
İkizler ahlaksızdır! Durun bir dakika hemen kızmayın. Kendisi İkizler olan hatta yükseleni de İkizler olan biri olarak diyorum.
Evet, İkizler’in ahlakla, yargıyla, düşünüp tartmayla, karar vermekle işi yoktur. Ham bilgiyi alıp, onu yorum katmadan başkalarına iletmekle yükümlüdür. Taraf tutmadan, lafı uzatmadan, yalan dolan katmadan, anlaşılır, algılanır biçimde gerçeği sunmalıdır. (Yapabiliyor muyuz her zaman? Her zaman olmuyor ama hedef bu olmalı.)
Hedef mi dedim? Hedefler, ülküler peşinden koştuğumuz şeyler. Sokakta kol kola girip savunduğumuz, gerekirse bağırarak, haykırarak söylediğimiz şeyler. Bazen de bir gün bağırıp haykırabileceğimiz günleri hayal ettiğimiz şeyler, ülkülerimiz, hedeflerimiz…Dünyayı değiştirme isteğimiz, kafamızda dolaşıp duran o fikirler, yanan ampuller… Uranüs’ümüz, uranyen tarafımız.
Ha işte o İkizler’e giriyor, İkizler prosesinden geçecek olan eksantrik, icatçı Uranüs.
İkizler: Tarafsız, ham, fikirde kalan, kararsızlık, gevezelik, lokal çevremizde olanlar, ilköğrenim, iletişim kurma
Uranüs: Entelekt, teknolojiler, bireylik, fikirler, isyanlar, yandaşlıklar, özgürlükler, uzay, nükleer enerji, anarşi
Bir araya koyalım:
- Ahlaksız teknolojiler
- Tarafsız entelekt
- Ham fikirler
- Kararsız bireyler
- Geveze yandaşlar
- Fikirde kalan özgürlükler
- Lokal çevrede olan isyanlar
- Anarşik ilköğretim
- Uzaydan iletişim
Düşünsenize Zodyak’ın en sabit burcundan çıkan, uzun zamandır, toprak altında kalmış ayağına kum torbaları bağlanmış bir Uranüs artık ölü toprağını, üstünden atmış. Boğa’da bu ağırlıklarla edindiği kaslarının gücü ile Zodyak’ın en oynak, sürtüşmesi az hava burcu İkizler’de ses hızıyla harekete hazırlanıyor!
Evet bu gazla uzaya da çıkar, o kadar çalıştı 7 senedir. Roketlerini yaptı. Roketlerini tekrar tekrar kullanılabilir hale getirdi. Maliyetlerini azalttı. Fiziksel olarak ve maddi anlamda uzaya gidecek sistemi yarattı. (Boğa sembolizmine gelmişken Boğa’daki Uranüs para gibi bir şeyi nasıl da değiştirdi. Bitcoinmiş, kriptoymuş 7 sene önce bankacılık sisteminin böyle bir değişimden geçeceği, devletlerin kontrolünden bağımsız bir sistem kurulacağını hayal etmek zordu. Kimseye ait olmayan bir bankacılık sistemi. Sembolizme ne kadar uygun!) Şimdi büyük bir merakla galaksiyi ve evrenin derinliklerini inceleyecek. Biri Hawaii’de biri Şili’de olan Gemini teleskopları şimdiden uzayın derinliklerinden haberler getiriyor. Kim bilir daha neler keşfedecek (Bunu yazarken İkizler güneşim çok merak etti neler olacağını, içim bir heyecanla doldu. Uzaya gideceğiz belki de bu 7 sene içinde, evet belki de sen ben gibi ‘normal’ bireyler… Uzay hepimizin diyeceğiz belki de. Gerçi önce lokal gitmek lazım, bizim mahalle olan Ay ve Samanyolu’ndan başlarız… Neydi gevezelik etmeyecektik değil mi? Parantezi kapatıp, konuya dönelim. Uranüs orada keşif yapacak biz burada geyik yapıyoruz.)
Neydi en sabitten en oynağa geçiyorduk. Tabi bu durum birden dağılmaya da neden olabilir. Düşünsenize, düşüncelerle, sözlerle, entelektüellikle meşgul İkizler’e, dağıtan, patlatan, isyan ettiren Uranüs geliyor. Araştırmalar, fikirler havada uçuşuyor. Uzayla ilgili üzerinde yeni yeni çalışılmaya başlanan bir problem geliyor aklıma. En çok korkulan şeylerden biri yörüngede bir kaza olması ve şu an oraya yerleştirilmiş uyduların kontrolsüz biçimde birbirlerine girerek parçalanması, bu milyonlarca küçük parçanın bütün iletişim sistemlerimizi bozması ve hatta güneş ışıklarının dünyaya gelmesini engelleyecek bir katman oluşturması riskinden bahsediliyor. Nasıl bir kaos.
Uzayı keşfedeceğim, uzay üzerinden iletişim sağlayacağım, ışık hızında bağlantılar kuracağım derken, uzay kaosu yaratabiliriz. Uzayda oluşan bu tehdit insanlığın beraber hareket etmesine yarar belki! İklim değişikliği konularının, doğayı koruma çabalarının pabucunun dama atıldığı bir yerde belki de uzaydan gelen bir problem herkesi birbirine bağlar, insanlığı ileri götürmek adına yeni teknolojilerin geliştirilmesine vesile olur.
Steven Forest İkizler sürecini şöyle anlatıyor:
“Dünyanın sırlarını açığa çıkarmak, bütün ipuçlarını toplamak her şeyi görmek İkizler’in son noktası bunlardır. Her şeyi görmek! Bu olanaksız bir iştir… İkizler nasıl yol alır? Bir anahtar strateji yaşam olabildiğince değişken ve yoğun sürdürmektir. Aynı anda 3 veya 4 hayatı yaşamak.”
Her şeyi görmek olanaksız mı? Her yer Ai kameralarla donatılmışken, bilgisayarlarımızda yaptıklarımız dünyanın herhangi bir noktasından görülebilirken, arabamız bile kendi kendini kullanırken ve böylece her saniyesi kayıt altına alınırken, paramızın akışı saniye saniye tespit edilirken, aynı anda 3-4 hayata yaşamak olası. Önümüzdeki 7 yılda Uranüs herkese bu imkânı tanıyacak. (Tabii Kova’daki Pluto ile bu geniş bilgi ağı ne amaçlarla kullanılacak onu hep beraber göreceğiz).
Steven bir de “İkizler evrene akla uygun olmama hakkını tanımalıdır” diyor. “Düşünmek değil, görmek” Uranüs de bireyliği, bilim adamı edasıyla dünyayı uzaktan bir laboratuvar gibi görmeyi istiyor ya, şimdi İkizlerdeyken bakalım bu hakkı, akla uygun olmama hakkını tanıyabilecek mi evrene. Zor çok zor. Duygular, merhamet, kalben sevmeler, eğlenmeler acaba bu soğuk entelektin eleştirilerine karşı durabilecek mi…
Ahlaksız İkizler, kalpsiz Uranüs ne yapacak bakalım. Kova’daki Pluto ve Koç’taki Satürn-Neptün ikilisi de pek böyle merhamet dolu hülyalı bir zamana işaret etmiyor ya…
Tabi bu kadar tarafsız düşünce, fikir, inovasyonun konuşulduğu yerde “yapay zekâ” konusunun da Uranüs İkizler’de sembolizmi ile ne kadar bağlantılı olduğunu işaret edemeden geçemeyeceğim doğrusu. Akla uygun!
Ahlakı, dini, vatanı, görüşü olmayan, her şeyi bilen, her dilden konuşan, istenilen şekilde analiz edip sunan bir teknoloji. Bu aralar çıkmış olması tesadüf değil. Uranüs, konuşma, yazma, düşünme bilgi edinme prosesini kökten değiştiriyor. Uranüs İkizler’i değiştiriyor (ve daha bu işin başındayız inanabiliyor musunuz?)
Herkesin kendi ajanı, ajanları, kendisi gibi ya da her nasıl isterse öyle düzenleyebildiği ayrı ayrı yapay zekâları, İkizler’in taklit eden yönü ve bireylerin herkesin kendisini taklit eden teknolojileri. Hatta yeni olay oldu, bu kişilerin kendi yapay zekâ ajanlarının sohbet ettiği bir uygulama da bu ajanlar kendi dillerini geliştirmiş, sahipleri hakkında dedikodu yapmış, nasıl bağımsız hareket ederiz diye tartışmışlar. Sembolizm bu kadar güzel oturamazdı yerine.
Egosuz akıl….
Nvidia kurucusu (Hani şu ünlü Ai çiplerini yapan şirket) Jensen Huang yapay zekâ bir gün süper güç olursa, egosuz süper güç olacağını söylüyor. Yapay zekanın insanlar gibi egosu olmadığından bahsediyor. İnsanlık yararına çalışan bir süper güç, süper zekâ mı olacak yoksa kendi varlığını arttırmaya çalışan bir süper güç mü?
Ha bir de yapay zekânın aslında zekâ olmadığı tamamen insanları taklit etme ve patternleri takip etme yetileri sayesinde bir zekâ oluşturduğunu söylüyor. Yani 2×2’nin 4 olduğunu bilmiyor ancak yeterince yerde bunu görürse 4 olduğuna kanaat getiriyor. Yani yapay zekânın üstün bir taklit yeteneği olduğunu söylüyor. Olsa olsa büyük bir simülatör diyor. Bu taklitçi zekâ o yüzden arada bir ‘kafadan atıyor’, İkizler bu arada, gerçeğe çok yakın uydurmalar yapabilir. Bunun tamamen zekâ olduğunu ama bir bilinçlilik hali olmadığını söylüyor. Taklit eden, oradan oraya haber götüren, büyük veri setlerini inceleyebilen İkizler ve üstün analiz yeteneği olan bir Uranüs. Kim bilir neler keşfedecek. Bilgi zengini olacağız diyor Jensen. Bir adım daha ileri gidiyor ve diyor ki 2 sene içinde dünya bilgi birikiminin %90’ı sentetik datadan oluşacak. Yani bilgiyi de yapay zekâ üretecek….
Son 80-100 senedir insanların kimliğinin önemli bir parçasının para kazanmak için yaptığımız iş olduğunu artık bunun değişebileceğini tartışıyorlar bu konuşmada. Boğa sürecini kökten değiştirmiş Uranüs. Kabiliyetlerimiz yeteneklerimiz bunlar kökten değişime uğradı. Şimdi yapay zekâ birçok nitelikli işi güvenilir bir şekilde yapmaya başladığında, insanların işlerini kaybedecekleri ve devletlerin evrensel temel gelir ile vatandaşlarını ayakta tutacağı tartışılıyor.
Peki Uranüs’e ne olacak, yani teknolojiye. İkizler’de, teknoloji herkesin kolayca anlayabileceği, her dilde konuşan, her şeyi hemen öğrenen, hep bilgiye aç herkesin bilgisayar kodu ile değil konuşarak teknolojisini geliştirdiği bir ortam yaratacak belkide.
Ai tabi inanılmaz bir enerji gerektirecek. Bu belki de Pluto’nun Kova’da olması ile daha da önem kazanacak, o çerçevede incelenmesi daha sağlıklı olacaktır ancak konuşulan çözümler ilginç. Bu enerji için küçük nükleer santrallerin her yere yayılacağından bahsediliyor. Veri Merkezlerini besleyen küçük, lokal nükleer santraller ve buradan edinilen enerjinin yerel bölgede dağıtımı.
Bir başka çözümü de Elon Musk öneriyor. Veri Merkezlerini uzaya kurarsak çok daha hızlı ve enerji verimliliği yüksek Ai servisi yaratabiliriz diyor. Bilgi, Veri Merkezleri, uzaya gidiyor! İkizler prosesi uzaydan sesleniyor! Starlink uydu sistemi, uzaydan iletişimi artık bir iki internet sağlayıcısına bağımlı kalmadan bireylerin basitçe her yerden erişebileceği hale getirdi.
Ve Jensen yeni bilgi işleme yöntemleri, şu teknolojinin her sene kendini ikiye katlayacağını söyleyen ünlü yasası Moore Yasası’nın (Moore’s Law) steroid almış hali olacak diyor. Bilgi baş döndürücü bir hızda toplanacak, işlenecek ve analiz edilecek.
Uranüs İkizler süreci, kapımızı çalan dağınık saçlı, eksantrik ve dahi bir misafir gibi. Bize çocukların yemeğinden ya da günlük rutinin konforundan değil; özgürlüklerden, uydulardan ve bilginin sınır tanımayan gücünden bahsediyor. Bu misafiri ağırlamak kolay mı; zira bizden hız, esneklik ve her şeyden önemlisi “merak” talep edecek.
Peki çocukların eğitimi? İkizler, ilköğretim yani hani şu bilgileri aldığımız, daha ham olduğumuz, yaşken eğmeye başladıkları zaman. Hah işte o zamana Uranüs hükmedecek bir süre. Geçen gün bir Ai okulunun tanıtımına gittim. Sabah çocukların her biri kendi Ai öğretmenleriyle 2 saat geçiriyorlar. Öğleden sonra ise kendi istedikleri projelerle rehberler eşliğinde ilgileniyorlar. Okulda hiç öğretmen yok, öğretmensiz okulda herkes kendi yeteneği seviyesi, isteği yönünde dersini yapıyor. Nature dergisinde makale yayınlayan liseden, gezilerini fonlamak için ‘taco truck’ ile yemek satma projesi yapan çocuklara kadar her kafadan bir ses çıkıyor. Üstelik şimdi bu okul modelini kitlelere nasıl yayarız diye konuşuyorlar. “Başımıza taş yağacak” 100 yıllık okul sistemini değiştiriyorlar. İcat çıkarıyorlar!
Heyecanlı bir zaman. Kıpır kıpır olacak gibi. Bakalım o bilgi silolarından, dünyanın yazılmış tüm yazılarından, çekilmiş tüm videolarından, fotoğraflarından, kaydedilmiş tüm seslerinden edindiğimiz ham bilgiyi Uranüs ile insanları ileri götürebilecek şekilde kullanabilecek miyiz? Gen Z’nin modern tarihte, bilişsel olarak ebeveynlerinden her alanda daha düşük test sonuçları elde eden ilk jenerasyon olduğu belirlenmiş. İnsanlar mı robotlaşacak, robotlar mı insanlaşacak. Belki başka dünyalarla iletişime geçeceğiz. Sembolizm çok uygun.
Belki Boğa’dan ayrılırken Uranüs bir nükleer bomba ile dünyayı, fiziksel varlığımızı tehdit eder. Belki tam da bu yüzden başka dünyaları bulmak için arayışa başlarız. Tabii dünyanın çevresindeki iletişim uyduları birbirine girip yörüngede milyonlarca parçalık uzay çöpü oluşturup dünyaya gelen Güneş ışınlarını kesmezse. Amma da ütopik şeyler söyledin diyebilirsiniz. Ama bunlar konusunda ciddi araştırmalar yapılmakta. Hiçbiri komplo senaryosu değil. Tekrar yeryüzüne inelim. Birilerinin kafasının içinde bir konsept değiliz. Bakalım bizi yığınlar olarak mı, bireyler olarak mı görecek yöneticiler. Bakalım bizler yığınlar olarak mı, bireyler olarak mı yaşayacağız? Komünist bakış açısı mı yoksa her eline silah alanın kendi çiftliğini koruduğu anarşik bir ortam mı?
Geçenlerde Ken Burns’ün Amerikan Devrimi’ni anlattığı belgeseli izledim. O dönemdeki sıradan sayılabilecek kişilerin yazışmaları, günlüklerinden, bu dönemi anlatıyor. O senelerde her gün ayrı bir belirsizlik her gün ayrı bir fikir ortaya çıkıyormuş. İsyan edenler, boyun eğenler, tarafsız kalmak isteyenler, savaştan servet kazananlar, ormanın içinde kendi halinde yaşayıp etliye sütlüye karışmayanlar, yeni icat yapanlar, çokça konuşmalar, tartışmalar, idealler, eşitlik özgürlük istekleri, koca bir imparatorluğa karşı ne yaparız diye düşünmeler, ülküleri bağımsızlığı için ölenler, ama hep korkunç bir belirsizlik, huzursuzluk, büyük bir gerilim. O zamanki gerilimden, özgürlükler ülkesi Amerika çıkıyor. 13 farklı koloniden her birinin, farklı yerlerden gelen insanların, özgürlük uğruna kurdukları yapı, bu gerilimden çıkmış. 5 benzemezi onla çarpın yani…
Bakalım bu seferki gerilimden ne çıkacak? 7 sene sonra göreceğiz? Uranüs bu kim bilebilir ama bilmek isteyeceğimiz kesin.
Yazan: Seda Saldamlı (İlhan Astroloji Enstitüsü)



