
8 Ağustos’ta Balık burcunda gerçekleşecek olan Ay Tutulması, bir süredir hayatımızda çözmeye, anlamlandırmaya ya da kontrol altında tutmaya çalıştığımız bazı konularla ilgili önemli farkındalıklar getirebilir. Ay tutulmaları tamamlanma, sonuçlanma zamanlarıdır. Bu nedenle önümüzdeki aylarda bazı durumların artık eskisi gibi devam edemeyeceğini fark edebilir, hayatımızda bir dönemi kapatırken yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyabiliriz.
Bu tutulmanın merkezinde Başak–Balık karşıtlığı bulunuyor. Başak hayatı düzenlemek, eksikleri görmek ve çözüm üretmek isterken, Balık hayatın her zaman zihnin kurduğu düzene göre ilerlemediğini hatırlatır. Bazen ne kadar düşünürsek düşünelim bir cevap bulamayabilir, ne kadar plan yaparsak yapalım olayların akışını kontrol edemeyebiliriz. Bu tutulma da bizden; kontrol etmek ile teslim olmak arasındaki dengeyi yeniden kurmamızı istiyor.
Balık burcundaki Ay, bastırdığımız duyguları, sezgilerimizi ve bilinçdışında taşıdığımız bazı temaları görünür hale getirebilir. Uzun zamandır görmezden geldiğimiz bir duygu, kabullenmek istemediğimiz bir gerçek ya da artık bize hizmet etmeyen bir beklentiyle karşılaşabiliriz. Balık’ın gölge tarafında idealize etme, kaçış, kurban psikolojisi ve sınırların kaybolması bulunurken; daha bilinçli ifadesinde kabulleniş, şefkat, sezgi ve teslimiyet vardır. Bu nedenle Ay tutulması, hayatımızda artık kontrol etmeyi bırakmamız gereken şeylerin ne olduğuna dikkat çekiyor.
Tutulma sırasında Güneş’in yanında Merkür’ün bulunması zihinsel sürecin de oldukça güçlü çalışacağını gösteriyor. Bir taraftan yaşadıklarımızı anlamlandırmak, nedenlerini bulmak ve çözüm üretmek isterken, diğer taraftan duygularımız bize bambaşka bir şey söylüyor olabilir. Akıl ile sezgi, bildiklerimiz ile hissettiklerimiz arasında kalabiliriz. Ancak bazen sorunları daha fazla düşünmekle değil, zihni biraz susturup iç sesimizi duymaya çalışarak çözebiliriz.
Gökyüzünün en dikkat çekici dinamiklerinden biri ise Uranüs’ün tutulmaya yaptığı güçlü temas. Bu nedenle önümüzdeki dönemde planlarımızın dışında gelişen olaylarla karşılaşabilir, beklenmedik haberler alabilir veya daha önce hiç düşünmediğimiz bir seçeneğin ortaya çıktığını görebiliriz. Bir konuşma, bir haber ya da aniden gelen bir farkındalık olaylara bakışımızı tamamen değiştirebilir.
İlk anda düzenimizi bozan bazı gelişmeler huzursuzluk yaratabilir. İnsan doğası bildiği ve alıştığı şeyin içinde kendini daha güvende hisseder. Oysa bazen düzen, bozulduğu için değil, artık bize hizmet etmediği için değişiyor olabilir. Hayat bizi alıştığımız yolun dışına çıkardığında bunun bir kayıp olduğunu düşünebiliriz. Oysa sonradan dönüp baktığımızda, bazı beklenmedik değişimlerin bizi hiç düşünmediğimiz yeni bir yola taşıdığını fark edebiliriz.
Bu tutulma aynı zamanda düşünce kalıplarımızı değiştirmemizi de isteyebilir. Uzun zamandır doğru olduğuna inandığımız fikirleri sorgulayabilir, olayları farklı bir açıdan görmeye başlayabiliriz. Her şeyi siyah ya da beyaz olarak değerlendirmek yerine, hayatın içinde çok daha fazla olasılık bulunduğunu fark edebiliriz.
Tutulma sırasında gökyüzünde bulunan Mars–Satürn gerilimi, harekete geçmek istediğimiz halde bazı engellerle karşılaşabileceğimizi gösterebilir. İstediklerimizin hemen gerçekleşmemesi, gecikmeler ya da sorumlulukların bizi yavaşlatması zaman zaman sabırsızlık yaratabilir. Ancak her engeli bir başarısızlık olarak görmek yerine, doğru zamanı ve doğru hareket biçimini bulmamız gerekebilir. Böylece daha sağlam adımlar atmamız mümkün olabilir.
Gökyüzünde Jüpiter ile Satürn arasında oluşan uyumlu açı ise bütün bu değişim sürecinin önemli desteklerinden biri. Bir tarafta eski düzenin değişmesi gerekirken diğer tarafta yeni ve daha sağlam bir yapı kurma fırsatı bulunuyor. Hayallerimizi yalnızca bir ihtimal olarak bırakmak yerine onları gerçekçi adımlarla hayata geçirmek, büyümek istediğimiz alanlarda daha kalıcı temeller oluşturmak mümkün olabilir.
Bu Ay Tutulması’nın bir başka önemli özelliği ise Ay düğümlerinin artık Başak–Balık aksından çıkarak Aslan–Kova aksına geçmiş olması. Böylece uzun zamandır üzerinde çalıştığımız kontrol, teslimiyet, düzen ve akış temalarının ardından yeni sürece geçiyoruz.
Başak–Balık aksı bize hayatın her şeyini kontrol edemeyeceğimizi, bazen elimizden geleni yaptıktan sonra akışa güvenmemiz gerektiğini öğretti. Şimdi ise Aslan–Kova aksıyla birlikte bireyselliğimiz ile ait olduğumuz bütün arasındaki ilişkiyi sorgulayacağımız yeni bir döneme giriyoruz.
Güney Ay Düğümü’nün Aslan’a geçmesiyle birlikte sürekli görülme, onaylanma ya da merkeze alınma ihtiyacımızı sorgulayabiliriz. Kuzey Ay Düğümü Kova ise bizi daha objektif düşünmeye, farklılıklara alan açmaya, birlikte üretmeye ve bireysel egonun ötesindeki daha büyük amaçları fark etmeye davet ediyor olabilir.
12 Ağustos’taki Aslan Güneş Tutulması kendi ışığımızı bulabilmenin ve kim olduğumuzu cesaretle ortaya koyabilmenin önemini hatırlatmıştı. Aslan’ın gerçek görevi yalnızca alkış toplamak değil, içindeki yaşam enerjisini ve yaratıcılığını özgürce ifade edebilmektir. Şimdi ise; kendi ışığımızı bulduktan sonra, onu yalnızca kendimiz için mi kullanacağız, yoksa daha büyük bir bütünün parçası haline mi getireceğiz? sürecine geçiyoruz.
Psikolojik açıdan baktığımızda ise bu tutulma, bilinçli zihnin her şeyi anlamlandırma ve kontrol etme ihtiyacı ile bilinçdışının bize getirdiği duygular arasında güçlü bir karşılaşmayı temsil ediyor. Carl Gustav Jung’un yaklaşımında bireyleşme süreci yalnızca kendimiz hakkında bildiklerimizle değil, henüz bilincimize dahil etmediğimiz parçalarımızla karşılaşarak ilerler. Bazen hayatın beklenmedik şekilde yön değiştirmesi, bilinçli olarak seçtiğimiz yol ile içsel olarak gitmek istediğimiz yol arasındaki farkı görünür hale getirebilir.
Belki de bu nedenle bu tutulmanın en önemli mesajı her şeyi çözmeye çalışmak yerine, bazı şeylerin zaman içinde anlam kazanmasına izin verebilmek olabilir. Kontrolümüz dışında gelişen her olay bir tehdit olmayabilir. Bazen bilinçli olarak henüz göremediğimiz başka bir ihtimalin kapısı açılıyor olabilir.
Önümüzdeki aylarda bazılarımız bir ilişkiyi, alışkanlığı ya da uzun zamandır taşıdığı bir beklentiyi geride bırakabilir; bazılarımız planlarının değişmesiyle hiç düşünmediği yeni bir yola girebilir; bazılarımız ise uzun zamandır içinde hissettiği fakat adını koyamadığı bir gerçeği fark edebilir.
Olaylar hepimiz için farklı alanlarda yaşanacaktır. Ancak hangi şekilde deneyimlenirse deneyimlensin, 28 Ağustos’ta gerçekleşecek Balık burcundaki Ay Tutulması bize, bazen hayatın yeni bir yöne gidebilmesi için önce her şeyi kontrol etmekten vazgeçmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Yazan: Tuğçe Alagöz
Kaynakça:
Barış İlhan, Astroloji Dersleri Kitabı
Jan Spiller, Ruhsal Astroloji
Carl Gustav Jung, Arketipler ve Kollektif Bilinçdışı



