni bir şeyleri başlatması şeklinde görülebilir. İyice düşünülmeden başlatılan bu işler, somut sonuçlara dönüşmeden yarıda bırakılan işlere evrilebilir. Kişi kendi isteklerini diğerlerine dayatıp, bu isteklere karşı yapılan itirazları engel, itiraz edenleri ise savaş meydanındaki düşmanlar gibi görüp, kavga ve öfke ile bunları ortadan kaldırmaya, diğerlerini kırıp dökmeye eğilimli olabilir. Tüm bu yaşananlarsa kişinin hayatında kayıplar, olumsuzluklar ve gecikmeler dönemi olarak yerini alabilir.
Satürn ise, tüm yaşanan gecikmeler, engeller, sınırlandırmalar sonucunda kişiden sağlıklı Koç özellikleri olan bağımsızlığı, atılganlığı, cesareti çabayla öğrenmesini ve zamanla kendi doğasına uygun, tatmin edici bir yaşam kurmasını bekler.
Yazan: Pınar Demirtaş
Kaynakça:
“Astroloji Dersleri” Ders Kitabı – Barış İlhan
İlhan Astroloji Enstitüsü Ders Notları – Barış İlhan
Horary Astrolojisi & Klasik Astroloji Ders Notları – Sibel Özkasap
Astroloji Dergisi
Skyscript



